......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 334354

SAYIN CUMHURBAŞKANINA YÖNELTİLEN HAKARET! VE MİLLİ İRADENİN BENİMSEMEDİĞİ MENFİ MUHALEFET TARZI!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 4 ay, 1 hafta önce / 25.01.2022 12:56:01 | Görüntüleme : 551

Yakın zamanda 14 Ocak tarihinde CHP’nin her türlü politikasının söylemlerini sanki bir gazetenin köşe yazısı anlayışında sunan Tele 1 ekranlarında, 84 milyonun çoğunluğunun gönlünü alarak, 20 yıldır girilen her seçimden başarı ile çıkan, milletin iradesinin tecelli ettiği sandıklarda, tüm olumsuz kampanyalara, girişimlere rağmen Cumhurbaşkanlığı'na seçilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan' a yönelik, ahlaktan, izandan, vicdandan, mesleki etikten uzak, hakaret içeren ifadelerle bir program gerçekleştirildiğini, tüm Türkiye, hatta dünya izledi.. Teessüflerini sundu.. Sunmaya da devam ediyor..

Bu program malumunuz Uğur Dündar'ın Moderatörlüğünde gerçekleşen bir programdı.
Program katılımcıları, CHP li Engin Özkoç, CHP li Aykut Erdoğdu ve söz konusu menfur habere  imza atan ismi hep olumsuz, yalan haberlerle, algı operasyonu söylemleriyle anılan Sedef KABAŞ idi.
Biz bu klasik menfi muhalefet tarzının, 70-80 senedir Hiç değişmediğine hep şahit olduk.
Yaşımız yetmesine rağmen,  yetmediği kısımları da okuduk, yaşayanlardan dinledik ve halen de bu millete, halkın gönlüne hitap etmeyen muhalefet tarzına, küfür ve hakaret içeren, sert dozajlı intikam almak istercesine, kısır, milletten kopuk, menfi muhalefet politikaları üretmeye devam ettiklerine, hep beraber şahitlik ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Maalesef!..
Tabii en kötüsü de, en üzüntülü kısmı da, hakaretle, küfürle muhalefet etmenin ifade özgürlüğünü sanmaları!
Biz aynı milletin iradesini bir türlü hazmedemeyen sıkıntılı zihniyetin, milletin oyuyla seçilmiş, sandıklarda milletin iradesi tecelli ettiği halde, Başbakanın ve çalışma arkadaşlarının bakanlarının idam edildiği, Turgut Özal’ın diktatör ilan edildiği zaman dilimlerini de gördük..
2002 yılından bu yana kadar, askeri vesayetlerden kurtarılan, % 15'lik seviyeden Yüzde 80 küsur seviyesine gelen savunma sanayisini,  sağlık alanında en sıkıntılı Pandemi döneminde dünyaya rüştünü ispat eden, milletine ve tüm dünyaya yardım eli uzatan, milletin sıkıntılı her anında hep yanında duran bir anlayışın mimarı ve Başkanlığını yapmıştır Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan..

Ve daha nice ulaşım alanından tutunda, daha nice satırların sığmayacağı sosyal, kültürel, ekonomik alanlarda, fakirin fukaranın yanında duran bir partiler üstü anlayış sergilendiğini hep beraber gördük ve halen de görmeye devam ediyoruz.

Ki tüm dünyada küresel anlamda sıkıntıların baş gösterdiği, dünya ülkelerinin hem de en üst seviyede görülen ülkelerin dahi ekonomilerinin daraldığını, enflasyonla, fiyat artışlarıyla boğuştuklarını, üretimin azalıp, tedarik zincirlerinin koptuğu, stokların azaldığını hep beraber okuyoruz, izliyoruz ve takip ediyoruz…

Peki, mevcut Ana muhalefet anlayışı, “Erken seçim”, “Tayyip Gitsin” vb. içi boş ve bir çözüm üretmeyen boş taleplerden başka bu aziz milletin, küresel anlamdaki sıkıntılarına Allah aşkına nasıl bir çözüm önerisinde bulunmuştur.. Bilen varsa lütfen beri gelsin!

Darbe girişimleriyle, gezi olaylarıyla, döviz manipülasyonlarıyla devamlı tehdit edilen kuru bir muhalefet anlayışına rağmen, milletine, ülkesine yönelik hizmetlere “Tam Bağımsız Güçlü bir Türkiye” olmak adına istikrarlı ve samimi bir şekilde, yerli ve milli ekibiyle, milletinden aldığı destekle devam eden bir iktidar ve bu iktidarın Genel Başkanı..

Peki, Muhalefet ne yapmıştır? Uzun yıllar vatandaşını, “Bidon kafalılar ya da göbeğini kaşıyan adamlar” diyerek küçümsemiş, kendilerine oy vermeyenlere öfkelenmiş ve hep asabi bir haleti ruhiye içinde olmuşlardır.  Hatta bir ötesine geçilmiş Ana muhalefet lideri, öğretmeni, memuru, çalışanları, çiftçiyi vs. memleketin asli unsuru insanını, parmak sallayarak tehditvari söylemlerle rahatsız etmiş ve mevcut iktidara oy vereceklerden hesap soracak kadar ileri gidildiğini, hep beraber kitle iletişim araçlarından izlemiştik.
Milletin oylarıyla seçilmiş olan Sayın Cumhurbaşkanına ve ona destek çıkan milletinin değerlerine muhalefet etmek, bence acziyetin ta kendisidir!
Muhalefet demek; yalan ve hakaret değildir,  muhalefet ahlaktan yoksun bir söylemle bel altı vurmak demek değildir, yapıcı, kendi insanına değer vererek, onları var sayarak, sıkıntılarına çözümler üreterek, saygı duyularakta yapılabilir görüşünde olanlardanım.  

AK Parti teşkilatları olarak 81 vilayette eşzamanlı;  Cumhurbaşkanını hedef alan çirkinliği, antidemokratik ve faşizan sözleri şiddetle kınamak adına; Sedef Kabaş, Engin Özkoç ve Aykut Erdoğdu hakkında suç duyurusunda bulunmuştur
Milletini yok sayanları, milletin değerlerini önemsemeyenler i, seçimleri ve sistemleri gayri meşru ilan edenlerin,  “helalleşme” adı altında Yüce dinimiz İslam'ı “ortaçağ zihniyeti” gören bir muhalefet anlayışının, yapan değil, hep yıkmaya, bozmaya yönelik bir frenleme anlayışı ile hareket edenlerin, Türkiye'de iktidar olma şansının olmadığını düşünüyorum.
Hürmet ve muhabbetle,   25.01.2022



TAM VE BAĞIMSIZ BİR ÜLKE OLMA YOLUNDA TÜRKİYE

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 4 ay, 2 hafta önce / 19.01.2022 08:03:21 | Görüntüleme : 536

Günümüz, ömrümüz hayırla, sağlıkla, mutlulukla, birlik ve beraberlik ruhu içinde hep beraber “TÜRKİYE” diyerek geçsin dua ve temennisiyle yazıma başlamak istiyorum.

 

Hakikaten ülkemiz zor dönemeçlerden geçiyor. Coğrafyanın bir kader olduğunu hepimiz biliyoruz eyvallah.. Ama inanın ülkemiz konumu itibariyle, hep kontrol edilmeye çalışılan, zaptu rapt altına alınmak istenen, asla ve asla Tam ve Bağımsız bir ülke olması istenmeyen bir yere, özelliğe sahip..

Neler yaşadı bu ülkemiz, bu aziz milletimiz.. Çektiği sıkıntıları inancı gereği bir imtihan olarak gören bir inancın mensupları olmuştur bu necip millet.. Kendini bu gönül coğrafyanın, milletin, vatanın, bayrağın, devletin, değerlerin bir mensubu gören, aidiyet hisseden tüm vatan evlatlarına sonsuz teşekkürler..

Seçimle iktidara gelenleri; hazmedemeyen vesayetler, maalesef bu milletin inancına, değerlerine hasım kesilen gayri milli zihniyetli kesimler, millet iradesiyle seçilmiş Başbakanını, Bakanlarını dayanağı olmayan sebeplerle idam edip, milletin değerlerine aykırı tiplemeleri bu milletin başına getirip zulüm etmişlerdir. Feraset ve basiret sahibi bu millet bunlara asla fırsat vermeyecektir.

On yılda bir ihtilaller, milletin kahir ekseriyetle seçilmiş partisini kapatma davaları, milletin kılığına, kıyafetine, inancına ters uygulamalarla post modern darbe girişimleri, 15 Temmuz gibi hainlerce yapılan darbe girişimleri, yetmedi dövizle terbiye etmeye çalışmalar, tehditler, dış güçlerden yardım alacak kadar milletine, ülkesine yabancı, ülkenin yarısının oyunu alan partiyi ve liderini yok sayacak kadar haddi aşma söylemleri… Vallahi yazık!

Bu millet kendi içinden, kendi bağrından kopmuş, gücünü Hak adına halkından almış bir liderle 20 yıldır bu ülkeyi yönetiyor..

2002 öncesi sosyal, ekonomik, kültürel, siyası vb. bir çok konuda sınıfta kalmış bir Türkiye manzarasından, Ülkeyi ilk 10 ülke arasına girdirecek samimi çalışmaların, projelerin, yerli/milli hamlelerin öncülüğünü yapmıştır. Allah razı olsun.

Yukarıda arz ettiğim bir çok sıkıntı bugün sorun olmaktan çıkarılmıştır.  Piyasalarda sıkıntılar var.. Onlara ne diyeceksiniz? Diye soran kardeşlerimi şu cevabı vermek isterim;

Evet, inanın sahada, mutfakta sıkıntılar var.. Ama bu sıkıntılar milleti için 7/24 çırpınan, gayret eden bir liderin istediği bir tablo olabilir mi? Mümkün mü?

Dünyada takdir edersiniz ki; üretim ve tedarik zincirlerinin kopmasıyla, stoklar erimiş, fiyatlar artmış, dolayısıyla fiyatlar artmıştır.

Bu durum küresel anlamda en güçlü devletleri sarsmış ve halen de sarsmaya devam etmektedir. ABD son 30 yılın en yüksek enflasyonunu yaşamakta, Avrupa ülkeleri hakeza..

Sayın Cumhurbaşkanımız Avrupa ülkeleri, ABD vb faizlerinin düşük olmasıyla yatırımların daha isabetli ve doğru olacağı, üretimi artıracağı, “Yüksek faiz, düşük kur” üretimi, yatırımı baltaladığı, Yeni EKONOMİK Modelin hem akla, hem tekniğe, hem inancımıza uygun düşeceğini her platformda dillendirmektedir.

Türkiye tarihi boyunca görülmemiş bir modele geçilmiş ve ortalama 20 günde Banka mevduatları TL bazda artış kaydetmiş, her gün ortalama 10 Milyar artarak an itibariyle 140 Milyarı da geçtiğini görebilmekteyiz. Türkçesi; TL değer kazanıyor, risk primimiz azalıyor, turizm açısından talep şimdiden % 70/80 civarında… Fahiş fiyatlarla mücadele başlamış olup, bunun yansımalarını hep beraber göreceğiz.

Peki beynelmilel alanda ve içimizdeki menfi anlamda ısrarla olumlu hamleleri görmemekte ısrar edenler ne diyor? Bana kalırsa çok yerinde olan bu Yerli Milli Ekonomik Modelin hep olumsuz yönden eleştiriye tabi tutarak, bir türlü gönüllerden indiremedikleri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı karalayıp, olumsuz algı oluşturup, halk nezdinde kendilerine muhtaç bir hale dönüştürecek bir yönetim anlayışı istiyorlar..

Aziz Milletimiz her şeyi görüyor.. Siz ve aveneleriniz daha çok beklersiniz..  Hürmetle 18.01.2022

 



İHRACATIN REKOR KIRDIĞI YIL 2021, HERŞEYE RAĞMEN GÜÇLÜ TÜRKİYE..

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 5 ay, 3 gün önce / 04.01.2022 12:48:56 | Görüntüleme : 677
2022 Yılının ilk köşe yazıma “Bismillah” diyerek başlamak istiyorum.
2022 yılının 2021 ve önceki yıllardan daha hayırlı, sağlıklı, huzur ve barış dolu bir yıl olmasını dileyerek başlıkta belirttiğim “İhracatın rekor kırdığı bir yıl olan 2021 yılı” ile alakalı tespitlerimi ve diğer yaşananları, hem verisel hem de sahada olanları samimiyetle paylaşmak istiyorum.

 

Malumunuz son iki yılımız Pandemi, Covid-19 denen insanlığı tehdit eden, milyonlarca insanın telef olmasına, ekonomilerin, üretimin, tedarik zincirlerinin kopmasına sebebiyet veren bir illeti ve sonuçlarını yaşadık ve halen de yaşıyoruz maalesef..

Yakın zamanda TBMM’de bütçenin kabul edildiğini, 2020 yılı Bütçe Giderlerinin 1 trilyon 751 milyar, Bütçe Gelirlerinin ise 1 trilyon 473 Milyar TL (tahmini) şeklinde mecliste kabulünü hep beraber gördük.

Bütçe Açığı bu Gelir – Gider farkına göre : 278  Milyar TL..

18 Aralık yani doların zirve yaptığı günlerdeki dolara çevirirsek 105 Milyarlık bir harcama(gidere) karşılık 89 Milyar Dolarlık bir Gelirin olduğunu Farkında 16,5 Milyar dolar olduğunu görmüş oluyoruz.

Şahsım bir bütçe uzmanı, Mali Müşavir olarak bu farkın rahatlıkla alınan ve daha alınacak tedbirlerle, üreten, ihracat yapan ve istihdama katkıda bulunan bir ekonomi modeli ile kapanabileceğine kalben inananlardanım. Hep beraber göreceğiz inşallah.

Tarihi bir rekorla Asgari ücretliye % 50 katkıyı, 03 Ocak 2022 tarihi itibariyle memurunun maaşına beklentinin üstünde %30,5 Zam yapılmasını bizahi Sayın Cumhurbaşkanımızdan dinledik..

Ayrıca büyük bir beklenti içinde olan Emeklileri enflasyona ezdirmemek adına, En Düşük Emeklisine % 67 oranında bir zam yapan bir hükümet anlayışı.. Teşekkür ediyoruz.

En düşük emeklisi  1.500 TL alırken artık 2500,00 TL dan aşağı maaş olmayacağı bir düzenleme..

Yine 2022 yılı içinde Temmuz ayında; memuruna, emeklisine  % 7 toplu sözleşme artışı, ayrıca ek bir protokolle, Enflasyon farkının ekleneceği… Bunlar güzel gelişmeler, vicdani katkılar.. Allah razı olsun..

Evet 2021 yılında maalesef kurlar bahanesiyle, aşırı fiyatlandırmaların olduğu bir yıl oldu.. Devlet gereken tüm tedbirleri  denetim mekanizmasını çalıştırarak samimiyetle yapmaya devam ediyor..

Asgari ücretlisini, muhtaç durumda olanları ezdirmiyor.. % 50 artışla gereğini yaptı.

Memurunu, emeklisini bu kadar badireye rağmen, dünyada ekonomide küçülmelere rağmen onların yanında durarak % 31 oranında bir artış yapıyor.

Milletinin refah seviyesi çok şükür her geçen gün daha da yükseliyor, hayat şartları önceki yıllara göre daha da kaliteli bir hale gelmiş, dünyanın her yerine rahatlıkla ulaşılabilir bir konumda olduğumuz olanca şeffaflığı ile ortada..

Sağlık sisteminin muhteşem olduğunu hem bizler yaşayarak, hem de dünyaya yaptığımız yardımlarla ispatlamış bir ülke olmanın haklı gururu…

Enflasyon son 19 yılın yukarıda arz ettiğim üzere sıkıntıların, yüksek faiz düşük kur stratejisinin vermiş olduğu olumsuz etkilerle yaşadık, yaşıyoruz. Fakat şunu da ifade etmeden geçemeyeceğim; ABD ‘de , Avrupa’da  son 30 yılın en zirve enflasyonunun yaşandığını paylaşmak isterim.                                                               

İHRACATTA 2021 YILI REKORLA KAPANMIŞTIR. Aralık 2021 de % 25 artışla 22,3 Milyar Dolar ve önceki yanı 2020 yılına nispetle % 33 ARTIŞLA 225,4 MİLYAR DOLARA erişen bir başarı… DIŞ TİCARET AÇIĞININ % 8 AZALDIĞI,  2021 YILININ 11 AYINDA İHRACAT REKORU KIRAN, 2002 YILINDA 33 BİN 523 FİRMANIN İHRACAT YAPTIĞI, 2021 YILINDA İSE İHRACATÇI FİRMA SAYISININ 101 BİN 386 OLDUĞU BİR GURUR DUYULACAK BİR TABLO… TEŞEKKÜRLER.. Emeği geçen tüm kesimleri tebrik ediyorum… 04.01.2022 Cengiz   YILDIZ  



DÖVİZLE DARBE GİRİŞİMİNDE BULUNANLARIN HEZİMETİ!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 5 ay, 1 hafta önce / 29.12.2021 08:03:09 | Görüntüleme : 596

Biz bu tip iyi niyetli olmayan, millete rağmen birçok darbe girişimlerini gördük, yaşadık.

Tabiki aziz milletin feraseti, ehil ve liyakatli yöneticilerin varlığı ile de geri teptiğine de şahit olduk.

 

Gezi olayları, Kobani olayları, 15 Temmuz darbe girişimi…. Vs.. Ama Allah’a hamd olsun bu aziz millet tüm bu badirelerden alnın akıyla çıktığını da gördük.

Gücü, parayı, lobileri ellerinde tuttuğunu düşünen kesim, kendilerine o kadar güveniyorlardı ki, Merkez Bankasın müdahalesinde tüm dolarları alarak, doların, dövizin ateşinin düşmemesi için ellerinden geleni yapıyorlardı.

Bu güç lobileri; öz güvenlerini elbette ki ellerinde bulundurdukları 90 küsur milyar dolardan geliyordu.. Devlet yatırımlar yapmış, 220 milyar ihracat yapmış, üretim yapıyormuş, istihdama katkı sunuyormuş umurlarında değildi.

Devletten para çekip, anında dövize yatırıyorlardı.. Bu da yetmezmiş gibi iyi niyetli olan samimi milletimizi dolduruşa getirip, doların, dövizin 30-40 TL olacağını söyleyerek, Türk lirası parasını dolara, dövize yatırtmaya yönlendiriyorlardı..

Tabi dolar artınca birileri bunu kullanarak halkı bezdirmek, kaos ortamı oluşturmak adına fahiş fiyat artırımları ile milleti mevcut iktidardan bezdirip, bir an önce erken seçim ortamını sağlamaya çalışıyorlardı.

Devletin, hükümetin başında olan Faiz indirimi yapmak isterken, yine birileri sakın faiz indirimi yapmayın aksi takdirde “şöyle yaparız, böyle yaparız” gibi parmak sallamaları, tehdit kokan ifadeleri hep beraber izledik, dinledik maalesef..

Peki, Hükümet bu ekonomik tehdit söylemlerine karşı nasıl bir söylemle, çözümle karşılarına çıktı?

Hatırlarsanız Sayın Cumhurbaşkanımız yurtdışından dönüşünde “Düşük faiz politikasıyla birlikte kuru da, enflasyonu da aşağı çekeceğiz ve bunu düzenleyeceğiz. Her zaman söylediğim gibi, inşallah bu da bizi teğet geçecektir. Bunu herkes böyle bilsin” uyarısıyla alınacak tedbirle bu tarz oyunlara karşı hazırlıklı olduklarının sinyallerini vermişti..

Yeni atanan Hazine ve Maliye Bakanımız Nureddin Nebati beyefendi ise “Hızlı toparlanılacağını, bekleyip görmemiz” gerektiğini dile getirmişti.

Birileri kazanacaklarına o kadar emindilerdi ki; işte o an her zamanki gibi dersine iyi çalışan, milletinden aldığı güçle, aldığı tedbirleri akılcı şekilde yapılmaya çalışılan “Ekonomik Darbe Girişimini” yerle bir etti..

Şahsım hesaptan, ekonomiden anlayan, inancım gereği, aklın gereği Faizin her zaman kötülüklerin başı olduğunu bilen ve gören birisi olarak alınan tedbirin doğru bir hamle olduğunu, piyasaların yakın zaman istenilen seviyeye geleceğini, fiyatlardaki indirimlerin etiketlere yansıyacağını, mutfaktaki yangının tamamen söneceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

İtidalli ve sabırlı olalım.. Hükümetin başındaki Cumhurbaşkanımıza ve değerli ekibine güvenelim..

Kalın sağlıcakla…   28.12.2021                                  Cengiz YILDIZ

                                                                                Bağımsız Denetçi Mali Müşavir

 



II- 2023'E GİDERKEN İÇ VE DIŞ KUŞATMA! PİYASALARIN HALİ! DOLARIN SERÜVENİ!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 5 ay, 2 hafta önce / 21.12.2021 12:54:31 | Görüntüleme : 666
Öncelikle Ekonomik Savaşta samimi ve milli mücadele başarı ile atlatıldı ve dövizdeki kur artışının psikolojik olduğu, birileri tarafından manipüle edildiği ve Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasıyla hızla düşüşe geçtiğini hep beraber gördük.. Şimdi önceki günlerde kaleme aldığım makelemle sizleri başbaşa bırakıyorum..

                Yakın zamanda BAE, Türkiye'ye gelerek 10 milyar dolarlık yatırım Anlaşması yaptı daha da yapacağı sözünü verdi,  Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkeleri sırada… 221 milyar dolarlık tarihi bir rekor olan ihracatımızla ve ihracat bedellerinin kısa bir süre içerisinde piyasalara yansımasıyla, kendi öz üretimimizin artırılmasıyla ekonomimiz yakaladığı büyüme ivmesini lehe çevirerek olumlu bir havanın estiğini hep beraber göreceğiz ve şahit olacağız..

                 Türkiye'miz Türk Devletlerini bir çatı altında topladı.  Afrika ülkeleri ile iletişimini sağlıklı bir şekilde yürütüyor..

                Bir taraftan daha ihalarımız, sihalarımız, helikopterlerimiz, tanklarımız, denizaltılarımız tüfeklerimiz, uzaya gönderdiğimiz uydularımız % 15 seviyesinden % 80 lere varan yerli milli sanayi hamlelerimiz…

                 Amerika Birleşik Devletleri bizlere S-400’ü verilmeyince, Rusya'dan S-400 almamızı gerekli kılmıştı. Kendini savunma adına tabii..

                30 yıllık Karabağ’ı, Azerbaycan’la beraber “iki devlet bir millet” dediğimiz can kardeşlerimizle, dost ülkeyle, Ermeni işgalinden kurtardık. Tabiki bu dik duruş ve güç, birilerini rahatsız ediyor ve edecekte..

                Ne yapacaklardı? Oturup “Tam Bağımsız bir Türkiye'nin ecdadını mahcup etmeyecek girişimlerde bulunan, “Dünya beşten büyüktür” diyen Gönül coğrafyanın hamisi, lideri olan Türkiye’mizi mi sevecekler?  Takdir edeceklerdi!

                 Tabii ki yeni saldırı silahları ile Türkiye'ye ve Türkiye'yi yöneten hükümete, Cumhur ittifakına saldıracaklar.  Silahlarla, darbelerle, kaoslarla beceremediklerini, Ekonomi üzerinden, kur üzerinden yapacaklardı ve yaptılar.

                  Yaklaşık 80-90 senedir “Yüksek Faiz Düşük Kur”  ile ülkemizin milletimizin ümüğünü sıktılar, kanını emdiler..

Şimdiye kadar yapılan ekonomideki strateji üzülerek belirtmek gerekirse; en küçük olumsuz siyasi, sosyal veya ekonomik bir sıkıntıda TL ‘nin değer kaybetmesi, ardından Faizlerin yükseltilerek pansuman tedavisi ile yola devam etmekti. Bu da işsizliğin artmasına, yatırımların azalmasına, gelirimizden çok harcamaların artmasına sebep olan bir döngüye dönüşmüştü.

Dış ticaret açığımız klasik bir şekilde hayatımızın bir parçası idi..

Kasım 2021 itibariyle 21 milyar TL Cari Açık fazlası verdik..

Yıllık bazda geçin yıl 37 milyar dolar olan cari açık, bu kadar sıkıntıya, saldırıya rağmen 2021 sonu itibariyle 10-15 Milyar Dolar seviyesine gerileyeceğini  söyleyebiliriz..

Bu köşe yazımı kaleme alırken dolar, Euro vs döviz 15-16 TL civarında idi. 20 Aralık itibariyle 19 TL ‘ya kadar yükselmişti..

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabine sonrası yeni ekonomik tedbirleri açıklaması sonrasında döviz kurlarında aşağı yönlü seyir devam ettiğini hep beraber görüyoruz.  Dün yüzde 23 düşüşle kapanan dolar/TL, bu sabah yüzde 17'in üzerinde değer kaybıyla 11,00  seviyelerinde Euro/TL de 13,00  seviyesinin altına indi.. Çok şükür..

Döviz kurlarında atak devam ederken, döviz mevduatının çözülmesi ve yastık altını ekonomiye kazandırmak amacıyla, Sayın Cumhurbaşkanımız;  "Vatandaşımızın bankadaki TL varlığını, mevduat kazancı kur artışından yüksekse bu getiriyi elde edecek. Kur getirisi mevduat kazancının üstünde ise aradaki fark doğrudan vatandaşımıza ödenecek. Bu kazanç stopaj vergisinden muaf tutulacak" diyerek vatandaşını kaybını önleyecek bir teklif ve yasal düzenleme getirmektedir.

Ayrıca, döviz kurundaki dalgalanma sebebiyle fiyat vermekte zorlanan ihracatçı firmalara da doğrudan Merkez Bankası aracılığıyla ileri vadeli kur rakamı verileceği,

 

                Evet, esnafımız, insanımız, dünyadaki ekonomilerdeki daralmalardan, üretim tedarik zincirlerinin Pandemi yüzünden bitme seviyesine düşmesinden dolayı, bizlere de yansıdı. Normalleşme olunca da stokların azalması neticesinde, yani arz talebe yetmeyince Enflasyon arttığını hem dünya hem ülkemiz ölçeğinde şahit olduk..               

                Bununla ilgili işin ehli olan büyüklerimiz, uzmanlarımız gereğini yapacaklardır. Yakın zamanda çıkacak olan STOK YASASI ile birlikte, fahiş fiyat artışı yapanlarla alakalı alınacak keskin ve net tedbirlerle piyasaların rahatlatılacağı, fiyatların dengelenme seviyesinde tutulacağını söyleyebiliriz. 

                Hükümetimiz de böylesi zamanlarda bütçeyi zorlayarak; çiftçisine, esnafına, memuruna, işverenine, çalışanına, fakirine, üretenine, tüketicisine her konuda kolaylık sağlamalı, bürokratik oligarşiye, kırtasiyeye boğulmadan halkın yanında duracak destek paketleriyle onlara omuz vermelidir.. Ki bunların sinyalini vermeye başladılar.. Ayrıca verilen desteklerin verilmesi gereken yerlere verilip verilmediği yönünde mutlaka bir denetim mekanizmasının kurulması, takibi şarttır..

                Bugünler; hep beraber; ülkesini, milletini, devletini, vatanını sevenlerin fedakarlık yapmaları gereken günlerdir, sürecidir..

                Bu memleketin öz evladıyım diyenlerin kazancından, karından ödün verip, nefislerimizle mücadele etme ve ülkemizin bekasına yardımcı olma sürecidir.

            Bugünleri de hep beraber aşacağız ve her zorluğun ardından bir kolaylık geldiğini tüm dünyaya göstereceğiz… Hepinizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. 21.12.2021

Cengiz YILDIZ    

Bağımsız Denetçi / Mali Müşavir

 



I- 2023'E GİDERKEN İÇ VE DIŞ KUŞATMA! PİYASALARIN HALİ!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 5 ay, 3 hafta önce / 16.12.2021 12:07:25 | Görüntüleme : 585
I- 2023'E GİDERKEN İÇ VE DIŞ KUŞATMA! PİYASALARIN HALİ!
Hızla küresel anlamda; sosyal kültürel ekonomik siyasi birçok sıkıntıların yaşandığı bir hengâm da 2023 seçimlerine doğru ilerliyoruz. Ülkemiz için milletimiz için insanlık için hayırlı olsun..

 

            Birileri mevcut 20 yıldır iktidarda olan aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın adının ve misyonunun tükendiğini, küresel salgın küresel sıkıntıların sadece Türkiye'yi değil, dünyayı kasıp kavurduğu bir atmosferde, dış güçler (hatırlayalım; ABD Başkanı Biden “Darbe ile mevcut iktidarı deviremeyeceğini, muhalefetin bir şekilde desteklenerek sandıkta gereğini yapacaklarını” milyarların gözü önünde seslendirmişti. Bu vb. destekçiler ile siyasetten birçok argümanlara sarılarak indirmek istediklerini çok aşikar görebiliyoruz..

            Peki, muhalefet ve dışarıdakiler, ayakları üzerine durmaya çalışan ve bunu başarabilen Türkiye'yi hazmedemeyen mihraklar başarılı olabiliyorlar mı? Hayır! Nedenine gelince… Bu aziz millet sağduyulu sahibidir. Her daim Türkiye'nin geleceğine, milletin geleceğine yönelik yapılan anlamsız, gayri milli girişimleri elinin tersiyle itmiştir.

            Aziz milletimiz halen umudunu mevcut iktidardan kesmemiştir. Çünkü mevcut iktidarın insan odaklı, millet odaklı, sıkıntısında tüm imkanları seferber eden bir samimi duruşu olduğunu 20 yıldır görmüştür. Halen de görmeye devam ediyor..

            Malumunuz ittifaklar var.. Cumhur ittifakı ve Millet ittifakı..

            Cumhur ittifakı, adayını çoktan belirlemiş durumda.. Milletin evladı, yaptıkları güzellikler, katkılar ve yatırımlarla, yapacaklarının göstergesi ve teminatı olan bir lider.. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan.

            Peki, Millet İttifakı’nın adayı var mı? Orası karışık.. Çünkü daha kendi aralarında henüz anlaşabilmiş değiller,, Anlaşacakları da yok gibi gözüküyor.. Tabi bu tercihleri de onların kendi iç işleri. An itibariyle tek yaptıkları Ak Parti Genel Başkanı, Sayın Cumhurbaşkanımız üzerinden siyaset yapmak, fakat çözümleriniz nedir? Diye sorulduğunda çözüm adına hiçbir proje üretemediklerini görüyoruz. Gönlümüz muhalefetin de böylesi süreçlerde hamaset değil, milletin faydasına katkıda bulunacak projelerle, çözümlerle halkın huzuruna çıkmasıdır..

            Şahsım yarım asırlık yaşımızla mevcut iktidardan öncesini de ve sonrasını da bilen, yaşayan ve görüş, tespit sunabilecek bir samimi, kalbi, akli duruşumuz var çok şükür..

            20 yıldır iktidarda olan mevcut AK Parti'nin; sağlıkta ulaşımda yerli ve Milli Savunma sanayide, altyapıda, terörle, Fetö ile olan mücadelesinde, güçlü ve müreffeh Türkiye oluşması için çalışmalarını yakından takip ediyorum. Saygıda duyuyorum.  Zira yukarıda arz ettiğim üzere yaşım gereği;  2002 öncesindeki; Gaz, ekmek, un, şeker, sigara, ilaç, doktor vs.… kuyruklarına bizatihi şahidim.

            Milletin kılık kıyafetine, inancına, değerlerine, tercihlerine yönelik zulmün her seviyesini gören ve yaşayanlardanız. Biz o günleri unutmadık, unutmayacağız da.. Kardeşin kardeşe kırdırıldığı o karanlık günleri tanırım, bilirim.. Yokluğun, yoksulluğun, fakirliğin ne demek olduğunu biliriz. Merhum annemin, merhume kız kardeşimin rahatsızlığında hastanede hasta yatağının, ranzanın altına saklandığı, hastaların rehin alındığı günleri biliriz..

             Bugünlerimize hamdolsun..  Rabbimden dileğim; içimizde bulunduğumuz sıkıntıları da bir an önce hayırlısıyla halas eylesin..

             Amansız mücadeleler! Dedik. 

             60 yıllık terör ile olan mücadelesini mi? 15 Temmuz 2016 fetö terör örgütünün milletin iradesine ulan darbe girişimini mi? Gezi olaylarını mı? Ekonominin düzeldiği bir atmosferde, saçma sapan bahanelerle, ülkeyi ateşe, kaosa sürükleme çabalarıyla, ülkesine ortalama 200 milyar dolar zarar ettirenlerle olan amansız mücadelesini mi? Suriye'nin kuzeyinde kurulmak istenen taşeron terör devleti kurma projesinin karşısında dimdik duruşunu mu? Kuzey Irak’ta kurulmak istenen Kürt devletine olan vakur Millî duruşunu mu? Doğu Akdeniz'de, Karadeniz'deki doğalgaz, petrol rezervlerinin keşfi mi? Hangi birini sayalım… Allah'a hamdolsun..

            Türkiye düşmanları, geçmişte “Arap baharı” diye Ortadoğu coğrafyasını kana bulayan, ortalığı velveleye veren, bin bir türlü yalanlarla, entrikalarla tüm komşuları birbirine kırdırtan, kalkınan ve özüne dönmeye çalışan ülkemizi, maalesef olumsuz algı operasyonlarıyla düşman olarak lanse etmeye çalıştılar, kısmen de olsa başarılı oldular.. Fakat dirayetli bir liderin, samimi kadroların elinde, güçlü  Türkiye’m bu kadar badireye, oyunlara rağmen samimiyetle çalıştı, tuzakları bozdu ve kimseye eyvallahı olmadan yoluna emin adımlarla devam ediyor..  

NOT: Sıkıntıların giderilmesine yönelik önlemler, stok yasası…. değerlendirmelerimiz ikinci yazımızdadır.. Teşekkürler.. 16.12.2021

                                                                                  Cengiz YILDIZ         

                                                                                  B.Denetçi / Mali Müşavir



SİYASİ AHLAK! VE SİYASİ İLETİŞİM!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 6 ay, 3 gün önce / 07.12.2021 15:36:22 | Görüntüleme : 655
Siyaseti; belli toplumsal alanlarda birey ve gruplarca geliştirilen farklı önlem ve problem çözme arasındaki yarışmalar şeklinde başka bir ifade ile yönetim sanatı olarak ta tanımlayabiliriz.

 

                 Tabiki bunu yapabilmek için de; toplumsal sorunların çözümü noktasında geliştirilen farklı önlemlerden birinin uygulanabilirliği, siyasi iktidar kullanımını ve egemen konumda bulunmayı da gerektirdiği hepimizin malumudur.

                Peki, Siyasetimizi, fikirlerimizi iktidar yapmanın yolunun, siyasi ahlakla yakın bir ilişkisi var mıdır? Elbette ki var.. Hepimizin altına imza atacağı üzere, her iki unsun yani siyaset ve ahlakın birbirini etkilemesi her daim söz konusudur..

                Bu konuya girmemin sebebi; son zamanlarda toplumun lideri, öncüsü konumundaki siyasetçilerin üzülerek belirtmek gerekirse, ellerine ve hassaten dillerine hakim olamayışları, hem inancım, hem de medeni bir insan olarak beni derinden incitiyor..

                Bir baba olarak, dayı, amca, enişte, işveren ve Tabiki siyasetle alakadar birisi olarakta şahsımı ve benim gibi düşünen milyonları incitiyor ve mahcup ediyor..

                Siyasette ve her konuda “usul, üslup” inanın çok önem arz etmektedir. Nezaket ve zarafet içerisinde de meramını rahatlıkla anlatabilir ve kitlelere aktarabilirsin.. Ama heyhat! Yakın zamanda bir Ana Muhalefet liderinin, herkesin yakinen tanıdığı ve milletin kürsüsünde, hem diline hem de eline hâkim olmadan, tüm ahlak kurallarını yerle bir ederek, karşısında kadınların, beyefendilerin, gençlerin, milletin olduğunu unutarak! El kol hareketleriyle hepimizin başını öne eğdiren bir hitap ve beden dili gösterdi..

                Kınıyor ve özür dilemesini bekliyorum.. Hani “Helalleşme” diyor ya.. Ben şimdiye kadar yapılan kul haklarından ve bizleri aile olarak, milletin bir evladı olarak rencide ettiğinden dolayı “Helal etmiyorum”

SİYASAL İLETİŞİM..

                Vakit; hepimizin bildiği üzere siyasi partilerin ve siyasetçilerin yapılanları uygun bir dille topluma kırmadan dökmeden ifade edebilme vaktidir.

                Maalesef algılar ve gerçeklikler, devamlı karşılıklı etkileşim halindedir.  Bazen algılar, gerçekliğin yerine geçebiliyor. Bu da Tabiki bir takım maliyetleri de beraberinde getirebiliyor.

                Mesela; 19 yıldır mevcut iktidar muhteşem projelere imza attı. Hem içeriden hem de dışarıdan her türlü engellemeler, negatif algılar oluşturulmaya çalışıldı. Projelerin yapılması sürecinde ne fırtınalar koparıldı.. Ama inanın neticesinde kamu menfaatine yönelik proje haline dönüşünce hepimiz çok sevindik ve göğsümüz kabardı. Bir taraftan bakıyorsunuz halen birileri olumsuz yönlerini algı olarak sağda solda cevapları verildiği halde konuşmaya devam ediyor.

                Özetle; sadece üretmek ve olumlu işler yapmak yetmez.. Yapılan güzellikleri milletle paylaşmak, anlaşılır bir dille ifade etmek ve sürekli en doğru ve sağlıklı “İletişim stratejisi” ile “Siyasal dilin” en uygununu anlatmanın yöntemleri ile gündemi çalışanların, iş yapanların belirlemesi gerektiğini özellikle belirtmek istiyorum.

                Yakın zamanda küresel anlamda ki üretim/tedarik zincirlerinin kopmasıyla, enflasyon artışı, fiyat artışları, maliyet artışları tüm dünyayı ve Tabiki ülkemizi de etkilemiştir. Büyüyen Türkiye üzerindeki olumsuz estirilen, iyi niyetli olmayan algılar, saldırılar, ekonomik saldırıların, işin uzmanlarınca, siyasetin önde gelenlerinin öncülüğünde; makul bir dille EKONOMİDE; ÜRETİM, YATIRIM, İSTİHDAM, BÜYÜME VE İHRACATA dayalı bir modelin, yüksek faiz ve düşük kurla değil, milletin emeğini, geleceğini sömüren, kemiren faizle mücadelenin yöntemlerini halk adına anlatmak elzemdir.

                Bu süreci hep beraber, içinde bulunulan durumlarda dikkate alınarak, anlayarak, fedakârlıkla, akılla, sistemli ve samimi bir ekip çalışmasıyla rahatlıkla atlatacağımıza olan inancım tamdır.  Hürmetle..                                                                        07.12.2021                 Cengiz YILDIZ



PANDEMİ SÜRECİNİN, ARZ-TALEP DENGESİZLİĞİ, AKARYAKIT FİYATLARI..

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 6 ay, 1 hafta önce / 01.12.2021 07:36:22 | Görüntüleme : 702

Covid-19 yani korona virüs Pandemi süreci her geçen gün boyutlarını değiştirerek devam ediyor maalesef..

Tabiki bu süreç devam ederken de piyasalarda, hayatta bir takım arz-talep dengelerini allak bullak ettiğini de hep beraber görüyoruz.

Bu dengesizliklerin etkilediği alanlardan, sektörlerden birisi de akaryakıt fiyatları .. ki fiyatlar akaryakıtta rekor seviyelere ulaştı..

Pandemi sürecinden etkilenen birçok ülke acilen tedbirler almaya başladıklarını müşahede ediyoruz. .

Mesela Almanya da 1 litre benzinin 1,69 Euro  (TL olarak 24,5 TL), hemen yakınında ki Çekya’da 1,41 Euro (20,4 TL)

ABD’de Benzin fiyatının % 64 oranında zamlandığını sizlerle paylaşmak isterim. ABD Başkanı Biden bu konuda suçun Petrol şirketlerinde olduğunu belirtmiş ve bunun üzerine petrol şirketleri 50 milyon varil petrol rezervini vatandaşlarını kullanımına olmak üzere açıldığı görülmüştür.

Yine ABD yönetimi, petrol stoklarının halka kullandırımı, arzı hususunda Japonya, Çin, Güney Kore, İngiltere vb. ülkeleri desteğe çağırmıştır.

Fransa’da Depoyu doldurma maliyetinin yine rekor kırdığını görüyoruz. Benzinin litre fiyatı Fransa’da 1,70 Euro yani 25 TL..

İngiltere ‘de tedarik sorunları, dünyada geçerli ifadesiyle tedarik zincirlerinin kopmasıyla birçok Akaryakıt istasyonun kapandığı, gazete manşetlerinden paylaşılmıştır.

PEKİ, TÜRKİYE’DE AKARYAKIT KRİZİ NE DURUMDA!

Yukarıda arz etmeye çalıştığım üzere, batılı ve gelişmiş olduğu iddia edilen ülkelerde fiyatların Pandemi sürecinden nasıl etkilendiği şeffaf bir şekilde arz edilmiştir.

Akaryakıt krize hamd olsun sürecin dikkatli takibi, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamu adına, menfaatine olmak üzere Akaryakıt vergisinden feragat edildiği ve fiyatları belli bir seviyede tutulduğunu, bu konuda talimatının olduğunu ve yerine getirildiğini görüyoruz.

Küresel anlamda FİYAT ARTIŞLARININ, ENFLASYONUN YÜKSELİŞİNİN olduğu halde, 2021 yılı itibariyle Elektrik maliyetinin yarısı düzeyinde vatandaşlara verildiği (17 Milyar TL devlet tarafından), ayrıca Akaryakıtta Eşel Mobil Sistem ile Akaryakıtta (60 Milyar TL devlet tarafından yüklenilen maliyet)

Türkiye’de yukarıda birçok ülkede benzin fiyatlarını özetledik. Biz  de an itibariyle ne kadar derseniz söyleyeyim 1 litre Benzin: 9,82 TL 0,67 Euro..

Özetle; Hükümet vatandaşlara yönelik ortalama yıllık 1600,00 TL lık bir maliyeti, vatandaşın ceplerinde kalacak şekilde üstlenmiş ve takdir edilecek şekilde bir Enerji Desteği vermiş bulunmaktadır. Müteşekkiriz. .

Yukarıda arz ettiğim üzere küresel anlamdaki sıkıntıları, Büyük ve Güçle bir Türkiye’yi zor durumda bırakacak hamleleri ve oyunları boşa çıkartacak girişimleri hep birlikte sabırla ve bir müddet dahi olsa da fedakârlıkla göğüsleyeceğiz…  YATIRIM, ÜRETİM, İHRACAT, BÜYÜME, İSTİHDAM…

Hürmet ve selamlarımla,   30.11.2021

                                                                                                              Cengiz YILDIZ

                                                                                                              Bağımsız Denetçi/Mali Müşavir

 



KÜRESEL SALDIRILARA, OYUNLARA RAĞMEN GÜÇLÜ TÜRKİYE!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 6 ay, 2 hafta önce / 23.11.2021 10:26:57 | Görüntüleme : 716

Evvela şunu ifade etmeyim ki; ülkemiz bu tarz badirelerin çok daha büyüklerini tarih boyunca atlatmış ve tekrar atlatacaktır. Yeter ki; bir olalım, diri olalım, iri olalım ve hep birlikte TÜRKİYE olalım yeter..

 

Küresel saldırılar her taraftan kendini hissettiriyor.. Her ne kadar Pandemi sürecinin vermiş olduğu sıkıntı ile dünyanın tüm ülkelerinde ekonomik daralmalar ve bunun etkisinin şimdiye kadar enflasyonla tanışmamış olan gelişmiş ülkeler dâhil iliklerine kadar hissettiler ise de, gel de sen bunu bizim muhalefete anlat!

Değerli okuyucularım; uzun yıllar hemen hemen tüm ülkelerde uygulanan ve bizim ülkemizde de yaşatılan ekonomi yöntemlerinden absürt! bir uygulama vardı.. Nedir bu uygulama diyeceksiniz?

Düşük kur-Yüksek Faiz, Düşük yatırım-düşük ihracat, Yüksek İthalat-Yüksek borçlanma-Düşük Üretim döngüsü…!

İşte Sayın Cumhurbaşkanımız yerli ve milli bir duruşla bu anlamsız ve ülkemizi yerinde değil, gerisin geriye götüren bu uygulamayı rafa kaldıran açıklamalar yaptı arka arkaya…

Yüksek Faiz ve neticesi olan Enflasyonla mücadele ile tüm yanlış telkinatları bir tarafa iterek, risk alarak, Yüksek faizden çok para kazanan yabancı yatırımları ve ülkeden giderken dövizleri de beraber götüren tabiri yerinde ise soygun anlayışının karşısında durdu…

Birilerinin özellikle bankacılıktan prim kazananların, faizden kazananların her daim dillendirdikleri ve “Doların ateşini indirmek istiyorsanız, Faizi Yükseltin” talep ve önerilerini kabul etmemiş, resmen şimdiye kadar oturmuş bu ülkemize, milletimize yönelik ard niyetli anlayışı elinin tersiyle yitmiştir.

Türkiye’nin 2001 Ekonomik krizini hemen hemen herkes az çok bilir.. Onların mimarlarını da tanır.. Kim di bunlar… Kemal Derviş ve öğrencilerinden Faiz Öztraklar, Önceki dönem Merkez Bankası Başkanlarından Durmuş Yılmazlar vs.. Batı dünyasının menfaatlerine uygun olan, ülkemizi, milletimizi resmen soyup soğana çeviren FORMÜL OLAN “YÜKSEK FAİZ, DÜŞÜK KUR” anlayışı..

Tek çare; ÜRETİM, YATIRIM, İSTİHDAM, İHRACAT.. ki yıllar itibariyle samimiyetle sayısız yatırımlar yapıldı, ülkemiz kalkındırıldı ve çalışmalar kesintiye uğramaksızın devam ediyor…

Türkiye Elektrikli Otomobillerinin Elektrik İhtiyacının An İtibariyle % 80 İni Öz Kaynaklarıyla Karşılıyor.

Toplam Elektrik Üretiminin % 50 Sini Yenilenebilir Enerji Yani Rüzgar, Güneş Ve Jeotermal İle Karşılıyor Çok Şükür..

220 Milyar Dolarlık İhracat, Altık Stoklarının 600 Tona Ulaşması..

Ben Umutluyum Ve Emeği Geçen Başta Cumhurbaşkanımız Olmak Üzere Tüm Emektarları Takdir Ve Tebrik Ediyorum.

HAYAT PAHALILIĞI!

İnanın ben de sizler gibi bir vatandaşım ve benim de gelirlerim süreç gereği azaldı, dövizin kur artışını fırsat bilen birileri, zincir marketler ve tedarikçi firmaların bir kısmı fahiş fiyatlarla vicdansızca fiyatları etiketlere yansıtıyorlar..

Bundan etkilenen  elbette Asgari Ücretliler, dar gelirliler vb.. Hayat devam ediyor.. Ne oldu dan çok, nasıl ve neler yapmalıyız? Sorusuna tatmin edici ve bilgilendirici cevaplar vermemiz gerekir.

Asgari ücretlinin örneğin 2001 yılında aylık ortalama net asgari ücret 122 lira 18 kuruştu. Dolar kurunun da yıllık ortalama 1 lira 23 kuruş olduğu bu senede asgari ücret aylık 99,3 dolara denk düşüyordu.

2008 yılında 390 dolar, 2021 ve doların arttığı şu zaman diliminde 256 dolar… Gördüğünüz üzere her halükarda 20 yıl öncesine göre, bunca badireye, saldırılara, darbe girişimlerine, ekonomik saldırılara, Pandeminin verdiği zarara rağmen  daha iyi bir durumda..

Yakın zamanda yapılacak asgari ücretliye,  dar gelirliye artışla tekrar asgari ücret yaşanabilir bir seviyeye gelecektir..

Mutlaka her şeyin en iyisini hak eden vatandaşımıza, insanımıza bize yakışan bir nefes aldırmak, olmazsa olmazımızdır. Herkesin az çok bildiği bir kısım önerilerimiz;

Verilecek kredilerin mutlaka adrese teslim ve kontrol edilerek verilmesi, Piyasaların denetimi,

Ara malların ithal edilebilir olanlarını kendimizin üretmesi teşviki,

EYT (erken emeklilik yaşına takılınlar) adil bir şekilde çözüme kavuşturulmalı,

2000 sonra İNTİBAK sorununu hallederek emekliler rahat bir nefes aldırtmalı,

Düşük Faiz ve Enflasyonla mücadeleden asla taviz verilmemeli,

İnsan odaklı bir anlayışla, tamamen millet odaklı ve çözüm/sonuç odaklı çalışmalar 2023 ve ötelerini bizlere kazandırtacaktır. Milletin hayrına, menfaatine dokunacak her konuda tereddütsüz yanındayız vesselam..

Allah yar ve yardımcımız olsun..

Hep beraber TÜRKİYE’YİZ…..    23.11.2021

                                                                                              CENGİZ YILDIZ

                                                                                   Bağ. Denetçi/Mali Müşavir

 

 



TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI İZLENİMLERİM!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 6 ay, 3 hafta önce / 19.11.2021 09:56:17 | Görüntüleme : 714

Yakın zamanda yani 12 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirilen Türk Konseyi 8. Zirvesini hep beraber takip ettik. Şahsen muhteşem bir zirve idi ve Türk Dünyası adına önem arz eden bir dönüm noktasıydı.

Önceki ismiyle Yassıada olan şimdiki adıyla Demokrasi ve Özgürlükler Adası’ndan hakikaten birbirinden önem arz eden mesajlar verildi..

Bu mesajları önemine binaen sizlerle paylaşmak ve köşeme almak istedim..

Bu zirvede “Birlikten kuvvet doğar” atasözünün gereğinin yerine getirilmesi adına büyük bir adım atıldığını, Türkiye ve Azerbaycan’ının dünyada yalnız olmadıklarını bu zirve pekiştirmeleri kayda değerdi.

Bu zirve ile;

Türk Konseyi, Türk Devletleri Teşkilatı haline, statüsüne kavuşturuldu.

Yaklaşık 30 yıldır işgal altında olan topraklarını kurtaran Azerbaycan lideri Aliyev’e, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teklifiyle “Türk Dünyası Ali Nişanı” ünvanı, nişanı çok anlamlı ve yerinde idi.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Karabağ zaferinde gösterdiği katkı takdire şayan. Konseye, Teşkilata üye Türk Devletleri Teşkilatı, burada göstermiş oldukları duruş ve dirayeti ötelere taşımaları gerekmektedir.

Ki ilk adım olarak; Teşkilatın 2040 Vizyonunun imzalanması, Türk Devletleri Sivil Koruma Mekanizmasının kurulması muhteşem..

Sayın Cumhurbaşkanımız üye ülkelerle, ticaret hacminin önünün açılması gerektiğini, kara, hava ve deniz yolu marifetiyle birbirlerine daha sıkıca bağlanmalarının şart olduğunu ifade ettiler.

Nüfus açısından;

Türkiye; 84 Milyon, Özbekistan; 34 Milyon, Kazakistan:19 Milyon, Azerbaycan: 10 Milyon, Türkmenistan: 6 Milyon, Kırgızistan: 7 Milyon,

Gözlemci ülkelerden Macaristan: 10 Milyon.

Yaklaşık 170 Milyon Nüfus ile bir güç..

Bu bir güçtür, dosta güven ve düşmana korku salmaktır. Ekonomik faaliyetlerin kendi içinde geliştirilmesi ve birlik beraberlikle birçok yeni imkânlara, üretime kapı aralayacağı şüphesizdir.

Türk Devletleri ailesinin genişletilmesi adına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de bu aile fotoğrafında görülmesinin arzu edilmesi, Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın 4 yılda bir düzenlenen Teknofest’i 2020 ‘de Azerbaycan’da gerçekleştireceğini, terör örgütleriyle ortak mücadeleye devam edileceğini vurgulaması dikkat çekici idi..

Her Türk Devletinin kendine mahsusu yeraltı kaynaklarının ne kadar zengin olduğunu bilmeyenimiz yoktur sanırım.

Siyasi irade ve iradenin sahaya yansıtılması ..

Durmak Yok, Samimiyetle, irade, cesaret ve erdem ile Yola Devam..

Kalın sağlıcakla… 19.11.2021