......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 317239
YORUM MANŞET
ANTAKYA GÜZELLEŞİYOR
ANTAKYA GÜZELLEŞİYOR

ANTAKYA GÜZELLEŞİYORAntakya Belediye Başkanı İzzettin Yılmaz ve ekibinin, şehrimizin güzelleşmesi adına yaptığı çalışma ve hizmetler takdir topluyor

 Antakya Belediyesi’nin kentin yollarını, parklarını ve şehir düzenini güzelleştirmeye yönelik çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.

Antakya Belediye Başkanı İzzettin Yılmaz, belediye yönetimi ve tüm çalışanları özellikle son dönemde yaptığı hizmetlerle Antakya halkının beğenisini kazanıyor.

Belediye sorumluluk alanı içindeki cadde ve sokakları beton asfaltla kaplayan Başkan Yılmaz ve ekibi, geleceğimizin teminatı çocukları da unutmayarak onlara yakışır parklar yapıyor.

Antakya Belediyesi şehir genelinde bulunan tüm parklarda bakım, onarım ve güzelleştirme çalışmalarına devam ettiğini, çocukların huzur ve güven içerisinde oynayabilecekleri alanlar oluşturduklarını bildirdi. 

Antakya Belediyesi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre yürütülen hizmetler kapsamında Saraykent ve Narlıca Mahallelerinde bulunan parklarda güzelleştirme, bakım ve onarım çalışmaları gerçekleştiriliyor. 

Pek çok parkta çocukların daha rahat oynayabilmesi amacıyla kauçuk zemin döşeme çalışmaları gerçekleştiriliyor.  

Parkların içerisinde ailelerin rahat nefes alabileceği kent mobilyaları; banklar ve kamelyalar yerleştiriliyor. 

Yapılan açıklamada Antakya’nın 95 mahallesinde bulunan tüm parklarda güzelleştirme hizmetlerinin periyodik program çerçevesinde gerçekleştirileceği bildirildi. 

(Haber Merkezi)

SEYYANEN ZAM VERİLSİN, GELİR KAYBI GİDERİLSİN
SEYYANEN ZAM VERİLSİN, GELİR KAYBI GİDERİLSİN

SEYYANEN ZAM VERİLSİN, GELİR KAYBI GİDERİLSİNMemur-Sen Hatay İl Temsilciliği ve bağlı sendikalar memur maaşları için basın açıklamasında bulundu.

Türkiye genelinde 81 ilde olduğu gibi ilimizde de Memur-Sen’e bağlı sendikalar haykırarak "Seyyanen zam verilsin, gelir kaybı giderilsin" dedi.

 Dün Memur-Sen Hatay İl Temsilciliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Memur Sen Hatay İl Temsilcisi İsmail Bayrakdar, Enflasyon canavarına kurban edilmiş bir zam oranıyla karşı karşıyayız diyerek şu açıklamalarda bulundu:  Haziran ayı enflasyon rakamı açıklandı. Böylelikle kamu görevlilerinin 2021 yılı ilk altı aylık zam oranına eklenecek enflasyon oranı da belirlenmiş oldu.

5. Dönem Toplu sözleşmenin mutabakatsızlıkla sonuçlanması sonucu Kamu İşvereni ve Kamu Görevlileri Hakem Kurulu 2021 yılı için %3 + %3 zammı kamu görevlilerine reva görmüştü.

Bugün açıklanan 1,94’lük Haziran ayı enflasyon oranıyla 2021 yılı ilk altı aylık enflasyon farkı 5,45 olmuş, böylelikle 1 Temmuz 2021 itibariyle % 8,45’lik bir artış olmuştur. Bu zam değil, enflasyon kaynaklı memurun kaybıdır.

Hiçbir gerçeği ıskalamadan, özellikle enflasyon üzerinden yaşanan gelir kayıplarının tazmini noktasında hem sesimizi hem de sözümüzü bu meydandan ve diğer 80 ilimizden yükseltiyoruz.

6. dönem toplu sözleşmenin arefesinde, bugün açıklanan enflasyon rakamları, deyim yerindeyse evdeki hesabın çarşıya uymadığını bir kere daha tescil etmiştir. Son 18 aylık enflasyon rakamlarına baktığımız zaman hedeflenen enflasyonun 3 katı, maaş ve ücretlere yapılan artışın ise tam 2 katından fazla oranda bir sapma olduğu görülecektir.

Böylesi büyük bir sapma, hedeflenen enflasyon üzerinden ücretlendirme politikasının yanlışlığını ortaya koymuyor mu?

Biz, ilk günden beri bu yöntemin yanlış olduğunu dile getirdik. Kaldı ki, kamu işvereninin üzerinden pazarlık yaptığı öngörüler hiçbir zaman tutmadı, tutmayacaktır da.

Aslında hükümet, oluşturduğu sistematikte “kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyerek bu gerçeği itiraf etmektedir. Fakat Memur-Sen olarak; 4. ve 5. Dönem Toplu sözleşme süreçlerinde hükümetin sığınağı haline gelmiş olan “kamu görevlilerini enflasyona ezdirmeyeceğiz” sözünün hakkaniyeti yansıtmadığını söyleyerek kamu görevlilerinin büyümeden ve refahtan pay alması gerektiğinin altını çizdik ve bunun mücadelesini verdik.

Biz ülke gerçeklerini temel alan tekliflerle masaya oturduk hep Ekonominin gerçekleri ve alın terinin hakkını vermeye dair gerekler yerine, tahmini enflasyon rakamları ile alım gücünü sıfırlayan, gerçekleşmesi mümkün olmayan hedefler üzerinden belirlenen artış oranına dayanan mantıkta ısrar etmenin manası ve anlamı yok. Geldiğimiz nokta ortada yaşanan süreç maalesef Memur-Sen’in haklılığını tescilledi.

Gelin bu çarpık sistematiği değiştirelim! Hayali enflasyon hedefler üzerinden değil, reel gerçekler üzerinden artışları belirleyelim. Artık enflasyon oranı bazlı güncelleme/yeniden değerleme katsayı uygulaması yerine büyümenin yansıtıldığı, refah payının kamu görevlilerine aktarıldığı adil bir sistemin kuruluş startının hep birlikte verelim.

Biz, gerçeklere uygun yüzdelik zam, geçmiş kayıpların telafisi için seyyanen zam ve büyüyen Türkiye’den memurların refahına düşen payını istiyoruz. Kamu işvereninin belirlediği zam, Mart demeden buharlaşıyor. Tam da bu yüzden,

en düşük devlet memuru maaşının % 10’undan az olmamak üzere seyyanen zam talebini her zemin ve şartta dile getirdik, getirmeye de devam edeceğiz. Biz, olmayan bir kaynaktan artış istemiyoruz. Var olan ve kamu görevlilerinden sakınılan bir kaynaktan payımız olanın, hakkımız olanın verilmesini istiyoruz.

Evet, Türkiye’nin ekonomisi büyüyor. İhracatta tüm zamanların rekoru kırılıyor.  Fakat birçok kesimin haklı olarak tepki gösterdiği şekilde Türkiye’nin büyümesinden sadece yüksek gelirli kesim, büyük sermaye ve finans sektörü pay alıyor. Büyümenin ürettiği kaynağı, bu kesimler kendi arasında paylaşıyor. Ne yazık ki, gelir dağılımındaki makas gün geçtikçe açılıyor, ülkeyi ayakta tutan orta sınıf eriyor, tabanla tavan arasındaki uçurum büyüyor.

Evet, Türkiye ekonomisi büyüyor fakat memurlar büyümüyor. Kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları söz konusu olduğunda “mali disiplin”, “bütçe imkânları” ve “tasarruf tedbirleri” başta olmak üzere çeşitli bahaneler üretiliyor. Hal böyle iken; Sermaye ve finans kesimi için teşvik paketleri, vergi afları çıkarılıyor. Bunun bir sosyal maliyetinin olacağını herkesin düşünmesi gerekmiyor mu? “Dedi.

(Haber Merkezi)

DEV ESERLERİ HİZMETE AÇTI
DEV ESERLERİ HİZMETE AÇTI

DEV ESERLERİ HİZMETE AÇTICumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hatay'da
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilimizde yapımı gerçekleştirilen yatırımların toplu açılış törenine katıldı.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce 200 bin metrekare kapalı alana sahip Antakya Mobilyacılar İhtisas Sanayi Sitesi, daha sonra BOTAŞ'ın Dörtyol Terminali'ndeki yüzer LNG depolama ve gazlaştırma tesisine sahip Ertuğrul Gazi gemisi ve ardından 26 bin 600 seyirci kapasiteli Hatay Stadyumunu hizmete açtı.

Bir dizi açılış törenini gerçekleştirmek üzere Hatay Stadyumuna gelen ve konuşmasına tüm vatandaşları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay'ın Akdeniz'in incisi, tarihin, kültürün, dayanışmanın şehri olduğunu belirterek, "Hatay, canlarını ve onurlarını kurtarmak amacıyla kendisine gelen tüm kardeşlerine kucak açmış, hepsini bağrına basmıştır. Dünyanın hızla etnik, dini, kültürel ayrımcılık bataklığına gömüldüğü bir dönemde Hatay, tarih boyunca yaptığı gibi bugün de tüm insanlığa örnek olmayı sürdürüyor.19 yıldır hep yaptığımız gibi, Hatay'ın bu mücadelesine yatırımlarımızla, hizmetlerimizle, eserlerimizle destek veriyoruz.  Hatay'a hem hasret gidermeye hem de her biri diğerinden önemli bir dizi yatırımın resmi açılışını yapmaya geldik. Hatay Stadı, 26 bin 600 kişilik kapasitesiyle şehre yakışır bir eser oldu. TOKİ tarafından inşa edilen bu güzel stadımızın, bordo-beyaz renkleriyle gönüllerimizde taht kuran Hatayspor'un başarılarının coşkusuyla şenleneceğine inanıyorum. Stadımızın şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." dedi.

Hizmete alınma sevincini paylaşacakları bir diğer yatırımın, BOTAŞ'ın Dörtyol Terminali'ndeki yüzer LNG depolama ve gazlaştırma tesisine sahip Ertuğrul Gazi gemisi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendi sınıfında son teknolojiyle inşa edilen Ertuğrul Gazi gemisi, ihtiyaca göre Dörtyol veya Saros terminallerinde günlük 28 milyon metreküp kapasitesiyle gazlaştırma işlemi yapabilecektir. Kendi bayrağımızla hizmet verecek Ertuğrul'un bir diğer özelliği de kamyon, tank ve gemilere doğrudan yükleme yapabilme kabiliyetine sahip olmasıdır. Uzunluğu 295 metre, genişliği 46 metre olan bu gemi, gazlaştırma kapasitesi itibarıyla ülkemizin doğalgaz ihtiyacının yüzde 10'undan fazlasını karşılama imkanına sahiptir." dedi

ANTAKYA MOBİLYACILAR İHTİSAS SANAYİ SİTESİ

Resmi açılışını yapacakları bir başka eserin de Antakya Mobilyacılar İhtisas Sanayi Sitesi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ahşap işlemeciliği, şehrimize Habib-i Neccar Hazretlerinin mirasıdır. Ülkemizin önemli mobilya üretim ve ahşap işlemeciliği merkezleri arasında yer alan Hatay'ın, açılışını yapacağımız Mobilyacılar İhtisas Sanayi Sitesi ile bu alanda yeni bir atılım yapacağına inanıyorum. Şehrin muhtelif bölgelerinde, çoğu da uygun olmayan yerlerde ve verimsiz şartlarda çalışan mobilyacılarımız, toplam 200 bin metrekare kapalı alana sahip bu sitede, en modern şartlarda üretime devam edecektir." dedi.

Konuşmasının ardından açılışı yapılan eserlerin ülkeye ve Hatay'a hayırlı olması dileğinde bulunarak bu yatırımların Hatay'a kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurdele kesimi sırasında kendisine sevgi gösterisinde bulunan çocuklarla, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Kasapoğlu, Hatay Valisi Rahmi Doğan, Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, Türkiye Futbol Federasyon Başkanı Nihat Özdemir, TOKİ Başkanı Ömer Bulut ve Hatay Milletvekilleri ile birlikte kurdeleyi keserek açılışı gerçekleştirdi.

(Haber Merkezi)

AMİK OVASININ GAP’I SUYA KAVUŞTU
AMİK OVASININ GAP’I SUYA KAVUŞTU

AMİK OVASININ GAP’I SUYA KAVUŞTUKorona günlerinde fark edilmese de son 2 yılda Hatay çok büyük DSİ yatırımlarına kavuştu. 1970’li yılların ortasında başlayan ve yaklaşık yarım asır süren dev projelerin sonuna gelindi.

TBMM Dijital Mecralar Komisyon Başkanı ve AK Parti Hatay milletvekili Hüseyin Yayman konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Başbakan Süleyman Demirel tarafından 1974 yılında inşaatı başlayan ve 1977’de işletmeye açılan Tahtaköprü Barajı 2020 yılında korona salgının gölgesinde sessizce Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan tarafından tamamlandı.

Tahtaköprü barajının 10 metre yükselmesiyle Amik ovasının suya hasreti son buldu. Su tutma kapasitesi 3 katına, sulama alanı 4 katına çıkan baraj ovaya can verdi.

İKİNCİ ÜRÜN EKİLMEYE BAŞLANDI

Tahtaköprü Barajı yükseltilmeden önce sadece tek ürünün ekildiği Amik ovasında şimdi iki ürün alınmaya başladı. Çiftçinin yüzü güldü. Derin kuyulardan alınan su yerine kanallardan alınan su enerji maliyetlerini yüzde 70 oranında düşürdü.

Aktaş, Kazkeli, Aşağıoba, Hamamiskanı, Güventaş köylerine su ulaştı. Geçmişte bu köylerin derelerinde kurbağalar, balıklar, kaplumbağalar dahi yaşanmazken bugün derelerde su bulunuyor. Çiftçiler, kuyular yerine buradan su alıyorlar ve mahsüllerini suluyorlar.” ifadelerini kullandı.

NEHİR GİBİ KANAL AÇILDI

DSİ Genel müdürlüğünün üstün ve yorucu çalışmalarıyla Ceyhan nehrinin suyu Amik ovasına getirildi.

123 km kanal uzunluğu, 22 metre kanal genişliği, 7 metre derinliği, Debisi 80 metreküp, 6 km tünel var.

Devlet Su işleri genel müdürlüğünün yıllara varan çalışmalarıyla Ceyhan nehri üzerindeki Menzelet ve Kılavuzlu barajlarındaki su günümüzde Tahtaköprü barajına taşınıyor.

Tahtaköprü’den Amik Ovasına aktarılan su ovanın suya hasretine son verdi. Suyun gelmesiyle ovaya can ve bereket geldi. Ovada verim yükseldi çiftçinin cebine daha fazla para girmeye başladı.

Kazkeli Muhtarı Mustafa Tüfek, suyu getirenden Allah razı olsun. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve bölge Vekilimiz Hüseyin Yayman’a özellikle teşekkür ederiz dedi.

Güventaş Muhtarı İbrahim Akcan’da yaptığı açıklamada “Derelerimizde balıklar ölüyordu. Su yoktu. İkinci ürünü ekmek bir yana birinci ürün İçin dahi su yoktu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Vekilimiz Hüseyin Yayman’a teşekkür ederiz, Allah razı olsun dedi.

KARASU KANALI HIZLA İLERLİYOR

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin bizzat gelip yerinde incelediği Karasu kanalı ise hızla sona doğru ilerliyor.

Karasu kanalı ise Tahtaköprü’nün suyunu Reyhanlı barajına taşıyacak. 37 km uzunluğundaki yeni kanalla birlikte DSİ yaklaşık 160 kilometrelik bir kanal yapmış olacak.

Karasu kanalı tamamen bittiğinde Ceyhan nehrinin suyu Reyhanlı havzasına taşınmış olacak.

Karasu kanalı, Uzunluğu 36 km, kanal Genişliği 7 metre, kanal Derinliği 5 metre, Kanal debisi 50 metreküp, 3.402 km tünel olacak.

Hatay vilayetinin GAP’ı olacak bu proje entegre bir sulama sistemi getiriyor. Su dev kanallarla K. Maraş, Gaziantep, Kilis illerinden geçerek Hatay’a geliyor.

Yayman açıklamasında Yaparsa AK Parti yapar diyoruz. Amik Ovasının GAP’ı olacak bu dev proje için Cumhurbaşkanımıza özellikle teşekkür ederiz. Cumhurbaşkanımızın desteği olmasaydı asla bunu başaramazdık. Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ve DSİ’ye teşekkür ederiz. Allah onlardan razı olsun.

Eser siyaseti Budur. AK Parti siyaseti Budur. Milletimiz kendine hizmet edeni unutmaz diyerek 5 vekilimizle gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz sözlerini kullandı.

(Haber Merkezi)

OLGUNLAR, ŞAKŞAK ANTAKYA YOLU YAPILMAYI BEKLİYOR
OLGUNLAR, ŞAKŞAK ANTAKYA YOLU YAPILMAYI BEKLİYOR

OLGUNLAR, ŞAKŞAK ANTAKYA YOLU YAPILMAYI BEKLİYORYayladağı ilçesine bağlı Olgunlar, Şakşak Mahallesi ile Antakya kara yolu yapılmayı bekliyor.

Vatandaşlar yolun çok kötü durumda olduğunu ifade ederek yolun yarım bırakıldığını ifade etti. Yarım bırakılan yerin de tamamlanmasını bekleyen vatandaşlar, çalışmaların bir an önce başlamasını ve en kısa sürede tamamlanmasını istedi.

Hataylı Suskun Şair olarak bilinen Necip Demir söz konusu bozuk olan yolla ile ilgili mizah amaçlı Büyükşehir Belediye Başkanına “ Lütfü Başkanım Yaptıralım Yolumuzu” isimli şiiri yazarak yolun videosunu çekti.

Suskun Şair Demir, yaklaşık 50.000 kişiye erişilen videonun dikkate alınması ve yolun en kısa sürede tamamlanmasını istediklerini söyledi.

Hataylı Suskun Şair Necip Demir, yaptığı açıklamada “Yayladağı ilçesine bağlı Olgunlar, Şakşak Mahallesi ile Antakya kara yoluna bağlanan kısmının çok kötü olmasından dolayı mahalle halkı bu durumdan şikayetçidir. Bu yola kadar olan bütün kısımlar asfalt kaplanmış sadece bu alan yapılmamıştır.

Gerekli imzalar toplanıp CİMER’e başvuru yapılmış konuyla ilgili Yayladağı Belediyesi söz konusu yolun Büyükşehir Belediyesine ait olduğunu bildirmiş Büyükşehir’de yolun yapımını üstlenmiştir. Ancak konuyla ilgili hiçbir çalışma yapılamamıştır.

Çalışmaların bir an önce başlayarak bir an önce yolun asfaltlanmasını bekliyoruz” dedi.

(Yorum Haber Merkezi)

HATAY, FESTİVALE ONUR KONUĞU OLDU

İzmir Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle bu yıl 21’incisi düzenlenen Bayındır Uluslararası Çiçek Festivali açılışında Hatay ili onur konuğu oldu.

Gerçekleştirilen açılışa, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Buğra Gökçe, Bayındır Belediye Başkanı Ufuk Sesli, İlçe Kaymakamı Mehmet Ali Öztürk, BAYÇİKOOP Yönetim Kurulu Başkanı Ersoy Sümerkan, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve parti yöneticileri katılım gösterdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla ulusal ve uluslararası ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi başaran "Bayındır Uluslararası Çiçek Festivali" renkli görüntülerle başladı.

Hatay'ın  "Onur Konuğu İl", Tekirdağ Süleymanpaşa'nın ise "Onur Konuğu İlçe" olarak katıldığı festival, geleneksel kortej yürüyüşünün ardından Bayındır ile Tekirdağ Süleymanpaşa halk dansları topluluklarının gösterileri ile devam etti.

Sadece tarımda değil çiçekçilikte de her zaman üreticinin yanında yer aldıklarının altını çizen Başkan Savaş, Hatay’da 3 bine yakın çiçek çeşidi ile 850 civarında tıbbi aromatik bitkinin de bulunduğunu belirterek Hatay’da yeni bir kooperatifin kurulduğunu ve Avrupa ülkelerine de çiçek ihraç etmek istediklerini belirtti.

Ayrıca EXPO 2021'e ev sahipliği yapacak Hatay'ın tıbbi ve aromatik bitkileri ile çiçek çeşitlerini tanıtma fırsatı bulduklarını da vurgulayan Başkan Savaş,  organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.

(Haber Merkezi)


3 yıl, 6 ay önce / 04.05.2018 09:46:11   

“İKİ İYİ ÇOCUK” ÇOK İYİ

  Yakın dönemde konusu Antakya olan ya da Antakya’da çekilen çok sayıda dizi filmi izledik.  O filmlerden hiç birisi beni en son çekilen ve adı; “İki İyi Çocuk” olan sinema filmi kadar heyecanlandırmadı. Aksine o dizilerin çoğunda gerçek Antakya yoktu. İşlenmeye çalışılan hoşgörü teması bile oldukça yapay ve yavandı. Şehrin tarihi dokusunu, zengin kültürünü yansıtmaktan çok uzaktı o diziler. Hatta izlerken öfkelendiğimi z anlar dahi oluyordu. Yalan yanlış kurgularla; her türlü entrikanın kol gezdiği köhne bir kent tasviri yapılıyordu.

Yönetmenliğini hemşehrimiz Mehmet Demir Yılmaz’ın yaptığı ve Antakya’nın sevilen tiyatro sanatçısı Mesut Kurt’un da rol aldığı İki İyi Çocuk filmini yukarıda saydığım endişelerden dolayı daha çok merak ediyor ve bir an önce izlemek istiyordum.

Film gösterime gireli iki hafta olmuştu. Ha bugün ha yarın derken nihayet dün akşam izleme fırsatı buldum. Tek kelimeyle mükemmel bir filmdi. Hatta izlerken eleştirel gözle tüm ayrıntılara dikkat ederek acabalarla, kuşkularla izledim. Elbette bir sinema eleştirmeni değilim. Sadece izlerken bende uyandırdığı duygulardan hareketle; iyi, kötü ya da fena değil diyebilecek kadardır yapacağım değerlendirme. 

Sinemadan gelir gelmez, sıcağı sıcağına yazıyorum; baştan sona çok iyi bir filimdi. Konusu bizdik çünkü. Antakyalı komiser Murat’tı filmin kahramanı. O ki; bu şehrin gülü, her Antakyalının karşılıksız sevdiği iyi çocuk. Yaşı 40’a merdiven dayasa da o hala çocuk.

Ve Antekeli Mesut; içimizden biri, söylediklerine gülüp geçtiğimiz, gerçek değerini bilemediğimiz usta bir sanatçı. Umarım bu filmde gösterdiği performansın ardından değeri daha da iyi anlaşılır.

Şairimiz Ali Yüce ve bestekârımız Muhammet Hariri’nin hatırlanması da büyük bir vefa örneğiydi. Keşke Cemil Meriç’te olsaydı.

Özetle; İki İyi Çocuk,  çok iyiydi çook…


3 yıl, 1 ay önce / 14.09.2018 09:15:53   

RABBİM, BİZLERİ UTANDIRMA!



Tahmin ediyorum ki, bir şekilde haberdar olunmuştur. Dünyaca ünlü oyuncu, Hollywood yıldızı Gerorge Clooney’in, ünlü olmadan önce gençlik yıllarında kendisine yardım eden 14 arkadaşına yaptığı jestten.

                “56 yaşındaki aktörün eski dostu Rande Gerber, Clooney'nin kendilerini arayarak 27 Eylül 2013'ü takviminize işaretleyin, hepinizi akşam yemeği için evime davet ediyorum" dediğini söyledi. Akşam yemeği için konuklar eve geldiklerinde, oturdukları masanın üzerinde kendilerine ait birer siyah çanta buldu. Çantaların içinde ise her biri 1 milyon dolar değerinde olan çekler vardı.

                Arkadaşlarının duruma şaşırması üzerine ünlü aktör şöyle demiş: "Çocuklar benim için ne kadar çok şey ifade ettiğinizi bilmenizi isterim. Los Angeles'a geldiğimde bana evinizi açtınız, koltuğunuzda yattım. Sizleri tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Şimdiye kadar sizinle kurduğum dostluğa benzer bir dostluk yaşamadım, bu yüzden benim için çok önemlisiniz ve hepimiz birlikteyken bu dostluğumuzun göstergesi olarak sizlere bir armağanım olacak. Şimdi sizden çantaları açmanızı istiyorum" Clooney'nin arkadaşı Gerber, "hepimiz şoka girmiştik" diye konuştu. Clooney paraların vergisini de ödemiş ve bu makbuzları da çantanın içine koymuş.”

                Bu ilginç haberler basına yansımış ve bu alicenap davranış herkesin dikkatini çekmişti. Bu haberleri doğrulayan Clooney, "Onlarsız şimdi sahip olduklarımın hiçbirinin olmayacağını düşündüm" dedi. Cindy Crawford'ın eşi Rande Gerber, bu durumu açıklamıştı. Kendisi de bunu doğrulamıştır.

                Clooney, dergiye verdiği röportajda, kazandığı parayı arkadaşlarına vermekten mutlu olduğunu belirterek, sahip olduğum tek şeyin, 35 yıl boyunca kendisine şu ya da bu şekilde yardım etmiş olan bu arkadaşları olduğunu söyledi. Onlarsız şimdi sahip olduklarının hiçbirinin olmayacağını düşündüğünü söyleyerek, “Bana bir otobüs çarparsa hepsinin vasiyetimin içinde olacağını düşündüm. Sonra neden otobüs çarpmasını bekliyorum ki” diyerek söz konusu yemeği düzenlediğini ve arkadaşlarına o paraları dağıttığını ifade etti.

***

                Bu olay bize şunu anlatmaktadır: Bu bir karakter meselesidir. Bu davranışın sahibinin hangi ırktan, hangi düşünceden, hangi dinden, hangi mezhepten olduğunun önemi yoktur. Her yaratılmışın güzel fıtrat üzere yaratıldığını biliyoruz. İlk Müslümanlardan olan Habbâb b. Eret, Resulullah’ın, İslâmiyet’i Ebû Cehil veya Ömer ile kuvvetlendirmesi için dua ettiğini bizzat duyduğunu belirtmektedir. Fakat bir duanın tecellisini isteyene, o doğrultuda iradesini kullanana nasip olduğu da bilinmektedir.

                İşte toplumsal ilişkilerimizi her daim bu anlayış ve bu değer yargıları üzerine kurmamız gerektiğinin çok önemli bir örneğidir bu. Hiç kimse hakkında önyargı ve ön kabulümüz olmadan ve her tür şartlanmışlıklardan uzak bir şekilde inşa ettiğimiz ilişkilerimizin, olumlu yansımalar olarak hem bize hem de toplumumuza döneceği bilinmelidir. Toplumun huzur kaynağının, hiç şüphesiz birbirine hoş görü dediğimiz müsamahayla yaklaşan, aralarındaki dayanışmayı, sevgi ve saygıyı güçlendiren bireylerin varlığıyla mümkün olduğunu da yaşananlar bize göstermektedir.

                Zaman zaman, yaşadığımız bu topluma hayat veren faziletli insanları konu etmişizdir yazılarımızda. Aslında bundan söz etmek, yazıya konu edinmek, böyle büyütülecek bir mesele de değildir. Bunu yapmak hakşinas her kalem erbabının da görevidir. Bunun bir bakıma hakkın da teslimi manasına geldiğini biliyoruz. Bunu bildiğimiz gibi marifetin iltifata tabi olduğunu da… Esasen her hak sahibine hakkını vermek de emredildiğimiz hususlardan değil midir? Bu sebepten dolayıdır ki bunlar, bireylerin azami titizlik göstermesi gereken konular içerisinde değerlendirilmelidir. Her birey, yaptığı işin şekli, rengi ve çeşidi ne olursa olsun, o güzel toplumun inşası için tuğlasını bir düzen ve disiplin içerisinde yerli yerine döşemek zorundadır. Bu gayretle yapılacak çalışmalar, şüphesiz kentin kültürünü ve medeniyetini oluşturarak o kentin tarih içindeki seçkin yerini almasını sağlar. Burada ana mesele, bu koşuda temel değerlere sahip çıkarak, kimse kimseye çelme takmadan, kendine düşeni yapması ve halkına hizmet etmenin kutsiyeti içerisinde bir güzellik yarışının içinde olduğunu idrak etmesidir.

                Bu kentin yetiştirdiği ender kalem erbabından bir kardeşimiz, hakkımızda bir yazı kaleme almış olduğunu biliyoruz. Öncelikle teşekkür ediyorum, hem kendisine hem de bu yazı dolayısıyla memnuniyetlerini belirten kardeşlerime. Bu kardeşimin yazılarını her daim severek ve ilgiyle okuduğumu belirtmek isterim. Bunun sebebi olarak da, yazılarını inandığı gibi yazmasıdır. Fikirlerine katılırsınız veya katılmazsınız, olaylar üzerine vardığı yargılarına, ama kesinlikle katılmanız gereken bir husus vardır ki, düşüncelerinin özgün oluşudur. Kendisine ait oluşudur. Biz bu memlekette sipariş üzerine kalemini başkasının emrine vermiş nice yazar(?) biliyoruz. Düşüncelerine katılsak da katılmasak da kendini ifade eden yazarların varlığı ayrı bir gurur kaynağı, ayrı bir övünç kaynağı değil midir? Hele ki bu onurlu kalemin sahibi sizin hemşeriniz ise, sevincinize sevinç katmaz mı?

                Evet, Şemsettin Günay’dan söz ediyorum, değerli bir yazarımızdan. Kendisi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Kamu Yönetimi’nden mezun olmasına rağmen ticaretle uğraşmayı tercih eden başarılı bir müteşebbis... Sadece başarılı bir girişimci dersek ona haksızlık etmiş oluruz. Hatay’da okuyan, araştıran ve yazan pek az sayıdaki insanımızdan biridir. Hem de hiçbir ideolojiye teslim olmadan, inandığı ve değer verdiği değerleri uğruna özgürce yazan biri… Bu konudaki mütevazılığını yansıtan kendine özgü yorumuyla… Ne ki, yazılarında uzun bir zaman “Güneş Gündem” müstear ismini kullanarak yazmıştır. Hatta bu sebepten dolayı, bunu anlama kültüründen fersah fersah uzak olan bir kalemin, … şecaat arz ederken sirkatini söylemesine şahit olduk. Onu, gerçek ismini kullanmaktan korkmakla itham etmişti. Gerekçesini de bir ideolojiye bağlı olmasından kaynaklandığını ileri sürüyordu. Ofisinde bana konuyu açmıştı. “Eyvahlar olsun, yazarlık ayağa düşmüş” dedim. “Bugün o şahsın da ödünsüz kabul ettiği yazar başta olmak üzere pek çok bildiğimiz yazar, müstear isim kullanmıştır. Edebiyat ilmini tedris etmeyen birinin böylesine cehaletini izhar etmesi bir komedidir” dedim ve müstear ismini kullananların listesini kendisine takdim etmiştim.

Ama sonradan aralarında ciddi bir samimiyetin kurulduğuna da şahit olduk. Ah keşke o yıkılası önyargılar önceden parçalanmış olsaydı da birlikte fikir geliştirilse ve projeler üretilseydi. Sizce kim kazançlı çıkardı bu işten? Tabii ki İlimiz ve dahi insanlık, değil mi?

Hemşerimiz olsun olmasın bu kente hizmeti, emeği geçen herkesin hakkını vermeyi şiar edindiğini biliyoruz. 24.06.2014 tarihli yazısında, Sn. Şemsettin Günay, “İlk meclis oturumunda Sayın Celalettin Lekesiz’in Hatay’ın fahri Kültür Elçisi ilan edilmesi için tüm şartları zorlamayı düşünüyorum. Çünkü şu anda bu unvanı ondan daha fazla hak eden bir kimsenin olduğunu sanmıyorum” diyordu. “Doğru söylüyor, bunun da yapılması lazım” demiştim ve “Bir basın toplantısında, ‘Hataylılara yeterli hizmeti veremediğim için mahcubum.’ diyen ve fahri hemşerimiz unvanını çoktan hak etmiş Sayın Valimizi bu kutlu hizmetleri yolunda köstek olmaya çalışan “yıkıcılar”a “dur” demenin, ilini seven her Hataylının görevi olduğuna inanıyorum” diye de eklemiştim.

Sağ olsun kardeşimiz, bizden bahseden cümlelerinin altında ezildiğimizi ve mahcubiyet duyduğumuzu ifade etmeliyim. “Bu güzel sözlere layık mıyım?” diye sırtıma beklemediğim bir yükün de bindiğinin/yüklendiğinin farkındayım, şüphesiz. Bu teveccühler karşısında kardeşimin şahsında bütün hemşerilerime olan dualarım ziyadesiyle baki olduğunu belirtmeliyim. Hepsinden Allah razı olsun ve onun rızasına uygun yaşayan kullarından eylesin, diye dua ediyorum.

Ancak bunun yanında naçizane hakkımda varit olan bu teveccühe layık mıyım, layık olacak mıyım konusu artık büyük bir mesele halinde hayatımda yer alacağının bilinmesini isterim. Ve Yaradan’ıma derim ki, “Yâ Rabbi, bu kardeşlerimin, hakkımdaki bu güzel niyetlerine karşılık beni mahcup etme. Onlara karşı beni utandırma! Ve de özellikle bende görülen bu sıfatlara layık olmama yardımcı ol, Senin huzuruna da mahcup olacağım, hayâ edeceğim şekilde çıkmaktan beni koru ya Rab!


8 ay, 3 hafta önce / 23.11.2020 08:33:45   

CEMİL MERİÇ’İ ANLAMAYANLARA “CİN ALİ” SERİSİ ÖNERİLİR!


Yaşananlardan ibret almak ve dersler çıkarmak, akıllıca bir davranıştır ve akil olanlara yaraşır. Hz. Âdem’in, Hz. Musa’nın, Hz. Muhammed’in kendi yaşadıklarından ders çıkarmaları güzel örneklerdir. Akil hiç kimse, Hz. Âdem’in Cennet’ten çıkarılmasına, Hz. Musa’nın Bir Adam (Hz. Hızır) karşısındaki acul davranışına, Hz. Muhammed (SAV)’in bir âmâya karşı davranışına… eleştiriler getirerek takılıp kalmamış; aksine her bir olaydan hayat dersleri çıkarmıştır.

 

Bunun yanında, yaşananlardan ders almak bir yana, olmamışlardan, kendi zehaplarına kapılarak eleştiri oklarını yöneltenler de yok değildir.     

I. örnek; 

Gün Zileli, (Gün Zileli. Gün Zileli -d. 24 Ekim 1946, Ankara-, 1960'lı yıllarda, Yordam, Soyut gibi edebiyat dergilerinde öyküleri yayımlandı; ayrıca, Emekçi, Aydınlık, Proleter Devrimci Aydınlık dergilerinde görev aldı ve yazdı.)

24 Ekim 1946, Ankara doğumlu, 1970 yılında, DTCF'nin Felsefe Bölümü'nün 2. sınıfından büyük bir başarıyla ayrılan (!) ve buradan elde ettiği birikimini şurada burada araştırmacı yazar unvanıyla sergileyen Zileli, felsefe bölümünü bitiremedi, ama bir filozofu eleştirecek cesareti kendisinde görebildi. Hani denir ya “cahil cesur olur” her neyse.

Kafayı Cemil Meriç’e takmış, itham edici ve indi bir üslupla saldırıyor. Tanımıyor aslında Cemil Meriç’i. “Cemil Meriç’i ne zamandan beri okumak istiyordum. Bir arkadaşımda onun Bu Ülke (İletişim, 2008, 29. Baskı) adlı kitabı varmış, aldım ve dün okumaya çalıştım. Okumaya çalıştım diyorum, çünkü Cemil Meriç kendini okutmamak için elinden geleni yaptı. Özellikle değer yargılarıyla. Zaten ben bu yazıda kitabın içeriği üzerinde duracak değilim. Sadece söyleyeceğim şu: Cemil Meriç’in kitaptaki bütün makaleleri, sağcı-muhafazakâr bir muhayyilenin ürünleridir.” (Gün Zileli, “Su Koyuveren Yazar…”, (http://www.gunzileli.com/) Tarih: 12.1.12)

-Kitabın içeriği üzerinde durma gereği duymadığını söylüyor, ama içerikle ilgili yorum ve eleştiride bulunabiliyor.

-Açıkça Cemil Meriç’in kitabının veya kitaplarının okunmadığını itiraf ediyor.  

Okunmadan bir eseri değerlendirmek ve dahi ondan hüküm çıkarmak, ancak felsefe bölümünü bitiremeyen birinin sergileyebileceği bir maharettir(!)

Keşke önyargı duvarlarını aşabilseydi ve okuyabilseydi, o zaman Cemil Meriç’in döne döne anlattığı, mülevves “sağcı-solcu” kavramları konusundaki duruşunu ve değerlendirmesini anlayamadığını ispat edercesine makalelerini, “sağcı-muhafazakâr bir muhayyilenin ürünleri” olarak itham ve iddiada bulunma mahcubiyetini yaşamazdı. Çünkü Cemil Meriç, “Türkiye'de Sağ-sol yoktur, dürüst olan ve olmayan insanlar vardır.” (Sosyoloji Notları ve Konferansları, s.291, 295) diyerek bu ithal algıya işaret etmiş ve piyonlarını uyarmıştır.

Daha baştan kendini şartlandırmış ve düşüncesini, benliğini rehnetmiş ve böylece düşünen, yazan ve hatta konuşan bir adamdan, artık şahsiyetli bir duruş beklemek bir yana, Cemil Meriç gibi bir filozofu anlamasının zorluğu ortadadır. Hatta Cemil Meriç, bu güdümlü zihinlere birkaç numara değil, yüzlerce numara fazla gelmektedir.

Kitaplarını okumamaya gelince; “Okumaktan hangi hakla söz ediyoruz? Okuma terbiyesinden önce, çok daha mühim, çok daha âcil disiplinlere muhtacız. Böyle bir ruh haleti içindeki insanlar nasıl, neyi okuyabilirler? Büyük bir yazarın tek satırını anlamaları imkânsız.” (Bu Ülke, s. 109) diyen büyük Usta, zaten teşhisini önceden koymuş.

Bu kafada olanlara, bir bilgenin, bir filozofun eserini ona vermek ve okumasını istemek, ona yapılabilecek en büyük zulümdür. Onun anlayabileceği seviyede verilecek kitap “Cin Ali” serisi olsa gerektir.

 

 

 


11 ay, 2 hafta önce / 07.09.2020 11:59:42   

Hatay’ın Kağıt Kebabı Tescillendi ATSO, HATAY LEZZETLERİNİ MARKALAŞTIRIYOR

Antakya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Hatay’ın lezzetlerini markalaştırmaya devam ediyor.

  ATSO, ilk olarak Hatay’ın dünyaca ünlü künefeyi markalaştırmasının ardından Antakya Sürkü (Çökelek), Antakya Küflü Sürkü, Antakya Kâğıt Kebabının da patenti alarak öncü bir kuruluş olduğunu ir kez daha gösterdi.

ATSO, önümüzdeki günlerde konu ile ilgili yeni sürprizlerin olduğunu belirterek tüm paydaşlarına teşekkür etti.

ATSO’dan yapılan açıklamada “Odamız Gastronomi̇ Şehri̇ Hatay'ın lezzetlerini̇ markalaştırmaya devam ediyor. Antakya Künefesi, Antakya Sürkü̈ (çökeleğı̇), Antakya Küflü̈ Sürkü'nden (çökeleğı̇) sonra Antakya Kâğıt Kebabının da Coğrafi işaretini alarak bu konuda oncü kuruluş̧ olduğunu bir kez daha göstermiş̧ oldu.
Konu ile ilgili emeği gecen tüm paydaşlarımızı tebrik ediyor, ayrıca önümüzdeki günlerde bu konu ile ilgili açıklayacağımız yeni sürprizlerimiz olduğunu kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.” denildi.

(Haber Merkezi)


11 ay, 2 hafta önce / 01.09.2020 11:39:03   

CİĞERLERİMİZ YANDI

Samandağ ilçesinde çıkan yangında büyük bir alan zarar görürken adeta ciğerlerimiz yandı. Yangının başlamasıyla birlikte 10 dakika içinde müdahale edildiğini belirten yetkililer, rüzgarın sık sık yön değiştirmesiyle büyüdüğünü ve ilerlediğini ifade ederek en büyük tesellinin her hangi bir can kaybının olmadığı açıklandı.

Yangın söndürme ekipleri karadan ve havadan yangına müdahale ederek söndürmeye çalışıyor. Hatay’daki söndürme ekipleri ve itfaiye ekipleri yanında çevre illerden ve diğer illerden gelen takviye ekiplerde yangına müdahale ederek yoğun bir çaba harcıyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Hatay Valisi Rahmi Doğan ve Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ile Antakya'ya bağlı Ballıöz Mahallesi'ne gelerek yangınla ilgili bilgi aldı.

Burada gazetecilere açıklama yapan Pakdemirli, bugün tüm Türkiye'de 24 yangının çıktığını, bunlardan 13'ünün kontrol altına alındığını, 8'inin söndürüldüğünü, 3'ünün devam ettiğini kaydetti.

Yangınlardan birinin Kahramanmaraş Andırın, diğerinin İzmir Kınık ve bir diğerinin de Hatay Samandağ'da çıktığını ifade eden Pakdemirli, diğer yangınların göreceli olarak buraya göre daha iyi durumda olduğunu söyledi.

Hatay'daki yangının dün Yeniköy ilçesi yakınlarında saat 10.40'ta çıktığını, 10 dakika içinde müdahale edildiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: "Rüzgarın sık sık yön değiştirmesi ve sürekli atlamalar yapması, arazi şartlarının gerçekten çok engebeli olması, tabii ki meteorolojik şartlarda da havanın çok kuru olması sebebiyle yangınla ilgili bugünkü noktaya kadar geldik. Şu an Antakya ilçesi, İçmeler, Kisecik ve Karlısu mahallelerine yangın ulaştı. Yangına tabii ki şu saatlerde uçamıyor ama 2 uçak, 12 helikopter, 182 arazöz, 24 iş makinesi, 45 teknik personel ve toplamda da 792 personelle müdahale ediyoruz. Öncelikle can kaybımızın olmadığını söyleyelim. Yaylacık ve Kisecik mahallelerinde birer samanlık bir miktar zarar gördü. Bunlara da müdahale edildi. Bir mahallemizin de özellikle uç kısımlarıyla ilgili tedbiren bir tahliye gerçekleşti.

YERLEŞİM YERLERİYLE İLGİLİ TEHDİT BULUNMUYOR

Buradaki ana amaçlarının yerleşim yerlerinin tam emniyetini sağladıktan sonra da yangının etrafını çevirerek tam anlamıyla kontrol altına almak olacağını söyleyen Pakdemirli, şu an yerleşim yerleriyle alakalı önemli bir tehdidin bulunmadığını, ekiplerin yerleşim yerlerinin etrafında konuşlandığını vurguladı.

Gece boyu çalışmaların sürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Sabahın ilk ışıklarıyla beraber de talimat verdim su atar araçlarımız, hava araçlarımız, helikopterlerimiz ve uçaklarımız da gün doğumundan yaklaşık yarım saat önce havalanarak yangına müdahale etmeye devam edeceğiz. Zorlu arazi koşullarında geçen bu mücadelede inşallah sabaha kadar önemli bir mesafe almayı da hedefliyoruz." dedi.

(Haber Merkezi)


11 ay, 1 hafta önce / 08.09.2020 10:23:51   

11 Milyon Ağaç; Bugün Fidan, Yarın Nefes



Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gelecek nesillere daha yeşil bir Türkiye bırakmak için başlatılan seferberlik kapsamında “11 Milyon Ağaç; Bugün Fidan, Yarın Nefes” kapsamında Hatay’ın genelinde binlerce kişinin katılımıyla fidan ekimleri gerçekleştirildi.
Ülke genelinde aynı gün ve saatte gerçekleştirilen etkinlikte gelecek nesillere daha yeşil bir ülke bırakmak için yürütülen kampanyada 11 milyon fidan toprakla buluştu.
11 milyon fidanın toprakla buluşması için Türkiye genelinde başlatılan ağaçlandırma seferberliğinde Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikte daha yeşil bir Türkiye için fidanlar toprakla buluştu.
Dünyanın en büyük sorununun çevre sorunu olduğunu söyleyen Hatay Valisi Rahmi Doğan, yaptığı konuşmada, “Bugün çevre sorunlarıyla mücadele için milyonlarca dolar para harcayan ülkeler bu sorunu çözemiyor. Türkiye Cumhuriyeti bu açıdan gerekli çalışmaları yapmaktadır. Bugün dikeceğimiz fidanlarla geleceğe nefes olacağız. Ecdadın bize emanet olarak bırakmış olduğu bu toprakları gelecek nesillere, çocuklarımıza, evlatlarımıza temiz bir çevre olarak bırakabilmek adına bu çalışmaları yürütmek lazım. Dünyanın hiçbir tarafında bu tür etkinlikleri göremezsiniz. Aynı anda 11 milyon fidanı toprakla buluşturan ve bunu bir festival havasında yapan ülkeye de rast gelemesiniz ama en çok eleştiriyi de Türkiye Cumhuriyeti hükümeti alıyor. Sanki çevreyi bertaraf ediyormuşuz, tahrip ediyormuşuz, ağaçları söküyormuşuz, ağaçları yakıyormuşuz imasında bulunanlar bugün bu faaliyetin ne anlama geldiğini iyi idrak etmeleri lazım." dedi.
AK Parti Hatay Milletvekili Sabahat Özgürsoy Çelik de AK Parti hükümetleri olarak göreve geldikleri günden bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde, yeşile, doğaya, tarıma, insanlığa önem verdiklerini ve vermeye devam ettiklerini belirtti.
“Bugün Fidan Yarın Nefes” sloganıyla tüm Türkiye’de yürütülen Geleceğe Nefes kampanyasının Hatay’daki etkinliğine Hatay Valisi Rahmi Doğan, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Lütfü Savaş, Antakya Kaymakamı Orhan Mardinli, milletvekilleri, eğitimciler, öğrenciler, gönüllüler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
(Haber Merkezi)

1 yıl, 10 ay önce / 12.11.2019 09:33:02   

Daha Ne İstiyorsunuz ?

 İslam adına yola çıkanlar geçmişte hayal ettikleri ne varsa hepsini elde ettiler.   Tek başına iktidar olma, Mecliste istediği yasayı çıkarma gücü, yargının kontrolü, KHK yetkisi, bürokratik güç, devlet bütçesi, uzun yıllar iktidarda kalma, medya desteği, ne istiyorlarsa 17 yıldır hepsini elde ettiler. Hatta Devlet Bahçeli de gelsin bizi desteklesin dediler. Devlet Bahçeli bile “Reis ne derse o olur” dedi. Büyük Birlik geldi teslim oldu. Soylu ve Kurtulmuş geldi, teslim oldu. Peki, bütün bunları elde ettiler de ne oldu? Her yaptıklarında bir hikmet aranarak yaptıkları her hata alkışlandı.

Elbette güzel gelişmelerden örnek verebileceğimiz mesela başörtüsü sorunu çözüldü. Okul müdürleri “bizden/yandaş” kişiler oldu. Banka müdürleri cumaya gidenlerden seçildi. Yol, köprü, tüneller, stadyumlar, müzeler, hastaneler, adalet sarayları yapıldı.

Konuşmaya gelince güzel hamaset nutukları, One Minuteler, Eyy! diye başlayan çıkışlar, okunan Kur’an-ı Kerimler hoşumuza gitti.

Elde edilen bütün yetkilere rağmen milli ve manevi değerlerimizi tahrip edecek ne varsa hayatımıza girdi. Aile kurum perişan oldu. Evlilikler bitmeye, boşanma oranları önüne geçilmez bir hale geldi. Dindarlar faize alıştırıldı. Faiz dünya gerçeği oldu. Borç kat kat arttı. Kredi kartı kullanımı arttı. Milyonlarca insan hacizle karşı karşıya kaldı. Yandaşlar ihaleleri paylaşarak zenginleşti. Mücahitler müteahhit oldu.

Eğitimde kadrolaşma ile her şeyi çözeceklerini zannettiler ama iş çığırından çıktı ve eğitim yap-boza döndü.  Ahlaksızlıklar kitaplarda yer almaya devam etti. Okullar filim sahnelerine döndü.

Dış politikada sorun yaşamadığımız ülke kalmadı. Avrupa Birliği uğruna ne taviz varsa verildi. İslam birliği gündeme dahi alınmadı. Birlik yapacak İslam ülkesi kalmadı, hepsiyle bozuşuldu. ABD ile iş tutuldu. İslam ülkeleri Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde parçalandı. Projeye destek olarak eş başkanı oldular. İncirlikle ve daha birçok üsten, limandan destek verdiler.

İsrail ile her türlü anlaşmalar yapıldı. Kudüs bölündü, Şimon Perez TBMM’de alkışlandı. Papa Saray’a davet edip karşısında el pençe divan duruldu. “Her konuda aynı düşünüyoruz” denildi. Mavi Marmara davası 20 milyon dolara anlaşıldı.

Ülkede ne kadar fabrika varsa satıldı. Varlık fonu kurulup “IMF’ye borcumuz yok” lafı herkese yutturuldu. Ama uçan kuşa olan borç söylenmedi.

Üretimden çok tüketim politikaları esas alındı. Ülke açık pazar haline getirildi. Kapitülasyonlardan beter olundu. İğneden ipliğe her şey ithal edilir duruma geldi.

Elektrik, doğalgaz faturaları kabardı. Domatesten zeytine, bilumum ürünlerde enflasyon yüzde 60’a dayandı. Ama memura zam vermemek için enflasyon rakamıyla oynandı.

Cari açık rekor seviyede arttı. Doğru rakamları açıklayan İstatistik Kurumu Başkanı görevden alındı.

Yem, yakıt gibi girdiler ithal edildiği için fiyatlar fahiş oranda arttı. Çiftçi ürününü ekemez duruma geldi. Üretimi teşvik etmek yerine canlı hayvan ve karkas et ithal edildi.

Ülkede ne adalet kaldı ne kalkınma. Adalet endeksinde dibe vuruldu.

Korku imparatorluğu hâkim oldu, kimse eleştiremez oldu. Eleştirenler susturuldu.

İşsizlik her geçen gün arttı.

Yolsuzluklar, adam kayırmacılığı, ihaleye fesat karıştırma gündemden düşmedi.

Haklı haksız bir birine karıştı.

Cinnetler, cinayetler, fuhuşlar, madde bağımlılıkları rekor kırdı.

Milli piyango başta olmak üzere iddia, kumar teşvik edildi, çeşitlendirildi. Kısa yoldan zengin olma hayalleri insanları tembelleştirdi.

İsraf olabildiğine arttı. Makam araçları şatafatlar aldı başını gitti. Milyonlarca ton gıda çöplere atılır oldu.

  Ülkede eş cinselliğin önü açıldı. Konu uzmanlar tarafından tartışılacağına siyasi malzeme haline getirildi.

TV dizileri tahrip eden yayınlar ile genç nesli bozdu. Sabah kuşakları, bilmem ne adası yarışmaları reyting rekorları kırdı. Gizli ve yasak cinsellik aşk diye pazarlandı.

Tek doğru bizim doğrumuz deyip medya susturuldu ve tekelleşti. Kişinin kaderi, ülkenin kaderiyle aynileştirildi.

Dün söylediklerinin bugün tam tersini söylediler. (Ergenekon, Suriye Barış Süreci, FETÖ)  Bütün bunlara rağmen kendilerini desteklemeyenleri hain ilan ettiler. İnsanları kutuplaştırdılar, böldüler, parçaladılar,  kardeşliği zedelediler. Şimdi de seçim kaybetme ihtimalini beka sorununa çevirdiler. Yerseniz!


2 yıl, 8 ay önce / 05.02.2019 14:18:06   

HATAY VAKFI’NDAN “MOTECH” PROJESİ

Bir Avrupa Birliği projesi olan MOTECH, Hatay Vakfı ve Hacettepe Üniversitesinin öğrenci toplumuyla birlikte Hatay’da başladı.

Hatay Vakfı Başkanı İhsan Aydeğer, dün Antikya Restaurant’ta düzenlediği tanıtım toplantısında bir hafta boyunca Avrupa’dan gelecek öğrencilerle birlikte olacaklarını söyleyerek “Bir hafta boyunca Avrupa’nın çeşitli yerlerinden memleketimize gelen genç üniversiteli kardeşlerimizle birlikte olacağız. Avrupa Birliği projemizle ilgili toplantılar serisi olacak.” dedi.

Hatay Vakfı yöneticisi Doç. Dr. Emre Huri, proje ile ilgili yaptığı konuşmada “Bir Avrupa Birliği projesinin Hatay Vakfı ve Hacettepe Üniversitesinin öğrenci toplumuyla birlikte Hatay’da icra etmek için buradayız. Proje 11-18 Ekim tarihleri arasında başladı ve devam edecek.

Burada bir haftalık eğitimin yanında sosyal-kültürel aktiviteler planladık. Bu proje esasında 1 Ocak 2020’de başladı dolayısıyla geçmiş tarihli başlayan bir proje ve bu bir proje aktivitesi. Günlük rutinimizde korona önlemlerine yüksek düzeyde tutarak bu proje aktivitesini gerçekleştirmek durumundaydık. Nasıl ki hastalarımızı ameliyat etmeye devam ediyorsak, nasıl ki inşaatlar yükselmeye devam ediyorsa, nasıl ki restoranlar çalışıyorsa biz de bu proje aktivitesini Türkiye Ulusal Ajansı’nın desteklediği Erasmus Plus Gençlik Hareketlilik projesini yapmak durumundaydık ve yapacaksak en iyisini yapmaya çalışıyorduk.

O nedenle elimizden geldiğince her türlü zorluklara rağmen, son 2-3 günde şehrimizin atlattığı zor ve üzücü durumlara rağmen elimizden geldiğince bu projemizi en iyi şekilde aktarmaya çalışacağız. 24 yabancı genç arkadaşımızla beraber, farklı ülkelerden gelen üniversite öğrencileri Slovakya ve İngiltere ağırlıklı, Hacettepe Üniversitesi’nden de gelen 10 öğrencimiz İskenderun Teknik Üniversitesi’nden gelen 5 öğrencimiz, Mustafa Kemal Üniversitesi’nden gelen 5 öğrencimiz var.

Bu projede sadece Uluslararası değil özellikle Hatay’ın iki farklı değeri olan İSTE ve MKÜ’nün öğrencilerini de dahil etmek istedik. Bu işin ana amacı ‘Çok Kültür, Tek Dünya, Derin Teknoloji’. Kültürlerin 15-16 medeniyeti geçirdiği Hatay’da, Hatay’ı teknoloji ile birleştiren bir proje yapalım istedik. Her bir genç arkadaşımızın fikri proje süresince birbirleriyle gelişecek, birbirleriyle yarışacak ve gruplar oluşturulacak.

Biz 5 ayrı grubun fikirlerini konuşacağız, tartışacağız ve en iyi 3 özgün fikre de Hatay’a özgü armağanlarımız ve ödüllerimiz olacak. İnşallah hep birlikte bunları yakından takip etme şansımız olur.” Dedi.

Düzenlenen basına toplantısına İhsan Aydeğer, Halil Yılmaz, Emre Huri, Atilla Önal, Reşit Uzel gibi Hatay Vakfı’nın önemli isimleri katıldı.

(Haber Merkezi)


10 ay, 6 gün önce / 13.10.2020 10:29:48   

UZUNÇARŞI İÇİN DERSİMİZE ÇALIŞALIM

Hatay Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği (HESOB) Başkanı Abdulkadir Teksöz, Antakya’nın cazibe merkezilerinden biri olan tarihi Uzunçarşı için birlikte çözüm üretilmesi gerektiğini ifade ederek birlikte dersimize çalışalım dedi.

 Kışın yağan yağmurlarla birlikte Uzunçarşı’da bulunan esnafın el emeği ve alınterinin büyük zarar gördüğüne dikkat çeken HESOB Başkanı Teksöz, dağdan gelen suya bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi.

Giresun’da yaşanan afetten ders çıkarılması gerektiğine dikkat çeken HESOB Başkanı Teksöz, açıklamasına şöyle devam etti: “Kış gelmeden Uzunçarşımızı aşırı yağışlar ve sel baskınlarına karşı korumak için HATSU'nun çözüm üretmesi gerekmektedir.

Esnaf ve vatandaşlarımız bu yıl da tarihi Uzunçarşı’mızda mağdur olmasin. Allah muhafaza can kaybımız olmadı, olmayacak diye birşey de yok. Vicdanlar rahatsız olur. Olmadan tedbir almamız lazım. Esnafımızın el emeği ve alınteri sel felaketlerinde büyük zarar görüyor.

Allah muhafaza işte Giresun da yaşananlar ortada, bundan ders çıkartıp dağdan gelen su ya bir çözüm bulunarak Uzunçarşı ve çevresi bu kış bu sıkıntıları yaşamasın.
Yeni genel müdürüm bu işe bir çözüm bulalım bu halkta bizlerde sizi ayakta alkışlayalım.” dedi.

(Haber Merkezi)


11 ay, 3 hafta önce / 25.08.2020 10:09:22