......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 344658

MAKAM-I İBRAHİM

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 7 ay önce / 03.07.2020 11:42:32 | Görüntüleme : 3788

Kâbe’ye yaklaşık 15,40 m. mesafede bulunan, üzerinde Hz. İbrâhim’in ayak izleri olarak kabul edilen , 1 cm. arayla ve derince iki ayak izinin bulunduğu ve Kâbe’nin inşası sırasında Hz. İbrâhim’in üzerine çıkıp iskele olarak duvar örmek ve insanları Hac’ca davet etmek için kullandığı taşa Makâm-ı İbrâhim adı verilir.

 Çok hafif sarı ve kırmızı karışımı, beyaza yakın bir rengi olan taşın kalınlığı 20 cm. olup kenar uzunluklarından biri 38 , diğeri 36 şar cm. dir. Hz. İbrahim’in (a.s.)  iskele olarak kullandığı bu taşın üzerinde : 10 cm. derinliğinde, 27 cm. uzunluğunda  ve 14 cm. eninde iki ayak izi mevcuttur. Hz. İbrahim’ in (a.s.) bu ayak izleri, bir mucize olarak, o günden bugüne, 5-6 bin yıldan beri  bu taş üzerinde durmaktadır.  Tavaf esnasında Kâbe ile Makam-ı İbrahim arasından geçmek faziletlidir. Tavafı bitirince iki rekat tavaf namazını da Makam-ı İbrahim’in arkasında kılmak usulden ve önemlidir; ayrıca Kur’an’ın da emridir: “Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin…” Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bu mevkide tavaf namazını kılmıştır ( Bahattin Akyön,a.g.e. s.127)

 

DÜNYA FANİ

Yıllar coşkun sel gibi

Hızla akıp geçiyor!

Ömür sert bir yel gibi,

Hayalleri biçiyor!

 

Yollar uzayıp gider,

Hedeflere ulaşır!

Saf inanç etki eder,

Temiz kalbe bulaşır!

 

Eller semaya açık,

Mevlâ’ya yakarıyor!

İstekleri ufacık,

Gönlünden çıkarıyor!

 

Seller gibi akacak

Akın akın gidenler!

Her can ölüm tadacak,

Müjde: Kulluk edenler!

 

Diller hep tatlı tatlı,

Tüm yolları açıyor!

OYTAN’ım, ruh kanatlı,

Lâmekana uçuyor!



HACERÜL ESVED

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 7 ay önce / 26.06.2020 12:56:41 | Görüntüleme : 2762

Kâbe’nin doğu köşesinde, yerden 1,5 m. yükseklikte, gümüşten bir mahfaza içinde tavafın başlangıç ve bitiş noktasını belli eden Hacerül Esved bulunur.

 Arapça’da “siyah taş” anlamına gelen Hacerül Esved yaklaşık 30 cm. çapında  ve yumurta biçiminde siyaha yakın koyu kırmızı renktedir. Hacerül Esved, Hz. İbrâhim tarafından, tavafın başlangıç noktasının belirlenmesi amacıyla yerleştirilmiştir. 605 senesinde Kureyşliler, Kabe’yi yeniden inşa ettiklerinde  kabileler arasında, Hacerül Esved’i yerine kimin koyacağı ve şerefini kimin alacağı konusunda ihtilaf çıkınca, sonunda, Kabe’ye şimdiki 22 no.lu Beni Şeybe Kapısından ilk gelecek kişinin karar vermesi için uzlaştılar ve beklemeye başladılar.Bu kapıdan Muhammedül Emin geldiğinde ise herkes rahatladı. Çünkü,   henüz Peygamberlik görevi verilmeden önce dahi “Doğru ve Emîn” lâkabıyla anılan Hz. Muhamed Mustafa’nın  doğru karar vereceğine herkes  inanıp güvenmekteydi. Efendimiz, hırkasını çıkarıp, yere serip, üzerine Hacerül Esved’i koyup, hırkanın her köşesinden bütün kabilelerin tutmasını sağlayıp, kendisi de altından tutarak bu Mübarek taşı kaldırıp yerine koymuştur. Böylece ihtilafı önlemiştir.Hacerül Esved ile ilgili bazı inanışlar da vardır: Örneğin, Hacerül Esved’e dokunan kimsenin Rahmân’nın eline dokunmuş gibi olduğu (İbn Mâce, “Menâsik, 32); Hacerül Esved’in, yeryüzünde Allah’ın sağ eli olduğu ; Hacerül Esved’e  dokunanın  Allah’a biat etmiş olacağı (Heysemî, III, 242) şeklindeki rivayetler sayılabilir. Resûl-i Ekrem bir defasında dudaklarını Hacerül Esved’in üzerine koyarak uzun uzun ağlamış, daha sonra dönüp baktığında Hz. Ömer’in de ağladığını görünce: “Ey Ömer! Göz yaşları burada dökülür !” demiştir.( Hicaz Albümü, s.27)

İYİLİK GÖTÜR!

Şu insanın benliğinde,

İyilik-kötülük de var!.

Yaşadığı günlüğünde,

Hayırlara koşmak da var!

 

Haram yemek-helâl yemek,

Dua etmek-gıybet etmek,

Nefse uymak-akla uymak,

İradeyle seçmek de var!.

 

Gideceği yolu bulmak,

Bilgi-ihlâs-takva dolmak,

Râbbe iyi bir kul olmak,

Ol Sırat’ı geçmek de var!

 

OYTAN’ım artık seçim yap,

Allah’a hep yürekten tap,

Olmayasın Orda bîtâp,

Köprüsünden düşmek de var!



KADİR GECESİ NASIL DEĞERLENDİRİL MELİDİR?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 8 ay önce / 19.06.2020 09:16:08 | Görüntüleme : 3363

Sevgili Peygamberimiz, “Kim Kadir Gecesini sevabına inanarak içtenlikle ihya ederse, geçmiş-gelecek günahları bağışlanır” buyurmuştur.O halde, bu gecede:

 

Allah rızası için ibadet edilmeli; namaz kılınmalı, Allah’a kulluk duygusu geliştirilmelidir. Özellikle yatmadan önce 2 rekat namaz kılınması ve abdestli olarak yatılması güzel olur. 2 veya 4 rekat teheccüt namazı kılınmalıdır.

2-Kur’anı Kerim okunmalı, okuyanlar dinlenmeli, anlamı üzerinde düşünülmeli, tefekkür edilmelidir.

3-Peygamberimiz (s.a.s.)’e salât ü selâm getirilmeli, O’nun şefaati ümit edilerek sadakat tazelenmelidir.

4-Vaaz ve nasihatlar dinlenmelidir.

5- Ehil din adamlarınca, gecenin önemine dair yapılacak sohbetlere iştirak edilmelidir.

6-Hulûsi kalp ile, ihlâs ile tövbe ve istiğfar yapılmalı; ciddi bir nefis muhasebesi ile yapılmış olan hatalardan dönmeye karar verip azmedilmelidir.

7- Allah Tealâ zikir edilmeli; tefekkür edilmelidir.

8- Hulûsi kalp ile çok dua edilmelidir. Peygamber Efendimizin bu Gece: “Allah’ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet!” şeklinde çokca dua ettiği kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Hz. Aişe de, Peygamber Efendimize, Kadir Gecesinde nasıl dua edeyim diye sormuş. Resul-ü Ekrem: “Allah’ım sen affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin beni de affet !diye dua et ” buyurmuştur.Mübarek Kadir Gecesi hürmetine, Rabbimizden, bizlerin, cümlemizin ve  bütün Müslümanların, günahlarımızı bağışlamasını; fazileti büyük bu Mübarek Gecenin, hayırlara vesile olmasını, kardeşlik, sevgi ve saygı bağlarının kuvvetlenmesini; İslâm Âleminin birliğine vesile olmasını ve bütün insanlığın belâ ve musibetlerden uzak olmasını niyaz etmeliyiz.

10- Kadir Gecesinin gündüzünü de tıpkı gecesi gibi değerlendirmek büyük sevaptır.(Prof.Dr.Hüseyin Algül,Mübarek Gün ve Geceler,s. 88-92)

BEKLERİM FAKİR

Şah-ı Resûl’ün nurlu yüzünü,

Gönül gözümle bakıp göreyim!

Kavrulan çölü hızla geçerek,

Kutsal Kâbe’ye yüzüm süreyim!

 

İslâm kuralı: Muhtaç olanı,

Yüz üstü bırakıp da gidemem!

Gece-gündüz zikretmek yerine,

Bülbül gibi şakıyıp ötemem!

 

Kalpten haset, kin, kibri atarak,

Hak erenler sözün tutmalıyım,

Yoksula-yetime el germede,

Vicdanımın emrin yapmalıyım!

 

Dünyada insanın yaşamına,

Oytan’ım, esas hükmeder kader!

İslâm’da Hak’ka yürüyen her ruh,

Rab’bimin yüksek emrine gider!



KADİR GECESİNİN FAZİLETİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 8 ay önce / 12.06.2020 09:27:37 | Görüntüleme : 3341


Bu gecenin, Ramazan’ın hangi gününün hangi gecesi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Cenab-ı Allah, arayışta bırakmayı tercih etmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s.), “Ben Kadir Gecesini arayarak ilk on günde itikâfa devam etmiştim. Sonra ortadaki on günde itikâfa devam ettim. Sonra bana Melek geldi ve Kadir Gecesi son on gündedir.” dedi; “Ve benimle beraber itikâfta bulunanlar dilerlerse son on günde de itikâf etsinler” buyurdu. O insanlar da Resûlullah ile beraber itikâf eylediler. Peygamber Efendimiz, “Bana Kadir Gecesinin tek gecede olduğu gösterildi.” buyurdu.Bu bilgiler ışığında Mübarek Kadir Gecesinin Ramazan Ayının 27.ci gecesi olduğu umulmaktadır.

Rivayete göre, Hz. Ömer (r.a.), Huzeyfe (r.a.) ve ashâb-ı kirâmdan birçoğu, Kadir Gecesinin ayın yirmi yedinci gecesi olduğu hususunda hiç şüphe etmiyordu.(İbn Hibban, Tenzibût-Tezhib, s1/384)

Bu konuda bizzat Peygamberimizin de bir Hadisi vardır: İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre Resûl-ü Ekrem: “ Kim Kadir Gecesini araştırıyorsa, onu yirmi yedinci gecede arasın !” buyurmuştur.(Ahmed, Müsned, 1/240) 

Peygamber Efendimiz, Kadir Gecesinin, içinde Kadir Gecesi bulunmayan 1000 aydan daha hayırlı olduğunu buyurmuştur. Bu süre 84 seneye yakın bir süre etmektedir.Bu gecede 6 saatlik bir ibadet süresinde, saat başına 13 yıl düşmektedir.Bir saat ibadet etmekle 13 yıl ibadet etmiş gibi sevap kazanılabileceği umulabilecektir.

Mübarek Kadir Gecesinin ölçülemez faziletlerinin bir kaynağı da bu gecede ebedî bir mucize olan Kur’anı Kerim’in Peygamberimiz (s.a.s.) e indirilmeye başlanmasıdır.Bu gecede Kur’an’ın indirilmesinin sonucu: Cebrail (a.s.) ve melekler, Cenab-ı Allah’ın emriyle, her türlü iş ve işlemler için yeryüzüne indirilirler. Sayılarının bilinemeyecek kadar çok olduğu düşünülmektedir. Bu gece, insanoğlu, Cebrail (a.s.) ve meleklerle aynı mekanı yani yeryüzünü paylaşmaktadır.

KIBLEYE DÖN

Hayatı boş geçirme,

Kıbleye dön yüzünü,

Salih ameller işle,

Tez temizle özünü!

 

Kalbin, temiz kalbe karşı,

İkisi de aşk dolu,

Dostu sevgiyle hoş tut,

Darıltma sağı-solu!

 

 

Azrail söz mü verdi?

Ne süre var elinde?

Kin, kibir, gıybet neden?

Hiç zikir yok dilinde!

 

Mevsim vakti geçmeden,

Hayat tarla, sürülsün,

Fitre, zekat vererek,

Hasat-sevap derilsin!

 

Görevi alamadı,

Rabbimin dağı-taşı!

Sorumluluk insanda,

Oytan’ım yüklen taşı!



GÜNDEM AYASOFYA!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 8 ay önce / 11.06.2020 14:07:20 | Görüntüleme : 2062

Evet değerli dostlar son zamanlarda gündem Ayasofya…

 

Ayasofya Camii deyip geçmemek lazım.. Tapudaki adıyla söyleyecek olursak “Ayasofya Şerif Camii Kebir”dir. Hamdolsun ki yakın zamanlarda nasıl ki Rumeli Hisarı için içindeki müzik sahnesine çevrilmiş olan yerler Cuma mescidinin tekrar cami olarak kullanımına yargı kanalıyla vesile olunmuştur. Aynı şekilde, Ayasofya'nın Müslümanların yüzünün, gönlünün gülmesine, sevince gark olmasına vesile olmayı, Allah bizlere nasip etsin..
 Bizler kesinlikle şunu demiyoruz “cami ihtiyacından dolayı Ayasofya camisini açalım.. Camilerimiz çoktur Elhamdülillah.. Fakat bu ibadet yerimiz, bu mabetimiz bir çağ kapatıp bir çağ açan Peygamber Efendimiz (a.s) müjdesine mazhar olmuş olan Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin onun Vakfı'nın bir mirasıdır.
  Ortada bir hak gaspı olduğu Aşikardır. Bakın aslına rücu etmesi, sahibine tekrar iadesi olmazsa olmaz bir şarttır. Ayasofya’mız Müslüman bir Türk milletinin, Türkiye’mizin namusudur, şerefidir, haysiyetidir. 
İnanın ki İstanbul Fethin bir sembolüdür, temel ve yegâne sebeplerinden birisidir.
  Vakıflara Ve Tarihi Eserlere Hizmet Derneği'nin her türlü takdire layık ısrarlı dava takipleriyle Danıştay 2017 Nisan ayında 72 seneden beri Rehine bir durumda olan Kariye camisini güzellikten tekrar Aslı haline yani camiye dönüştürmüştür. 
Yine 2016'da aynı Dernek davasını sürdürmüş ve halen de bu dava Danıştay 10. daire 2 Temmuz 2020'de de duruşması vardır. İnşallah ceddimizden bizlere miras olan vakıf olarak sahiplenmemizi istediği gözümüzün nuru Ayasofya inanıyorum ki; maddi ve manevi desteklerle tekrar Aslı hürriyetine dönüşecek ve cami olarak hizmetine devam edecektir. 
 
Birilerine rağmen…. Türkiye’de siyaset yapıp asıl medeniyetimizi, kültürel mirasımızı hep beraber siyaset üstü sahiplenmeleri gerekir iken ortak değerlerimize sahip çıkmayanlara... Sözüm onlara… Lütfen daha milli ve yerli bir duruşla söylemlerimize dikkat edelim. Yıkıcı, gayri milli değerlendirmelerle, hatta farklı taktiksel manevralarla AYASOFYA’NIN ASLINA YANİ CAMİ HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNİ ENGEL OLMAK İSTEYENLER.. Gerçekten üzülüyorum…
Şahsen Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda oldukça hassas olduğunu biliyorum. Hakeza Sayın Devlet Bahçeli'nin  bu konuda ki görüşünün yerli ve milli olduğunu yakinen gözlemleyenlerden birisiyim.
Bu memleketin bir evladı ve parçası olarak; Vatanına bayrağına milletine devletine, mukaddes değerlerine, ecdadına bağlı olan her bir bireyin bu konuda hemfikir olduğuna inanıyorum, inanmak istiyorum.
İnşallah ceddimizin, Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin vasiyetine, beklentilerine uygun bir kararı en yakın zamanda hep beraber duyacağız. 
Ne mutlu bu şerefe nail olabilenlere.. Emeği geçen tüm Ayasofya’nın ibadete açılmasını dört gözle bekleyen, samimi kendi özünden ve yerli milli medeniyetinden utanmayanlara… Selam olsun Onlara..  
Allah’a emanet olunuz efendim. 
#AYASOFYAİBADETEAÇILSIN
 


İSRAİL'İN BATI ŞERİA'DA Kİ İŞGAL PLANI!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 8 ay önce / 27.05.2020 08:49:28 | Görüntüleme : 3514

İSRAİL'İN yeni hükümeti ile batı şeria'daki yerleşim birimlerini ve Ürdün Vadisini İlhak edeceğini yakın zamanda öğrendik.

 

    Tabii dünyanın ve duyarlı Tüm kesimlerin bu terbiyesizliğe bu Pervasızlığa "dur" demesi gerektiğini düşünüyorum.
    Bizzat kendi topraklarının sahibi ve zaten hemen hemen tüm toprakları işgal edilmiş durumda olan ve Filistin halkının yok sayılmasını ve buna zemin hazırlayan plan ve girişimlerin yasal bir zemininin olmadığını, meşruiyetinin olmadığını ifade etmemiz gerekmektedir. İsrail ve avaneleri bu konuda her zamanki gibi kasti bir şekilde tün dünyanın gözü önünde zulme ve katliama devam etmektedirler.            Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Sayın İbrahim KALIN şunları ifade etmişti: "İlhak ve işgal politikalarını doğrudan ya da dolaylı olarak destekleyenler bu suçun ortaklarıdır. Filistin meselesinde problem; işgalin kendisidir. Kudüs'ün dini tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik adımları da şiddetle reddediyoruz.
#Kudüs kırmızı çizgimizdir.
#Kudüs kutsalımızdır. #Kudüs emanetimizdir. Emanete ihanet eden herkes tarih önünde hesap verecektir. #Filistin toprakları Filistinlilere aittir. Kimsenin onun bir karışımı dahi birilerine peşkeş çekmeye hakkı yoktur..
İslam bilgileri bu konuda acilen adım atmalı ve İsrail'in işgal ve İlhak politikasına karşı Filistin halkını ve topraklarını korumalıdır.
Başka bir söze gerek duymuyorum.
İsraili bu zalimce yaklaşımını, uygulamalarını, zulme sessiz kalanları tüm kalbimle kınıyor ve telin ediyorum. 
   Allah tüm mağdurların, mazlumların yar ve yardımcısı olsun. Allah'a emanet olunuz. Saygılarımla,


MİLLİ ŞUUR VE TARİHİ ŞAHSİYETLERİMİZ..

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 9 ay önce / 14.05.2020 11:35:28 | Görüntüleme : 3053

Aziz milletimizi ayakta tutan en önemli faktör nedir bilir misiniz? İnanın ki milli birlik ve beraberlik şuur feraset ve onun ülküsüdür.

 

Eğer bugün dünyanın dört bir tarafında bağımsızlığını kaybedip işgal edilen ne kadar ülke varsa, hemen hemen hepsinin ana sebebi halkın birbirine düşüp, cebelleşip ve ortak bir akılla şuurla ferasetle hareket edememiş olmasıdır. 
Buna örnek Suriye halkı.. İçine düştüğü acziyet ve tabiki hakkıyla millet olma şuurundan yoksunluktur. Bunu örnek Orta Doğu toplumlarında ki maalesef içten içe çürümedir. Üzülüyorum! Bugün tarihi şahsiyetlerimize yönelik hakaretler ediliyor maalesef hadsizce, fütursuzca.. 
 Üniversite yıllarında Seyit Ahmet Arvasi hocamızın kitabını okumuştum. Kitabında üstad derdi ki; "Tarihine kültürüne, bayrağına, devletine ve milletine yabancılaşmış nesiller ve kadrolar teşekkül etmişse, Bizi biz yapan milli ve Mukaddes değerlerimize alenen tecavüz edilebiliyor, devletin ve milletin bütünlüğüne yönelen eylemler Pervasızlaşmışsa, bunları sadece sosyal değişmelerin tabii sonuçları olarak yorumlamak mümkün değildir. ihanetle kendini sosyal değişmenin sancıları ile maskeleyemez... "
Allah razı olsun, Allah mekanını cennet eylesin değerli hocamın.. 
Üstadın dediği gibi milletin milli bütünlüğüne yönelik faaliyetler Pervasızlaşmışsa bunun önünün aciliyetle alınması gereklidir. Zira Yarın çok geç olabilir. Hiç kimse ama hiç kimse bu devletin milli bekasını geleceğini tehlikeye atamaz halkı kin ve nefrete teşvik edemez tarihi şahsiyetleri aşağılayamaz.. 
Bu aziz milletimizin genetik kodlarında iman, ahlak, milli şuur, basiret, ariflik ve fazilet vardır. 
Aziz milletimiz Allah'ın izniyle her şeyin farkındadır. 
Kalın sağlıcakla Cengiz YILDIZ
#EvdeHayatVar
#BizBizeYeterizTürkiyem
#CeddimizeTarihimizeİnancımızaSahipÇıkalım


EMEK VE DAYANIŞMA!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 9 ay önce / 02.05.2020 11:20:38 | Görüntüleme : 3822
Öncelikle Emek sarfeden İşçi kardeşlerimizin "1 Mayıs emek ve dayanışma gününü kutluyorum" Fakat bizim İnancımızda sadece Bir güne mahsus değil, "işçinin alın teri kurumadan bedelini ücretini ödeyin." diyen ve emeğe saygıyı her güne yayan yüce bir dinin mensubuyuz çok şükür.

 

Bugün İstanbul'da sosyal mesafe gözetilmeksizin, 3 günlük yasağa rağmen, devletin almış olduğu tedbirlere riayet etmeden  bu tarz ısrarcı toplantılar ve kalabalıklar, kutlamalar kötü örnek teşkil etmektedir.
Ben şahsen bir vatandaş olarak yadırgadım.
Niyetin iyi olmadığı görüş ve kanaatindeyim.
Özellikle devlet ve millet arasında köprü görevini gören; stk. ların, odaların, sendikaların, üniversitelerin, okumuşların, medeniyetten nasibini alanların bugünlerde olgun ve aklı selim hareket etmesinde fayda vardır. 
Saygılarımla Cengiz YILDIZ kardeşiniz 
#EvdeHayatVar
#BizBizeYeterizTürkiyem


AN İTİBARİYLE CORONAVİRÜS SEYRİ!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 10 ay önce / 17.04.2020 09:20:52 | Görüntüleme : 3901
Türkiye'mizde tespit edilen ilk korona vakasından bu yana birçok vaka artışı ve Corona dan kaynaklı ölümler oldu ve halen de devam ediyor.

 

 İlk veriler de artış hızı yüksek idi.  Fakat şu an itibariyle, bu tarihi 15 Nisan 2020 alabiliriz Örneğin; İtalya' da Toplam görülen vakaların içerisinde ölüm oranının yüzde 13'lerde olduğunu, İngiltere'de yüzde 12.30 olduğunu İspanya'da %10 küsür olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. 
Sağlık bakanlığımızın buradan Sayın bakanımıza ve tüm sağlık çalışanlarına ve virüsle mücadelede Emeği geçen tüm kamu görevlilerine, hemşerilerimize teşekkürü bir borç biliyorum.
 Uzun süredir toplam vakaların içerisinde ölüm oranının %2 lerde seyrettiğini takip ediyoruz. 
Bu muhteşem pozitif bir gelişmedir. 
En önemli hususta test sayısı oranı idi ki; özellikle bu küresel salgını önlemede en önemli husus gerekli kit sayılarını arttırmaktı. 
Bu da yapıldı ve tüm illere de an itibarı dağıtılmış vaziyette. 
En son günlük 35000 test sayısına ulaştığını gördük. Daha çok olayı anlamamıza ve yakından takip etmemize de yardımcı oluyor. Tüm Türkiye'mizde test sayısı 480000 civarında ifade edilmektedir. İyileşme sayısının her geçen gün arttığını görüyoruz. Vakalar duraklamaya girmiş vaziyette. 
Bu nitelikli tempoyla, sayı yakın bir zamanda azami bir ay içerisinde 2 milyonu bulabilir.
Hesap kitaptan az çok anlayan bir kardeşiniz olarak 27 Mart'ta günlük vakaları yüzde 27' lerde iken şu anda günlük vaka yüzde 12.5 civarındadır.
 Ölüm oranı günlük yüzde 2.19 görünmekte. Özellikle geçen hafta sokağa çıkma yasağının gerçekleştirilmesi ile beraber Mesela 10 Nisan'da 11 Nisan'da yüzde 15. 3 iken 15 Nisan tarihi itibariyle 12.5 civarında günlük vaka oranı olduğu görülmüştür. Ölüm oranları yerinde saymaktadır.. İnşallah her geçen gün değerli insanımızın tedbirlere uyması ile, teması imkan dahilinde azaltması ile beraber hızla sağlıklı günlere, normal hayata döneceğimize kalben inanıyorum. 
 Bu vesileyle emeği geçen Sayın Sağlık bakanımıza, değerli ekibine bilim kuruluna, Aziz milletimizin sağlığı için çırpınan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve değerli kurmaylarına ve sabreden tüm Türkiye Cumhuriyeti'nin evlatlarına şahsen ve ailem olarak müteşekkiriz. 
İnşallah güzel günler bizleri beklemektedir. 
Bir imtihandan geçtiğimizin bilincindeyiz. 
Böyle zamanlar fedakarlık zamanlardır. Hep beraber atlatacağımıza inanıyorum. 
#Biz bize yeteriz Türkiye'm diyorum. 
#Biz birlikte başaracağız
 Biz birlikte yeneceğiz dua ve temennisiyle hepinizi Allah'a emanet ediyorum. 
Cengiz YILDIZ kardeşiniz


RAVZA-İ MUTAHHARA= CENNET BAHÇESİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 yıl, 10 ay önce / 11.04.2020 10:14:48 | Görüntüleme : 2583

Peygamber Efendimizin mübarek kabri ile minber arasında kalan kısma Ravza-i Mutahhara yani cennet bahçesi denir. Mescid-iNebevî’de bu bölüm, yeşil halı döşenerek belli edilmiştir.

  Peygamber Efendimiz, bir hadislerinde: “Evim ile minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurmuştur. Ravza-i Mutahhara’nın güneyi, kitap rafları ile sınırlandırılmış olup; doğudan batıya 22 metre, kuzeyden güneye 15 metre olmak üzere yaklaşık 330 metrekare genişliğindedir. Burada hissedilen manevî huşû, huzur ve  havayı anlatmak mümkün değildir.İlk dönemlerde sütun ve direkleri hurma gövdesinden olanRavza-i Mutahhara, Osmanlı Sultan’ı III. Selim döneminde damarsız beyaz mermerle kaplanmıştır. 16 adeti Ravza’da, 7 adeti selamlama yolunda, 2 adeti doğu, 3 adeti batıda, 5 adeti Hücre-i Saadette yer alan bu beyaz sütünlar ecdadımızın bu kutsal mekâna hürmet ve hizmetini göstermektedir. ( Bahattin Akyön, a.g.e..s. 366). Mescid-i Nebevî, Mescid-i Haram’dan sonra yeryüzündeki mescitlerin en faziletlisidir.Ravza-i Mutahhara’da bilinçli bir şekilde bulunan, namaz kılan veya başka bir ibadette bulunan kişi, yaptığı ibadetleri cennet bahçelerinden birinde yapmış gibidir.   İmam Malik, “Bu bahçe, gerçek bir cennet bahçesidir ve ahirette cennete nakledilecektir…” demiştir. ( Semhûdî, Vefâ’ü’l vefa bi-Ahbâri dâri’il Mustafa, Beyrut 1422) Resulullah (s.a.s.) Efendimiz: “Benim bu Medine Mescidimde kılınan bir rekat namaz,  Mescid-i Haram hariç, diğer mescitlerde kılınan  bin rekat namazından hayırlıdır…”  buyurmuştur.

            Resulullah Efendimiz, sağlığında olduğu gibi, vefatından sonra da Ravza-i mutahhara’dadır, yeri değişmemiştir; sağlığında ziyaret edenle, şimdi ziyaret edenin vardığı mekan aynıdır. Vefatından sonra Ravza’yı ziyeret eden, sağlığında ziyaret etmiş gibidir.

CANIM

Düşünüp, geç kalmadan

Haddini bilmelisin!

Günaha tövbe edip,

Kalp pasın silmelisin!

Sırtındaki günahlar,

Hayır getirmez canım.

 

İslâm dini açıktır,

Hiçbir zorluğu yoktur!

Kurallara uyanın,

Amel defteri paktır!

Yüce Rabbe tapınmak,

Değer yitirmez canım,

 

Sana hiç zarar vermez,

Yüce Resûl’ü övmek!

Şefaat etmez ise,

Boşadır dizin dövmek!

Peygamber muhabbeti,

Sevgi bitirmez canım!

 

Oytan has amelleri,

Epeyce artıralım,

Ruhen kıbleye dönüp,

Diz çöküp oturalım!

Fitre-zekat vermek,

Seni batırmaz canım!