......

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 252030

ALLAH'IN VARLIĞININ DELİLLERİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 1 ay, 1 hafta önce / 10.07.2018 10:21:50 | Görüntüleme : 63

Bir kısım İslâm bilginine göre insandaki Allah inancı, zorunlu ve yaratılıştan olduğu için Allah'ın varlığına dair dışarıdan deliller aramaya, mantıkî ve aklî deliller sunmaya ihtiyaç yoktur. Yaratılışı bozulmamış, aklı karışmamış her insan Allah'ın var ve bir olduğunu bulur ve anlar. Bu yoldaki deliller sadece insanı uyarmak, içindeki zorunlu bilgiyi ve şuuru geliştirmek içindir. Mıknatıs ile demir birbirine yaklaşınca mıknatıs demiri çeker. Çünkü bu onun tabiatında gizlenmiştir. Bu özelliği bozulmadıkça da yaratılışının gereği gerçekleşecektir. İşte insan da böyledir. O, sadece iç ve dış dünyada Allah'ın varlığını ispat eden şeylere bakarak Allah'ın varlığını bunlardan anlayabilecek özellikte yaratılmıştır. Ayrıca insanın kendi yaratılışı da bizzat Allah'ın varlığının açık bir delilidir.

İslâm bilginlerinin çoğuna göre insan, öz benliğinde ve dış dünyada Allah'ın varlığını gösteren birtakım deliller üzerinde durup düşünerek Allah'ın varlığına ulaşmak durumundadır. "O'nu gözler idrak edemez. Fakat O, gözleri idrak eder" (el-En‘âm 6/103) meâlindeki âyet, Allah'ın duyularla doğrudan doğruya idrak edilemeyeceğini bildirir. Fakat duyular, Allah'ı tanıyacak olan akla, gönüle ve kalbe malzeme temin ederler. Bu malzeme de yaratılmış olan her şeydir, evrenin âhenk ve düzenidir. Bunlar Allah'ın varlığını gösteren belirtiler, izler ve delillerdir. İnsan, aklı ile bu belirti, iz ve delillerden hareketle yaratıcıyı bulmaya çalışır. Bu bir âyette şöyle dile getirilir: "İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki, onun gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun..." (Fussılet 41/53; ayrıca bk. elMü’minûn 23/12-14; el-Furkan 25/47; er-Rûm 30/20-22; Yâsîn 36/37-40; Kaf 50/6-10).

Allah'ın varlığına delâlet eden ve insanı bu konuda düşünmeye ve iman etmeye çağıran Kur'an âyetlerini ve hadisleri dikkatlice inceleyip hem de dış dünyayı ve insanın yaratılışını gözlemleyen âlimler, Allah'ın varlığını ispatlamak için insanın fıtraten Allah inancına sahip oluşu (fıtrat delili), âlemin ve âlemdeki varlıkların sonradan yaratılmış olup bir yaratıcıya muhtaç olduğu (hudûs delili), mümkin bir varlık olan âlemin var olması için bir sebebe ihtiyaç olduğu (imkân delili), tabiatın büyük bir âhenge ve şaşmaz bir düzene sahip olup bunun bir yaratıcının eseri olmasının gerektiği (nizam delili) gibi bazı deliller ortaya koymuşlardır.

Sağlıcakla kalın…



Hatay’ın kurtuluş bayramı

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 1 ay, 1 hafta önce / 06.07.2018 10:57:40 | Görüntüleme : 167
5 TEMMUZ

 

 

Hatay’ın birçok özel ve önemli günleri vardır. Bunlardan biride 5 Temmuz günüdür. Müstakil Hatay devleti kurulduktan sonra, Hatay meclisi 18.05.1939 tarihinde toplanarak, Türkiye’nin resmi bayramlarının kutlanmasının yanında, Türk ordusunun Hatay’a girdiği “5 Temmuz” tarihini Hatay’ın “Kurtuluş bayramı” olarak kabul etmiştir.

1918 yılı Osmanlı devleti için toprak bütünlüğünün büyük bir kısmını kaybedildiği yıldır. Bu toprak kaybı içerisinde de ne yazık ki Hatay’da bulunmakta idi.   imzalanmıştır.

Anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından Hatay toprakları Önce İngiliz birlikleri daha sonrada Fransız birlikleri tarafından işgal edilmiştir. Hatay o günden 5 Temmuz 1938 tarihinde Türk askerinin Hatay’ girmesine kadar ıstırap dolu günler geçirmiştir. Hatay halkı hiçbir zaman Anavatandan kopmamış ve ümidini de yitirmemiştir.

15 Mart 1923 tarihinde Atatürk’ün Adana’ya yaptığı ziyaret Hatay halkı için bir fırsat, bir ümit ışığı olmuştur. Atatürk “Hatay benim şahsi meselem” dediği Hatay için ”KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU DÜŞMAN ELİNDE ESİR KALAMAZ” diyerek Hat ayın kurtuluş vadinde bulunmuştur. Bu aynı zamanda Türk ordusuna verilen bir emirdi. Bu emri yerine getirmek üzere Albay Şükrü KANADLI’YI görevlendirmiştir.

Albay Kanadlı Komuta etiği 48. Dağ alayı ile 5 Temmuz 1938 günü Hataya gırmış ve Atatürk’ün emrini yerine getirmiş Hatay halkıda 20 yıl çektiği ıstıraplı günlerini sevinç ve coşkuya bırakmıştır. Hatay halkına bir hayal gibi gelen Türk askerinin Hatay’a ayak basmasıyla bu kutsal topraklar artık “kurtuldum ”diye dile gelmiştir. Kutlu olsun.

YAŞASIN ATATÜRK YAŞASIN TTÜRK ORDUSU



ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİT KESİLMEZ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 1 ay, 2 hafta önce / 29.06.2018 09:58:23 | Görüntüleme : 151
İslâm hata işleyen bir insanın sonuna kadar günahkâr kalacağını kabul etmez. Pişmanlık duyup affedilmeyi isteyen, sonra da o günaha geri dönmeyen her günahkârın bağışlanma şansı vardır. Günahlardan kurtulup ilâhî affa ulaşmak için Kur’ân’ın önümüze koyduğu çözüm yolu ise, tövbe etmektir.: “Ey mü’minler, hep birlikte Allah’a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz!”(Nûr, 24/31) Tövbe, aman dilemektir, Rabbimize el açıp bizi affetmesi için yalvarmak, yüzsuyu dökmektir. Bir dönüştür, yanlışlarla yüklü geçmişe bir kalem çekiştir tövbe! Kur’ân’ın “nasûh tövbe” diye adlandırdığı da samimi tövbedir. “Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin !”(Tahrîm, 66/8). Allah’a yönelip içtenlikle af dilemek insan için kurtuluş yolunu açacaktır.

  İnsanların en yanlış, en olumsuz yanı ve tutumu günahlarının karşısında hemen ümitsizliğe düşmeleri ve “ Artık günahkâr oldum, yapacak bir şey yok, telâfi edilemeyecek kadar günaha battım v.b.” düşünerek daha çok günah işlemeye devam etmeleridir! Oysa zararın neresinden dönülse kârdır, ne kadar çabuk tövbe edilse o kadar iyidir. Dinimizde ümitsizliğe yer yoktur! Râhîm, Rahmân ve Gaffâr olan Yüce Rabbimiz için bağışlamanın haddi-hududu yoktur. Hz. Peygamber Efendimiz  günahkâr olanlara son derecede büyük bir cesaret vermektedir: “Günahından tövbe eden sanki hiç günah işlememiş gibidir.!”( İbn Mâce’den zikreden, Halil Altuntaş, a.g.e. s.34). “Allah, can boğaza gelmedikçe kulunun tövbesini kabul eder!” (İ.GAZALİ,a.g.e. s.370)

ÜMİT KESMEM

Gönül hoşnut zahmetinden

Ümit kesmem rahmetinden

Şefaat bekler Ahmet’inden

Ümit kesmem rahmetinden!

 

Kaç defa kapından kovsan

Tüm günahlarımı duysan

Mil çekip gözlerim oysan

Ümit kesmem rahmetinden!

 

“Ol” deyince hep oldursan

Saçım-başım yoldursan

Beni Cennetten kovdursan

Ümit kesmem rahmetinden!

 

Kanayan yaremi eşme

İki gözüm iki çeşme

Geçmişimi fazla deşme

Ümit kesmem rahmetinden!

 

Kibirli tavır takınmam

İblisten asla sakınmam

Hiçbir kimseden yakınmam

Ümit kesmem rahmetinden!

 

Kederle canım dağlarım

Âh u zâr eder ağlarım

Kalbim daha çok bağlarım

Ümit kesmem rahmetinden

 

OYTAN’ım, Cennet’e girmek

Toprağına yüzüm sürmek

Ahrette murada ermek

Ümit kesmem rahmetinden!



SEÇİM VE MİLLETVEKİLLERİMİZ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 1 ay, 3 hafta önce / 26.06.2018 10:19:07 | Görüntüleme : 142
Türkiye’de, Cumhurbaşkanlığı Sistemi adıyla yeni bir döneme imza atacak olan baskın 24 Haziran seçimi yoğun bir katılımı ile gerçekleşti.

  Seçimde, yeni dönemin ilk Cumhurbaşkanlığını Recep Tayyip Erdoğan ilk turda kazanırken, Meclis’te de salt çoğunluğu Cumhur İttifakı ile elde etmiş oldu.

Seçimde en büyük sürprizi “Tükenmedik” diyerek MHP yaparken, İYİ Parti’de CB seçiminde hayal kırıklığı yarattı.

Cezaevindeki CB adayı Selahattin Demirtaş Meral Akşener’i geçti.

Muharrem İnce, harcanmak amacıyla aday yapıldığı CHP’yi sollayarak, CHP’de tek adam benim dedi.

Hatay’daki seçimde, AKP, geçen seçime göre bir eksikle dört milletvekili çıkardı.

AKP’nin Milletvekilleri:

Bayram Türkoğlu, Erzin, Payas ve Dörtyol’da partisinin lokomotifi oldu.

Hüseyin Yayman, bürokrat olarak, Kültür Bakanı yardımcılığı görevinden istifa ederek, ovayı temsilen Meclis’e gitti. Halka hizmet görevinde başarılı olacağına inanıyorum.

Abdülkadir Özel, bürokrat olarak memleketi İskenderun’dan, Hatay’a hizmet için Meclis’e gitti.

Yoğun bir çalışma temposu gösterdi.

Hüseyin Şanverdi, Reyhanlı’da bariz üstünlüğü olarak Meclis’e seçildi.

CHP milletvekilleri.

CHP, Hatay’da liste değişikliğinin kurbanı oldu.

Mehmet Güzelmansur, listenin ilk sırasına sonradan konuldu.

Başarılı olacağını tahmin etmiyorum.

Suzan Şahin, ikinci sıraya, Erzin, Dörtyol ve Payas’ı temsilen sonradan dahil edildi.

Mücadeleci kimliği ile tanınan Şahin, hırsını yenerse başarılı olabilir.

Serkan Topal. Samandağ’dan milletvekilliğine devam edecek.

İsmet Tokdemir; Sağ kökenli bir aileden geliyor, ovayı temsilen listeye konuldu.

HDP

Barış Atay Mengüllüoğlu,

Almanya doğumlu, Antakya’nın tanınmış ailelerinden Mengüllüoğlu ailesinin bir üyesi, Sanatçı olan, mücadeleci kimliği ile tanınan Barış, CHP tabanından aldığı oy ile TİP’li olarak, HDP’den Milletvekili seçildi.

MHP.

Lütfü Kaşıkçı, MHP’nin il eski başkanıydı, birinci sıradan Meclis’e gitti.

İbrahim Gül, Aslen Altınözü olup, İskenderun’un Esentepe mahallesi Ülkü Ocakları Başkanlığından başlayan siyasi mücadelesine MHP İskenderun ilçe başkanı, Belediye Başkan adayı olarak ilkeli bir şekilde devam etti, geçen seçimde ikinci sıradaydı, baraj nedeniyle seçilemedi, bu seçimde hakettiği yere seçilerek geldi.

Tüm milletvekillerine Hatay’a hizmette başarılar dilerim.

Edindiğimiz bilgilere göre Ak Parti’nin 5. sıra adayı Sabahat Özgürsoy Çelik’in yurt dışı oylarının sonucu milletvekili seçildiği, MHP’nin 2. sıra adayı İbrahim Gül’ün de bu oylar sonucu seçilemediğini öğrenmiş bulunuyoruz.



Daha iyisi mi gelecek?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 8 saat önce / 19.06.2018 09:41:49 | Görüntüleme : 138

Seçim çalışmalarında kullanılan “değiştir” sloganına karşılık olmasını sıkça karşılaştığımız, “Daha iyisi mi gelecek?” sorusu zihinlerde bir korkunun yansıması olarak yer edinmiş.

Üzülerek belirtmek gerekir ki seçmenin üzerindeki bu korku, idarenin ördüğü ağdan kaynaklanıyor. Dış ve iç düşman bolluğu içerisinde halka sürekli bir endişe ve korku pompalanıyor. “Biz gidersek ülke yıkılır, biter, dağılır!”

İktidar partilerinin kendilerini “vazgeçilmez gösterme” arzusu bir yere kadar anlaşılabilir. Ancak ülkenin kamplaştırılması, FETÖ ve Çözüm Süreci gibi en büyük suçlusu olduğu konularda bile rakiplerini suçlama pişkinliğiyle zeytinyağı gibi üste çıkmasını anlamak mümkün değil. 

Aldatılmak ve aldatmak ikileminde yıllardır sürüklenen halk kitlelerinin bakışındaki iyimserlik de dikkat çekici. Bir insan, hayatındaki herhangi birinin kaç defa aldatmasına izin verir veya buna ne kadar tahammül edebilir?

Gelelim daha iyisi mi gelecek? sorusunun cevabına. İktidarların iç-dış politika, ekonomi ve sosyal hayatı yönetmeleri temel görevleridir. Bu açıdan bakıldığında;

Ekonomi: vatandaş çarşı pazara çıktığında birkaç ay önceki fiyatlarla şimdiki durum arasındaki farkı yakından gözlemliyor. Bu direk cebe yansıyan kısmı.

Hazinenin durumu ise; “Cari  açık, Nisan verileriyle son 12 aylık dönemde 57 milyar 73 milyon dolar oldu.” Bu rakam bir şeylerin yanlış gittiğini gösteriyor. Üretim kanallarının tıkandığını, fabrikaların kapandığını, işsizliğin had safhada olduğunu, reel enflasyonun sanılandan çok yüksek olduğunu, borç batağında olduğumuzu… Nereden tutarsanız elinizde kalıyor.

Yatırım politikalarının betonlaşmaya yönelik olduğu, üretime yönelik faaliyetlerin dibe vurduğu bir ekonomi politikası sürdürülemez. Araç geçiş garantili köprü de zaten trajikomik bir durum.

Sağlık: Sağlık sektöründeki görece iyileşmelere diyecek sözümüz yok. Ancak sağlık sektörünün şehir hastaneleri projeleriyle bir ranta çevrildiğini de söylemek mecburiyetindeyiz. Bu durum belli bir süre sonra patlama noktasına gelecek. Zira “hasta sayısı üzerinden verilen garanti” bütçeye ciddi bir yük olarak geri dönmektedir. Ayrıca şehrin bir yerine mecburiyet hastanesi gibi devasa bir yapı yapmaktansa şehrin her bir köşesine orta büyüklükte daha rahat hareket edilebilir, ulaşılabilir ve kontrol edilebilir bir hastaneler zinciri yapmak daha akılcı değil miydi?

Eğitim: Eminim (AK Partili dostlarımız da dâhil) makul kitle, hükümetin en başarısız olduğu alanın eğitim olduğunu itiraf edeceklerdir. Her yıl değişen ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sınavları, öğretmen atamalarındaki karmaşa ve gayr-i adil durum, yönetici atamalarındaki yandaşlık kriteri, bir türlü istenilen seviyeye gelemeyen eğitimin fiziksel şartları, müfredattaki tutarsızlıklar…

Yükseköğretim; sonu gelmeyen sorunlar yumağı.

Gençler mezun oldukları alanla ilgili iş bulamıyor.

Akademisyenler yarış atı gibi boş yere koşturuluyor. Bir yandan da akademik ve bilimsel faaliyetlere ayrılan fonlar tek tek kesiliyor. Böylece üniversitelerden bir türlü bilimsel ve teknolojik katkılar gelmiyor…

Gençlerimizin kötü alışkanlıkların pençesinde olması, çocuk suçluların artışı, cezaevindeki mahkûm sayısındaki patlama, kadına ve çocuğa yönelik her türlü şiddet ve cinayetler, boşanma oranları; eğitim sistemimizin bir ürünü olarak önümüze çıkmaktadır.

Dış Politika: Irak, Suriye ve Mısır politikalarımızın çökmüş olması devasa bir başarısızlıklar zincirinin birer halkasıdır. Rusya ve Amerika arasında gidip gelen kafa karışıklığı ve nihayet ABD-İsrail güdümündeki karar alma mekanizmaları. BOP, İncirlik ve diğer yabancı askeri üstlerin varlığı, Mavi Marmara, Rus uçağının düşürülmesi sonrası yaşanılan kriz, göç dalgası, mülteci sorunu… Ve tabi her seçim kampanyasında Gazze’de patlayacak havai fişekler(!)...

Sonuç olarak, 16 yılın sonunda ülkeye “millet bahçesiyle, çay ve kekin bedava olduğu kıraathane” vaatleri ülkenin nereye geldiğini gösteriyor.

Böyle gitmemeli, değişmeli/değiştirmeliyiz.



HUZUR İKLİMİNİ VE MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 5 gün önce / 14.06.2018 09:54:20 | Görüntüleme : 176
Antakya Belediye Başkanı İsmail Kimyeci, yayımladığı mesajla vatandaşların Ramazan Bayramı’nı kutladı.

  Bizi birbirimize yakınlaştıran, aile ve akrabalık bağlarının daha da pekiştiği, sevgimizin, kardeşlik ve dostluk bağlarımızın daha da güçlendiği bir Ramazan Bayramı’na daha hep birlikte erişmenin huzur iklimini ve mutluluğunu yaşıyoruz diyen Başkan Kimyeci, mesajında şu sözlere yer verdi; “Mübarek Ramazan ayı boyunca, hemşerilerimizin yanında olmanın, iftar sofralarını paylaşmanın, ihtiyaç sahibi insanlarımıza el uzatmanın, sevinçlerini ve acılarını paylaşmanın manevi hazzını ve duygularını birlikte yaşadık.

Bayramlar, dini ve milli inançlarımızı örf ve âdetlerimizle süsleyip, geçmişten devraldığımız mirası zenginleştirerek geleceğe taşıdığımız, hoşgörünün ve yardımlaşma duygularının en güzel örneklerinin sergilendiği yüzyıllar boyu özenle örülmüş değerlerimizin yaşatılması ve kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan sevgi günleridir.

Asırlardan beri birlik içerisinde kutladığımız, yardımlaşmanın ve dayanışmanın sembolü olan Ramazan Bayramı’nda, gönüllerimizin huzur, sevgi ve kardeşlik duygularıyla dolmasına, bayram sevinciyle coşmasına vesile olmasını dilerim. Dünyada kan, gözyaşı, acı, sıkıntı ve zorluklar içindeki tüm insanların gönüllerine inen birer cemre olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Bu duygu ve düşüncelerle, birlik, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi daha da güçlendiren bayram coşkusunun size, ailenize, sevdiklerinize, şehrimize, ülkemize, tüm İslam âlemine ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyor, Ramazan Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.” dedi.
(Haber Merkezi)



45 Maddede Neden Saadet?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 1 hafta önce / 12.06.2018 15:59:01 | Görüntüleme : 165
Herkes gibi güce teslim olup çoğunluğun karşı konulmaz rüzgârına bırakabilirdik kendimizi.

A Haber/Havuz medyası izleyip mutlu kalabalığın içinde sanal ve sahte huzurun içerisine karışabilirdik.

Önümüze geleni olduğu gibi kabul edip eleştirme zahmetine girmeden hayatın tadını çıkarabilirdik.

Sorumluluğun cehaletle ortadan kalkmayan bir şey olduğunun bilicindeyiz. "Görmedim, duymadım, bilmiyorum" diye üç maymunu oynayabilirdik. Makamın ve mevkiin sıcak koltuğunda günümüzü gün edebilirdik.  Ama;

Parti ya da "şahıs" değil; “dava” bilinciyle hareket ettiğimiz için buradayız. Davamız da mutlu, müreffeh ve güvenlikli bir ülke.

“Bizde de terör olmasın" diyenlere Oysa “Suriye’de, Irak’ta ve BOP olan her yerde dökülen kanlar kimsenin umurunda değil!” diye buradayız.

Kendi küçük kazanımlarımız için değil; ümmetin büyük kayıplarına dur demek için buradayız.

Müslümana ve insanlığa yakışan (Fetö, Suriye, PKK gibi konularda) feraset sahibi bir siyasi görüşe sahip olduğumuz için buradayız!

Hz. Nuh gibi, az sayıda insanı ikna etmiş olsa da “pes etmeden yoluna devam” edenlerden olduğumuz için buradayız. 

Ülkemizde siyasi çığır açan Merhum Erbakan Hocamızın görüşlerine inandığımız için, emanetine sahip çıkarak buradayız.

İnandığı gibi yaşamak isteyenlerin sayısı belli olsun diye buradayız!

Mücahitlerin Müteahhitleşmemesi için buradayız.

Toplumun/Müslümanların genleriyle oynayanlara, dindarları faize alıştıranlara destek olamayacağımız için buradayız.

Faize dayalı olan üretimin hiçe sayıldığı, rantiyecilerin sömürdüğü, fakirin daha çok ezildiği bir sistemi kabul etmediğimiz için buradayız.

Paranın parayla değil, çalışarak ve üreterek kazanılacağına inandığımız için buradayız.

Fabrikaların ve üretim yerlerinin yok edilip-satılıp, yol köprü park yapılmasına engel olmak için buradayız.

Yıllardır ahlaksız TV dizileri ile yok edilmeye çalışılan milli ve manevi duygularımızı korumak için buradayız.

İnsanların eşit haklara sahip olduğu ilmi, ahlaki, sosyal, ekonomik yaşamda var olduğu bir dünya için buradayız.

Boşanma yerine evlenmelerin çoğaldığı, cinnet cinayet yerine sevgi ve saygının olduğu sağlıklı aile yapısının güçlendirildiği sağlıklı toplumlar istediğimiz için buradayız.

İstismara uğrayan, madde bağımlısı olan ve sağlıksız şartlarda köle gibi çalıştırılan çocuklarımız için buradayız.

 Milli Piyangoya, kumara dur diyemeyen, aksine entegre olanlara ve buradan para kazanmaya çalışan kumarbaz anlayışa destek olamayacağımız için buradayız.

Çevre katliamlarına dur demek, ekili arazileri betonlaştırıp geleceğimizi karartanlara dur demek için buradayız.

Cemaat/Cemiyet/Tarikatları bile ruhundan uzaklaştırıp, iş-ihale takipçisi konumuna düşürenlerden olmadığımız için buradayız.

 Hırsızlara, yolsuzluklara, adam kayırmacılığa, ihaleye fesat karıştıranlara seyirci kalanlara destek olamayacağımız için buradayız.

Yolsuzlukların da hırsızlık olduğuna inandığımız için buradayız.

Birileri sefahat ve refah içerisinde yüzerken bir kısmını da asgari ücret faşizmine ezdirmemek için buradayız.

 “Yarım değil tam, ılımlı değil sağlam, muhafazakâr değil Müslüman” olduğumuz için buradayız.

Irak’ı İncirlikten, Libya’yı İzmir’den bombalatanlara, Suriye’yi kışkırtıp boşaltanlara, BOP eş başkanlığıyla övünenlere destek olamayacağımız için buradayız.

Hala Kürecikte radar, İncirlikte ABD askerleri bulunduğu için,

Şimon Perez’i TBMM’de alkışlayanlara, Papa’yı Saraya davet edip el pençe duranlara, İngiltere Kraliçesinin eteklerini öpenlere, Kudüs’ü zımnen de olsa başkent kabul edenlere, destek olamayacağımız için buradayız!

Eğitimi içinden çıkılamaz bir hale getirerek geleceğimiz olan gençlerimizi ve çocuklarımızı perişan edenlerle olmamak, öğretmenlerimizi ve öğretmen adaylarımızı baş tacı etmek için buradayız.

Üretimden çok tüketmeyi esas alan zihniyete karşı olduğumuz için buradayız.

Sosyal adaletin tesis edilmesi, çalışanlara hakkının verilmesi için,

Bilimsel, teknolojik, akademik faaliyetlere hep hamasi/retorik söylemlerle yaklaşıp çözmeye çalışanlara karşı olduğumuz için buradayız.

Cari açığı ciddiye almayan, dolar kuru da neymiş diye alay eden “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” aymazlığı içerisinde olanlar beraber olmamak için buradayız.

Mavi Marmara baskınında şehit olan insanlık için buradayız.

Darbelerin, darbe teşebbüslerinin siyasi ve askeri vesayetin sonun getirmek için buradayız.

 “Kıyamet günü en perişan kişi başkasının dünyası (makam ve mal elde etmesi) için kendi ahiretini feda/berbat edendir” hadisini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmadığımız için buradayız.

Aldatılmamak, aldatmamak için buradayız.

“Ne istediniz de vermedik” diye Fetöyü bu ülkeye bela edenlerle olmamak için buradayız.

Tek doğru bizim doğrumuz deyip medyayı ve her türlü muhalif görüşü susturmaya çalışanlardan olmamak için buradayız.

Dindarlığımızın ülkeye adalet, topluma huzur ve barış getirmesi gerektiğine inandığımız için buradayız.

Dindarlığımızın başka dine ve inanca mensup kişilere baskı aracı değil, birlikte yaşayabilme imkânı olduğuna inandığımız için buradayız.

Helal 4, haram 40’dan büyük olduğu için helalin yanında buradayız.

Tarık b. Ziyad’ın dediği gibi, zaferden değil; seferden sorumlu olduğumuz için buradayız.

Tribünlere oynayanlarla, popülist hesaplar peşinde koşanlarla değil; Hakkın rızasını elde etmeye çalışanlarla birlikte buradayız. 

Gençlerimizin gelecek kaygısı duymalarını engellemek, iş ve istihdam oluşturmak, sosyal ve kültürel anlamda onlara her türlü imkânı sunmak ve onları suçun ve kötü alışkanlıkların pençesinden kurtarmak için buradayız.

Şiddet barındırmadığı sürece her türlü farklı görüşün özgürce ifade edilebileceği bir ülke için buradayız.

İnancı, ırkı, mezhebi ne olursa olsun bütün vatandaşlarımıza temel insan hakları herhangi bir pazarlık konusu yapılmaması için buradayız.

Bundan sonrada hak bildiğimiz yolda kınayanların kınamasına aldırış etmeden, azim ve şevkle çalışmaya/mücadeleye devam edeceğiz.

Dr. Necmettin Çalışkan



MERHAMET

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 2 hafta önce / 01.06.2018 09:33:51 | Görüntüleme : 299
Allah Tealâ’nın dışındaki tüm canlılar başkalarına muhtaç durumdadırlar. Muhtaç olana, düşkün olana, hasta olana merhamet etmek ve yardımına koşmak toplumun evrensel bir denge içinde olmasının bir gereğidir. “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez” ( Buhari, Tevhid, 2) sözü ile Hz. Peygamber (s.a.s.), insanlara, merhametli davranmalarını tavsiye etmiştir. Merhametli davranmak sadece insanlara karşı değil hayvanlara, bitkilere, çiçeklere, böceklere kısaca her canlıya karşı da zarar vermemeyi, yumuşak davranmayı, acımayı, onun sağlık ve güzellik içinde yaşamasına izin verilmesini de kapsar. Merhametli insan, doğaya zarar veremez; doğanın güzelliklerini kirletemez; onun güzel olmasına ve güzel kalmasına yardımcı olur.

Bir çiçeğin koparılmaması-üremesine doğal seyrini tamamlamasına izin verilmesi insanın tabiata duyduğu sevgi ve saygının gereğidir. Bir hayvana eziyet edilmemesi, acı çektirilmemesi, taşıyabileceğinden fazla yük yükletilmemesi, ihtiyacı olan gıdanın verilmesi ve bakımının yapılması vicdanî merhametle ilgili bir davranıştır…

Merhamet duygusu, insanın acıma duygularını harekete geçiren, vicdanî duygularını sızlatan, dolayısıyla insanı doğru yola sevk eden, düşkünlere yardıma koşması için tahrik eden; acımasız olmasını engelleyen insanî ve yararlı bir duygudur.

Peygamber Enendimizin Şefkât ve Merhamet Örneği:

Ebû Hureyre’nin rivayet ettiğine göre, Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Adamın biri bir yolculuk esnasında bir ara susamışken önüne çıkan bir kuyuya indi, susuzluğunu gidererek yukarı çıktı. Fakat yukarı çıkınca asıl susuzluktan soluyup toprak yiyen bir köpekle karşılaştı. İçinden ‘ az önce ben nasıl susuzluk çekiyor idiysem, şimdi de bu köpek aynı şekilde susuzluktan yanıyor’ diyerek tekrar kuyuya indi, pabucuna su doldurdu ve onu dişleri arasına sıkıştırarak yukarı çıkarıp köpeğe su verdi, arkasından da Allah’a şükretti. Bu yüzden de Allah O’nun günahlarını affetti.”(Ebûl-Leys Semerkandî, Sohbetler,s.353)

ŞEFAAT PINARI

Rahmetler kazan Yâr’ından,

İç ! Şefaat pınarından!

Kaç ! Ol cehennem Nâr’ından,

Yoksa göklere tütersin!

 

Arı gibi çalışırsan,

Petek bal elde edersin!

Boş gezmeye alışırsan,

Yanlış yollara gidersin!

 

Aşkı nerede arayım?

Kâbetullah’a varayım!

Diz çöküp de yalvarayım,

Rabbim Sen bana yetersin!

 

İki gözüm iki sürme,

Dostun her hatasın görme!

Haksızlık ederek yerme,

Bilesin, ağır ödersin!

 

OYTAN, yürekten yanarsın,

Her daim Rabbin anarsın!

Yazları titrer donarsın,

Aşık Mecnundan betersin!



5-4-1-1 24 Haziran seçimine 26 gün kaldı.

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 3 hafta önce / 29.05.2018 09:55:56 | Görüntüleme : 153
Siyasi partiler, ittifaklar ve Cumhurbaşkanı adayları çalışmalarını yoğun biçimde sürdürüyor.

OHAL koşullarında gerçekleşecek seçimde, başını AKP’nin çektiği Cumhur ittifakının hedefi, hem Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak, hem de TBMM’in de salt çoğunluğa ulaşmak. Başını CHP’nin çektiği,

Millet ittifakının tek hedefi Erdoğan iktidarını devirmek.

HDP’nin, hedefi de, barajı aşıp, Cumhur ittifakına milletvekili kaybettirmek.

Hatay’da milletvekili aday listeleri belli oldu.

Hemen hemen her partinin listesinde sıkıntı var.

En çok sıkıntı yaşayan parti de, son andaki liste değişikliği ile CHP.

CHP Hatay’da, partinin patronu, liste değişikliğine don dakika hamleleriyle damga vuran HBB Başkanı Lütfü Savaş oldu.

24 Haziran’da, Hatay’da hangi parti kaç milletvekili çıkarır bir bakalım.

Tahminime göre, Hatay’da;

AKP zorlansa da 5 milletvekili çıkarır.

CHP, parti içindeki kırgınlıkları aşamazsa, 4 milletvekili çıkarır.

HDP. Barış Atay rüzgârı ve CHP’de yaşanan olumsuzluklar nedeni ile 1 milletvekilini güç bela çıkarır.

İYİ Parti, Meral Akşener rüzgârı ve MHP’de yaşanan olumsuzlukla 1 milletvekilini çıkarır.

Ancak; şunu altını çizerek vurguluyorum, AKP Cumhurbaşkanlığını kazanıp, TBMM’de çoğunluğu kaybederse, B ve C planlarını devreye sokabilir.

Bu nedenle seçim sandıktan çıkacak sonuca göre her sürprize gebe.



MÜLK SÛRESİNİN FAZİLETİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 3 hafta önce / 25.05.2018 09:29:17 | Görüntüleme : 164
Nesâî ve Hakim’in rivayet etmiş olmasına göre, Peygamberimiz(s.a.s): “Kur’anda 30 ayet olan bir sûre vardır ki bağışlanıncaya kadar sahibine şefaat eder. Bu, Mülk sûresidir.”; “Mülk sûresi, el-mâniadır. O kurtarıcıdır, kabir azabından kurtarır.”; “Kim bir gecede Mülk sûresini okursa Allah ondan kabir azabını men eder.” Buyurmuştur.(Tirmizi, Fedâilü’l Kur’an,9)

PEYGAMBERİMİZİN KÖTÜLÜĞE

KARŞI SABRI.

Kötü davranışlara karşı Peygamberimizin ne kadar sabırlı olduğunu İbn-i Mes’ut şu olayla anlatmıştır: “Bir defasında Peygamberimiz Kâbe’nin yanında namaz kılıyordu. O sırada Ebu Cehil ve adamları orada oturuyorlardı. Bir gün önce orada bir deve kesilmişti. Ebu Cehil-Allah’ın lâneti üzerine olsun- “Hanginiz şu deve işkembesini kaldırır ve Muhammed secdeye varınca onu ensesine atıverir.?” dedi. Bu söz üzerine en mel’unları fırlayıp işkembeyi secdedeki Peygamberimizin boynuna atıverdi. Arkasından kahkaha ile hep beraber güldüler. O sırada ben ayakta duruyor ve olup bitenleri seyrediyordum. İçimden: “Keşke cesaretim olsa da işkembeyi onun üzerinden atabilsem ”dedim. Peygamberimiz ise hiçbir şey olmamış gibi secdesine devam ediyordu. O sırada bir adam koşup durumu Fatıma’ya bildirdi. Fatıma o sırada küçük bir kız olmasına rağmen koşarak geldi ve işkembeyi babasının boynundan atıverdi; arkasından da Ebu Cehil ve adamlarına ağır sözlerle çıkıştı. Peygamberimiz, namazı bitince üç defa yüksek sesle: “Allah’ım, kureyşlileri sana havale ediyorum! Allah’ım, Ebu Cehil’i, Ukbe’yi, Utbe’yi, Şeybe’yi sana havale ediyorum !” diye onlara beddua etti. Allah’a yemin ederim ki, Peygamberimizin adlarını saydığı bu kimseleri Bedir Savaşı sırasında kendi gözlerimle ölüler arasında gördüm.”( Ebûl-Leys Semerkandî, Sohbetler,s.240)

İLK İBADET EVİ

Din- inanç ağacının esas dalları,

Kâbe’ye çıkıyor tüm dünya yolları,

Namaz-oruç-zekât ve Hac’dır balları,

Şeriat gülzarında gül olmak gerek!

 

Müminlerin nefsi çarmıha gerilsin,

Bencillik testileri hemen kırılsın,

Şah-ı Resul bulunup sözler verilsin,

Tarikat bağında has kul olmak gerek!

 

Rüzgâra binip Arafat’a gidilsin,

Arş-ı Âlâ, el açıp dua edilsin,

Âh’la mercan gibi gözyaşı dökülsün,

Marifet’le zikreden dil olmak gerek!

 

İnancı zayıf-cahillere uyulmaz,

İnsan-ı kâmil sohbetine doyulmaz,

Yol doğru olmazsa menzile varılmaz,

Hakikate çıkan has yol olmak gerek!

 

Hayat bir rüzgâr has hızla esip geçiyor,

Vadesi yeten ol âleme göçüyor,

Ne ekerse ahrette onu biçiyor,

OYTAN ‘ım sana has kol olmak gerek