......

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 261263

ANA

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 20.8.2014 10:59:05 | Görüntüleme : 2062


Ana. Varsa hayat var…

Ana, varsa gelecek var.

Ana yokluğunda karalar bağlanır,

Ana, iki dünyada mutluluktur…
Ana, hayat sevincidir.

Ana, sırdaştır.

Ana, en güvenli sığınaktır.

Ana, yokluğa dert varlığa neşedir…

Ana, duaların merkezidir.

Ana, karşılıksız vermenin diğer adıdır.

Ana, gözünü kırpmadan evladına can veren kutsal varlık…

Ana, rengi, dili, dini şefkat olandır…

Ana, dünyanın tadıdır…

Ana, babaların baş tacı…

Ana, dünyanın merkezi…

Ana, limitsiz fedakarlığın tarifidir…

Ana, uzun yolları kısaltan bir merhamet merkezidir…

Ana , en kutsal melektir.

Ana, en büyük mürebbiyedir…

Ana, çözümdür.

Ana ,güzelliklerin reyhasıdır.

Ana,dünyadaki her şeyin kalbidir.

Ana , güçlü olursa, toplum güçlü olur.

Ana, başların tacı gönüllerin ilacıdır..

Ana, yokluğu var eden sanatkar dır

Ana, peygamber duası alan bir huridir.

Ana, yoluna güller dökülen bir sultandır.

Ana, yardır.

Ana, sevgidir…

Ana , hayatı yaşatandır.

Ana ,hayata tat aldırandır.

Ana , mutluluğun tarifidir.

Ana, kandır,candır,yaratanın en mükemmel eseridir.

Ana ,en iyi dosttur.

Ana, emeğinin karşılığını almayandır.

Ana,her şeyi sezendir.

Ana, sevgi ve şefkat,babada koruma ve yardımın adıdır.

Ana,biridir,iridir,diridir…

Ana,karakışları bahara çeviren bir melektir…

MEHMET ŞAN


BU SENİN CUMHURBAŞKANIN

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 20.8.2014 10:57:52 | Görüntüleme : 1907


Sandığa gidiyoruz.

Sunulan üç elma…

Her fikir karşındaki adayı

Biri kurtlu, biri acı, biri tatlı görüyor…

Seç seçebilirsen…

Hangisi bizim adayımız?

Hangisi vicdanına hitap edebiliyorsa o senin adayın…

Onun bunun etkisinde kalmadan sağduyuna kulak ver…

Mutlu ve huzurlu günler kimle gelecekse o senin adayın.

Gözlerini kapa, ruhunu dinle, vicdanının sesine kulak ver.

Vicdan, kimseyi yarı yolda bırakmaz, pişman etmez…

Sen tek değilsin… Sen birken bin olan bir alevsin…

Vereceğin bir oy, gelecek neslin , hayat suyu olacaktır.

Vereceğin bir oy , bir ülkenin dönüm noktası olacak..

Etrafta kopartılan fırtına ve boranlara kulak verme…

Bu kez vicdanını hakem yap…

Her şey gözünün önünde…

Aç gözlerini, Bak dünyaya ve ülkene..

Muhasebeni bu kez sen yap…

Ruhunu kiraya verme…

Kişiliğini yansıt damganı vur…

Göreceksin her şeyi…

Bir anın hatası bir ömre yük olacak…

Tarihi önünde mesul olacaksın…

Yanlış yapmaya hakkın yok…

Evinde aş kaynamayan bir aileden…

Yuvasında aç kalan bir serçeye …

Dağda kurda kuşa yem olan her canlıda senin vereceğin bir oyun vebali olacak.

Kendini kimseye ipotek etme…

Güçlü bir ülke, güzel bir geleceğe ipotek et…

Kendini değil, gelecek neslin bekasını düşün…

Gülen yüzler artacaksa, ver oyunu güvenle ver inandığına…

Seçme, geleceği seç…

Gücü değil, inandığına ses ver…

Bu halk İrfan sahibidir…

Şarampole yuvarlan bir milleti uçurumdan alır.

Büyük bir millet, büyük bir devlet için…

Güç sende… Yetki sende …

İnanıyorsan bu seçim senin seçimin olacak…

Gelen Cumhurbaşkanı senin sesin, senin eserin olacak.

Demokrasi senin kılıcın iyi kullan, yarın umutlan yetkini iyi kullan..

Yanlış verilen bir karar ömür boyu sızlanmandır

Öyleyse taşın altına elini koy…

Benim eserim de…

MEHMET ŞAN


BU DA KİM

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 20.8.2014 10:56:20 | Görüntüleme : 1988


Siyasetin etkisinde olmayan kim var.

Hepimiz istemesek de içersindeyiz.

Alacağımız her kararda siyasilerin tavırlarına bakıyoruz.

Herkes siyaseti istemese de takip ediyor…

Geleceğimiz o insanların elinde …

Müdür, olmak istiyorsun, maalesef onlara muhtaçsın…

Büyümek, gelişmek istiyorsun onların gölgesinde olmakta fayda var diyorsun…

Atacağın her karar da hep onlar var…

Dünde böyleydi bugünde böyle yarın da böyle olur.

Bu bizim toplumu genlerinde olan bir uygulama…

Muhalefette başka bir ağız , iktidarda şartlar başka…

Türkçesi bekara hanım boşamak kolay…

Siyasette farklı konuşulup, farklı uygulama yapılan bir yer oldu…

Bugün yetkili kim varsa, dünkü konuşmalarına bak birde yönetimdeyken bak…

Bu durumda biri diğerinden farklı değil…

Sorumluluk ve yükün ağırlığı insanları farklı hale getirebiliyor…

Bizde siyasi partilerde kurallar sürekli olmuyor.

Zaman ve zemine göre değişime uğraya biliyor…

Oy veren insanlarda da söylemlerin inandırıcılığına göre kanaat değiştiriyor.

Çok farklı uçtaki insanlar hızlı bir şekilde yer değiştirebiliyor.

Sanki ülkemizde siyaset iki blok haline gitmeye başladı…

Bu yeni bir oluşumun habercisi olabilir.

Eskinin fikir ve aksiyonları yeni bir fikir etrafında asgari müştereklerde birleşebilir.

Eski rakipler yeni dost olabilir…

Bundan da yeni bir heyecan oluşabilir

Çok parçalı bir grup Türkiye de zararlıdır.

Her hükümette güçlü bir muhalefet gerekir.

Güçlü muhalefetler darbelerin yanışların sigortasıdır.

Yoksa bölük pörçük bir görüntü kimseye fayda sağlamaz.

Geleceğin dünyasında güçlü bir Türkiye arzusundaysak…

Kişisel egolarımızı bir kenara bırakıp yeni seslere kulak vermeliyiz

Bugün yönetimde olan kelli felli beyler, yerlerini gençlere bırakabilmeli…

BU DA KİM ?

Nereden çıktı, bu işi götüremez...

Hakir ve hor görmemeli… mezarlıklar benden sonrası tufan diyenlerle dolu…

Her daim yenilikler ,insanlar tarafından karşılık bulur.

Koltuğa yapışanlar bu koltukları yeni neferlere teslim etmelidir.

Bu da kim değil bu da bana inanmış bir yiğit deyip desteklemelidir…

Tolum gülecekse, mutlu olacaksa,yeni seslere fırsat verilmelidir

MEHMET ŞAN


DAVA ADAMI

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 20.8.2014 10:54:41 | Görüntüleme : 1917


Yaratan öyle yaratmış…

Her nefis bir taraftır...

Kimisi haktan kimsi yattan taraf

Kimi uğruna çile çektirdiği davasının karşılığını iki dünyada görür.

Kimi de çektiği çile yanında kar kalır, İki tarafa yüzü gülmez.

Dava adamı , eli öpülecek, yüzü gülecek, taktir edilecek adamdır.

İnsanı diri tutan, hayatın çelmeleri karşısında dik tutan davalarıdır, idealleridir.

Dava adamları depresyona girmez, çünkü karamsarlık yoktur onların defterlerinde.

Davaları uğruna bakışlarını, maddi ve manevi her şeylerini feda ederler.

Mutlu insan davası olan insandır.

Dava adamları adam gibi adamlardır.

Onlar, farklı düşünenleri de takdir edebilenlerdir.

Dava adamı, maddi hedefi değil, manevi hedefi olur…

Onlar da dünyalık göremezsiniz.

Dünyayı elinin tersiyle iterler.

Mutlu insan, umutlu insan sayısını artırmak hedef…

Onlar, beni değil, bizi severler…

Dostlarının menfaatlerini kendilerinin önüne koyarlar.

Dünyalıkta yarışanlarla dava adamlığı aynı çizgide olmaz.

Bakın etrafınıza, dava adamları, garip gelip garip gitmiştir.

Garip gelmeyenler de garip gibi yaşamış garipleşmiştir.

Bu toplum düzelecek, dünya da bende varım diyecekse…

Dava adamları sayısı artmalıdır.

Hakiki inanç erlerine ihtiyaç vardır.

Her yerde, her mekanda her fikirde inanç erlerine acil ihtiyaç var.

Dava adamı gömleği bir şereftir.

Bu makam dünyevi tatları atmış, uğruna fedakarlık yapılacak idealistlerindir.

Dava adamları,

Rakiplerine nezaketle hitap ederler…

Kul hakkını kursaklarından geçirmezler…

Şatafat ve gösterişten uzak dururlar…

Halkla aralarına set koymazlar…

Ulaşılmaz havası estirmezler…

Az gülüp az yiyip, az uyurlar.

İnsanların her türlü dertlerini dertsinirler…

Karıncayı dahi ezmezler…

Vermeyi şeref, almayı zül bilirler…

Dün böyleydi…

Ya şimdi, dava adamlığı gömleği giyenlerde bunları görebiliyor musunuz?

Bu vasıflardan uzaklaşılmış ise…

Dava adamlığı bitmiş, rant paylaşımı birlikteliği oluşmuş demektir.

Dava adamı imajı zedelenmemelidir.

Zedeleyenler iki dünyada cezasını çekerler…

Bize her görüşte adam gibi adam, dava adamları gerekmektedir.

Bunu yakaladığımız gün toplum olarak kurtuluşa erdiğimiz gündür.

Ne olursan ol…

İnandığın gibi ol…

Davanı Mevlana gibi yaşa…

MEHMET ŞAN


Başbakan Çay İçecek Birini Bulabilir Mi?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 11.8.2014 10:38:27 | Görüntüleme : 1877


Herşeyimiz abartılı…

İktidarda iken yere göğe kondurmayız.

Koltuğu kayıp ettiği gün unuturuz.

Vefa bizde iyi günde var…

Makam gitti, adam bitti…

Yolunda gözyaşı döktüğümüz…

Adını salavatla anıp, senin için bu can feda olsun dediğimiz

Karda yağmurda, çamurda peşinden koştuğumuz nice liderler…

Bir kalemde sileriz.

Dün bu millet yıllarca

Nurlu Süleyman`ın peşinden gitmedi mi

Onu yüceltme yarışına girmedi mi

Bir şapkasına milyarları vermedi mi

Onunla resim çektirip ailesinden biriyim diye hava basmadı mı?

Düştüğü gün şapkası uçtu, yüzüne bakan olmadı…

Şimdi Güniz sokakta emekli hayatı yaşıyor…

Arayan soran vefalı sayısı bir parmağın sayısı kadar

80 li yıllar Bizim Turgut geldi…

Çünkü bizdendi… Tabuları yıktı… Alışkanlıkları değiştirdi…

Ekranda sık gözüken bu şirin tonton dedenin tükenmez kalemini almak için yalakalar sıraya girmedi mi?

50 kuruş kaleme 50 milyar vermediler mi?

Onunda etrafını da yağcılar kuşatmadı mı?

Padişahım çok yaşa senden büyük kimse yok diye gazı basmadılar mı?

Liderlerin en büyük düşmanı yanındaki sanal dostlarıdır…

Sonrayı biliyorsunuz.

Koca bir parti çalışan çaycılarının maaşını dahi veremedi ve icralık…

Dün herkes Semra hanımla papatya yarışına girdi… Papatyalar söndü, karardı.

Özal`ın kalbi bu vefasızlığa dayanamadı, en verimli döneminde aramızdan ayrıldı…

Yeni kuşak bu kıymetli devlet adamını tanıyamadı…

Türk toplumu gözlerini açtı ama kendi bu yeni Türkiye`yi göremedi…

Vefa ve vefasızlık yarışı devam etti…

Bu devam edecek

İyi gün dostları kim gelirse orada…

Onlar rollerini iyi yaparlar. Liderler fırsat avcılarının ağlarına maalesef düşerler…

Liderleri dahi avucunun içerinse alırlar.

Arda bir Mesut yılmaz geçti… Rüya gibi…

Miras yedi evlat gibi Anap`ı yedi bitirdi…

Onu da bu ekip yedi bitirdi… Kirli tezgahların içersinde kendini buldu

Şimdilerde gören varsa aşk olsun. Sesi soluğu kesildi…

Arayan soran birini bulsa gam yemeyecek…

Son zamanların favorisi Tayyip Erdoğan…

Şu an zirvede…

Etrafında yeni dostlar çok…

Ama Erdoğan eski liderlerin hatasına düşer mi?

Yeni dostların neler yaptığını gördü.

Bugün eski dostlarına kapıyı kapar, yenilerine aralarsa…

Yarın, karanlıktır, sıkıntı ve çiledir.

Hakiki dost dostuna her şeyi dost doğru söyleyebilir.

Başarılı her insan kötü gün dostlarını baş tacı yapmışlardır.

Onları yenilere tercih etmemelidir…

Başbakan bu hataya düşer.. Halktan koparsa..

Eskiler gibi, yarın çay içecek adam bulmaz ….

Siyasetçilerin en büyük kaybı maalesef kaliteli dostlarını kolay kaybetmeleridir.

Nereden geldiklerini unutup, sanal alemde kayıp olanlar olmuştur..

Halktan kopmayan bir lider, ömür boyu baş tacı yapılır.

Liderler, kayıp ediyorsa, suç halkta değil liderdedir.

Halk, hatayı affetmiyor.

Kendisini görmeyeni görmeyip, siliyor. Sesini soluğunu kesiyor.

Bu halk İrfan sahibidir. Yanlış yapan, halk tarafından siliniyor…

Yanlış yapan halktan kopan liderler tarih sahnesinden siliniyor yerinde yeller esiyor

Yanlış yapan da yalnız kalıyor ya da tek başına kaderine razı oluyor.

Öyleyse, yarın yalnızlığa mahkum olunmak istemiyorsa, bugünden yarına hakiki dostlar taşınmalıdır

Aksi taktirde bir çift laf edecek adam bulamazlar.
MEHMET ŞAN


İSRAİL`İN HAKKINDAN GELECEK YİĞİTLER

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 8.8.2014 11:25:54 | Görüntüleme : 1881


Ortadoğu`da vahşet yaşanıyor.

İnsan insana bunları yapamaz.

Mazlum ve zalim savaşı devam ediyor.

Zalimin ipini çekecek bir yiğit aranıyor.

Bugün bu ateş söndürülmezse, çok büyük yaralar açacak.

Dünyadaki her türlü afet ve felaketin sebebi, Türklerin uykudan uyanmamasıdır.

Mazlumların koruyucusu Türklerdir.

Dün Osmanlı, daha önce diğer Türkler…

Tarihte Türk zelil ise zalim mazlumu ezmiştir.

Biraz tarih yapraklarını karıştırırsan görürsün.

Türk`ün güçlü olması gerekmektedir.

Huzurun, mutluluğun, güzelliklerin mayasıdır, Türkler.

Türk güçlü, kurtla kuzu kardeş,

Türk zelil, ana ile oğul düşman,

Türk bir medeniyetin adıdır, ırkın değil.

Türk miskin, tembel ve mıymıntı olamaz.

Türk, dedikodu yapmaz, iş yapar, aş verir, güçlü ve inançlıdır.

Türk, diğer bütün din ve ırkların hamisidir.

Türk, nerede bir acı ve zulüm varsa orada çözüm merciindedir.

Türk, güçlüdür, ilimde bilimde, teknolojide önde ise,

Bugün akan kanı durduramıyorsak, Türklüğümüzü gözden geçirmeliyiz.

Türklüğün hangi değerlerini kaybetmişiz, onu düşünmeliyiz.

Kuru hamasi nutuklar atma, yakarım, yıkarım narası sallama zamanı değil,

Ekonomi de nerdesin, kullandığın hangi şeyi sen ürettin?

Ülkesini, milletini seven önce üretecek.

İki günü musavi olmayacak.

Zamanı boşa kullanmayacak…

Türk şanlı bir mazinin altın harflerle yazılmış bir geçmişidir.

Dünyada Türk, adaletin ve hoşgörünün markasıdır.

Bu vasıflar kayıp olmuşsa; varlığımız, yokluğumuz fark edilmiyorsa,

Şapkanı önüne al, düşün…

Ne yaptın da büyük bir mirastan zelil duruma düştün.

Bırak, iç çekişme ve kavgaları…

Kendine gelmezsen, bugün etrafında yaşadığın vahşeti yarın sende yaşarsın.

Görünen köy kılavuz istemiyor.

Bu millet dünyaya hoşgörü ve adaleti öğretmiş bir millettir.

Biz bugün güçlü olsak, İsrail denilen canavar vahşet yapamaz.

Biz güçlü olsak, dünya da mazlumun gözyaşı akmaz.

Filistin deki her gözyaşında bizim de günahımız var.

Onlar bizlere ecdadın emanetidir.

Onlar bizlerin dış kaleleridir. Onların düştüğü gün bizim düştüğümüzdür.

Bu millet, gücünü aldığı değerlere tekrar sıkı sıkıya sarılmalı.

Kendine gelmeli… ilham aldığı kaynağı unutmamalıdır.

İsrail ve bütün canilerin hakkından gelecek yiğitler yine bu coğrafyadan çıkacaktır.

İsrail ve vatandaşlarını uyandıracak güç bu millettir.

Biz sadece bizden değil, bütün insanlardan sorumluyuz.
MEHMET ŞAN


AĞLAYAN BEBEK

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 8.8.2014 11:25:07 | Görüntüleme : 2289


Hayatın en güzel tadını aramaya kalsanız.

Çocuk tadından güzel bir tat bulamazsınız

Yarandan her aileye bir altın top gönderir

Gelmesi bayram, neşe ve mutluluk kaynağıdır…

Bebekler, mutlu bir ailede mutlu geleceğe umutla bakar…

Geleceğe umutla bakabilecek bebeklerin babaları mutlu olmalı…

Babalar, mutlu ise aile mutlu ve huzurlu olur.

Huzurlu bir toplum, huzurlu yönetimlerle idarecilerle mümkündür…

İdarecilerimiz ne kadar toplumla ve kendisi ile barışık ise insanlar o kadar mutlu olur.

Bebekler artık ağlamamalı…

Anneler, babalar karalar bağlamamalı.

Bebeğin mutluluğu gelecek neslin mutluluğudur.

Babalar akşamları yuvalarına eli boş gitmekten kurtulmalıdır.

Babalar, insani yaşam şartlarının altındaki hayat mücadelesinden kurtulmalıdır.

Toplum olarak, birçok tadı unuttuk…

Her şeyimizle özümüzden uzaklaşmaya başladık.

Bizi biz yapan değerlerimiz yaşatılmalıdır.

Geleceğin teminatı olan gençlik boş bırakılmamalıdır.

Bugün ağlayan her bebek yarın büyüyen bir bombadır.

Çocuklarımıza mutluluğu tattırmalı, bu hazzı elden bırakmamalı…

Tadılmayan mutluluklar, çilelerin kapısını aralar.

Nerede bir bebek varsa, rengine bakılmadan sahiplenilmelidir…

Çünkü onlar gelecektir, onlar bizim teminatımızdır.

Yatırımların en güzeli insana yapılan yatırımdır.

Sağlam temellerle yetiştirilen bir nesil, büyüklerinin de teminatıdır.

Çocuk, yeni bir başlangıçtır…

Çocuk, bir bebeğin şaha kalkmış halidir.

Çocuk, anne ve babanın verdiği emeğin yeşermesidir.

Ağlayan bir bebek, görüp gereği yapılmıyorsa.

Orada insanlık ölmüş demektir.

Varlığı ile guru duyduğumuz Osmanlı nasıl bir değer vermiş bakılırsa görülür.

Büyük düşünülüyorsa bu mis kokulu yavrularımıza gerekli ilgi gösterilmelidir.

Fizyolojik ihtiyaçları kadar ruhsal ve içtimai ihtiyaçları de en iyi şekilde giderilmelidir.

Geleceğin hakkında karamsar olmak istenmiyorsa…

Bugünden geleceğini planla …

Yatırımını insana yap …

Artan katlar, yatlar, paralar, pullar sizi kurtarmaz…

Gülen bir yüz geleceğimizi aydınlatır.

Çocuk cıvıltısı olmayan bir toplum da baykuş sesleri duyulur.

Gelecekte ağlayan bir nesil istenmiyorsa …

Bugün ağlayan bebeklere sahip çıkılmalıdır.

Yarın gülen bir ülke isteniyorsa bugün ağlayan altın nesli yanız bırakmamalıyız.
MEHMET ŞAN


BAŞBAKANIN TARZI

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 8.8.2014 11:22:37 | Görüntüleme : 1900


Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.

Menderes çok partili dönemin ilk örneği ,vatandaşın ilk göz ağrısı

Dün Demirel kendi tarzını değiştirdi ve karşılık buldu.

Ara dönemlerde birileri geldi geçti…

Etliye sütlüye dokunan oldu teğet geçen de

Rahmetli Özal da halk kendini buldu.

İnançlı demokrat ve teknolojiye tutkulu bir insan gördü.

Özal dan sonraki süreç biraz sancılı geçti…

Kimse bu açığı kapatamadı…

Erbakan geldi , kıymeti bilinmedi inananlara çile çektirildi.

Ecevit ,Çiller, Bahçeli ve Mesut Yılmaz ,halkın duygularına hitap edebilseydi belki bugün Ak Parti olmayacaktı …

İnsanımız ,karizma, bilgi,yurt sevgisi,kadar kendinden birini görmeye prim veriyor.

Düne kadar siyasi liderleri vatandaşın evinde çay içmekte göremediniz.

Hakkında konuşulan bir çok iddia ve dedikoduya cevap vermezlerdi …

Başbakan gelmiş ve geçmişlerin sentezidir.

Menderesin gözü kararlılığı icraatı ve halka kolay ulaşımı

Demirel’in vatandaşa her şeyi vaat etme, arada bir hesapsız harcamaları

Özal’ın teknoloji ve yeniliklere olan yakınlığı ve hızı

Devlet Bahçelinin bazı konulardaki hassasiyetindeki tavizsiz yaklaşımı ve bir çok konuda geçmişin izlerini görmekteyiz

Bunlar dışındaki en büyük farkı.

Halkın beklentilerine güzel cevap verir

Vatandaşın kullandığı değil başbakanın dilidir

Doğal ve samimi bazen yanlış anlaşılmalara sebep verse de

İnsanlar bu tarzı seviyorlar

Başbakanın insani kimliği ile siyasi kimliği farklıdır.

İnsani olarak söylemeyeceği bazı ifadeleri siyasetçi olarak söyleyebiliyor

hırçın ve ayrıştırıcı bir dil görünümü vermesi eleştirilere sebep olmamaktadır.

Aslında işin özeti şu.

İnsanlar çok bir şey aramıyor…

Kendisi gibi adam arıyor

Yüksek sesle konuşan arada bir kükreyen, gözü yaşlı, sevgisini bonkörce kullanan siyasiler arıyor.

Aslında halk o koltukta oturanın kendisi olduğuna inanmak istiyor.

Yoksa bilgi, birikim deneyim, uzmanlıkla bu işler olsaydı proflardan siyasilere sıra gelmezdi

Başbakan iletişim konusunda en uzman kişidir.

Bu meziyetin sayesinde her seçimi kazanarak çıtayı yükseltmiştir.

İnsanlar ,bu tarzı seviyor.ve bu tarzda konuşmayı destekliyorlar

Yaptığı hizmetlerde inkar edilemez,

Hatam yok mu ?

İnsan hatasız olur mu?

İktidara talip partiler tarzlarını değiştirip öze , halka yönelmeliler.

Aksi halde bulunduğu yerlerde devam ederler

İnsanlar, yeni dönemde insani tarafı ağır basan liderlerin peşinden gitmektedirler.

Halk kendi arasında gördüğü adayı daha çok destekliyor.
MEHMET ŞAN


ZOR YETİŞTİ KOLAY KAYBETMEYELİM

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 8.8.2014 11:21:04 | Görüntüleme : 1826


Hoşgörü kenti Hatay…

Türkiye’nin gıpta ile baktığı bir şehir…

Farklı renk, dil ve kültürlerin harmonisi…

Hatay, genel seçimlerin özetidir.

İstisnalar dışında geneli yansıtır.

Kardeşliğin tarifi kitaplarda yazar, Hatay’da yaşanır.

Üreten insanların diyarı, vergiyi kutsal bilenlerin yaşam alanı.

Dünyayı ve ülkeyi iyi okuyan ve yorumlayan insanların mekanı.

Türkiye’de esen Ak parti rüzgarı Hatay’da büyükşehirde esmedi.

İlçelerden gelen güçlü ses, büyükşehirde cılız geldi.

Sonuç, demokrasi galip geldi…

Halk, tercihini farklı yaptı…

Kim kaybetti? Demokrasi kazandı.

Hatay, bölgesindeki illerin gölgesinde kalmamalı…

Çevre iller uçarken Hatay kağnı hızıyla gitmemeli…

Son zamanların en büyük siyasi gücü bu şehirden çıktı.

İktidar partisinin en güçlü bakanlarından birisi olan Sadullah Ergin,

Başbakanın sağ kolu Adalet teşkilatında taşları yerli yerine oturtan,

Yılların dokunulmazlarına dokunan, devletin gücünü hissettiren bir bakan,

Kanayan yaralara teşhis koyan ve kökten çözümlerin önünü açan bir vekil,

Hatay böyle bir evladına sahip çıkmalı…

Başkentteki gücünü ve prestijini sarsmamalıdır.

Gelişmiş iller yetiştirmiş oldukları değerleri bir kalemde silmemektedir.

Hatay’da Cumhuriyet tarihindeki en güçlü evladını yalnız bırakmamalıdır.

Bu seçimi kaybeden Sadullah Ergin değil, maalesef Hatay olmuştur.

Altın tepsiyle sunulan fırsatlar ters tepilmiştir.

Vatandaşa hükümetin yaptığı hizmetler anlatılamamıştır.

Aşırı güven başarıya engeldir.

Her seçim sonucu çantada keklik değildir.

Bu seçim,

Hataylı, hükümetten daha çok istifade etmelidir.

Sadullah Ergin den daha fazla yararlanmalıdır.

Onu kısır siyasi çekişmeler içerisine çekmemelidir.

Bir şehrin gelişmesinde en etkin yollardan biri siyasi idaredir.

Hatay, dünyada olan ve ülkede hak ettiği yeri alacaksa, güçlü siyasi irade ile mümkündür.

Sadullah Ergin her Hataylı için bir şanstır.

Yetişmiş, zirveye ulaşmış bir siyasi basit hesaplarla yıpratılmamalı.

Sadullah Ergin, halkla arasına giren fırsatçılara da fırsat vermemelidir.

Bu şehir, ürettiklerini daha geniş bir kesime ulaştıracaksa, güçlü siyasilere ihtiyaç vardır.

Siyasi markalarımızda, ekonomik markalarımızda gözümüz gibi bakmalıyız.

Ama siyasiler de ulaşılmaz, kaf dağındaki köşklerin müdavirleri olmamalı.

Birlik ve beraberlik varsa, başarı ve gülen yüz sayısı artar.

Zaman güçleri birleştirme, ortak aklı kullanma zamanıdır.

Şehir büyüyecekse, fikirler de büyümeli…

Bu şehirde Sadullah Erginlerin sayısı artmalıdır.

Hataylı siyasilere örnek olan Sadullah Ergin’in yıldızı parlatılmalıdır.

Gelişmiş şehirler yetişmiş liderlerle yetişmiş liderlerle yücelir.

Siyasetçisi güçlü olmayan il söner, yiter.

Bu şehir büyüyecekse yeni siyasiler çıkarmalıdır.

Sadullah Ergin, yalnız bırakılmamalıdır.

Ustaları baş tacı yapanlar, yolda kayıp olmazlar.

MEHMET ŞAN


BABALAR’DA AĞLAR

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 yıl, 8 ay önce / 8.8.2014 11:17:31 | Görüntüleme : 2026


Dünyadaki güzellikler kadar çirkinliklerde yaygındır.

Her baba kendi çocuğunun kaderidir

Kendisiyle ilgili hayel kurmaz çocuğuna kurar

Yemez evladına yedirir.

Çile çekmeyi kabullenir yavrusuna kıyamaz.

Hayatın her problemine göğüs gerer,dik durur yavrularına gölge olur.

Babaların hayat sevinci çocuklarıdır.

Onların ömürlerinin süresi çocukların hata ve sevaplarıdır.

Çekilen her çilenin sevabını evladının hanesine yazılmasını arzu eder

Baba almadan vermenin diğer adıdır.

Babalar anaların güçlerine güç katan sağlam dayanaktır.

Babaların olmadığı diyarlarda anaların yüzü gülmez.

Babasız bir evlat deniz ortasındaki garip bir kuş gibidir.

Baba dünyanın en sağlam limanıdır.

Gök kubbeden yağan dolu tufan baba varsa gökkuşağı olur.

Babasız bir toplumda gülen yüz azalır.

Analar babaların sayesinde güçlü,üretken ve huzurludur.

Babalar hayatın en çok yorduğu insanlardır.

Çile çekmeyi fedakarlık yapmayı evlatlar için lezzet sayarlar.

Kan kusar,kızılcık şerbeti içtim der

Babaların da bir dayanma gücü var…

Verir, verir, sonunda emeğinin karşılığında vefasız bir çocuk bulursa o zaman babanın yıkıldığını anlar

Babalar ,vefasız evlatlarına ağlar.

Babalar ,arayıp ,sormayan, babasını unutan, evlatlarına ağlar

Babalar ,bin bir türlü çile ile yetiştirdiği evlatlarının kendilerine hayırlı bir evlat olmamasına göz yaşı döker .

Babaları hayat değil,evlat yıkar.

Babaların ömrüne ömür katan evlatlarıdır.

Babalar dua alan evlatları ile coşar.

Babalar vatan sever evlatlarıyla yeşerir, kök salar .

Babalar kul hakkını bilen evlatlarıyla kulluğun farkına varır.

Babalar imanlı evlatlarıyla imanı coşar.

Babalar adam gibi evlatlarıyla guru duyar.

Babaların ağlamaması için evlatların adam gibi olması gerekir.

Babasını ağlatan ömür boyu ağlar.

Baba duası alan iki dünyada mutlu ve huzurlu olur.

Baba , var iken kıymeti bilinmesi gereken altın bir hazinedir.

Babalar , ağlarsa o diyarda herkes ağlar analar …

MEHMET ŞAN