......

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 261174

BU YAZI OKUNMAZ…

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:37:37 | Görüntüleme : 2090


Hataylı sadece şehit ve gazi olmak için doğmamıştır. Bu kutsal değerler kadar da başarılı çalışmaların içersinde bulunmalıdır.

Bu coğrafya`nın en güzel yerlerinden biridir, bu güzel diyar...

Allah bu memlekete güzellikleri cömertçe vermiş, yeşilin bin bir tonu, yemişin meyvenin envayi türünü, çiçek ve böceğin her türlüsünü vermiş.

Bir yerde güzellikler çoksa oralarda sanayinin gelişmesi zordur. Oralarda insanlar yaşam mücadelelerini eğitime kaydırmak zorundadır.

Rüzgara karşı durup bir şeyler yapmaya çalışanların da ömrü uzun olmaz. Bir şeyler yapanlar bir müddet sonra vazgeçerler.

Hatay`da girişimci yetiştirmek zordur. Çünkü göl küçük, ticari hayat aktif değil, insanlar risk almayı sevmiyor. Alanlarda sonucu iyi bağlayamıyor.

İnsanlar emeklerini, hayatlarını gözünün nuru alın terlerinin erimesini maalesef çok sık yaşarlar.

Başarılı insan sayısı çok da yok. Başarılı olanlarda il dışına açılarak nefes almaya çalışırlar.

Ticaretteki bu karamsar tablolar insanları yeni iş yerleri açmaya itmez...

O zaman yapılacak bir şey var !

Bu şehir ancak eğitim ile büyür, gelişir ve değişir...

Hatay’da doğan her çocuk gurbeti yaşamak için yaşamamalı. Buradaki anne babalar çocuklarının ve torunlarının yollarını gözlememeli. Onların hayatı özlem, gurbet ve acı ile yoğrulmamalı...

Dünya`yı gezenler Hatay`a bir kez daha aşık oluyorlar. Çünkü böyle bir güzellik yok başka diyarlarda.

O vakit bu güzellikler eğitimle taçlandırılmalıdır. Eğitimli insan sayısı arttıkça bu şehir dünyanın turizm merkezi olur. Bu şehri yine bu şehrin güçlü insanları kalkındırır. Güce giden en sağlam yol eğitimin getirdiği yoldur.

Gençlik son zamanlarda eğitimi ikinci plana itti. Gençlikteki hırs ve azim maalesef yerini gündelik çapsız muhabbetlere bırakmaya başladı.

Anne ve babalar hayat meşgalesinden yavrularına gerekli zaman ve ilgiyi gösteremez oldular. İnsanımız geçim ve ayakta durma mücadelesine enerji harcarken evdeki yavrularını unuttu.

Geleceğimiz olan gençliği iyi yetiştirmezsek, bütün birikimlerimiz heba olur. İhtiyarlığımız mutsuz ve umutsuz bir gençliğin yönetiminde kara kışlara döner, umut ve mutluluk ulaşılmaz olur.

Bu il geçmişteki başarılarıyla öğünmekle bir yere varamaz. Yeni başarılarla bu halka taçlandırılmalıdır. Bu şehir kültürün her türlüsüne geçmişte kol kanat germiştir.

Ekonomisi güçlü şehirler her türlü etkinliklerin yeşerdiği yerlerdir.

Ekonomisi güçlü olacaksa eğitimi güçlü olmak zorundadır. Gençliğine sahip çıkmayan milletlerin akibetleri hüsrandır.

Bu memleketin çocukları bu ülkenin en has uşaklarıdır. Bu milletin en kötü gününde bu uşaklar, gereğini yapmıştır.

Bu memleket sadece kötü günlerde akla gelmemelidir. İyi günlerinde de Hataylılar hak ettiği yerde olmalıdır.

Hataylı sadece, şehit ve gazi olmak için doğmamıştır. Bu kutsal değerler kadar da başarılı çalışmaların içerisinde bulunmalıdır.

Bu başarılar geçmişte yaşanmıştır ve yeni kuşaklardan da bu tür başarılar beklemekteyiz.

Ey gençlik, sen güçlü ol ki, şehrin büyüsün ülken gülsün.

Sen asil ol ki, ülken seninle mutlu olsun, gurur duysun.

Her türlü güzelliğe giden yolun eğitimden geçtiği unutulmamalıdır.

Eğitime hak ettiği değeri verenler hak ettikleri değere ulaşırlar.

Hataylı’nın makus talihinin değişmesi gençlerin önceliğini eğitime vermeleri ile mümkündür.

Gençlik, kurtuluşu günlük basit işlerde değil, eğitimin gizemli yollarında bulacaktır.
MEHMET ŞAN


Bir Tonton Özal Vardı

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:35:11 | Görüntüleme : 2058


Bu güzel ülkenin güzel bir tonton dedesi vardı.

O fakir ve fukara halkın gözünü açtı…

Ülkeye çağ atlattı.

İnsanların hayat standartlarını yükseltti.

Üzerine ölü toprağı serpilmiş bir milleti yeniden kendine getirdi.

Doymaktan başka bir ideali olmayan nesile tadı tattırdı.

Dünyayı insanların avuçlarının içerisine koydu.

Siyah beyaz televizyonlardan renkli hayatlara geçirdi.

Dün hacı murat’a binmek lükstü, dışarıda yemek yemek sultanlıktı…

İnsanların bir takım elbisesi varsa o dünya onların olurdu.

Akşamları çekirdekle çay lükstü.

Pasta, börek, tatlı bulan havayı atardı.

Gazozlar bayramlarda içilen bir içecek, sular çeşmeden aktığında ortalık bayram yerine dönerdi.

Köyünde çeşmesinden su akan kendini Sabancı zannederdi.

O vakitler hazır su yoktu.

Hüseyin Durusu sahneye çıkmamıştı.

İnsanlar sağcı ve solcu diye bölünmüş

Herkes bir birinin gölgesine kurşun sıkardı.

Vatan millet Sakarya gerisi angarya idi.

Para pul hikaye ideal denen farazi hayaller hayatın merkezi idi.

Bir tonton adam çıktı…

Benim sevgili vatandaşlarım diye, elindeki kalemiyle vatandaşın gözlerinin içine bakardı.

Etrafına ışıklar saçtı,

İnsanların anlamadıkları kelimeler kullanıyordu.

Telekomünikasyon, internet, borsa, global dünya…

Farklı sözcükler kattı hayatımıza.

Türklerin dünyayı tanımasına sebep oldu.

O gerçek bir vatanseverdi.

Herkesi kucaklayan bir Müslüman

Herkesi gönlüne sığdıracak kadar da gönlü geniş bir Türk’tü

Turgut Özal, Atatürk’ten sonraki ikinci bir yol göstericidir.

O Nuh’un gemisi gibi her görüşü bünyesinde kardeşçe barındırırdı.

Dünün kanlı bıçaklı canileri onun gölgesinde kardeş gibi yaşadılar.

Nice bir hiç uğruna giden gençlere birlikte gözyaşı döktüler.

Rahmetli Özal Türk Milletini kendine getirdi.

Siyaset tarihinde bir çığır açtı.

Bu gün Ak parti varsa Özal’ın açtığı yoldan gelmiştir.

Özal bu millet için kendisini feda etmiştir.

Onu insanlar gidince anladılar.

O batı ile doğuyu birleştirmiş tek kişilik bir millet idi.

Hatası yok mu?

Ondaki hata güzeldeki ben gibiydi.

Bir neslin Tonton dedesiydi…

Onu bu millet gönlüne gömdü ve gönüllerde daima yaşamaktadır ve yaşayacaktır da.

Bu millet onu rahmet minnet ve büyük bir saygıyla anmaktadır.

Turgut Özal bu milletin ortak hafızasıydı.

Aramızdan erken ayrılması bu millet için büyük bir kayıp olmuştur.

Türk milleti, Özal’ın vefatından sonra ‘’fetret dönemi’’ yaşamıştır.

Bu millet kendisine güzellik yapan hiçbir liderini unutmamış ve unutmayacaktır.

Bunun en güzel cevabını da vefatında yollara dökülen milyonlarca halk göstermiştir.

Turgut Özal bu millet için bir milattır.
MEHMET ŞAN


UNUTULAN SONSUZ YOLCULUK

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:30:45 | Görüntüleme : 2090


Hayat meşgalesi, bizleri içerisine çekmiş gidiyoruz.

Üç günlük şu yalancı dünya bizleri oyalamakta.

Altını bırakıp naylonla uğraşmaktayız.

Dün gitti, bugün yaşandı, yarın meçhul.

Öyleyse bugün bizim irademiz altında, elimizden kaçırmayalım.

Geçmiş nedamet ve pişmanlıklarımızı bırakıp, günümüzü planlı ve dolu yaşayalım.

Pişmanlığın olmadığı bir yaşam sadece meleklerde mevcuttur.

İnsan yanlışlıklar manzumesidir.

Az yanlış, fani hayatta ki çok hüznün ve gözyaşının sigortasıdır.

İnsanlar neden yanlışlıklara koşarak gider?

Çünkü mayasında acı ve tatlı, sevap ve günah, iyilik ve kötülükler buluştuğu içindir.

Ruh iyilik ve güzellikle yoğrulmamışsa, meleklikten şeytanlığa yaklaşır.

Etrafında kimseyi bulamaz.

İnsan bu alemin en kıymetli yaratılanıdır.

Bu değer her faninin belleğinde canlı tutulmalı.

Kendisine verilen bu kutsi değeri bir an olsun aklından çıkarmamalı.

O zaman Sultan Süleyman’ a da kalmayan bu yalan dünyaya hak ettiğinden daha fazla değer verilmemeli.

Nerede ne kadar kalınacaksa oraya orantılı bir değer verilsin ki yarın pişman olunmasın.

Her gün yapılacak iç muhasebe, kişiyi birçok yanlış ve tuzaktan koruyacak, maleyani şeylerden uzaklaştıracak, uzun ince yolda emin adımlarla yürümesine vesile olacaktır.

Hayatın içerisindeki bitmek bilmeyen istek, arzu ve ihtiyaçlar asıl amacı yenik düşmemeli, amacı ve aracı birbirine karıştırmak kişinin ruh dünyasını boş bırakmamakla mümkündür.

Ruh dünyamız, gerekli gıdalarla desteklenirse, fiziksel ve yaşamsal yaşantılarımızda bahar gelir, gönül bahçemizde rengarenk çiçek ve güller açar.

Sonsuz yolculuk unutulmaz ise birbirimizi daha iyi anlarız, kurtla kuzunun arasından su sızmaz, kimse kimsenin kuyusunu kazmaz.

Yüzler güler, ailelerde mutluluk rüzgarları eser, insanlar banka kuyruklarında inim inim inlemez, sevgi halkaları etrafımızı kuşatır. İnsanların mutluluğu gökyüzünde karşılık bulur.

Dört bir yanımız gökkuşaklarının mutluluk renkleriyle dolar, taşar.

O mutlu gün gelmeden, kişi kendine çeki düzen vermeli.

Hayatın fani ölümün ani, bir anda gelip bizi gerçek hayata geçirecek ince çizgi unutulmamalı.

Bugünler fırsat bilinmeli.

Kendimizi sineye çekmeli, güzellikler yolunda ilerlemeli, kötülüklerden uzaklaşmalıyız.

Öyleyse haydi…
MEHMET ŞAN


İNSAN NASIL GÜZELLEŞİR

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:27:38 | Görüntüleme : 2092


Dünyaya gelişi bir mucize olan sabi bir varlık

Gelişi mutluluk ve bayram sebebi olur

Mutluluk göz yaşları dostların gül kokusu olur

İnsan denen bu melek , ailenin neşe kaynağıdır

Tertemiz gönderilen bu beyaz melek takviminin hızlı dönmesiyle büyür,gelişir,irileşir ve koca adam olur

Fiziksel gelişimini tamamlarken, ruhsal ve manevi duyguları doldurulmazsa boş petekte hesap gününü bekler…

Etrafına güzellikler değil, karalar bağlatır.

Dünün meleği bugünün canavarı psikopat ve şeytanı olur

Öyle ise bütün güzellik ve çirkinliklerin mimarı ebeveynlerdir

Teslim edilen emanetin hiçbir anı ihmale gelmemelidir

Bedensel ihtiyaçların giderilmesi diğer yönünü ihmale sebep olamamalıdır

Bir anlık ihmal felaket getirir…

İnsanın doğası melek olmaya meyillidir. Yaradan o koordinatlara uygun yaratmıştır.

Biz insanlar , birbirimizin kurdu olmuş , yeriz birbirimiz

Tuzaklar desiseler, her türlü hinlik cinlikleri yine biz yaparız birbirimize

Hayatın fani olduğu anlaşıldığı an insanın insani duyguları depreşir,

Kalp kırmaz gönül yapar,

Kötü söz söylemez ,hikmetli ifadeler düşer dilinden

Kimsenin kuyusunu kazmaz , düşen her kulun yardımına koşar,

Kitabi yaşamı unutmaz ,hayatını kural ve kaidelere uyarlar…

Kuvveti değil adaleti baş tacı yapar…

Kasaveti yaşamından uzaklaştırır , etrafını pozitif enerji yayar..

Kabrisin esiri olamaz , diyaloğun tarifi olur

Kıtlığın , paylaşmamayı lugatından çıkarırı cömertlik ve vermenin tadını yaşar

Kabrin gerçekliğini unutmayıp , gideceği yerin hakkını vermeye çalışır

Kabileci ırkçı olmayı bırakıp herkesi insan olduğu için sever

Kahrı çok kazanamamak değil, çok insana yardım etmek olan bir insan olur

Kanaat sahibi olup her şeye şükür eden bir adam olur

Kanatsız bir melek gibi iki dünyada rahat eder melek gibi yaşar

Korkmadan geldiği dünyadan , dualarla , iyi hatıralarla gider

Geldiği gibi melek gelir melek gider

Hayatın çirkefine bulaşmadan güzellikler yayarak sonsuz yolcuğuna çıkar.
MEHMET ŞAN


GÜLEN ADAM

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:25:28 | Görüntüleme : 2257


Gülmeyi unutan bir toplum haline geldik.

Kimse gülmüyor, daha doğrusu gülemiyor.

Gülme insana özgü bir meziyet…

Doğada hiç varlıkta olmayan bir özellik.

Madem bu bize verilmiş bir lütuf öyleyse niye cimrice kullanıyoruz.

Gülmek insanın ömrünü uzatıyor.

Doktorlardan sıkça duyarsınız şu kadar proteine bedel..

Kasları güçlendirir…

Herkes gülmenin faydasına inanır,

Ama uygulayamaz…

Babalar, başlamalı gülmeye…

Ailede gülme eksik olmamalı…

Toplum ne kadar çok gülerse hayat yaşanır olur…

İnsanlar, hayata pozitif bakabilirse mutluluk gölgeleri olur…

Birileri bizlere gülmeyi unutturmaya çalışıyor.

Gülmeyi unutan bir insan üretmeyi unutan insandır.

Gülen adam etrafına neşe ve mutluluk katar…

İnsanların ömrü uzar, her olumsuzluktan bir hayır arar…

Güzel düşünen güzel yaşar, güzel yaşayan güzel ölür, güzel ölenin ruhu güzel yerlerde konaklar…

Öyleyse bu toplumu değiştirmeye kendimizden başlayalım.

Güzel söz ve tebessümü eksik etmeyelim.

Her şeye ama her şeye güzellikle bakalım, öfkeyi kini unutalım

Belki de birbirimizi son kez göreceğimizi unutmayalım.

Bakın her gün ne dostlarımız anice aramızdan ayrılıp gitmekte.

Bugün yüz göz olduğumuz nice dostlar bizlere sürpriz yapıp gidebilirler…

Peşlerinden keşkeleri sıralamayalım.

Yaşarken güzellikleri paylaşmaktan korkmayalım.

Gülmeyi hayatın merkezine oturtalım.

Sultan Süleyman’a kalmayan dünyanın biz fanilere de kalmayacağını unutmayalım.

Bu necip millet ne kadar çok gülerse dünya o kadar çok mutlu ve huzurlu olur.

Beni atıp biz olursak güzellikler etrafımız sarar.

Gülen adamdan kimseye zarar gelmez.

Gülen adam üreten adamdır.

Bu toplumun üretmeye ihtiyacı vardır.

Vakit hüznü unutup geleceğe umutla bakma ve güzellikleri çoğaltma zamanı

Gülmeyi bilenler başarıya daha yakın olanlardır.

İnsanlara gülmeyi öğrenirlerse hayatları kolaylaşır.
MEHMET ŞAN


Gidecek Başka Bir Yeriniz Var Mı ?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:23:23 | Görüntüleme : 2079


Dünya alemin gözü bu topraklarda.

Dostundan çok düşmanı olan başka bir ülke yoktur.

Bütün kem gözlerin gözü bu topraklarda olduğunu bilmeyen yoktur.

Biz birbirimizi yemeye çalışıp güçsüzleştikçe dirençler düştükçe uçuruma gidiyoruz.

İç ve dış düşmanlar iş birliği yapmış, bu milletin tökezlemesini bekliyorlar.

Ey Türk,

Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır.

Biz güçlü olmazsak bu aziz vatan elden gidecek.

Bizleri atalarımızın emaneti olan bu cennet vatanını parçalama hayalinin gerçekleşeceği güne adım adım yaklaştırıyorlar

Birbirimizi yemenin faydası düşmana olacaktır.

Zaman sağcı solcusu bir olmanın iri olmanın zamanıdır.

Yüreklerin tek ve bir atması vaktidir.

Bu gidişatla bütün siyasiler tarih önünde vebal altında kalacaktır.

Birileri salyalarını akıtarak bölünebilmekten bahsediyorsa buna bütün siyasiler yüksek perdeden tepki koymalıdır.

Duydunuz mu böyle bir tepkiyi,

Bu topraklardaki sinsi oyunları bütün partiler bozmalıdır.

Öncelik vatandır gerisi teferruattır.

Milyonlarca şehit kanıyla sulanan bu kutsal vatan birilerinin kötü emellerine bırakılamaz.

Bir zerre toprak parçası bile dünya kadar altına değiştirilmez.

Necip millet için vatan namustur.

Güçlü bir Türkiye imajı dünyaya verilmelidir.

Bölük pörçük bir görüntü düşmanların cesaretini artıracaktır.

Farkında mısınız kurtuluş savaşının çile ve gözyaşının mükafatının son demlerini yaşıyoruz.

Akıllı olmaz isek yeni tuzaklar geliyor.

Gözyaşı kan ve barut ufukta seziliyor.

Var mı gideceğimiz başka bir vatan, yüreklerimiz tekrar güçlü atmalı.

Birileri makam ve mevkii sahibi olacak diye geleceğimiz karartılmamalıdır.

Hepimiz bu oyunun bir parçası olup gitmemeliyiz

Dünyayı 600 yıl kardeşçe yöneten ruh bu gün nereye gitti?

80 yılda bu necip millet hep duvara toslatıldı.

Bu insanların ne zaman yüzü gülecek?

Bizim gülmeye hiç hakkımız yok mu?

Allah bu milleti çile çeksin diye yaratmadı.

Sağolsun siyasilerimiz, bizlere her gün cehennemi yaşatıyorlar.

Siyasiler bu milleti seviyorlarsa milleti ateşlememelidirler.

Birlik ve beraberlik mesajları vermeliler.

Yoksa bu millet stresten kahrolup gidecek.

Düşmanlara gün doğacak…

Bölmek için fırsat bekleyenlere altın fırsat sunulacaktır.

Morali olmayan bir millet her şeyini kayıp etmeye mahkumdur.

Artık Türk’ün başarılarını güzelliklerini ve insani yönlerini ortaya çıkarma zamanıdır.

Biz güçlü olursak mazlum güçlü olur.

Bizde birlik olursa , düşmanında hevesi kursağında kalır.

Atılan her adım birlik ve beraberliği pekiştirici şekilde olmalıdır.

Siyasilerde kendilerine çekidüzen vermelidir.

Vatandaşı kamplara değil , güzellikle de birleştirmelidir.

Yoksa bu millete gönlünü açacak kaç millet var.
MEHMET ŞAN


KADERİMİZ ÇİLE ÇEKMEK Mİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:20:05 | Görüntüleme : 2259


İnsanlar fani dünyanın yükünü omuzlarına yükler,altında ezilirler…

Unuturlar amaçlarını, dünyaya gelme sebeplerini…

Dünün hırs yüklü , tamah yüklü, doymak bilmeyen fiillerinin akıbetlerini unuturlar…

Herkes nerede çok kalacaksa oraya o kadar değer vermeli…

Giderken kefenden başka bir şeyin gitmediğini akıldan çıkarmamalı…

Hayat birileri için zindan birileri için saray değildir. Hayat herkese eşit mesafededir.

Zinde yaşayıp ruhu mutlu , Eyüp sabrında olan vardır.

Sarayda ama ruhu çile ve kasvetli olanlar vardır…

İnsan insanın kurdu olmamalıdır.

Her türlü iyilik ve kötülüğün merkezin de insan vardır.

Mutluluk bir müslümanın yitiğidir…

Ona koşmalı yılmadan usanmadan…

Dualar engelleri kaldırması için değil , engelleri aşacak güç vermesi için yapılmalıdır.

Güçlü insan zorlukların gölgesinden gelir…

Zorluk çile çekmeyen sefa ve güzellik bulamaz.

İnsanı olgunlaştıran en güzel ilaç karşılaşılan zorlulardır.

Hayat ta zorluklarla arkadaş olmayan başarının yoldaşı olamaz.

Geçen her gün insana değer katmalı hayatın şifresini çözmelidir

Başarıyı kendine hedef koymuş her insan bu yola yalnız başlar.

Fedakarlık yalnız yaşanılan bir olgudur.

Ruhun güzelliği bulması vücudun ve beynin yorulmasına bağlıdır.

Çalışmaya yüzü olmayanın hasat ta yüzü olmaz.

Çile ve sefa insan hayatını eşit iki yarısıdır.

Kimisi bunu iyi değerlendirip sefayı çoğaltır.

Ölçüyü bulamayanlar ise çilenin merkezinden uzaklaşamazlar

Sağlıktan daha büyük bir nimetin olmadığı anlaşıldığı gün hayatın tadına varıldğı gündür.

Yaşam ,sayılı günleri kaliteli geçmesi ile anlam ifade eder

Varlığı sadece kendine katkı sağlıyorsa bu yaşamın bir anlamı yoktur.

İnsan güneş gibi olmalı, kendini yakmalı ama etrafına ışık olmalıdır

Kendini insanlığa adayan dünyada çile çekenler.kendileri gitseler de ölümsüzleşirler …

Fedakarlık yaptıkları yapanları unutmazlar.

Kaderimiz bizlere her türlü imtihana hazırlar

Ümit buradaki sihirli anahtardır. Ümitle her türlü engel aşılır.

Yarını umutlu ve mutlu olunacaksa bugün koşma zamanıdır

Kaderimizi çizen bize çile çektirmek için yaratmamıştır.

Kaderimiz güzelliklere , mutluluğa ,insanca yaşama kotlanmıştır.

Yeter ki bizler bu orijinalliği bozmayalım.

Başarı uzakta değil içimizdedir

Kaderimizi çizen biziz..
MEHMET ŞAN


Türk Olmak

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:19:22 | Görüntüleme : 2244


Dünyada binlerce insan ırkı mevcuttur. Bu ırkların içerisinde en zor ırk Türk ırkıdır. Türkçülük çile fedakarlık ve sebatla yoğrulmuştur. Türk kadar bin bir mücadeleye maruz kalan bir toplum yoktur. Tarihin her döneminde Türkler hep başrolde olmuşlar. Savaş gözyaşı ve göçler peşimizi bırakmamıştır.

Acaba Türkler olmasaydı Dünya nasıl olurdu? İnsanlığın çilesi daha da artar mıydı? Tarihte bilinen 16 büyük devlet ve sonuncusu Türkiye Cumhuriyetidir.

Türk, insanlık tarihinde hep mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur. Türk’ün güçlü olduğu dönemde kurtla kuzu beraber yaşamışlardır. Türk’ün olduğu yerde işgal değil fetih vardır. Türk almak değil vermek, sömürmek değil, kendinden bir şeyler katmak için vardır. Türk’ün Türk gibi olduğu yerde gözyaşları dinmiştir, huzur ve sükun yer etmiştir. Her türlü dil, din, etnik köken huzuru bulmuştur. Bilirsiniz İstanbul’un fethinde halk kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih etmiştir ve İstanbul’un kapılarını gönül rahatlığı ile açmaya çalışmışlardır, Bizans İmparatorluğuna inat.

Bugün dünyada ve daha çok da Türk’lerin olduğu çoğu yerde gözyaşı, kan ve barut kokusu eksik olmuyorsa bunda onlar kadar bizimde günahımız vardır. Dün Osmanlı’yı arkadan vuran Arapların hali içler acısı, her gün Arap coğrafyasında binlerce insan İsrail, ABD ve kendi canileri tarafından katledilmektedir. Buna dur diyecek tek güç tek maya Türk mayasıdır. Dünyada barışın mayasını ancak güçlü bir Türk Devleti sağlar.

Öyleyse Filistin de, Afganistan da, Irak da, Pakistan da, Kosova da, Afrika da daha nice diyarlardaki gözyaşının dinmesini istiyorsanız ve ayağa kalkın daha çok çalışın, daha az uyuyun miskinler gibi oturmak bizim asaletimizde yoktur. Türk son dönemlerde uyuşturuldu, karakterine ve mizacına ters bir haleti ruhiye içerisinde uyurgezer halde gibi zaman uyanma ve kendine gelme vaktidir. Bırakalım basit iç çekişme ve kavgaları birlik ve beraberlik içerisinde güç birliği yapalım. Gelecek nesillerle müreffeh bir ülke ve etrafı ateş çemberi olmayan bir diyar bırakmak istiyorsak tez elden toparlanalım. Bizleri dünyanın dört bir yanında bekleyen dindarlarımıza insanlığa yardıma koşalım. Biz uyanmadıkça bu gözyaşı bitmez, bu ateş bizlere de sıçrar, gemi su almadan sağlıklı limanlara yelken açalım. Türk’ün gücünü dünyaya hissettirelim.

Dünya huzuru Türklerle bulacaktır. Huzur Türklüğün eşdeğeridir.

Türklük her türlü ırk ve milliyetçiliğin üst şemsiyesidir.

Türklük güçlü olduğunda Gürcü, Çerkez, Laz, Kürt güçlü olur, yüzü güler.

Türk Peygamber duası almış İstanbul’u fetheden yüce bir neslin sentezidir, insanlığın mayasıdır.

Türklük İslamla yüceleşmiş mazlum ve garibin sığınağı olmuş kutsal bir sığınaktır.

İslamsız bir Türklük güneşsiz bir dünya gibidir. Türklük bir ırkçılık değil diğer bütün ırkların hamisi, sevinç ve mutluluk kaynağıdır.

Türkün olmadığı yerde hüzün, gözyaşı, hicran eksik olmaz.

Türklük başarı ve medeniyetin, almadan vermenin diğer adıdır.


OY VERDİKTEN SONRA OY DEMEMEK İÇİN?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 10.7.2014 11:12:36 | Görüntüleme : 2123


Oy, namustur, kutsaldır, vicdan terazisinden geçmeden mühür basmamaktır.

Oy, gelecek neslin bugünden inşasıdır.

Oy, gelecek nesle verilecek en güzel mirasın tapusudur.

Oy, yarın oy oy diye inlemeyecek bir kuşağın bugünden sigortasıdır.

Oy, insan gibi yaşamak için yetkiyi taliplere emanet vermektir.

Oy, iman ahlakta zirve yapmak isteyenlerin uygun ortamı buluşlarına zemin hazırlanmasına yer bulmaktadır.

Oy, geleceği bugünden görmektir.

Oy, işin ehlini bulup ona kutsal emaneti tevdi etmektir.

Oy, yanlışa dur demek, güzelliğe kapıyı aralamaktır.

Oy, zalimin zulmünü dindirmek, mazluma sahip çıkmaktır.

Oy, eşitliğin birbirinden farkın olmadığının resmidir.

Oy, güvendir, itimattır, kefil olmaktır.

Oy, verenin verdiğinin her türlü hata ve sevabına ortak olmaktır.

Oy, yetimin hakkını yiyenlerin vebali altına girmektir

Oy, yapılan güzelliklerin sevaplarını paylaşmaktır.

Oy, verirken ince eleyip sıkı dokumaktır. Yaydan çıkan okun geri dönmemesidir.

Oy, ömrü uzatıp güzellikleri artırmaktır.

Oy, körü körüne verilirse vereni kör eden bir silahtır.

Oy, bir şehrin kaderini değiştiren sihirli bir ilaçtır.

Oy, emaneti sahibini bulmaz ise bir ejderhadır.

Oy, bir milleti helak edip yerin dibine batıran karabasandır.

Oy, kurt ile kuzuyu kardeş yapan bir sanattır.

Oy, sevginin sağnak sağnak yağdığı bir yağmurdur.

Oy, Leyla ile Mecnun’un buluştuğu bir sığınaktır.

Oy, bin düşünülüp bir basılan bir kutsal fermandır.

Oy, yarının bugünden inşasıdır.

Oy, yaşanılan vatanın güzelliklerinin artmasıdır.

Oy, gelecek neslin mutluluklarının ziyadeleşmesidir.

MEHMET ŞAN


Cumhurbaşkanı belli, Başbakan kim?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 9 ay önce / 8.7.2014 10:29:10 | Görüntüleme : 2071


İşi gücü bıraktık kim Cumhurbaşkanı kim Başbakan diye ter atıyoruz.

Bizim kadar siyasetle haşir neşir olan kaç millet var.

Yedisinden yetmişine hepimiz seviyoruz bu işi.

Hükümet kurmak, yıkmaktan tat alıyoruz.

İşimizden başka her işi yapmaya bayılıyoruz.

Herkes işini yapsa daha güçlü olacağız.

Ama işin kolayına kaçıyoruz, işini yapma, işin olmayan işle uğraş.

Evet Cumhurbaşkanı belli oldu Tayyip Erdoğan…

Gerçi CHP, MHP hediye etti, en zayıf halkayı aday gösterdiler…

CHP ve MHP liderleri kendi idealleri için siyasetle hiç ilgisi olmayan birini aday gösterdiler.

Bu makam hobi makamı değil, bu makam koca bir milletin binbir türlü derdinin çözüm arandığı, güçlü bir makam.

O makamlara iyi insan , güzel insan kadar işini bilen insanlar tercih edilmelidir.

İsmini söyleyemedikleri bir adayı kendi şirketlerine müdür tayin ederler mi

Sen kendi şirketine müdür tayin etmeyeceğin birine ülkeyi yönetmeyi teklif et..

Bu liderlerin halkı anlamaktan ne kadar uzak olduklarını göstermektedir.

Benim koltuğum , sağlam olsunda , millet ne yaparsa yapsın.

Muhalefete oy veren seçmenler , kendilerine seçmekle dikte edilen aday için genel merkeze hesap sormalıdır.

AK parti bu muhalefete teşekkür etmelidir.

Hiçbir propaganda yapmadan bu seçimi kazanır.

Halep ordaysa Arşın burada.

Sonra ne mi olur ?

Bizim toplum her şeye alışmaya yatkındır.

Cumhurbaşkanı Başbakanı atar zamanı geldiğinde gerekli yasal çalışmalardan sonra başkanlık veya yarı başkanlık sistemine geçilir.
Kaptan aynı kaptan olduktan sonra adının ne önemi var ki…

Başbakan Binali Yıldırım, Ali Babacan olması bir şeyi değiştirmiyor.

Tayyip Erdoğan artık halkın seçtiği bir başkan gibi olacaktır.

Bu seçimin anlamı budur.

Gözükürdeki prosedürler, en kısa zamanda bu minvalde olacaktır.

Ülkeni seviyorsan, bırak Aliyi Veliyi bugün ülken için ne yaptın

Akşama kadar yat, işini yapma, ahkam kes,

Yok böyle bir şey.

İşini iyi yap , halk zaten sana hakkını verecektir.
Çalışma , talip olma , riske girme , terleme , çalışana çelme tak.

Zaman , miskinlik zamanı değil , üretme zamanı.

Tayyip Erdoğan `a kızanlar önce kendi liderlerine kızsınlar.

Liderleri , işini iyi yapsa , Tayyip Erdoğan , her seçimde güçlenmez.

Atalarımız ne diyor , bükemediğin bileği öpeceksin.

Yoksa , tansiyonunun fırlar kalpten gidersin.
Bizdeki muhalefet liderleri olduğu sürece Tayyip Erdoğan`ın destanları devam edecektir…