......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 317240

“Vakıf Eserlerini Yaşatıyoruz”(!)

Yazar : | Tarih : 1 ay, 4 gün önce / | Görüntüleme : 158
 “Vakıf Eserlerini Yaşatıyoruz”(!)
Hatay Mehmet Şah Vakıf İşhanı’nın Yeşil Alana dönüştürülmesi/Şehir Meydanı olması projesi ve Vakıflar İdaresi!

 

Muttali olduğumuzdan beri zihnimizi meşgul eden bir konuydu, Vakıf İşhanı’ının yeşil alana/şehir meydanına çevrilmesi. Edinilen bilgiye göre Valilik, Büyükşehir ve Antakya Belediyelerinin ortaklaşa gerçekleştireceği ifade edilen proje.

Ancak, bir projenin usule uygun, bu milletin tarihten gelen değerlerine dikkat edilerek yapılması da beklenir. Hele ki bu yerin Vakıflara ait bir yer olduğu düşünülürse, bu dikkatin hem dünyevi hem de uhrevi mesuliyeti taşıdığı da kesindir. (N. Duran, “Şahit ol ya Rab!” ve “Vakıf Ruhuna Vakıf Olmak!”) yazılarımızda, konunun neden olmazlığını uzun uzadıya anlattık. Vakıf ruhuna muttali olmayanlar, günübirlik bir başarı için maalesef yollarına devam konusundaki ısrarlılarını anladık, iyi de kendilerine emanet edilen vakıf mallarını, korumakla yükümlü ve sorumlu olan Vakıf yetkililerinin neden sesi çıkmaz ve bu konuda neden kamuoyunu aydınlatmaz?! İdarecilerin kendi kurumlarını ilgilendiren çok önemli bir hadisede, bilgi vermiyor olmalarının altında neyin yattığı, kamuoyu tarafından merak edilmediği mi sanılıyor?

Onlara sesleniyorum: Siz de susmakla uhrevi mesuliyetten kurtulacağınızı zannetmeyin! Aslında uhrevi mesuliyetten önce, görevinizi yapmadığınız için suç işlediğinizin farkında mısınız? Önceki yazılarda demiştik ki; “Ve siz ey Vakıf yetkilileri, vakfın sahibi, bu yeri satasınız diye mi vakfetmiş? Vakıf senedinde bunlar mı yazılı? Alınan göstermelik parayla Şah Vakıf İşhanı’nın vakıflara akar sağlamak bağlamında isminin tarihten silineceğini bilmiyor musunuz?! Bu duyarsızlık, Vakıf anlayışına darbe vurmak ve onu sekteye uğratmak anlamına gelmez mi?”

Haydi yetkililer vakıf mevzuatını bilmiyorlar, Başkanın da bu konunun uzağında olduğunu gösteren “tamam, vakfın bedduası var, şudur budur, ama vakıflar hayır kuruluşlarıdır, yani. O zaman memlekete hayır yapacaksınız…” sözünü ve bilgi eksikliğini düzeltme gereğini duymanız geremez miydi? Bu mudur sizin idarecilik anlayışınız? Sizin kurumuzla ilgili işleyişi başkaları mı düzenleyecek? Bu konuda önüne gelen konuşuyor; sözüm ona sivil toplum örgütleri, gazetecisi yöneticisi… herkes, ama siz hariç! Herkes size ayar veriyor, malınız üzerinde fikir beyan ediyor, ancak siz hariç! Kurumuzun haklarını savunamıyorsanız, vakıf malları üzerindeki tasarrufun nasıl olması gerektiği konusunda yetkilileri bilgilendirmiyorsanız, sahi o koltukta neden oturuyorsunuz? Sizden beklenen görevinizi yapmanızdır. Siz görevinizi yapın ki en azından sorumluluktan azade olasınız! Peki, yaptınız mı? Bakın, bu konunun bir benzerini İl Kültür ve Turizm Müdürü olduğumuz dönemde, yaşadığımız sayısız örnekler içinden size sadece bir örnek vereceğim:

Dönemin Valisinin gözetiminde/koordinesinde, İlimizle ilgili konuları görüşmek üzere bütün İl Müdürleri ve ilgili yetkililer, Valiliğimizde toplanmıştık. Konular ciddiyetle görüşülürken Sayın Valimize bir telefon geldi. Telefonda söylenene karşılık, Sn. Valimiz, “Allah Allah! Nasıl müsaade edilmez, kamunun yararına bir yol açılacak! Müdür bey burada, bir soralım: “Müdür Bey sizin elemanlarınız yolun açılması ile ilgili olarak neden izin vermiyorlar? Bir de rapor tutmuşlar.” Sayın Valim olaydan haberim yok, kim tutmuş, nereyle ilgi rapor tutulmuş? Dedim. Aslında tahmin etmiştim, duyduğum bazı kelimelerden yola çıkarak yeri ve durumu. Valimiz: “Küçük Dalyan’da, Asi kenarında, İskenderun’a giden yolun açılması” dedi. Dedim ki; “Sn. Valim, benim personelim doğrusunu yapmış, görevlerini yerine getirmişler. Yapmasalardı ilgililer hakkında soruşturma açardım.” Sn. Valimiz; “Müdür Bey, kamunun yararına yol açılacak, neden engelleniyor?” Deyince, şu açıklamayı yaptım: Sizi bilgilendirmek bizim görevimiz, orası sit alanı olduğu için değil oraya yol açmak, çivi bile çakamayız. Ancak bununla ilgili proje hazırlanır, bize tevdi edilir, hazırlanan bilgilerle birlikte bunu koruma kuruluna göndeririz. Ve sonucu bekleriz. Durum bu, Sn Valim, ancak bilgilendirme aşamasından sonra, mülki amirimiz olarak tabii ki takdir sizindir efendim. Verirsiniz

emri, yaparlar. Ancak sit alanı ile ilgili kanunlar kesin ve acımasızdır.” Arz ederim, deyince. Valimiz telefondakine, “sonra görüşürüz” dedi ve bizlere teşekkür etti.

Evet, Sayın Vakıf yetkilileri, şayet orası bizim şahsi mülkiyetimiz olsaydı, kendi hukukumuzu arama ve koruma noktasında bu kadar duyarsız olabilir miydik? Bu duruma göre, Vakıf malları üzerinde yapılmak istenen uygunsuz tasarruf hakkında sus pus olmamız nasıl açıklanabilir?

Kaldı ki, Eski garaj yeri ile takasa yanaşmadığı belirtilen Belediye Başkanı Sn. Lütfi Savaş, tok bir alıcı pozisyonunda ve bin bir nazla ve sanki Vakıf yetkilileri bu yer ellerinde patlamış ve elden çıkarmak için can atıyorlarmışçasına, ilgili yerin altının temiz olması gerektiğini, çünkü altına otopark yapacağını, aksi takdirde almayacağını açık açık ifade etmedi mi? Otopark yaparak bir iki yılda verdiği paranın fazlasını çıkaracağını o bilirken siz onun kadar olsun hesap bilmekten aciz misiniz?

Diğer taraftan “Vakıf, kişilerin hiçbir tesir altında kalmadan, kendi özgür iradeleriyle helal mallarını Allah rızası için veya kendilerine göre kutsal saydıkları bir gaye için, kendi mülkiyetlerinden çıkararak bir amaca tahsis etmeleridir” Şeklinde vakfedilen bir malın mahiyetini değiştirmek yasal mıdır, vicdan mıdır, adalet midir ve hepsinden daha önemlisi ahlaki midir?

Vakfiyeler doğrultusunda Vakıf malını korumak sizin göreviniz değilse, kimin görevidir? Siz bu yanlışı düzeltmek için ne yaptınız? Esas görev ve sorumluluğunuz bu değil mi?

Son olarak; Antakya’nın göbeğinde olan Vakıf İşhanı’nın şantiyesinde, samimiyetsizliğin belgesi olarak branda üzerine; “Vakıf Eserlerini Yaşatıyoruz”, diye yazılan yazıdır! Güldürmeyin insanları kendinize! Siz Vakıf malını böyle mi yaşatıyorsunuz? Malınızın, nahak yere gasp edilmeye çalışılmasına göz yumarak mı?! Sesinizi çıkarmayarak mı bunu yapacaksınız?

Bakın! Ya yazının gereğini yapın yahut da o yazıyı oradan indirin!

Umarım, sizi de yüceltecek olan bu haklı sesi ve feryadı duyarsınız!