......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 298110

AN İTİBARİYLE CORONAVİRÜS SEYRİ!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 1 gün önce / 17.04.2020 09:20:52 | Görüntüleme : 2044
Türkiye'mizde tespit edilen ilk korona vakasından bu yana birçok vaka artışı ve Corona dan kaynaklı ölümler oldu ve halen de devam ediyor.

 

 İlk veriler de artış hızı yüksek idi.  Fakat şu an itibariyle, bu tarihi 15 Nisan 2020 alabiliriz Örneğin; İtalya' da Toplam görülen vakaların içerisinde ölüm oranının yüzde 13'lerde olduğunu, İngiltere'de yüzde 12.30 olduğunu İspanya'da %10 küsür olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz. 
Sağlık bakanlığımızın buradan Sayın bakanımıza ve tüm sağlık çalışanlarına ve virüsle mücadelede Emeği geçen tüm kamu görevlilerine, hemşerilerimize teşekkürü bir borç biliyorum.
 Uzun süredir toplam vakaların içerisinde ölüm oranının %2 lerde seyrettiğini takip ediyoruz. 
Bu muhteşem pozitif bir gelişmedir. 
En önemli hususta test sayısı oranı idi ki; özellikle bu küresel salgını önlemede en önemli husus gerekli kit sayılarını arttırmaktı. 
Bu da yapıldı ve tüm illere de an itibarı dağıtılmış vaziyette. 
En son günlük 35000 test sayısına ulaştığını gördük. Daha çok olayı anlamamıza ve yakından takip etmemize de yardımcı oluyor. Tüm Türkiye'mizde test sayısı 480000 civarında ifade edilmektedir. İyileşme sayısının her geçen gün arttığını görüyoruz. Vakalar duraklamaya girmiş vaziyette. 
Bu nitelikli tempoyla, sayı yakın bir zamanda azami bir ay içerisinde 2 milyonu bulabilir.
Hesap kitaptan az çok anlayan bir kardeşiniz olarak 27 Mart'ta günlük vakaları yüzde 27' lerde iken şu anda günlük vaka yüzde 12.5 civarındadır.
 Ölüm oranı günlük yüzde 2.19 görünmekte. Özellikle geçen hafta sokağa çıkma yasağının gerçekleştirilmesi ile beraber Mesela 10 Nisan'da 11 Nisan'da yüzde 15. 3 iken 15 Nisan tarihi itibariyle 12.5 civarında günlük vaka oranı olduğu görülmüştür. Ölüm oranları yerinde saymaktadır.. İnşallah her geçen gün değerli insanımızın tedbirlere uyması ile, teması imkan dahilinde azaltması ile beraber hızla sağlıklı günlere, normal hayata döneceğimize kalben inanıyorum. 
 Bu vesileyle emeği geçen Sayın Sağlık bakanımıza, değerli ekibine bilim kuruluna, Aziz milletimizin sağlığı için çırpınan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve değerli kurmaylarına ve sabreden tüm Türkiye Cumhuriyeti'nin evlatlarına şahsen ve ailem olarak müteşekkiriz. 
İnşallah güzel günler bizleri beklemektedir. 
Bir imtihandan geçtiğimizin bilincindeyiz. 
Böyle zamanlar fedakarlık zamanlardır. Hep beraber atlatacağımıza inanıyorum. 
#Biz bize yeteriz Türkiye'm diyorum. 
#Biz birlikte başaracağız
 Biz birlikte yeneceğiz dua ve temennisiyle hepinizi Allah'a emanet ediyorum. 
Cengiz YILDIZ kardeşiniz


RAVZA-İ MUTAHHARA= CENNET BAHÇESİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 1 hafta önce / 11.04.2020 10:14:48 | Görüntüleme : 824

Peygamber Efendimizin mübarek kabri ile minber arasında kalan kısma Ravza-i Mutahhara yani cennet bahçesi denir. Mescid-iNebevî’de bu bölüm, yeşil halı döşenerek belli edilmiştir.

  Peygamber Efendimiz, bir hadislerinde: “Evim ile minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir” buyurmuştur. Ravza-i Mutahhara’nın güneyi, kitap rafları ile sınırlandırılmış olup; doğudan batıya 22 metre, kuzeyden güneye 15 metre olmak üzere yaklaşık 330 metrekare genişliğindedir. Burada hissedilen manevî huşû, huzur ve  havayı anlatmak mümkün değildir.İlk dönemlerde sütun ve direkleri hurma gövdesinden olanRavza-i Mutahhara, Osmanlı Sultan’ı III. Selim döneminde damarsız beyaz mermerle kaplanmıştır. 16 adeti Ravza’da, 7 adeti selamlama yolunda, 2 adeti doğu, 3 adeti batıda, 5 adeti Hücre-i Saadette yer alan bu beyaz sütünlar ecdadımızın bu kutsal mekâna hürmet ve hizmetini göstermektedir. ( Bahattin Akyön, a.g.e..s. 366). Mescid-i Nebevî, Mescid-i Haram’dan sonra yeryüzündeki mescitlerin en faziletlisidir.Ravza-i Mutahhara’da bilinçli bir şekilde bulunan, namaz kılan veya başka bir ibadette bulunan kişi, yaptığı ibadetleri cennet bahçelerinden birinde yapmış gibidir.   İmam Malik, “Bu bahçe, gerçek bir cennet bahçesidir ve ahirette cennete nakledilecektir…” demiştir. ( Semhûdî, Vefâ’ü’l vefa bi-Ahbâri dâri’il Mustafa, Beyrut 1422) Resulullah (s.a.s.) Efendimiz: “Benim bu Medine Mescidimde kılınan bir rekat namaz,  Mescid-i Haram hariç, diğer mescitlerde kılınan  bin rekat namazından hayırlıdır…”  buyurmuştur.

            Resulullah Efendimiz, sağlığında olduğu gibi, vefatından sonra da Ravza-i mutahhara’dadır, yeri değişmemiştir; sağlığında ziyaret edenle, şimdi ziyaret edenin vardığı mekan aynıdır. Vefatından sonra Ravza’yı ziyeret eden, sağlığında ziyaret etmiş gibidir.

CANIM

Düşünüp, geç kalmadan

Haddini bilmelisin!

Günaha tövbe edip,

Kalp pasın silmelisin!

Sırtındaki günahlar,

Hayır getirmez canım.

 

İslâm dini açıktır,

Hiçbir zorluğu yoktur!

Kurallara uyanın,

Amel defteri paktır!

Yüce Rabbe tapınmak,

Değer yitirmez canım,

 

Sana hiç zarar vermez,

Yüce Resûl’ü övmek!

Şefaat etmez ise,

Boşadır dizin dövmek!

Peygamber muhabbeti,

Sevgi bitirmez canım!

 

Oytan has amelleri,

Epeyce artıralım,

Ruhen kıbleye dönüp,

Diz çöküp oturalım!

Fitre-zekat vermek,

Seni batırmaz canım!



EVİMİZDE SIKILIYOR MUYUZ?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 1 hafta önce / 07.04.2020 12:14:06 | Görüntüleme : 712
Bence bu sorunun cevabı şu olmalıdır diye düşünüyorum: - "Evde sıkılmak, hastanede tavan seyretmekten, yoğun bakımda Solunum cihazına takılmaktan çok daha iyidir."olması gerekiyor. Bu Corona virüsü hakikaten birçok hayat standartlarımızı değiştirecek gibi..

  Öncelikle evlerde bakış açılarımızı değiştirmemize vesile oluyor. Muhasebe yaparak Tefekkür ederek, tüm insanlığın  fabrika ayarlarının ne olduğunu, özünün ne olduğunu gösterdi..

Gerçek ihtiyaçların ne olduğunu gösterdi.

Dostluğun, kaynaşmanın, komşuluğun vesair birçok kavramların değerini gösterdi. Bizlere Rabbimizin ifadesiyle: "Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz." Emrinin karşılığında suyu israf etmeden, giysimiz varken, başka giysilerimiz olmasına gerek olmadığını gösterdi..

#Covid_19, coronavirüs bir açıdan herkesi birbirinden ayırdı gibi düşünülürken, aslında birbirimize ne kadar ihtiyacımız olduğunu gösterdi..

Zenginliğin büyük bir maddi güç olmadığını, adalet mefhumunun günümüz dünyasındaki ideolojilerden çok bağımsız olduğunu, farklı bakış açılarına sahip olmamıza rağmen hepimizin aynı amaçda aynı noktada birleşebileceğimiz, menfi rekabetler yerine işbirliği yapabileceğimizi Velhasıl uyumlu ve dayanışmalı bir hayatın önemini bizlere hissettirdi.. Bazılarımız evlerimizde kendimizi koruma altına alabilir iken, sağlık sektörü, güvenlik sektörü, nakliye muhasebe enerji tarım ve benzeri milyonların risk alarak çalıştıklarını hayatlarına devam ettiğini gösterdi..

Tüketim alışkanlıklarımızı değiştirdi. Organik ve daha temiz helal yeme kültürünü geliştirdi..

 Hadi gelin evimizde ailemizle beraber hem Dünya hem ahiret hayatının muhasebesini yapalım. Halimize şükredelim ve Rabbimden daha beterini vermesin diye dua edelim.

Maddi manevi her tür vb virüsten, beladan, en kısa zamanda kurtulma dua ve temennisi ile..

Selam ve duarımla...

Cengiz YILDIZ kardeşiniz

#BİZ BİZE YETERİZ TÜRKİYEM

#EVDE KAL TÜRKİYE



DEVLET MİLLET KAYNAŞMASI

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 1 hafta önce / 07.04.2020 12:08:53 | Görüntüleme : 245
Günlerdir hatta haftalardır ülkenin tek bir gündemi var. Biliyorum artık bıktırmaya başladı. Başka alanda konuşan; ilgisiz, duygusuz, duyarsız kabul ediliyor. Hangi branştan/meslekten olursanız olun meseleyi bir şekilde koronaya bağlantılı ele almak, konuşmak durumundasınız.

 Bu dönemde, hayatımıza belki çok defa duyduğumuz ama hiç önemsemediğimiz kavramlar girdi. Virüs, sars, pandemi, epidemi, entübe, test kiti vb. Toplumun genelinde sağlık ve temizlik konusunda büyük bir bilinç oluştu. Bu işin eğitim açısından faydalı kısmı olabilir. Ancak temel sorun, gelecek planlamasıyla ilgili hiçbir doğru adım atılmaması ve gerçekçi kararlar alınamamasıdır. Virüsün nasıl bir seyir takip edeceği, ne zaman sona ereceği gibi konuları uzmanlarına bırakalım.

Biz, doğabilecek başka sorunlara odaklanalım. Burada birkaç hususu kısaca sıralayalım.

Öncelikle, insanlar çalışmayı bırakıp evlerine çekilince ulusal düzeyde sosyal izolasyon ilan edildi. İnsanımız deyim yerinde ise bir şekilde robotlaşma sürecine girdi. Geleceğe dönük alınan tedbirler, hayatı normale döndürme ve evlerinde oturan insanların dağılan tezgahlarını toparlamaya yönelik olmadıkça bir anlamı olmayacaktır.  Hastalıkla bir şekilde mücadele edilir ve sıkıntılar aşılır.

İkinci olarak, gözden kaçmaması gereken husus; kamu kaynaklarının kullanımında dikkatli olunma mecburiyeti vardır. Millet can derdinde iken Kanal İstanbul gibi faydasının mı zararının mı daha çok olduğu tartışmalı bir proje, yangından mal kaçırır gibi aradan çıkarılmaya çalışılıyor. Kamu israfını söylemek bile fuzulidir.

Üçüncü olarak, halktan yardım isteniyor. Yardım edilsin edilmesine de kamu kuruluşlarına yazı gönderilerek insanların adeta psikolojik baskıyla, zorlanarak yardım etmesine zemin hazırlanmamalıdır. Belki üst tabakanın haberi bile olmadan alt tabakadaki yöneticiler, yağcılık olsun diye personelini bir maaş yardım kampanyasına zorluyor. Nerede kaldı bizim büyük, güçlü ve Avrupa’yı kıskandıran ekonomimiz?

Dördüncü olarak, “güven” tesis edilmelidir. Kimse “bu yardım gerçekten maksada uygun harcanacak mı?” sorusunu sormamalı, soramamalıdır. Bu soruyu soranı sorguya çekmemeli, neden bu soru soruluyor diye özeleştiri yapılabilmelidir. Bu konuda sadece günümüze mahsus değil, geçmişten beri bir şaibedir dolaşıyor.

Beşinci olarak, gün birlik ve dayanışma günü ise buna, önce tepedekiler uymalıdır. Yardım toplayan belediyelerin hesaplarını bloke ederek, bunun paralel bir devlet mantığını ortaya çıkardığını iddia etmek en hafif tabirle işgüzarlıktır ve talihsiz bir açıklamadır.

Esasen Sayın Cumhurbaşkanı’nın, açıklamayı yapanın; kraldan fazla kralcı tavrıyla, en az troller kadar kendisine ve partisine zarar verdiğini gördüğünü düşünüyorum. Bu tutum ve davranış biçimiyle çevresinden başka kimseye yaranamamaktadır. Zaten hemen her gün, hatta her an, basına demeç ve medyayla temas, yeterince arka planı ortaya koyuyor.

Altıncı olarak, bilginin paylaşılmasında dürüstlük ve şeffaflığa ihtiyaç var. İnsanları doğru bilgilendirirseniz ve bu konuda onlara güven verirseniz insanlar sizin kendi koltuğunuzu koruma ve kurtarma derdinde değil de insanları kurtarma derdinde olduğunuzu hisseder ve size ayak uydururlar. Bu şekilde davranarak hem yayılan felaket senaryolarının önüne geçilmiş olur, hem de devlet-millet iş birliği sağlanmış olur.

Yedinci olarak, adalet mülkün temelidir. KHK mağdurlarına çözüm getirilmelidir. Meclise sunulan af yasasında ayrım yapılmamalıdır. Kaldı ki devlet esasen, kendine yönelik suçları affetmelidir.

Son olarak unutulmamalıdır ki temel sorun, ekonomik meselelere odaklıdır. Bu süreçte, uzun yılların mutlak otorite sahibi yöneticilerinin sorumlulukları adeta askıya alındı. Üretimi yok sayan, tüccar mantığı ile ülkeyi pazar yerine çeviren, bütün imkânlarını ve yatırımlarını betona gömen anlayışın ne kadar sorunlu olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Evet bu sorunlara çözüm üretmek zorundayız. Kısa vadeli işlerle, algı operasyonlarıyla, gündelik polemiklerle bir yere varılamaz. Yönetenler, halkla barış içinde olmaya özen göstermelidir.



ALLAH SEVGİSİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 2 hafta önce / 03.04.2020 15:38:32 | Görüntüleme : 476
Sevgi,Yüce Rabbimizin gönüllerde var ettiği bir duygudur. Hayatımız bu duygu ile anlam kazanır.

 Sevginin en üstün ve değerli olanı şüphesiz Allah sevgisidir. Mü’minler Allah’ın muhabbetini her şeyin üstünde tutar ve O’nu her şeyden çok severler.(Bakara,2/165) Allah’ı sevmek demek; öncelikle O’nu bilmekten ve tanımaktan geçer. Allah’ı, Kur’ân’ın bildirdiği gibi tanımak demek; sıfatlarını, isimlerini ve bunların sonsuz kemalde olduğunu bilmek; ilâhî hakikatlere vâkıf olmak demektir.  Çünkü insan ancak bildiğini ve tanıdığını sevebilir. Allah sevgisinin yer aldığı kalpde başka sevgilere de yer olur mu? Acaba, Allah sevgisi kalpteki tüm sevgi haznesini doldurur da, başka sevgilere, başka varlıkların sevgisine hiç yer kalmaz mı? Peygamber Efendimizin, bununla ilgili çok güzel bir hadisi şerifi vardır: Bir gün Efendimiz ile Hz. Ali arasında şu soru cevap konuşması geçer:

-“Ya Ali Allah’ı seviyor musun?

-Evet ya Resulallah!

-Peki beni seviyor musun?

- Evet ya Resulallah!

-Peki eşini seviyor musun?

-Evet ya Resulallah!

-Peki çocuklarını seviyor musun?

-Evet ya Resulallah!

-Peki bunların hepsini bir kalpte nasıl taşıyorsun?

Hz. Ali, beklemediği bu soru karşısında şaşırmış ve cevap verememiştir. “Bunu düşünmek gerek!” diyerek oradan ayrılmıştır. Hz. Ali düşünceli bir şekilde dolaşırken eşi Hz. Fatıma, düşünceli olduğunu fark ederek sorar: “Nedir bu halin ya Ali ? Eğer bu düşünceliğin dünyevî kaygılardan dolayı ise sana yakışmaz, bırak gitsin; yok, bu halin Rahmanî kaygılardan dolayı ise anlat, birlikte çözüm bulmaya çalışalım”. der. Hz. Ali, Efendimizle arasında geçen konuşmayı anlatır. Hz. Fatıma:

-Ya Ali, babama git ve de ki: “Kişi Allah’ı aklıyla ve ruhuyla sever, Peygamberimizi kalbiyle sever; eşini nefsiyle sever, çocuklarını şefkâtiyle sever” demiştir. Hz. Ali, Peygamber Efendimize gelerek, Hz. Fatıma’dan öğrendiklerini anlatır. Efendimiz:

- Ya Ali, bu bana getirdiğin gül, nübüvvet ağacından koparılmıştır!” der.

SEVERİM SENİ

Ey benim Rahîm Allah’ım,

Özümle severim Seni!

Dünya-ahret tek penâhım, (sığınak)

Özümle severim Seni!

 

Yâ Râb! Şu gönlüm sevindir!

Ondaki aşkın derindir,

Kalbim içi has yerindir,

Sözümle severim Seni!

 

Sensin Âlemler sultanı,

Sen yarattın tüm Cihanı,

N’ideyin sevmeyen canı?

Gözümle severim Seni!

 

Zikreden diller dert görmez,

Sevmeyen mürşit el vermez,

Seni hiçbir kalem yermez,

Yazımla severim Seni

 

Kur’an yönünde koşarım,

Sevr-Nur-Arafat aşarım,

İlâhî söyler coşarım,

Sazımla severim seni!

 

OYTAN’ım, sevdiği hazı,

Zikirledir kışı-yazı,

İçini yakar bir sızı,

Sızımla severim Seni!



KORONA KORKU SENDROMU!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 2 hafta önce / 02.04.2020 16:10:21 | Görüntüleme : 401

Evet insanlarımızın çoğunda maalesef Corona diğer bir ismi ile Kovid- 19 korku sendromu oluştuğunu görüyoruz.
     Uzmanlarımıza, bilim adamlarımıza göre bu virüsü atlatmanın mücadele etmenin en iyi yolunun asla korku ve panikle olmayacağını ifade etmektedirler.
    Aslında bildiğimiz şeyler. Ama Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere değerli uzman bilim adamlarının açıklamalarında;
 - Mutlaka evde kalınması, çok aşırı bir zaruret olmadıkça dışarı çıkılmaması, 
- Corona virüsünün bir veba ya da tüberküloz Verem gibi algılanmaması insanlara da vebalıymış gibi yaklaşılmaması, 
 - Çünkü bu virüsün ömür boyu İnsan vücudunda kalmayacağı, 
 - Virüse yakalanan insanların %95'inin iyileştiği yüzde 5'inde ise genelde bağışıklık sistemi zayıf ve belli bir yaşın üstündekiler de can kaybına sebebiyet verdiği, 
- Bu vesile ile tüm hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum.. Hasta olanlara da Rabbimden şifalar diliyorum. 
- Halen bu virüsün tedavisi için çalışmaların devam ettiği, Türkiye'de ikinci kez enfekte olan bir vakaya rastlanılmadığı, 
 Hülasa hep beraber tavsiyelere Uyar isek, sükunetle sosyal mesafeye, fiziki mesafeye, hijyenik kurallarına uymayı, kendimize olağanüstü hal ilan edip karantinaya almayı becerdiğimiz anda, 
İşte ozaman  küresel anlamdaki bulaşıcı salgını İnşallah yakın bir zamanda hep beraber atlatmış olacağız. 
   Merhamet şefkat aylarında bulunuyoruz. Gerçekten geliri olmayan, ihtiyaç sahiplerinin olduğunu biliyoruz. 
Hep beraber hayırlı işlerde bizim de katkımız olsun diyorum.
Sizleri Milli Dayanışma Kampanyasına davet ediyorum. 
#BİZ BİZE YETERİZ TÜRKİYEM 
 
#HayatEveSigar 
#EvdeKalTürkiye 
#BirlikteYeneceğiz 


HÛD SURESİNİN FAZİLETİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 3 hafta önce / 27.03.2020 10:00:08 | Görüntüleme : 762
Bu Sûrede ağırlıklı olarak Allah’ın varlığı, birliği, O’nun iradesinin peygamberleri aracılığıyla vahyedildiği gerçeği ve peygamberlik olgusunun gelmiş geçmiş toplumlardaki görünümü ele alınmakta, bazı peygamberlerin kıssalarına geniş bir şekilde yer verilmektedir:

 Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, Lûd, Şuayp ve Mûsâ peygamberlerin kıssaları anlatılmakta; Kur’an’ın mûcize oluşu, ölŞ  Şdükten sonra dirilme, hesap ve âhiret hayatıyla ilgili konular anlatılmaktadır. Ayrıca 112.ci Ayetinde, Cenâb-ı Allah: “Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür!” buyruğunu da vermiştir.

Bu Sûrede, çok etkileyici bir üslûpla daha önceki peygamberlerin tevhid mücadelesinden kesitler verilmiş ve kıyamet sahnelerinin tasvir edilmiş olması, ayrıca, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” emrinin verilmiş olması, Resûlullah Efendimizi, kendi sorumluluğu ve özellikle ümmetinin geleceği açısından derinden endişeye düşürmüş olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple olsa gerek: “Cuma günü Hûd Sûresini okuyunuz!”(Dârimî, Fezâilül Kur’an, 17) buyruğunu vermiş ve ümmetine “daima dosdoğru olmak” tavsiyesinde bulunmuştur. Ne tekim, Sahabiden Abdullah es-Sekafî: “Ey Allah’ın Resûlü, sıkı sıkıya tutacağım temel bir prensip söyleyiniz !” deyince, Hz. Peygamber(s.a.s): “Rabbim Allah’tır de, sonra dosdoğru ol!” (Tırmizî) buyurmuştur.

            Peygamber Efendimiz, başka bir Hadisinde ise: “Hûd Sûresi beni ihtiyarlattı (saçlarımı ağarttı)” (Tırmizî) buyurmuştur. Sûrenin nesinin kendisini ihtiyarlattığı sorulduğunda: “Sana emredildiği gibi dosdoğru ol!” mealindeki ayetin kendisini ihtiyarlattığını söylemiştir. Yine, Allah’ın Resulü, Peygamber olarak gönderilişinin sebebini, “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” diye açıklarken, İslâmın temsil ettiği bütün bu özellikleri, “ahlâk” teriminin içine dâhil ettiğinde de hiç şüphe yoktur.

 

KIYAMET

Dostlarım, arayıp bulmalı

Birlikte yaşam selâmeti

Gönül Râb aşkına düşerek

Unuttu zorlu kıyameti!

 

Doğada mevsimler değişir,

Güzel bahar gelir, yaz gelir!

En kutsal yerlerin başında,

Gözlerin nuru Hicaz gelir!

 

Söylenen sözlerin içinde,

En güzel söz Rabbi anmaktır,

Yanık yüreği serinleten,

Eylem, zemzem içip kanmaktır!

 

Oytan’ım kalbin hasret dolu,

Sevdiklerine hep naz eder!

Dünya zevklerini terk etmiş,

Huşûyla Rabbe niyaz eder!



COVID-19 VİRÜSÜNDEN DERSLER...

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 4 ay, 3 hafta önce / 27.03.2020 08:08:51 | Görüntüleme : 295
1_ Bize Hatalarımızı görüp kendimizi tanıma fırsatı verdiğin için, ölümün sadece Savaş meydanlarında olmadığını gösterdiğin için, her tahsillinin aslında aydın olmadığını, gerçek problemin cehalette olduğunu gösterdiğin için,
manevi ilimler ile maddi ilimlerin beraberce olmasını emre'den Rabb'imin ayetlerini hatırlattığın için,
kitlesel ölümlerin sadece fakirlerin kaderi olmadığını gösterdiğin için..

 

En korunaklı yerde dahi olsakta ecelin bizi bulacağını gösterdiğin için teşekkür ediyoruz COVID-19...
Görevini yaptın artık gidebilirsin.
Şer zannettiğimiz şeylerin aslında hayra kapılar açtığını bizzat yaşadık..
Haddimizi bildik ve bilmek zorunda olduğumuzu anladık. 
Suçlu insanlıktan uzaklaşanlarda..
Affet bizi Allahım.. Selam ve dua ile.. 


ALTINÖZÜ ZEYTİNCİLİK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 5 ay, 4 gün önce / 17.03.2020 08:44:22 | Görüntüleme : 1237

Birkaç gün önce bir duyum üzerine Altınözü ilçemizde öteden beri tavsiyesi, oluru alınan Zeytincilik Araştırma Enstitüsünün başka bir ilçeye kaydırılması haberinin gelmesi üzerine, tüm Altınözü'nün mahalle muhtarları, kanaat önderleri, alakadar STK lar, Altınözü sevdalısı Mehmet Şenses kardeşim, ve bende kökeni Altınözü bir hemşehrileri ohlarak aynı gün itibarıyla sabahleyin kahvaltılı bir ortamda bir araya geldik. Zeytincilik Araştırma Enstitüsünün Altınözü ilçemizin bir hakkı olduğunu, bizatihi şahsım Cengiz YILDIZ olarak alakadar olup,  o esnada Sayın Vekilimiz Hüseyin Şanverdi ile İlçe Belediye başkanımız Rıfat Sarı ve yetkililer ile yapmış olduğum canlı bağlantıda Ankara'da ve gerekli tüm resmi kurum kuruluşlarla bu konunun hangi aşamada olduğunu araştırdıklarını ve alakadar olduklarını ifade ettiler. Enstitünün Altınözü ilçesinin hakkı olduğunu ifade ettiler.

 Hemen yakın bir zaman içerisinde birkaç gün sonra Sayın vekilimiz, belediye başkanlarımız, konuyu yakından takip edip, Tarım ve Orman bakanlığı Tarımsal Araştırma ve Politikalar Genel Müdürü Sayın Özkan Kayacan Beyefendinin söz konusu enstitünün zeytin Diyarı Altınözü ilçesinde yapılacağı müjdesini vermiştir.

Şahsım ve tüm hemşehrilerimiz olarak emeği geçen tüm STK lara, Antakya Ticaret odamıza,  inşaatçılar Derneğine(İnder), Cemil Gündüz beyefendiye, Efe Çelik Kapı sahibi Mustafa Çakıcı beyefendiye, Altınözü ilçemizin değerli Muhtarlarına,  Altınözü sevdalısı Mehmet Şenses kardeşime, Altınözü Ziraat odası başkanı ve başkan vekili üyelerine, kıymetli halkımıza, değerli basına Sonsuz Teşekkürler..

Altınözü ilçemiz dahil tüm ilçelerimize yapılacak her türlü olumlu isabetli yatırımların, projelerin yanındayız. Takipçisiyiz.

Selam ve dua ile



ALTINÖZÜ ZEYTİNCİLİK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 5 ay, 1 hafta önce / 14.03.2020 09:15:11 | Görüntüleme : 592
Mali MÜŞAVİR- Denetçi Cengiz YILDIZ
Birkaç gün önce bir duyum üzerine Altınözü ilçemizde öteden beri tavsiyesi, oluru alınan Zeytincilik Araştırma Enstitüsünün başka bir ilçeye kaydırılması haberinin gelmesi üzerine, tüm Altınözü'nün mahalle muhtarları, kanaat önderleri, alakadar STK lar, Altınözü sevdalısı Mehmet Şenses kardeşim, ve bende kökeni Altınözü bir hemşehrileri ohlarak aynı gün itibarıyla sabahleyin kahvaltılı bir ortamda bir araya geldik. Zeytincilik Araştırma Enstitüsünün Altınözü ilçemizin bir hakkı olduğunu, bizatihi şahsım Cengiz YILDIZ olarak alakadar olup,  o esnada Sayın Vekilimiz Hüseyin Şanverdi ile İlçe Belediye başkanımız Rıfat Sarı ve yetkililer ile yapmış olduğum canlı bağlantıda Ankara'da ve gerekli tüm resmi kurum kuruluşlarla bu konunun hangi aşamada olduğunu araştırdıklarını ve alakadar olduklarını ifade ettiler. Enstitünün Altınözü ilçesinin hakkı olduğunu ifade ettiler.
 Hemen yakın bir zaman içerisinde birkaç gün sonra Sayın vekilimiz, belediye başkanlarımız, konuyu yakından takip edip, Tarım ve Orman bakanlığı Tarımsal Araştırma ve Politikalar Genel Müdürü Sayın Özkan Kayacan Beyefendinin söz konusu enstitünün zeytin Diyarı Altınözü ilçesinde yapılacağı müjdesini vermiştir. 
Şahsım ve tüm hemşehrilerimiz olarak emeği geçen tüm STK lara, Antakya Ticaret odamıza,  inşaatçılar Derneğine(İnder), Cemil Gündüz beyefendiye, Efe Çelik Kapı sahibi Mustafa Çakıcı beyefendiye, Altınözü ilçemizin değerli Muhtarlarına,  Altınözü sevdalısı Mehmet Şenses kardeşime, Altınözü Ziraat odası başkanı ve başkan vekili üyelerine, kıymetli halkımıza, değerli basına Sonsuz Teşekkürler..
Altınözü ilçemiz dahil tüm ilçelerimize yapılacak her türlü olumlu isabetli yatırımların, projelerin yanındayız. Takipçisiyiz.
Selam ve dua ile