......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 336774

SPEKÜLATİF DÖVİZ KURLARINA FREN! EKONOMİYE YANSIMALARI..

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 6 gün, 16 saat önce / 28.06.2022 11:05:53 | Görüntüleme : 115

Başlıktan da anlaşıldığı üzere, mevcut hükümet, tüm samimiyetiyle tüm argümanları, imkânları kullanarak, küresel anlamdaki sıkıntılara ve bu sıkıntıların Türkiye'mize yönelik olumsuz yansımalarına karşı, elinden gelen tüm tedbirleri alarak, olanca hassasiyetle millet, ülke lehine isabetli kararlar almaya çalıştığını hep beraber görüyoruz.

                Yakın zamanda Bankacılık düzenleme ve Denetleme Kurulu BDDK  tarafından piyasaları rahatlatacak, Enflasyon ile mücadelede çok büyük bir ivme kazandıracak bir hamle gerçekleştirildi. Şöyle ki;  “Bağımsız denetime Tabi bir şirketin 15 milyon liradan fazla nakit döviz varlığı bulunması halinde bunun toplam aktiflerinin veya 1 yıllık satış gelirlerinin yüzde onunu aşması durumunda, ticari Türk Lirası Kredi alamayacağına” ilişkin bir karar alındı. Yansımaları aynı anda piyasalara yansıdı. Döviz ve altında sert düşüşler yaşandı…

                “KREDİ ÇEK, DÖVİZ AL” işinin bittiğini söyleyebiliriz. İyi niyetli olmayan girişimlerin, piyasaları manipüle edenlere karşı, kısmen de olsa, ama etkili olmak adına devreye girilmiş olması, millet adına sevindirici olmuştur.

                Peki, bu kararım iş dünyasındaki tepkisi ne oldu? Derseniz.. Çok pozitif ve olumlu karşılandığını net söyleyebilirim.

                Çünkü, söz konusu karar ile beraber, enflasyondaki kura bağlı maliyet artışları ve bunlardan kaynaklanan Yükselişin engellenmiş olduğu ve müdahalenin yerinde olduğu ve ekonomideki olumlu yöndeki istikrarlı gidişata katkı sunacağını tüm iş dünyası, uzmanların dillendirdiğini hep beraber gördük ve daha da göreceğiz inşallah..

                Yine BDDK'nın almış olduğu bu karar; dövizdeki arz-talep dengesi Türk lirası itibarını düzeltilmesi anlamına gelmektedir. İnanıyorum ki; çok daha makbul ve kabul görebilir bir seviyeye düşecektir. 

                Bu karar, bu düzenleme yukarıda arz edilen kapsamdaki şirketlerin Türk Lirası kredilerine erişimini kısıtlamaktadır. Nedeni dövizin spekülatif amaçlı ve amacının dışında kullanımının engellenmesi adına.. İstisnaları kapsamı dikkate alındığında da bu tarz şirketlerin sınırlı olduğu, çok büyük şirketler olduğunun da bilinmesinde fayda vardır. 

                Piyasa ekonomisinin normal işleyişine müdahale gibi bir durumun olmadığını da hepimiz biliyoruz. 

                Firmaların üretime ve yatırıma yönelik fonlama ihtiyaçlarının ön planda tutulması gerektiği bir gerçek.. 

                Bilmemiz gerekiyor ki; DÖVİZ asla bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerekmektedir. Döviz  yükümlülükleri yerine getirmek Ve tabii ki bu süreçte kaynakların yatırıma, üretime, istihdama, ihracata ve dolayısıyla büyümeye katkıda bulunmak adına aktarılmasının daha önemli olduğu görüşünü savunanlardan olduğumu belirtmek isterim. 

                Bu Karar;  Sayın BDDK Başkanının ifadesiyle “Dövizin gerçekten ihtiyaç olan alanlarda kullanılmasına ve enflasyonun kontrol altına alınmasına da olumlu katkı sağlayacak” tespiti ve görüşü ile yapıldığını görüyoruz. 

                Rabbim, ülkemiz, milletimiz adına isabetli kararlar almayı, sıkıntılı süreçlerden, birlik ve beraberlik ruhuyla kurtulmayı ve tabiki MİLLİ BAĞIMSIZLIK yolunda, kendi ayakları üzerinde duran, Allah’tan başka kimseye muhtaç olmayan, üretimi, yatırımı, istihdamı, ihracatı, büyümeyi önceleyen, milletin refahını, ülkesinin geleceğini, çıkarlarını düşünen, bu uğurda mesai gözetmeksizin çalışan samimi kadroları başımızdan eksik etmesin.           

                Kalın sağlıcakla, hürmetle..                         28.06.2022

                                                                                                                             Cengiz YILDIZ

                                                                                                                             Bağımsız Denetçi/ Mali Müşavir

 



MEYVE SEBZE FİYATLARI, AKARYAKIT VE GÜNDEM!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 2 hafta, 2 gün önce / 18.06.2022 10:14:04 | Görüntüleme : 229
MEYVE SEBZE FİYATLARI, AKARYAKIT VE GÜNDEM!
Haftamızın, ömrümüzün hayırlı, huzurlu, sağlıklı ve kardeşçe geçmesini dileyerek yazıma başlamak istiyorum.

Hayat, çok hızlı geçiyor. Özellikle son yıllar hakikaten stres artırıcı, zaman zaman kırıcı söylemlerle hayatı çekilmez hale getirici bir hale getiren bir sürece dönüştü..

Her ne olursa olsun, bizim inancımız, medeniyetimiz;  şefkat, merhamet ve sabır medeniyetidir.

Zorluklara, sıkıntılara, stresle geçen her imtihana göğüs germeyi imanın bir gereği gören muhteşem bir inanca sahip bir milletiz çok şükür.

Gelelim gündemlerimize..

Hani meyve sebzelerin zamanı olmadığı halde yenilmeye, içilmeye çalışıldığı mevsimlerdeki fiyatlara.. O uçuk, haddini aşan anlamsız fiyatlandırmalara..!

Salatalığın 30-40 TL olduğu ve satılmaya çalışıldığı, fırsatçılığın tavan yaptığı günlerden, an itibariyle 1,5 -2 TB’lara düştüğü günlere.. Ve benzeri çok örnek verebilirim. Biber, domates, Patates….

Demek ki neymiş.. Büyüklerimizin dediği gibi her şeyi zamanında ve kıvamında tüketeceksin. Aksi halde hem cebine, hem parana yazık edersin..

Bu esnada üreticiyi koruyan, tarladan tüketiciye alımlar, zincir marketlerin keyfi ortak fiyat oluşturma gibi uygulamaların sona erdirileceği  “Hal Yasası” vb. Tarım politikalarında, hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyan, destekleyen yasal düzenleme her an yürürlüğe girebilir..

YENİ GÖSTERGE İLE BERABER MAAŞLARIN ZAMLANMASI

Evet, başlıktan anladığımız gibi öteden beri beklenen yaklaşık 5,5 milyon kamu görevlisinin, memurunun beklediği 3600 ek gösterge düzenlemesinde detaylar açıklandı.  Bu düzenleme ile beraber, emekli aylıkları hem artacak hem de emekli ikramiyeleri ortalama 50.000 TL civarında bir artışa sahip olacak. Hayırlı olsun. İlgili olanlara yönelik detay açıklamalar, gazetelerde, TV’lerde çok açık açıklandı. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve yetkililere teşekkürlerimizi sunuyoruz.

BAĞKUR- SGK VE ÇALIŞANLARLA ALAKALI ÇALIŞMALAR

Sayın Cumhurbaşkanımız, özellikle 2022 yılı ilk 5 ayındaki ortalama Enflasyonu, alım gücünü dikkate alarak “en düşük ve en yüksek maaş zamları” hususunda ip uçlarını verdi. Teknik olarak ta yaklaşık % 36  ve üstü  bir artışın olacağı şimdiden netleşti gibi. Hayırlı olsun.

AKARYAKIT FİYATLARI..

Yakın zamanda Parti grubunda konuşan Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan konuşmasında; “Yakıt fiyatlarının sadece Türkiye'yi değil tüm dünyayı etkilediğini belirterek "Pompa fiyatlarında ortaya çıkan rakamlar gerçekten rahatsız edici düzeydedir. Petrol tüketiminin çok büyük bölümünü ithalat ile karşılayan bir ülke olarak hem ham petrol fiyatlarındaki yükselişten hem de kurdaki artıştan anında etkileniyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

Konuşmasının devamında "Ham petrol fiyatlarındaki artıştan maalesef etkileniyoruz. Dünyanın yaşadığı bu sıkıntının geçmesini sabırla bekleyeceğiz" dedi.

ÇİFTÇİLERE YÖNELİK:

"Çiftçilerimizin tohum, mazot, gübre gibi girdilerindeki artışının farkında olunduğunu, bunun için alım fiyatlarını yüksek tutmaktan, prim ve destekleme rakamlarını artırmaya kadar pek çok önlem alındığını ve dünyanın ciddi bir gıda krizi ile yüz yüze olduğu şu dönemde, üretimin artarak sürmesinin en başta gelen önceliği olduğunu” altını çizerek belirtti.

Enerjideki dışa bağımlılığımızı azaltmak içinde yoğun çaba içinde olunduğunu ve  Karadeniz 'de keşfedilen 540 milyar metreküplük doğal gazın, bir an önce milli sisteme bağlanması için gece gündüz çalışıldığını belirtti. Ki bu samimi ifadeler, hakikaten gayretlerle beraber sürecin en verimli ve doğru şekilde yürütülmesi adına bizleri sevindirdiğini belirtmek isterim.

Pazartesi günü Filyos'da Karadeniz gazının, denize ilk boru indirme ve kaynak törenini izledik. Göğsümüz kabardı ve milletçe çok sevindik.

Petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmeye bağlı olarak, pompa fiyatlarında ortaya çıkan rakamların gerçekten rahatsız edici düzeyde olduğu, petrol tüketiminin çok büyük bölümünü ithalat ile karşılayan bir ülke olarak, hem ham petrol fiyatlarındaki yükselişten, hem de kurdaki artıştan anında etkilenildiğini, bu durumun Petrol fiyatlarının katlanarak artan bu seviyesinin sadece bizim değil, hiçbir ülke bakımından sürdürülebilir olmadığını belirtti.  

Rabbim milletimize, milletimize zeval vermesin.

Bu imtihanları, sancılı süreçleri alınan tedbirlerle birlik ve beraberlik içerisinde, hep beraber atlatacağız. Az sabır..  Hürmetle.. 18.06.2022

Not:  #YKS2022 Üniversite sınavlarına girecek gençlerimize üstün başarılar diliyorum. #GENÇLERGELECEĞİMİZ



İSRAFIN SONU İFLASTIR! PEKİ NE YAPMALI? TEDBİRLERİMİZ..

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 3 hafta, 6 gün önce / 07.06.2022 14:10:49 | Görüntüleme : 202


Dünya her konuda, maddi ve manevi anlamda sıkıntılar yaşıyor ve yaşamaya devam ediyor..

Küresel anlamda konuşulan konuların başında “Gıda krizi”

“Gıda Krizi” maalesef dünyadaki gücü bir şekilde elinde tutan zenginlerin, baronların, doymak bitmez tatminsizlikleri, adil olmayan duruşları, hep bana Rab bana anlayışları, fakiri fukarayı, daha da ezme politikaları, mağdur ve mazlumların ahını duymama psikolojisi, vurdumduymazlığı..

Durduk yerde, tamamen nefsi ve toprak genişletme, gücüne güç katma arayışına, yakın zamanda Rusya-Ukrayna Savaşının katılması,  zaten Pandeminin üretim ve tedarik zincirlerini kopararak verdiği zarara daha da bir zarar kattığı hepimizin malumu..

Brent Petrol 2020 yılının ortalarında piyasalardaki varil fiyatı 35-40 dolar iken, an itibariyle üzülerek belirtmeliyim ki; 120 Doları bulmuş vaziyette… Akaryakıt fiyatlarına olan etkisi çok açık..

Nedenlerini yukarıda kısmen anlatmış olsam da, daha detaylı izahat edecek olursam; Enerji kaynaklarında yani akaryakıtta vs. dışı bağımlı olan ülkeler ve bu enerjiyi temin ettiğimiz mesela Rusya gibi akaryakıtın çoğunu üreten ve ihraç eden bir ülkenin, bu fiyatlara içinde bulunduğu savaş yüzünden yeterince müdahil olmaması, ben duygusuyla hareket etmesi ve diğer petrol üreticilerinin keyfi fiyat artışlarının sebebiyet verdiğini açıkça görüyoruz.

Peki, ne yapmalıyız?

Topraklarımızda mutlaka ama mutlaka “Ekim” yapmamız, bunların hem devlet hem de millet olarak teşviklerden bilinçli şekilde faydalanmamız ve bu bakış açısını sahiplenmemiz gerekiyor. Yerli ve Milli olan her imkânı, ülkemizin geleceğine yönelik değerlendirmemiz elzemdir.

Gıda ithalatının bir şekilde örneğin Rusya-Ukrayna savaşı vb. bizim dışımızda gelişen olumsuzluklardan dolayı aksaması durumuna mukabil, bunu ülkemize bir tehdit olarak kullanılmasını önlemek adına, tarımda stratejilerde Milli ve teşvik edici Üretimi daha da artırmamız ve üreticimizi koruyup kollamamız gerekiyor.  Hali hazırda mevcut iktidar tüm devlet imkânlarını kullanarak, çiftçisini, esnafını, memurunu ve tüm sektörleri, insanımızı, küresel sıkıntılardan kaynaklı gıda krizi, neticesindeki fiyat artışları, hayat pahalılığından en az sıyrıklarla kurtarmak ve enflasyona ezdirmemek adına olağanüstü bir çaba gösterdiğini hep beraber müşahede ediyoruz.

Örneğin dün itibariyle çiftçinin, üreticinin rahatlatılmasına yönelik; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) buğday alım fiyatını ton başına 7 bin 50 lira olarak açıklaması oldukça sevindirici bir gelişme ve üreticinin yüzünü güldüren müthiş katkılardan bir tanesi..

Bizler de millet olarak; ürünlerimizin tarladan sofraya gelirken oluşma ihtimali yüksek israfın önlenmesi, ihtiyaca göre alışverişlerin yapılması, “Sıfır Atık” projelerine uygun yani kullanılmayan gıdalardan mütevellid “Gıda İsrafının” önüne geçilmesi çabalarına destek çıkmamız gerekmektedir.

Türkiye olarak maalesef her yıl 8 milyon tona yakın gıda israfı yapıldığı ve kişi başına ortalama 93 kg gıdanın, yiyeceğin çöpe atıldığını 2021 BM Gıda İsrafı Raporundan görebiliyoruz. Lütfen herkes üzerine düşen insani, vicdani sorumluluğunu yerine getirsin diyorum.

Türkiye’mizdeki GIDA İSRAFININ maliyeti korkunç! Yıllık 4 Milyar Euro..

Netice olarak; İSRAFIN sadece Gıdada olmadığını, elektrik, su, zaman, bilgi, yetişmiş elemanlar, insan kaynakları… Velhasıl her alanda İSRAFA HEP BERABER DUR! DİYELİM. Bilelim ki; Yüce Rabbimiz Kur’an da şöyle buyuruyor:

"Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Â'raf Sûresi, 31)" 

                                                                       BD/Mali Müşavir Cengiz YILDIZ

 

 



TÜRKİYE'NİN, İSVEÇ VE FİNLANDİYA’NIN NATO’YA ÜYELİK BAŞVURULARINA YÖNELİK DURUŞU!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 1 ay, 1 hafta önce / 24.05.2022 12:04:19 | Görüntüleme : 308
Öncelikle merhabalar.. Haftamızın hayırlı, bereketli, sağlıklı olması temennisi ile yazıma başlamak istiyorum.

Yazımın içeriği; teröre destek veren, onları koruyup kollayan ülkelerin (İsveç ve Finlandiya) NATO'ya katılmasına izin verilmemesi konusundaki Türkiye'mizin haklı duruşu hakkında olacaktır.

 

            Ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve değerli yöneticilerinin dik duruşuyla, İsveç ve Finlandiya gibi teröristlere,  PKK'ya, Fetö ye vb.  terör odaklarına ve onları her yönden sahiplenmelerinden ötürü üyelik müracaatlarını yapmalarına rağmen, ülkemizin haklı kaygıları yüzünden “veto” hakkını kullanmakta ısrarcı olduğunu hep beraber bizimle beraber tüm dünya görüyor, zira Türkiye artık eski Türkiye değil!

            Peki, Sayın Cumhurbaşkanımız “Teröre destek veren ülkelerin NATO'ya katılmasına İzin vermeyeceğiz” derken haklılık payı nedir?

             İktidarı ve muhalefeti ile ülkemizin ali menfaatlerine yönelik, bu dirayetli ve haklı duruşundan dolayı tebrik ve takdir edilecek Yerli ve Milli bir duruş olduğunu belirterek, ülkemizi temsil makamında olan Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında durmaları, birlik ve beraberliğimizi tescil etmek, düşmana korku, dosta güven vermek açısından çok yerinde olacağını ifade etmek istiyorum.  

            An itibariyle, gündem konusu teröre payandalık yapan iki ülke ve NATO’ya üyelikleri konusunda ABD’nin tavrı nedir? Diye sorarsanız, cevaben: ABD Başkanı Biden ve NATO Genel Sekreterliği, iki ülkenin Haziran ayında gerçekleşecek Madrid Zirvesinde kesinlikle NATO ittifakına üye olacaklarını ve bunda kararlı olduklarını gözlemleyebiliyoruz. 

Neler olabileceği ya da neler yapılabilir üzerinde değerlendirmelerimize devam edelim.

-           Türkiye’miz kesinlikle İsveç ve Finlandiya gibi ülkelerin teröre yataklık yaptıklarından dolayı, söz konusu bürolarını kapatmadıkları, talep edilen teröristleri iade etmedikleri sürece asla üyeliklerinin açılmasına yönelik bir adım atmayacaktır. 

-           Bence diplomatik girişimler hız kazanacak ve Türkiye kırmızı çizgilerinden taviz vermeden, güvenlik kaygılarının giderilmesini taleple, Veto hakkını, kozunu kullanmaya devam edecektir.

-           Geçmiş yıllarda aday ülkelerin ilerlemeleri, aşama kaydetmeleri için mutlaka ama mutlaka diğer tüm aday ülkelere yapıldığı gibi, şeffaf şekilde bir “ÜYELİK EYLEM PLANI” hazırlanması, ittifaka üye olabilmesi için mutlaka yakından takip edilmesi,

-           Türkiye’nin haklı, hukuki, adilane taleplerinin yerine getirilmesinin şart olduğu,

-           Hatta tüm üye ülkelerin istisnasız mutabakat sağlanmasından sonra üyelik başvurusunun olabileceği,

Özetle; Nasıl ki ülkemize zamanında İlerleme raporları doğrultusunda “Üyelik Eylem Planı” na uygun süreç yürütüldü ise, şımarıkça, ülkemizin hakkını, taleplerini göz ardı eden İsveç ve Finlandiya ülkeleri için de aynı sürecin yürütülmesi gerektiğini, bizler de hem fikiriz. Görebildiğim kadarıyla; Cumhurbaşkanımızın da, devlet aklının da tavizsiz kırmızı çizgisi olduğu görüş ve kanaatinde olduğumu belirtmek isterim.

Bu konuda asla, ama asla taviz verilmeden akılcı, ince bir diplomasi sanatıyla sürecin yürütülmesi ve ülkemizin menfaatlerinin korunması konusunda, mevcut hükümetin izlediği politikanın, stratejinin yerinde olduğunu, muhalefetin de hakeza söz konusu “TÜRKİYE” olunca, siyaset üstü bir duruş sergilemesi gerektiğini hatırlatır, hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlarım.  24.05.2022

                                  Cengiz YILDIZ

 



ENFLASYONLA – HAYAT PAHALILIĞI İLE MÜCADELE!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 1 ay, 2 hafta önce / 17.05.2022 10:55:57 | Görüntüleme : 288

Hepimizin malumu, hakikaten küresel anlamda tüm dünya ekonomilerini küçülten, sıkıntıya sokan faktörleri hep beraberce biliyoruz, burada bu tür konulara, Pandeminin etkisine, Rusya-Ukrayna savaşının vermiş olduğu zararlara, ülkemiz aleyhine oynanan oyunlara girmek istemiyorum.

 

Bugünkü yazımda maalesef üretim – tedarik zincirlerinin kopmasıyla beraber, aksamaların olması ve neticesinde döviz kurlarındaki artışların neden olduğu Enflasyon adlı sıkıntı ve nasıl baş edebiliriz? Haklı sorusuna yönelik  değerlendirmelerde bulunacağım izninizle..

Öncelikle “Enflasyon” adlı halk tabiriyle, hayat pahalılığına sebep olan, teknik olarak; mal ve hizmet almak için daha fazla paraya ihtiyaç olması ve neticesinde TL nin değer kaybı..

Yakın zamanda Hazine ve Maliye Bakanımız, hem üretim hem de perakende sektör temsilcileriyle bir araya gelerek samimiyetle, hem teknik anlamda hem de sahadaki sıkıntıları  sıcak bir ortamda, karşılıklı fikir teatileri ile görüşerek çözümler bulmaya çalıştığını, gayretlerini gördük.

Öncelikle Sayın Bakanımıza ve ülkenin, milletin refahı ve geleceği için elini taşın altına koymaya hazır olan tüm iş adamlarına, sabreden halkımıza kalben teşekkür ediyoruz.

“BİRLİKTEN BEREKETE, KAZANAN TÜRKİYE” sloganıyla kararlılıkla hep beraber, gıda, giyim, turizm, mobilya, bankacılık, inşaat vb tüm sektörlerde enflasyon ile mücadeleye, hayat pahalılığı ile mücadeleye başlanıldığını her zamankinden daha fazla canhıraş bir şekilde, tüm imkanları devreye alarak bir çalışmalar sürecini görüyoruz.  Rabbim mahcup etmesin.

Peki, ama nasıl?

Öncelikle piyasalar, bazen psikolojik olarak etkilenir. Birlik ve beraberlik olduğu zaman bu olumlu şekilde piyasalar yansır. Ki yansımaları daha ilk günde görüldü bile desem hiç te yanıltıcı olmaz..

Birkaç aydır elbette maliyetlerin artışının etkisi vardır, ama genel itibariyle; maalesef şişirme, hormonlu, hakkı olmayan uçuk, fahiş fiyatlarla vatandaşı üzen, cebini yakan GIDA artışlarıyla ile alakalı, Sayın Bakanımızın yaptığı görüşmelerle Gıda sektöründen “tam destek” alındığını müşahede ettik. Tabi diğer sektörlerle de yapılan görüşmelerle mücadeleye devam edileceğinin bu mücadelede “TAM DESTEK” sinyallerini hep beraber gördük.

Sayın Bakanımız ve yetkililer;  geçen hafta konut kredi oranlarının düşürülerek,  konut sektörü ile alakalı inşaat sektörü temsilcileriyle neler yapılabilir görüşmelerinin yapıldığını, fiyat dalgalanmalarının önüne nasıl geçilebileceğini, maliyetleri nasıl minimize edilebileceğini, vatandaşa uygun fiyatlarda nasıl konutlar sunulabileceğini vb. konularda görüşmelerin yapıldığını ve bu konuda ilerlemeler kaydedildiğini gördük.

Özellikle TOKİ’nin yeni projelerle konut ihtiyacını en ucuz ve kullanılabilir şekilde vatandaşa sunması yönünde çalışmalar içinde olduğunu ve mutlaka bu çalışmaların aralıksız devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Özetle; mutlaka ama mutlaka fiyatların anlamsız artışlarına izin verilmemesi, devletin organları aracılığıyla, gerekli araçları devreye alıp “Enflasyon canavarı, hayat pahalılığı” ile mücadeleden asla pes etmemesi gerektiğini önemle vurguluyoruz.  An itibariyle 30-40 TL olan domateslerin 10 liralara düşmesi,  çift haneli birçok ürünün tek hanelere düşmesi bizleri sevindiriyor.

Hep beraber “TÜRKİYE” diyoruz. Hep beraber “ENFSLASYON CANAVARI İLE MÜCADELEYE TOPYEKÜN DESTEK” diyoruz. Kalın sağlıcakla 17.05.2022

                                                                                                              Cengiz YILDIZ                                                                                                                                                  Bağımsız Denetçi Mali Müşavir

 



AYKOME.. (Büyük Şehir Belediyelerinde ALT YAPI KOORDİNASYON MERKEZİ) VE HATSU..

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 2 ay, 17 saat önce / 09.05.2022 10:21:06 | Görüntüleme : 256

Evet bugün anlamı Kent Entegre yazılım sistemi olan AYKOME adlı birimden bahsedeceğim.

Ayrıca Hatsu… Yani Hatay Su ve Kanalizasyon İşleri Genel Müdürlüğünden..

Aslında Aykome Büyükşehirdeki Altı yapıdan

 ve benzer Hatsu Su ve Kanalizasyon işlerinden o da altı yapıdan sorumlu önemli görevleri icra etmeleri beklenen kuruluşlar…

Yani Büyükşehir belediyelerinde ki Altyapı Koordinasyon merkezlerinin görevlerinin yerine getirilmesi, takip edilmesi ve sorgulaması için geliştirilmiş bir uygulamadan bahsedeceğim.
Tabii AYKOME birimi, Büyükşehir BELEDİYELERİNDE, ALTYAPI YATIRIMI yapan kurumlarla ilçe ve ilk kademe belediyelerinin hazırlamış oldukları Önümüzdeki dönemle alakalı Programlarını, planlarını ilgili yılın Eylül sonuna kadar Altyapı Koordinasyon birimine iletirler, Yani AYKOME’YE iletirler.
Şahsım hem bir vatandaş, hem de geçmişte Hatay Büyükşehir Belediyesinde büyükşehir plan bütçe ve denetim komisyon Başkanlığı yapmış bir kardeşiniz olarak AYKOME adındaki Alt Yapı Koordinasyon Merkezinin görevini, kamu menfaati, şehrin konforu adına yeterince yapmadığı yönündeki görüş ve kanaatim kesinleşmiş durumdadır. Samimiyetle tüm sözlü ve yazılı uyarılara rağmen…
Altyapı programın hazırlanmasında ve bu çalışmaların planlamaların programların kesinleştirilmesinde üst Yapı yani AYKOME biriminin, bu çalışmaları yani (kazı, alt yapı vb. konular) koordinasyonu sağlamak gibi çok çok önemli bir görevi vardır.

Bu programlar (kazı, alt yapı talepleri, planlaması)  kesinleştiği zaman da kurum ve kuruluşların bu programları ortak programa alınır.  Bu şekilde hareket edildiğinde;  hem bütçenin çarçur edilmesinin önüne geçilir, hem zaman kaybının önüne geçiyor hem de milletin yaşam konforunun, standartlarının yok olmasının önüne geçilir.
Örneğin; O şehrin vatandaşı kazı izni alabilmek için Altyapı Koordinasyon Müdürlüğü'ne gelerek dilekçesini doldurur, yapacağı kazı yapacağı binayı ve kazının güzergâhını gösteren Bilgisayar ortamında gösteren bir kroki verilir ve bunlarla ilgili altyapı Kuruluşlarına işletmek üzere gönderilir.
Sıkıntı da burada başlıyor ya!. Kurum ve kuruluşlar arasında dengeyi, ahengi sağlayacak olan adı üstünde koordineyi sağlayacak olan AYKOME maalesef üzülerek belirtmeliyim ki, görevini yapmıyor ve hakkıyla yapamadığını hep beraber en küçük bir yağmurda, kar tipi gibi durumda, bu işlerin üstesinden gelemediğinden rahatlıkla anlayabiliyoruz.
Bunun en büyük göstergesi yakın zamanda, 13 yıldır altyapı çalışmalarına yatırım  yaptığını iddia eden Büyükşehir Belediye Başkanını ve ekibinin, Her zamanki gibi bir günlük yağmura  teslim olmasından hep beraber anladık.. Yazık!!!

Asli vazifelerden çok hayali ve fantezi, tribünlere oynayan, algılarla hizmet yapma anlayışı..
Hâlbuki ki; Alt yapısı tamamlanmamış bir şehrin öncelikleri varken, EXPO 2021 gibi aciliyeti olmayan, anlamsız ve tüyü bitmemiş yetimin hakkının berhava edildiği, fayda maliyet analizinde, sonuç itibariyle sınıfta kalınmış, öz kaynakların azalmasına neden olmuş, zamansız projeler! Bu tip daha sonrasında yapılması daha uygun olacak haya projeler yerine, ACİL EYLEM PLANI gereği önceliği olan projelere yer verilse, AYKOME, UKOME ve HATSU yani Su ve Kanalizasyon işleri birimleri vb koordine merkezlerini hakkıyla çalıştırılırsa, yollara, dere ıslahına, trafik keşmekeşine, battı çıktılara, sebze meyve hali gibi asırlık ahı gitmiş vahı kalmış, işlevini yitirmiş yerlere, özetle halkın beklentilerine cevap verebilecek gerçekçi PROJELERE kafa yorulsa daha isabetli ve hakkaniyetli olmaz mı ?.. . Ama hey hat!

Ben bildim bileli esnafımızın ekmek teknesi Uzun Çarşıyı güçlü bir yağmur yağması halinde su basar.. Yahu el insaf! Hiç mi bu konuda işin uzmanları, temsilcileri bir araya gelip kafa yormazlar.. Yazık değil mi? Bu kardeşlerimize, vatandaşımıza.. Kınıyor ve müsebbipleri hakkında maddi ve manevi tazmin davalarının açılması gerektiğini düşünüyorum.
Belediyeler şehrin güvenilir, Ehil liyakatli üretim kabiliyeti olan, temsil kabiliyeti olan, dertli, duyarlı, hasbi, işin uzmanı, hesabı kitabı bilen, 7/24 halkının emrinde olan kimseler tarafından yönetilmesi ve hem maddi belediyecilik hem de gönül belediyecilik faaliyetlerinin yapılacağı önemli bir hizmet alanıdır.

HATAY HALKI BU HİZMET AKSAKLIKLARINI, BECERİKSİZLİKLERİ, İŞ BİLMEZLİĞİ HAK ETMİYOR..
"İş bilenin, kılıç kuşananın." demiş atalarımız..
Tüm Hatay'ımıza ve sıkıntıya uğrayan halkımıza, kardeşlerimize çok geçmiş olsun!
                                                                                                          Hürmetle.. 07.05.2022
                                                                                                          Cengiz YILDIZ



SİYASET, SİYASİ MÜCADELELER VE LİDERLİK!

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 2 ay, 2 hafta önce / 20.04.2022 15:06:36 | Görüntüleme : 568

Bugünkü yazımın içeriği, siyaset ve siyasi mücadeleler olacak. Peki, nedir Siyaset ve siyasi mücadele?

Bence siyasi mücadele; bir kalp titremesi, vicdan sızısı ile başlıyor..

 

                Bir an düşünelim: Bombalanmış bir memleket, şehirler ve enkazların altından çıkartılan bebekler, masum insanlar... Burada elbette ki kalplerimizle, halet-i ruhiyemizle buğz etmekten başka bir şey yapabiliyor muyuz?

                 Gazze'de, Halep'te, İdlip'te, Ukrayna'da ve dünyanın dört bir tarafında savaşların, acımasız bombaların etkisiyle hastanelerde inim inim inleyen çocukları, anlamsız hırslar ve menfaatler uğruna şehit düşen yiğitlerimizi, şöyle birazcık düşündüğümüzde vicdanımız sızlıyor değil mi?

                Ama sadece dilimizle tepki gösterebiliyoruz. Bu kadar!

                Geçmişe gittiğimiz zaman, kılık kıyafetlerinden dolayı, inançlarından dolayı okul kapılarından içeri alınmayan, okuldan atılan kız çocuklarını, ana dilini konuşamadığından,  cezaevinde evlatları ile görüştürülmeyen, yasaklanan anneleri hatıra getirdiğimiz zaman, içimiz, vicdanımız cız ediyor değil mi? O tür dışlayıcı, ötekileştirici, kamplaştırıcı, kendi milletinin bir kısmını dışlayıcı anlayışı kınıyor ve garipsiyoruz değil mi?

                Tabi bunların benzerlerini çoğaltabiliriz…

                 Peki, neler yapılabilir?  İnsanlığın huzuru için; zulüm ateşini söndürebilmek için Hz. İbrahim Peygamberin (as) ateşine su götüren karınca misali yollara düşmek isteriz değil mi? İşte bu cümleden itibaren siyaseti anlatmaya başlayalım..

                Siyaset dertlenmektir, sorumluluktur,  bu şuurla hareket etmektir. Eğer bir yerde zulüm varsa ve onun için ne yapabileceğin derdine düşmüşsen, aynı duyguyu dünyada olup biten tüm sıkıntılarda hissediyorsun ve hissedeceksin demektir.

                Kanaatimce zalim; aslında dünya değildir, asıl zalim, dünyayı yönettiğini zanneden yönetenlerdir! İnsanlığı, menfaatleri uğruna imkânsızlığa, sefalete, perişanlığa mahkûm eden hâkim güçlerdir.

                İşte sorumluluk şuuruyla hareket eden her birey, mağduriyetleri, mazlumiyetleri, mahrumiyeti gördüğü, yaşadığı her ortam ve zeminde bir şeyler yapmanın sancısıyla kıvranır ve devamlı bu konuda çalışmalar yapar.

                Peki, bunu yaptıracak mekanizma, araç nedir? El cevap: “Siyaset”.

                Siyaset, bizim inancımızda, doğruları söyleyip önermek, yanlışları görüp, onlara fren olmaktır.

                Siyaset; hakkı, hakkaniyeti, şefkatli, özgürlükçü bir düzeni, erdemli bir çizgide kalmak koşuluyla,  insanların mutluluğunu savunma ve toplumun en muteber değerlerini yüceltmek adına başvurulacak önemli araçlardan, yöntemlerden bir tanesidir.

                Asıl sıkıntı nedir biliyor musunuz? Çarpık anlayışlar, yanlış politikalar, zalim yönetimler, sapkın görüşler, ideolojiler ve benzerleri.  Bu tarz yönetim anlayışları ve bunları yöneticileri, her zaman dünyanın başına bela olmuştur. Bunları ortadan kaldırmanın da doğru insan kaynakları liderliğinde, yine siyaseti doğru kullanma yöntemi ile olduğuna inananlardanım. 

                Siyaset,  onurlu bir varoluş gayretidir ve insanlığa hizmet etme aracıdır fakat maalesef içinde bulunduğumuz yüzyılda, ideolojiler ve bu ideolojilerin hırslı, ihtiraslı liderleri dünyanın tüm dengelerini allak bullak etmişlerdir. Milyonlarca insanın telef olduğu, yeraltı, yer üstü zenginliklerinin yok olduğu bir akıl tutulmasının yaşandığı süreci yaşıyoruz.

                Siyasetin asıl amacı; ortak güzellikleri çoğaltmak, mutluluğu artırmak, adalet ve erdem gibi güzel hasletleri esas alarak hizmet etmektir. Peki, adalet olmadan ahlak, ahlak olmadan adalet olur mu? Zaten şu anda dünyanın ahlaki yönden yerlerde sürünmesi dolayısıyla siyasetin dümeninde olanlar, dünyanın başına bela olmuş durumdalar.

                Güya her şeyin merkezine insanı yerleştireceğiz diyen felsefi bakış açıları.. Gelinen noktada, gücü elinde tutan zalim ve mütekebbirler; günümüz insanını, menfaatçi ve emperyalist ekonomik düzenin esiri, haz düşkünü birey haline dönüştürmüştür. Kendilerini koruyan ve bozulmayanları tenzih ederim...

                Onurlu ve millet adına “Siyaset” yaparak, samimiyetle hak adına, halkına ve insanlığa hizmet edecek maddi ve manevi anlamda kendini yetiştirmiş liderlere, yöneticilere aciliyetle ihtiyaç olduğunu görüyoruz.

                Bu noktada Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın samimi, ahlaki duruşunun, ülkemizde ve dünyada yansıttığı, erdem, irade ve cesarete dayalı liderlik profilinin, birçok konuda takdire şayan olduğunu ve millet nezdinde halen geçer akçesinin devam ettiğini düşünenlerden birisiyim.

                Girdiği her seçimi kazanan, istikrarlı bir siyasi liderlik örneği sergileyen, hem ülkesinde hem de dünyada, övülen ve bunu yaptıklarıyla, haklı ve yerinde mücadeleleriyle ispat eden ender siyasetçilerden biri Reis-i Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan!

                Temel hak ve özgürlüklerde verdiği mücadelesi, 15 Temmuz gecesi hainler tarafından darbe girişimine karşı, halkın desteğiyle bu darbe girişimini püskürtmesi, her konuda ülkesinin çıtasını yükselten, askeri ve diplomatik başarıları, kültürel ve küresel sıkıntıların dünyanın tüm ekonomilerini küçülttüğü bir süreçte, gerekli, yerinde müdahaleleri, onun karizmatik ve güçlü liderliğinin göstergeleridir.

                Milletin cebine, mutfağına yönelik tedbirler ile hızlı, akılcı ve kısa sürede olumlu yönde yansıyacak çalışmaların hiç durmaksızın devam ettiğini belirtmek isterim.

                Siyaset, “Erdoğan’dan kurtulursak her şey düzelir.” şeklindeki menfi, basit bakış açısı değildir. Millet, bu bakış açılarına çok prim vermiyor. Siyaset, kuru bir söylem ve yalan algılar üzerine verilen bir mücadele değildir. Eleştirilerin altını dolduracak,  doğru ve yapılabilecek isabetli önerilerle, yapıcı, katkı sunucu çözümlere dayalı bir model sunmaktır.

                Tarih bu donanımda, ülkesinin menfaati için katkı sunan, büyük meydan okumalara, zorluklara, saldırılara karşın asla yalpalamadan “diklenmeden, dik durabilmeyi” başaranları hayırla anmaktadır.

                Milleti için, insanlığın selameti için gayret eden, duruş sergileyen tüm devlet büyüklerimizi, liderlerimizi ve haklı mücadelelerde Türkiye’nin siyasetine olumlu anlamda damga vuran, yerli ve milli bir çizgide olanları her daim destekliyor ve onların başarılarının devamını diliyoruz.               

Hürmet ve muhabbetle

 



KABİNE SONRASI SAYIN CUMHURBAŞKANININ PİYASAYA YÖNELİK TEDBİRLERE İLİŞKİN İZLENİMLERİM..

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 2 ay, 3 hafta önce / 14.04.2022 14:45:46 | Görüntüleme : 440

12 Nisan 2022 Salı günü Sayın Cumhurbaşkanımızı kabine toplantısı sonrasında ki önemli açıklamalarını dinleme fırsatı elde ettim.

Sayın Cumhurbaşkanımızdan edindiğim ilk İntiba; özellikle enflasyon ve fahiş fiyatlar karşısında vatandaşa desteklerin devam edeceği yönünde idi.

 

            Hatırlarsanız geçmiş yazılarımda da küresel sıkıntıların, akaryakıt varil fiyatlarının yükselişinin, Pandeminin vesaire arz ve talep dengesini bozduğunu, üretim ve tedarik zincirlerinde sıkıntılara olduğunu ve bunun da dolaylı dolaysız tüm ülkelerin ekonomilerin daralmasına sebebiyet verdiğini, piyasaları olumsuz etkilediğini vatandaşlara her seviyede negatif anlamda dokunduğunu ifade etmiş ve yazmıştım.

            Sayın Cumhurbaşkanımız da alınacak tedbirlerle, hem içeride hem dışarıda ürün arzının yeniden dengeye oturacağına ve fiyatlardaki balonun söneceğine dair ümidini koruduğunu,  sabırla dirayetle daha çok çalışarak bu sancılı sürecin de geride bırakılacağını ve ülkemizin mutlaka 2023 hedeflerine ulaşmasının sağlanacağını çok net şekilde ifade etti. 

            Konuşmasına devamla; anladığım kadarıyla Türkiye'nin esas sorununun, kendi vatandaşlarının ihtiyacı olan unu, yağı, buğdayı, sütü, eti sebzeyi üretmek olmadığını, Allah'a şükür ki kendi insanlarımızın üretim kapasitesini ve gerçekleşmesine sahip olduğunu, fakat küresel sisteme entegre olması hasebiyle, sadece Kendi kendimize gitmenin yeterli olmadığını, çünkü elindeki ürünleri bir taraftan dışarı satarken yani ihraç ederken tüketim veya ihracat amacıyla da dışarıdan ürün aldığımı ifade ettiler. 

            Mesela; Amerika'dan örnek verdi:  “Amerika'da açıklanan son 40 yılın en yüksek enflasyon rakamları dikkate alındığında,  sorunun ulaştığı sınır tanımaz boyutlarını” dile getirdi.

            “En pahalı malın, olmayan mal olduğu” gerçeğinden hareketle amacın, vatandaşların temel ihtiyaç maddelerine kesintisiz ve en uygun şartlarda erişimini sağlamak olduğunu, en kısa zamanda ürün arzının dengeye oturacağını, fiyatlardaki balonun, anlamsız şişirmelerin sona ereceğini, bu süreçte vatandaşlara desteğin devam edeceğini ifade ettiler. 

DENETİMLER DEVAM EDİYOR MU?

            Piyasalarda yalan yanlış, algı amaçlı, panik havası oluşturmak kastı ile oluşturulan haberlerle, zaman zaman ellerindeki ürünleri piyasaya vermeyip stoklayarak, özellikle arzı kısıp, talebi artırmak adına imha edenler, kimi zaman aralarında anlaşıp fiyatları artırmak yoluyla haksız kazanç elde etmeye çalışanların takibinin yapıldığını,

            Burada bu tür mücadeleler yapılırken, maalesef asıl sorunun çoğu zaman “Ahlaki, etik” olduğunu, bu tür davranışların arzu edilen hedeflere varmada engel oluşturduğunu,

Piyasaların sakinleştirilmesi, tamahkârlık yapanların hızının kesilmesi adına müeyyidelerin uygulanması ve benzeri yöntemlerle, sabırla, dirayetle çok çalışılıp, mücadelelerden ödün vermeden, sancılı dönemin geride bırakılacağı ve mutlaka 2023 hedeflerine ulaşılacağını ifade ettiler. 

YÜKSEK ENFLASYONUN DA SEBEPLERİ OLDUĞUNU HEPİMİZ BİLİYORUZ. 

-           KÜRESEL ANLAMDA STOK VE TEDARİK ZİNCİRİNİN KIRILMASI, KOPMASI

-           ARTAN ENERJİ MALİYETLERİ, 

-           AKARYAKIT VARİL FİYATLARININ ARTMASI,

-           LOJİSTİK MALİYETLERİN YANİ NAKLİYE GİDERLERİNİN ARTMASI,

-           TEMEL GİRDİ HAMMADDESİNİN PAHALILAŞMASI

-           RUSYA- UKRAYNA SAVAŞI

            Lütfen bu sancılı süreçte dünyanın, küresel sıkıntıların ABD gibi ülkeye son 40 yılın en yüksek oranlı Enflasyon oranına ulaştırdığını, Avrupa Birliği gibi batılı ülkelerin de bir çıkmaza girdiğini, ekonomide sıkıntılar yaşadıklarını hep beraber görüyoruz.

Evet kabul etmek gerekir ki; pahalılık var, piyasalarda fiyatlar almış gidiyor, ama yukarıda arz ettiğim sebepleri dikkate aldığımızda; sıkıntıların sadece biz de değil tüm dünyada da yaşandığını görerek, hükümeti eleştirelim. Hükümetin samimiyetle tedbirleri milletin faydasına olmak üzere aldığını, tüm imkânlarıyla, her sektöre, çiftçisine, besicisine, işverenine, çalışanına yönelik hemen hemen her gün farklı destek ve teşvik paketleriyle katkıda bulunulduğunu görüyor ve takip ediyoruz.      Hürmetle 14.04.2022

                                                                                             

                                                                       Mali Müşavir/Bağımsız Denetçi Cengiz YILDIZ

 



ÜRÜN FİYATLARININ YÜKSEKLİĞİ, SEBEPLER VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ..

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 3 ay, 4 gün önce / 07.04.2022 10:04:06 | Görüntüleme : 601


Öncelikle hep beraber yaşadığımız sıkıntılı, sancılı günlerin geçmesini dileyerek yazıma başlamak istiyorum.

Evet, kabul etmek gerekir ki; piyasalarda fiyatlar yüksek ve el yakıyor! Peki, bu seviyeye neden geldi? Sebepleri nedir? Bu fiyatların bu kadar fahiş bir seviyede olmasına zemin hazırlayan faktörler nelerdir? Çözüm önerileri nedir? Çalışmalar yapılıyor mu? Sorularına cevap vermeye çalışalım..

Malumunuz tüm dünya bir Pandemi, Covid salgını ile karşı karşıya kaldı. Küresel bir sıkıntıya sebep oldu.

Arz ve talep dengeleri hakikaten sarsıldı ve bu dönemde ÜRETİM yapılamadı. Birçok ülke STOK yapmak zorunda kaldı. Üretim ve tedarik zinciri koptu.

Bunlara ilişkin tam önlemler alınmaya ve artık önümüzü görmeye başlarken, Rusya-Ukrayna denen savaşın olumsuz sürecine tosladık..

Rusya-Ukrayna savaşı önemli, çünkü maalesef dünya HUBUBAT (buğday, un, yağ..) üretiminin % 30-40 oranında üreten bu ülkelerin savaş ortamından dolayı BUĞDAY fiyatları bir anda katlandı..

Türkiye olarak kabul etmek gerekir ki ENERJİDE, PETROL-DOĞAL GAZDA dışa bağımlıyız. Petrol de varil fiyatı 30 dolar iken 120-130 dolar seviyesine sıçradı..

Sadece biz değil, Avrupa Birliği ülkeleri dahil bir çok gelişmiş ülkede buradan ithal ettikleri doğal gazla, gündelik hayatlarını idame ettiriyorlar. Onlar da aynı ekonomik sıkıntıları yaşıyorlar..

Bu durum da yani Petrol ve doğal gazdaki artış dolayısıyla LOJİSTİKTE ( Nakliyede, ulaşım giderlerinde) açılımını yapacak olursak; ürün, hizmet ve insan gibi kaynakların, ihtiyaç duyulan yerde ve istenen zamanda temin edilmesi için kullanılan araçlarda müthiş bir maliyet artışı oldu.  

Peki, Biz Tedarik Açısından Ne Durumdayız?

Görebildiğim kadarıyla biz de;  ürünlere ulaşmak konusunda asla bir sıkıntımız yok çok şükür.

Fakat, biz de sizler de takdir edeceksiniz ki; küresel anlamdaki enerji, akaryakıt artışı dolayısıyla lojistik maliyetlerinin artışı ile beraber, elde olmayan sebeplerden Fiyatlarda bir ARTIŞA neden olduğu bir gerçek.. Bunun da haliyle piyasalarda yansımalarını görüyoruz.

Piyasalardaki sıkıntılı stok durumunu gören bir takım iyi niyetli olmayan, bugünlerde milletinin, devletinin yanında durması gerekirken doymak bilmeyen samimiyetsiz, stok fırsatçılarının da bunu fırsata çevirdiğini ifade etmemiz gerekiyor maalesef. Bu konuda da devlet tüm denetim organlarıyla sahada gereğini yapıyor. Bu konuda asla gevşememek gerektiğini düşünüyorum.

Mutlaka ama mutlaka Akaryakıt fiyatlarının düşmesi gerekiyor.

Türkiye’mizin başta Sayın Cumhurbaşkanı riyasetinde, ilgili bakanlıkların girişimleriyle bir barış ortamı sağlanması halinde, piyasalara çok olumlu bir hava vereceğini, rahatlatacağını söyleyebiliriz.  

Zira çiftçi kardeşlerimiz bir ürünü fiyatlandırırken; Mazot fiyatına, Gübre fiyatına bakacak bir maliyet hesaplaması yapacaktır.

Bu esnada, bereketli bir dönemle birlikte ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİNİN artacağı, ARZIN artacağını söyleyebiliriz.

Neler yapılıyor? Önerilerimiz..

Atıl araziler için teşvikler, Ekimlerin son sürat devam ettiği ve takip edildiği,

Hali hazırda SERA döneminde olunduğu, TARLALARDAN HASAD dönemine geçilmesiyle FİYATLARIN daha da aşağıya ineceği,

Ülkemizde stratejik, temel ürünlere ilişkin İHRACAT kısıtlaması kısmen de olsa yapılması gerektiği kanaatindeyim. Bu konuda devlet zaman zaman müdahalelerde bulunuyor. Fakat bunun istikrarlı hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü Üretici, İhracatçı yanına geldiği zaman cazip fiyatları görünce de ürünü ona verebiliyor.

Özeti;  Yurt içi talepler mevcut olduğu müddetçe, ürünlerimiz hassaten temel, stratejik ürünleri yurt dışına vermemenin daha doğru olduğu,

Gübremizi mutlaka ama mutlaka kendimiz üretir hale gelmemiz gerektiği,  yani Yerli üretimi başlatmamızın şart olduğu,

Çiftçimizi verilen mazot desteğini artırmamız, yukarıda izah ettiğim üzere atıl boştaki arazileri Tarıma kazandırtıp, Çiftçinin ürünlerine alım garantisi vermemizin daha isabetli olacağı görüşündeyim.

Yeni gelen Tarım Bakanından çok ümitliyim. Ham masa ham saha tecrübesi olan, önerilerde bulunduğumuz, çiftçilerin beklentilerine yönelik hızlı, bilimsel, teknolojiyi dikkate alarak çalışmaları başlattığını görüyoruz.

Türkiye’miz hamd olsun ki; kendi kendine yeten ender ülkelerden birisidir. Üretim, yatırım, büyüme, ihracat ve tabiki istihdamı önceleyen anlayışla algılara, engellere takılmaksızın çalışmalara devam. .Rabbim mahcup etmesin.

Hep beraber bu sancılı günleri de aşacağımıza dair inancımı koruyor, Türkiye’nin hak ettiği güçlü ve müreffeh günleri göreceğimizi tekrar ifade etmek istiyorum. Kalın sağlıcakla



EXPO 2021 AMACINA ULAŞTI MI ULAŞMADI MI? NE DERSİNİZ?

Yazar : Cengiz Yıldız | Tarih : 3 ay, 1 hafta önce / 01.04.2022 11:55:37 | Görüntüleme : 523

Köşe yazıma Mübarek Ramazan’ı Şerif ayımızı kutlayarak, huzur ve sağlıkla geçmesini dileyerek başlamak istiyorum.

EXPO 2021 ne demek? Öncelikle kısaca izahatını yapalım;

 

Kültür, tarih, eğitim, sanat, eğlence ve ticaret alanlarında bir olimpiyattır. Dünya sergisi ya da Dünya fuarı anlamına da gelen EXPO, yenilikçi paylaşımları ve ilerlemeyi teşvik ederek işbirliğini desteklemeyi ve halkın eğitim seviyesini artırmayı amaçlayan uluslararası bir etkinlik olarak bilinir.

Peki, hakikaten Hatay ilimizde yaklaşık 6 yıl önce, şahsımın da Hatay Büyükşehir Belediye Meclis üyesi olduğum zamanda hatta ki Plan ve Bütçe Komisyon Başkanlığı yaptığım dönemde; Expo 2021 projesi ile alakalı başvurulduğu ve bu konuda çalışmaların başlatılacağı ifade edilmişti. Şahsım da ; maliyetini, nerelere yapılacağını, acil eylem planında (Yolların bozukluğu, suyun çamurlu aktığı, asi nehrinin koktuğu, teleferik meselesinin henüz halledilmediği, gelecek misafirlerin nerede, hangi otellerde konuk edileceği, battı çıktı meseleleri, trafik keşmekeşi vb..) bir çok meseleyi mecliste dillendirmiştim.

Mecliste şahsıma ve tabiki milletin iradesiyle seçilmiş tüm meclis üyelerine yönelik; o tarihte henüz bir çalışmanın detaylı başlatılmadığını, maliyetin hesaplanmadığını, daha sonrasında bu planlama ve programlamanın yapılacağını cevaben verdiler..

Zaman içerisinde meclisten çalışmaların yapılması için borçlanma talep ettiler. Vatandaş şehrin geleceği adına talep edilen kredinin verilmemesi halinde, “Ak parti hayırlı hizmetlerde engelleyici bir bakış açısına sahip” denilmemesi adına, şehrimiz için, ayırım yapmaksızın herkesi kucaklamak, onlara güzel bir kent silueti, geleceği sunmak adına, hep destek çıktık. Uyarılarımızı kamu menfaati adına hep yaptık, yapmaya da devam ediyoruz.

Peki geldiğimiz nokta da, an itibariyle EXPO 2021 amacına ulaştı mı?

Biliyorsunuz EXPO Türkçe karşılığı "sergidir”. Expo resmi olarak Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) tarafından gerçekleştirilir.

6 yıldır o kadar algısı yapıldı ki; o kadar masraflar, maliyetler döküldü ki; bana kalırsa, bu memleketin bir evladı olarak, Hatay Büyükşehir Belediyesini ve ekibini bu konuda çok yetersiz gördüm.

Normalde 2021 yılında 10 Aralık 2021 tarihine ertelemişlerdi. Daha sonra tekrar 01 Nisan 2022 tarihine ertelediler. Toplamda da iki aylık bir fuar, sergi (expo 2021) olacak.. Değer mi?!

Yani SERGİ dediğimiz, dünya fuarı dediğimiz bir etkinlik.. Yukarıda asıl amacına ulaşmaktan çok uzak, memleketin asli hizmetlerinde aksaklıkların olduğu, hummalı çalışmalarla!, milletin tüm hayat konforunun sekteye uğratıldığı, maddi manevi strese, bunalıma sokulduğu, acelece yapılan hormonlu, şişirme çalışmalarla, günü kurtarma ile bir şeyler yapılıyor görüntüsü verilen bir etkinlik.. Çok üzüldüm.. KADİM ŞEHİR, MEDENİYETLER ŞEHRİ HATAY inanın bunu hak etmiyor..

Plan, program yok, amacına ulaşma yok, önceden vadedilen onlarca ülkenin katkısı, katılımı yok, gelmesi düşünülen milyonlarca turist yok, “ağalar paşalar birbirini ağırlar” misali..

Bildiğimiz, sıradan bir fuar etkinliği… Değer mi? Eski parayla katrilyonlarca harcanan paralar.. Halbuki bu paraları keşke, milletin emrine olmak adına harcasaydık olmaz mıydı?

Sebze meyve halimiz yok, alt yapılar halen tamamlanmamış, memleketimin belediyecilik hizmetleri açısından hali perişan ve daha nice hizmet aksaklıkları.. Yapılması gerekirken, yapılmayanlar.. Takdir elbette değerli halkımızındır..  

Mübarek Ramazan’ı Şerif ayına girilen bir tarihin seçilmesi, milletin hassasiyetlerinin dikkate alınmadığının bir göstergesi değil mi? Detaylı düşünülmemiş bir etkinlik… Sağlık olsun…

Hatay adına yapılan tüm güzellikleri, katkıları alkışlıyorum ve şüphesiz alkışlamak zorunda olduğumuzu ifade etmek isterim. Fakat Hatay ili ve vatandaşlarının, tüyü bitmemiş yetimlerin, fakirinin fukaranın paralarının, bütçelerinin rastgele harcanıp, çarçur edilmesini, hormonlu, formalite, dostlar alışverişte görsünler mukabili yapılan bugünkü açılışın maksadına ulaşmadığı ve inanın ellerine yüzlerine bulaştırdıkları görüş ve kanaatinde olduğumu da belirtmek isterim. Hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Ramazan’ı Şerif Ayımız Mübarek Olsun.. 01.04.2022