......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 235213

GÜLEN ADAM

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 10.7.2014 11:25:28 | Görüntüleme : 1368


Gülmeyi unutan bir toplum haline geldik.

Kimse gülmüyor, daha doğrusu gülemiyor.

Gülme insana özgü bir meziyet…

Doğada hiç varlıkta olmayan bir özellik.

Madem bu bize verilmiş bir lütuf öyleyse niye cimrice kullanıyoruz.

Gülmek insanın ömrünü uzatıyor.

Doktorlardan sıkça duyarsınız şu kadar proteine bedel..

Kasları güçlendirir…

Herkes gülmenin faydasına inanır,

Ama uygulayamaz…

Babalar, başlamalı gülmeye…

Ailede gülme eksik olmamalı…

Toplum ne kadar çok gülerse hayat yaşanır olur…

İnsanlar, hayata pozitif bakabilirse mutluluk gölgeleri olur…

Birileri bizlere gülmeyi unutturmaya çalışıyor.

Gülmeyi unutan bir insan üretmeyi unutan insandır.

Gülen adam etrafına neşe ve mutluluk katar…

İnsanların ömrü uzar, her olumsuzluktan bir hayır arar…

Güzel düşünen güzel yaşar, güzel yaşayan güzel ölür, güzel ölenin ruhu güzel yerlerde konaklar…

Öyleyse bu toplumu değiştirmeye kendimizden başlayalım.

Güzel söz ve tebessümü eksik etmeyelim.

Her şeye ama her şeye güzellikle bakalım, öfkeyi kini unutalım

Belki de birbirimizi son kez göreceğimizi unutmayalım.

Bakın her gün ne dostlarımız anice aramızdan ayrılıp gitmekte.

Bugün yüz göz olduğumuz nice dostlar bizlere sürpriz yapıp gidebilirler…

Peşlerinden keşkeleri sıralamayalım.

Yaşarken güzellikleri paylaşmaktan korkmayalım.

Gülmeyi hayatın merkezine oturtalım.

Sultan Süleyman’a kalmayan dünyanın biz fanilere de kalmayacağını unutmayalım.

Bu necip millet ne kadar çok gülerse dünya o kadar çok mutlu ve huzurlu olur.

Beni atıp biz olursak güzellikler etrafımız sarar.

Gülen adamdan kimseye zarar gelmez.

Gülen adam üreten adamdır.

Bu toplumun üretmeye ihtiyacı vardır.

Vakit hüznü unutup geleceğe umutla bakma ve güzellikleri çoğaltma zamanı

Gülmeyi bilenler başarıya daha yakın olanlardır.

İnsanlara gülmeyi öğrenirlerse hayatları kolaylaşır.
MEHMET ŞAN


Gidecek Başka Bir Yeriniz Var Mı ?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 10.7.2014 11:23:23 | Görüntüleme : 1292


Dünya alemin gözü bu topraklarda.

Dostundan çok düşmanı olan başka bir ülke yoktur.

Bütün kem gözlerin gözü bu topraklarda olduğunu bilmeyen yoktur.

Biz birbirimizi yemeye çalışıp güçsüzleştikçe dirençler düştükçe uçuruma gidiyoruz.

İç ve dış düşmanlar iş birliği yapmış, bu milletin tökezlemesini bekliyorlar.

Ey Türk,

Zaman birlik ve beraberlik zamanıdır.

Biz güçlü olmazsak bu aziz vatan elden gidecek.

Bizleri atalarımızın emaneti olan bu cennet vatanını parçalama hayalinin gerçekleşeceği güne adım adım yaklaştırıyorlar

Birbirimizi yemenin faydası düşmana olacaktır.

Zaman sağcı solcusu bir olmanın iri olmanın zamanıdır.

Yüreklerin tek ve bir atması vaktidir.

Bu gidişatla bütün siyasiler tarih önünde vebal altında kalacaktır.

Birileri salyalarını akıtarak bölünebilmekten bahsediyorsa buna bütün siyasiler yüksek perdeden tepki koymalıdır.

Duydunuz mu böyle bir tepkiyi,

Bu topraklardaki sinsi oyunları bütün partiler bozmalıdır.

Öncelik vatandır gerisi teferruattır.

Milyonlarca şehit kanıyla sulanan bu kutsal vatan birilerinin kötü emellerine bırakılamaz.

Bir zerre toprak parçası bile dünya kadar altına değiştirilmez.

Necip millet için vatan namustur.

Güçlü bir Türkiye imajı dünyaya verilmelidir.

Bölük pörçük bir görüntü düşmanların cesaretini artıracaktır.

Farkında mısınız kurtuluş savaşının çile ve gözyaşının mükafatının son demlerini yaşıyoruz.

Akıllı olmaz isek yeni tuzaklar geliyor.

Gözyaşı kan ve barut ufukta seziliyor.

Var mı gideceğimiz başka bir vatan, yüreklerimiz tekrar güçlü atmalı.

Birileri makam ve mevkii sahibi olacak diye geleceğimiz karartılmamalıdır.

Hepimiz bu oyunun bir parçası olup gitmemeliyiz

Dünyayı 600 yıl kardeşçe yöneten ruh bu gün nereye gitti?

80 yılda bu necip millet hep duvara toslatıldı.

Bu insanların ne zaman yüzü gülecek?

Bizim gülmeye hiç hakkımız yok mu?

Allah bu milleti çile çeksin diye yaratmadı.

Sağolsun siyasilerimiz, bizlere her gün cehennemi yaşatıyorlar.

Siyasiler bu milleti seviyorlarsa milleti ateşlememelidirler.

Birlik ve beraberlik mesajları vermeliler.

Yoksa bu millet stresten kahrolup gidecek.

Düşmanlara gün doğacak…

Bölmek için fırsat bekleyenlere altın fırsat sunulacaktır.

Morali olmayan bir millet her şeyini kayıp etmeye mahkumdur.

Artık Türk’ün başarılarını güzelliklerini ve insani yönlerini ortaya çıkarma zamanıdır.

Biz güçlü olursak mazlum güçlü olur.

Bizde birlik olursa , düşmanında hevesi kursağında kalır.

Atılan her adım birlik ve beraberliği pekiştirici şekilde olmalıdır.

Siyasilerde kendilerine çekidüzen vermelidir.

Vatandaşı kamplara değil , güzellikle de birleştirmelidir.

Yoksa bu millete gönlünü açacak kaç millet var.
MEHMET ŞAN


KADERİMİZ ÇİLE ÇEKMEK Mİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 10.7.2014 11:20:05 | Görüntüleme : 1481


İnsanlar fani dünyanın yükünü omuzlarına yükler,altında ezilirler…

Unuturlar amaçlarını, dünyaya gelme sebeplerini…

Dünün hırs yüklü , tamah yüklü, doymak bilmeyen fiillerinin akıbetlerini unuturlar…

Herkes nerede çok kalacaksa oraya o kadar değer vermeli…

Giderken kefenden başka bir şeyin gitmediğini akıldan çıkarmamalı…

Hayat birileri için zindan birileri için saray değildir. Hayat herkese eşit mesafededir.

Zinde yaşayıp ruhu mutlu , Eyüp sabrında olan vardır.

Sarayda ama ruhu çile ve kasvetli olanlar vardır…

İnsan insanın kurdu olmamalıdır.

Her türlü iyilik ve kötülüğün merkezin de insan vardır.

Mutluluk bir müslümanın yitiğidir…

Ona koşmalı yılmadan usanmadan…

Dualar engelleri kaldırması için değil , engelleri aşacak güç vermesi için yapılmalıdır.

Güçlü insan zorlukların gölgesinden gelir…

Zorluk çile çekmeyen sefa ve güzellik bulamaz.

İnsanı olgunlaştıran en güzel ilaç karşılaşılan zorlulardır.

Hayat ta zorluklarla arkadaş olmayan başarının yoldaşı olamaz.

Geçen her gün insana değer katmalı hayatın şifresini çözmelidir

Başarıyı kendine hedef koymuş her insan bu yola yalnız başlar.

Fedakarlık yalnız yaşanılan bir olgudur.

Ruhun güzelliği bulması vücudun ve beynin yorulmasına bağlıdır.

Çalışmaya yüzü olmayanın hasat ta yüzü olmaz.

Çile ve sefa insan hayatını eşit iki yarısıdır.

Kimisi bunu iyi değerlendirip sefayı çoğaltır.

Ölçüyü bulamayanlar ise çilenin merkezinden uzaklaşamazlar

Sağlıktan daha büyük bir nimetin olmadığı anlaşıldığı gün hayatın tadına varıldğı gündür.

Yaşam ,sayılı günleri kaliteli geçmesi ile anlam ifade eder

Varlığı sadece kendine katkı sağlıyorsa bu yaşamın bir anlamı yoktur.

İnsan güneş gibi olmalı, kendini yakmalı ama etrafına ışık olmalıdır

Kendini insanlığa adayan dünyada çile çekenler.kendileri gitseler de ölümsüzleşirler …

Fedakarlık yaptıkları yapanları unutmazlar.

Kaderimiz bizlere her türlü imtihana hazırlar

Ümit buradaki sihirli anahtardır. Ümitle her türlü engel aşılır.

Yarını umutlu ve mutlu olunacaksa bugün koşma zamanıdır

Kaderimizi çizen bize çile çektirmek için yaratmamıştır.

Kaderimiz güzelliklere , mutluluğa ,insanca yaşama kotlanmıştır.

Yeter ki bizler bu orijinalliği bozmayalım.

Başarı uzakta değil içimizdedir

Kaderimizi çizen biziz..
MEHMET ŞAN


Türk Olmak

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 10.7.2014 11:19:22 | Görüntüleme : 1364


Dünyada binlerce insan ırkı mevcuttur. Bu ırkların içerisinde en zor ırk Türk ırkıdır. Türkçülük çile fedakarlık ve sebatla yoğrulmuştur. Türk kadar bin bir mücadeleye maruz kalan bir toplum yoktur. Tarihin her döneminde Türkler hep başrolde olmuşlar. Savaş gözyaşı ve göçler peşimizi bırakmamıştır.

Acaba Türkler olmasaydı Dünya nasıl olurdu? İnsanlığın çilesi daha da artar mıydı? Tarihte bilinen 16 büyük devlet ve sonuncusu Türkiye Cumhuriyetidir.

Türk, insanlık tarihinde hep mazlumun yanında, zalimin karşısında olmuştur. Türk’ün güçlü olduğu dönemde kurtla kuzu beraber yaşamışlardır. Türk’ün olduğu yerde işgal değil fetih vardır. Türk almak değil vermek, sömürmek değil, kendinden bir şeyler katmak için vardır. Türk’ün Türk gibi olduğu yerde gözyaşları dinmiştir, huzur ve sükun yer etmiştir. Her türlü dil, din, etnik köken huzuru bulmuştur. Bilirsiniz İstanbul’un fethinde halk kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih etmiştir ve İstanbul’un kapılarını gönül rahatlığı ile açmaya çalışmışlardır, Bizans İmparatorluğuna inat.

Bugün dünyada ve daha çok da Türk’lerin olduğu çoğu yerde gözyaşı, kan ve barut kokusu eksik olmuyorsa bunda onlar kadar bizimde günahımız vardır. Dün Osmanlı’yı arkadan vuran Arapların hali içler acısı, her gün Arap coğrafyasında binlerce insan İsrail, ABD ve kendi canileri tarafından katledilmektedir. Buna dur diyecek tek güç tek maya Türk mayasıdır. Dünyada barışın mayasını ancak güçlü bir Türk Devleti sağlar.

Öyleyse Filistin de, Afganistan da, Irak da, Pakistan da, Kosova da, Afrika da daha nice diyarlardaki gözyaşının dinmesini istiyorsanız ve ayağa kalkın daha çok çalışın, daha az uyuyun miskinler gibi oturmak bizim asaletimizde yoktur. Türk son dönemlerde uyuşturuldu, karakterine ve mizacına ters bir haleti ruhiye içerisinde uyurgezer halde gibi zaman uyanma ve kendine gelme vaktidir. Bırakalım basit iç çekişme ve kavgaları birlik ve beraberlik içerisinde güç birliği yapalım. Gelecek nesillerle müreffeh bir ülke ve etrafı ateş çemberi olmayan bir diyar bırakmak istiyorsak tez elden toparlanalım. Bizleri dünyanın dört bir yanında bekleyen dindarlarımıza insanlığa yardıma koşalım. Biz uyanmadıkça bu gözyaşı bitmez, bu ateş bizlere de sıçrar, gemi su almadan sağlıklı limanlara yelken açalım. Türk’ün gücünü dünyaya hissettirelim.

Dünya huzuru Türklerle bulacaktır. Huzur Türklüğün eşdeğeridir.

Türklük her türlü ırk ve milliyetçiliğin üst şemsiyesidir.

Türklük güçlü olduğunda Gürcü, Çerkez, Laz, Kürt güçlü olur, yüzü güler.

Türk Peygamber duası almış İstanbul’u fetheden yüce bir neslin sentezidir, insanlığın mayasıdır.

Türklük İslamla yüceleşmiş mazlum ve garibin sığınağı olmuş kutsal bir sığınaktır.

İslamsız bir Türklük güneşsiz bir dünya gibidir. Türklük bir ırkçılık değil diğer bütün ırkların hamisi, sevinç ve mutluluk kaynağıdır.

Türkün olmadığı yerde hüzün, gözyaşı, hicran eksik olmaz.

Türklük başarı ve medeniyetin, almadan vermenin diğer adıdır.


OY VERDİKTEN SONRA OY DEMEMEK İÇİN?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 10.7.2014 11:12:36 | Görüntüleme : 1353


Oy, namustur, kutsaldır, vicdan terazisinden geçmeden mühür basmamaktır.

Oy, gelecek neslin bugünden inşasıdır.

Oy, gelecek nesle verilecek en güzel mirasın tapusudur.

Oy, yarın oy oy diye inlemeyecek bir kuşağın bugünden sigortasıdır.

Oy, insan gibi yaşamak için yetkiyi taliplere emanet vermektir.

Oy, iman ahlakta zirve yapmak isteyenlerin uygun ortamı buluşlarına zemin hazırlanmasına yer bulmaktadır.

Oy, geleceği bugünden görmektir.

Oy, işin ehlini bulup ona kutsal emaneti tevdi etmektir.

Oy, yanlışa dur demek, güzelliğe kapıyı aralamaktır.

Oy, zalimin zulmünü dindirmek, mazluma sahip çıkmaktır.

Oy, eşitliğin birbirinden farkın olmadığının resmidir.

Oy, güvendir, itimattır, kefil olmaktır.

Oy, verenin verdiğinin her türlü hata ve sevabına ortak olmaktır.

Oy, yetimin hakkını yiyenlerin vebali altına girmektir

Oy, yapılan güzelliklerin sevaplarını paylaşmaktır.

Oy, verirken ince eleyip sıkı dokumaktır. Yaydan çıkan okun geri dönmemesidir.

Oy, ömrü uzatıp güzellikleri artırmaktır.

Oy, körü körüne verilirse vereni kör eden bir silahtır.

Oy, bir şehrin kaderini değiştiren sihirli bir ilaçtır.

Oy, emaneti sahibini bulmaz ise bir ejderhadır.

Oy, bir milleti helak edip yerin dibine batıran karabasandır.

Oy, kurt ile kuzuyu kardeş yapan bir sanattır.

Oy, sevginin sağnak sağnak yağdığı bir yağmurdur.

Oy, Leyla ile Mecnun’un buluştuğu bir sığınaktır.

Oy, bin düşünülüp bir basılan bir kutsal fermandır.

Oy, yarının bugünden inşasıdır.

Oy, yaşanılan vatanın güzelliklerinin artmasıdır.

Oy, gelecek neslin mutluluklarının ziyadeleşmesidir.

MEHMET ŞAN


Cumhurbaşkanı belli, Başbakan kim?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 8.7.2014 10:29:10 | Görüntüleme : 1325


İşi gücü bıraktık kim Cumhurbaşkanı kim Başbakan diye ter atıyoruz.

Bizim kadar siyasetle haşir neşir olan kaç millet var.

Yedisinden yetmişine hepimiz seviyoruz bu işi.

Hükümet kurmak, yıkmaktan tat alıyoruz.

İşimizden başka her işi yapmaya bayılıyoruz.

Herkes işini yapsa daha güçlü olacağız.

Ama işin kolayına kaçıyoruz, işini yapma, işin olmayan işle uğraş.

Evet Cumhurbaşkanı belli oldu Tayyip Erdoğan…

Gerçi CHP, MHP hediye etti, en zayıf halkayı aday gösterdiler…

CHP ve MHP liderleri kendi idealleri için siyasetle hiç ilgisi olmayan birini aday gösterdiler.

Bu makam hobi makamı değil, bu makam koca bir milletin binbir türlü derdinin çözüm arandığı, güçlü bir makam.

O makamlara iyi insan , güzel insan kadar işini bilen insanlar tercih edilmelidir.

İsmini söyleyemedikleri bir adayı kendi şirketlerine müdür tayin ederler mi

Sen kendi şirketine müdür tayin etmeyeceğin birine ülkeyi yönetmeyi teklif et..

Bu liderlerin halkı anlamaktan ne kadar uzak olduklarını göstermektedir.

Benim koltuğum , sağlam olsunda , millet ne yaparsa yapsın.

Muhalefete oy veren seçmenler , kendilerine seçmekle dikte edilen aday için genel merkeze hesap sormalıdır.

AK parti bu muhalefete teşekkür etmelidir.

Hiçbir propaganda yapmadan bu seçimi kazanır.

Halep ordaysa Arşın burada.

Sonra ne mi olur ?

Bizim toplum her şeye alışmaya yatkındır.

Cumhurbaşkanı Başbakanı atar zamanı geldiğinde gerekli yasal çalışmalardan sonra başkanlık veya yarı başkanlık sistemine geçilir.
Kaptan aynı kaptan olduktan sonra adının ne önemi var ki…

Başbakan Binali Yıldırım, Ali Babacan olması bir şeyi değiştirmiyor.

Tayyip Erdoğan artık halkın seçtiği bir başkan gibi olacaktır.

Bu seçimin anlamı budur.

Gözükürdeki prosedürler, en kısa zamanda bu minvalde olacaktır.

Ülkeni seviyorsan, bırak Aliyi Veliyi bugün ülken için ne yaptın

Akşama kadar yat, işini yapma, ahkam kes,

Yok böyle bir şey.

İşini iyi yap , halk zaten sana hakkını verecektir.
Çalışma , talip olma , riske girme , terleme , çalışana çelme tak.

Zaman , miskinlik zamanı değil , üretme zamanı.

Tayyip Erdoğan `a kızanlar önce kendi liderlerine kızsınlar.

Liderleri , işini iyi yapsa , Tayyip Erdoğan , her seçimde güçlenmez.

Atalarımız ne diyor , bükemediğin bileği öpeceksin.

Yoksa , tansiyonunun fırlar kalpten gidersin.
Bizdeki muhalefet liderleri olduğu sürece Tayyip Erdoğan`ın destanları devam edecektir…


CUMHURBAŞKANI BELLİ OLDU

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 9 ay önce / 2.7.2014 10:20:56 | Görüntüleme : 1288


Bütün iç ve dış muhalifler iş birliği yaptılar,

Yine kıyak yaptılar, bindiler alamete gittiler Ekmeleddin İhsanoğlu`na

Bizim muhalefet bu işi öğrenemedi…

Gerçi öğrenseydi hala orda olmaz…

Tayyip Erdoğan`a Cumhurbaşkanlığı ancak bu kadar altın tepside takdir edilirdi.

Heyecanlı bir seçim görecektik, nafile

Ama sağ olsunlar, muhalefet bize bu tadı tattırmadı.

AK partinin başarısını şimdiden onayladılar.

AK partiye karşı, ona alternatifsin, onu beğenmiyorsun,

Dün beğenmediğin adamın bürokratı olan birini Cumhurbaşkanı yapmak istiyorsun.

Bu nasıl perhiz, bu nasıl lahana turşusu?

Bu aday milyonlarca, CHP, MHP üyesinin onurunu da zedelemiştir.

Ömründe size oy vermeyen birini getir, ona tabi ol.

Huyu huyuna, suyu suyuna uymayan, düne kadar aynı havayı bile teneffüs etmeyi zül saydığını kurtarıcı ilan etti.

Aday açıklandığı an demokrasinin bir ayağı topal olmuştur.

Bu aday, halkın değil, birilerinin diktesi ile olmuştur.

Demokratik bir aday olsa bu, Deniz Baykal, Tuğrul Türkeş, Mehmet Şandır, Muharrem İnce …

Halk demokrasinin güzelliğine inanacak, kendinden birinin peşine tutulacaktı.

Vatandaş, bu oyunu bozacaktır.

Tayyip Erdoğan`a kızanlar dahi oyunu götürüp, halkın adayı olduğu için oyu ona verecektir.

Çatı, aday, insanlığı, akademik kariyeri takdire şayandır.

Ama devleti yönetecek yetenek ve kabiliyet kıstas olmalı.

Cumhurbaşkanlığı, emekli bürokratların meşgale alanı olmamalıdır.

Bu makam, genç nüfusun çok olduğu bir ülkede de temsilcisi genç olmalıdır.

Dünyayı fellik fellik dolaşmalı…

Güneşinin hızına ulaşmalı…

Çankaya`ya bir girerken, bir de çıkarken görülmemeli…

Halkın arasında olmaktan mutlu olan , siyasetin basamaklarını bir bir çıkan emek vermiş partili olmalıdır.

Tekkeyi bekleyen CHP, MHP ve Ak partili bu makama oturmalıdır.

Bu makam, Türkiye Cumhuriyetinin kalbidir, beynidir, oraya geçen partinin değil, geçtiği gün halkının babası olmalıdır.

Şefkat ve merhamette zirve olmalıdır.

Dünü unutup yeni şeyler söylemeli,

%50 oy alsa da, %100`ü kucaklamalı,

Büyük devlet olmak buradan başlar,

Muhalefet bu seçimi peşinen kaybettiğini, çatı aday muhabbeti ile yaptı.

Halk çatıyı değil, sağlam temellere itibar ediyor.

Temeli sağlam olmayan hiçbir çatı ayakta kalmaz.

Keşke muhalefet bu çatıyı halka yapsaydı,

Halkın gönlüne hitap eden bir çatı kurulsaydı.

Tek kale maç yapmak, zevk vermez oldu.

CHP ve MHP bunu tabanına izah etmekte zorlanacaktır.

MHP ve CHP`nin birbirinden farklılıkları kalmadı mı?

MHP, Ak partiye yakın,

MHP, CHP ile kolkola,

CHP, MHP`ye karşı,

CHP, Ak partiye karşı,

Bu problemi çözebilecek var mı?

Bu denklemde muhalefet, tabana bir heyecan vermezse, şimdiden yeni bir oluşum ortaya çıkabilir…

Bu seçim de yine halkın dediği olacak,

İthal adaylar her zamanki gibi toplumda gerektiği desteği bulamayacaktır.
MEHMET ŞAN

İKTİDARA TALİP PARTİLERİN BÖYLE İNSANLARA İHTİYACI VAR

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 yıl, 9 ay önce / 27.6.2014 10:24:25 | Görüntüleme : 1395


Almadan vermek Allahın birde gönül ellerinin işidir.

Onlar inandıkları davalarının her türlü çilesini çekip sefasını başkalarıyla paylaşanlardır.

Herkesin tekkeden birer birer firara ettikleri dönemde onlar kelle koltukta nöbet tuttular.

Mallarıyla canlarıyla enerjileriyle inandıkları davalarını desteklediler.

İnandılar kara günden geleceğin aydınlığına

Ümitlendiler kara kışların peşinden gelecek bahar rüzgarlarının meltemini hissetmeyi

Ne zor zamanda acze düştüler, ne de zaferde ayakları yerden kesildi.

Dün neyse bugünde o oldular, arkadaşlarını, muhitini, işini, eşini değiştirmedi.

Pilavın yağlı sarmanın göbeğini tek başına değil ekibi ile yediler.

Hep bana rabbena demedi

Bana bir, dostuma bin dedi.

Dün ölçtü, bugün hakkıyla biçti…

Ne bir santim uzun ne bir santim kısa…

Dava arkadaşlarını nefsinin önünde tuttu

İdealinin hedefe ulaşması için kapıları açtı…

Son geleni komutan yapıp emrine amade oldu

Ben yıllardır bu partideyim… Ben olmasam tufan demedi.

Dava adamı nasıl olunur parti nasıl büyür onun resmini çizdi.

Ekip ruhuyla ulaşılmaz denilen hedeflere ulaşıldı

Yeniler eskiler birbirinin ensar ve muhaciri oldular.

Kırıkhan, birçok şeyde başaramadığını siyasette başaracak

Yapıcılığı, fedakarlığı, gönül eri nasıl olunur onu gösterdi…

Bu işin içindeki sayısı gönül erlerinden biri,

Mustafa Kocacık ve ekibi siyasilere asil bir duruşla gösterdi.

Mustafa Kocacık gibi siyasiler her partinin baş tacıdır.

Onların sayılarının artması, o partilerin iktidara daha yakın olmasını sağlar.

Böyle insanlar, Anadolu insanın sentezidir.

Her şeyin makam ve mevkii olmadığını, onlarının gönüllerindeki genişlikten anlıyoruz.

Diğer partili arkadaşlar iktidara ulaşmak istiyorlarsa Mustafa Kocacık gibi dava adamlığını gönül bahçelerinde yaşatmalıdırlar.

Mustafa Kocacık, gönlünü memleket ve insan sevgisi ile dolduran yunus gönüllü Mevlana hoşgörülü Gavurdağı mertliği ve asaletiyle yaşayan bir halk çocuğudur.

Böyle insanlar toplumun her kesiminde sayılarının arttırılması gereken birer meşaledir.

Toplum daha güzele ve mükemmelliğe ulaşmak istiyorsa asaleti ve orjinalliği bozulmamış insanların kıymeti bilinmelidir,

Davasına, kendisini vakfetmiş bu insanların asil davranışlarını kamuyla paylaşmak güzelliklere susamış insanımızın hayat sevincini arttıracak ve onların da örnek olacak davranışlarda bulunmasına yardımcı olacaktır.

Güzellikler paylaşıldıkça toplumda iyilik halkalar yayılacak kötülerin kurdukları tuzakların etki alanlarını daraltacaktır.

Yaptığı hizmetleri insanların gönlünü kazanmaktan başka bir hedefi olmadığını dost düşman bilir.

Beni değil bizi yaşatmak için benliğini bizin içerisine eritmiş bir dava adamı olan Mustafa Kocacık teşkilatını başarısı için maddi manevi fedakarlıklardan da kaçınmamıştır

O makamı ve mevkiyi burada değil sonsuz hayatta beklemektedir.

Başarıya talip her oluşumun böyle insanlara böyle inanç erlerine ihtiyacı vardır.

Başarı sokaklardan değil insanların gönüllerini kazanmaktan geçmektedir.
MEHMET ŞAN