......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 298447

Peygamber Efendimizin Kötülüklere Karşı Sabrı.

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 50 dakika, 11 saniye önce / 14.08.2020 10:17:53 | Görüntüleme : 27

Kötü davranışlara karşı Peygamberimizin ne kadar sabırlı olduğunu İbn-i Mes’ut şu olayla anlatmıştır: “Bir defasında Peygamberimiz Kâbe’nin yanında namaz kılıyordu. O sırada Ebu Cehil ve adamları orada oturuyorlardı. Bir gün önce orada bir deve kesilmişti. Ebu Cehil-Allah’ın lâneti üzerine olsun-

 Hanginiz şu deve işkembesini kaldırır ve Muhammed secdeye varınca onu ensesine atıverir.?” dedi. Bu söz üzerine en mel’unları fırlayıp işkembeyi secdedeki Peygamberimizin boynuna atıverdi. Arkasından kahkaha ile hep beraber güldüler. O sırada ben ayakta duruyor ve olup bitenleri seyrediyordum. İçimden: “Keşke cesaretim olsa da işkembeyi onun üzerinden atabilsem ”dedim. Peygamberimiz ise hiçbir şey olmamış gibi secdesine devam ediyordu. O sırada bir adam koşup durumu Fatıma’ya bildirdi. Fatıma o sırada küçük bir kız olmasına rağmen koşarak geldi ve işkembeyi babasının boynundan atıverdi; arkasından da Ebu Cehil ve adamlarına ağır sözlerle çıkıştı. Peygamberimiz, namazı bitince üç defa yüksek sesle: “Allah’ım, kureyşlileri sana havale ediyorum! Allah’ım, Ebu Cehil’i, Ukbe’yi, Utbe’yi, Şeybe’yi sana havale ediyorum !” diye onlara beddua etti. Allah’a yemin ederim ki, Peygamberimizin adlarını saydığı bu kimseleri Bedir Savaşı sırasında kendi gözlerimle ölüler arasında gördüm.”( Ebûl-Leys Semerkandî, Sohbetler,s.240)

 ÇAĞIN HASTALIĞI

Yetiş Yâ Resûl’ü Ekrem!

Aileyi yok ettiler!

Nerde aşk-ı Aslı-Kerem!

Aileyi yok ettiler!

 

Zinaya düşkün olanlar,

Ruhları kirden solanlar,

Öfke, kıskançlık salanlar,

Aileyi yok ettiler!

 

Kin, kibir, hasetlik, gıybet,

Azgın nefsine çekemez set!

Şu utanmazlar nihayet,

Aileyi yok ettiler!

 

Edep-ahlâk yoksunları,

İnsanlığın yosunları,

Babasının tosunları,

Aileyi yok ettiler!

 

Oytan, kime bu şikayet?

Kimde ararsın hidayet?

Toplum yozlaştı nihayet!

Aileyi yok ettiler.



Peygamberimizin Allah’a Güvenmesi

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 6 gün, 21 saat önce / 07.08.2020 13:25:15 | Görüntüleme : 934

Tevekkül; akıl ve vicdanın ilhamına uyarak, bütün çabaların ve girişimlerin gösterilmesine rağmen ortaya çıkan olumsuz şartlara karşı sarf edilen gayretin neticesini Allah’ın lütuf ve inayetine havale etmektir.

Bir Müslüman, çalışmasının mutlaka sonuç getireceğine inanmalıdır; çünkü o, Allah’a güvenmiştir. Böyle bir güven, Müslümanı sarsılmaz bir azim, eğilmez bir irade, şaibesiz bir cesaretle donatır. En büyük tehlikeler, en kötü yenilgiler bile onu yolundan alıkoyamaz. İşte tevekkül bu demektir!

            Hz. Muhammed’in(s.a.s.) hayat hikâyesi okunduğu zaman görülecektir ki, O, en amansız felâketlerle, en çetin direnişlerle karşı karşıya olduğu halde ömrü boyunca zerre kadar korku, endişe veya ümitsizlik göstermemiştir. Mekke’de kimsesiz ve yapayalnız kaldığı zamanlarda, Uhud ve Huneyn savaşları sırasında en korkunç tehlikelerle karşılaştığında dahi aynı irade kuvvetini, aynı sarsılmaz azmi göstermiştir.  Sevr  Mağarasında, Kureyşlilerin iki Mağara arkadaşını ele geçirmelerine ramak kaldığı sırada, Hz. Ebu Bekir’in,  Efendimizin hayatı için endişelenerek “Ya Resûlallah, düşmanlar çok yaklaştı, eğilseler bizi görecekler” demesi üzerine Peygamber Efendimizin, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir!” demesi, O’nun, Cenab-ı Allah’a nasıl sarsılmaz bir iman gücüyle güvendiğini açık bir şekilde göstermektedir.(Buharî ve Müslim, Hicret.)

HUZUR -1

Gönlüm hep arar dirliği,

Hiç gitmez tedirginliği,

Sade kul, yok şeyh-pirliği,

Kalbim az durulsun yâ Râb!

           

Melekler bize bakıyor,

Âh-u zar yürek yakıyor,

Hâfızlar Kur’an okuyor,

Kalbe taht kurulsun Yâ  Râb!

 

Mü’minler hep kardeş olsun,

Gönüller sevgiyle dolsun,

İnsanlığı özde bulsun,

Hesap has sorulsun Yâ Râb!

 

Hep ibadette kalınsın,

Namaz mescidde kılınsın,

OYTAN, beraber alınsın,

Kâbe’ye varılsın yâ Râb!



ZEMZEM

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 1 ay, 1 hafta önce / 10.07.2020 10:24:14 | Görüntüleme : 2648

Arapça’da “bol, bereketli, doyurucu ve kaynağı zengin su” anlamlarına gelen zemzem, sadece kutsal kabul edilen Harem bölgesinin değil, bizzat Kâbe’nin kuyusu ve bütünleyicisi olarak da görülmüş, Mekke için bir nevî hayat kaynağı olmuştur.

Cenâb-ı Allah’ın emri üzerine, Hz. İbrâhim’in, eşi Hacer’i ve henüz bebek olan İsmail’i ıssız Mekke vâdisinde bırakıp ayrıldıktan sonra, Hâcer, su ve erzakının tükenmesi üzerine  çaresiz kalmış; küçük oğlu İsmail’in susuzluktan ölmesinden endişe ederek telâşla Safâ ve Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelerek bir yardımcı aramış; bütün ümitlerini kaybettiği anda mucizevî şekilde oğlunun bulunduğu yerde kaynayan zemzem suyunu görünce Allah’a şükretmiş ve suyun dağılmaması için etrafını toprakla çevirmiştir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: “ Allah, İsmail’in annesi Hacer’e rahmet etsin. O, Zemzem’i kendi haline bıraksaydı veya avuçlamasaydı, muhakkak akar, bir ırmak olurdu.”

Bütün su kaynaklarına uzak bir noktada, çölün ortasında bir mucize gibi çıkan Zemzem, şifalı ve besleyici bir sudur. Ondan içen acıkmaz, ne kadar içilse rahatsız etmez, bazı hadislerde “ ne amaçla içilirse ona şifa olacağı…” buyrulmuştur.

          Hz. Hâcer’in, aralarında 400 metre mesafe olan Safa ve Merve tepeleri arasında  su ve imdât arayışı hac ve umre mesaiki içinde yer alan “sa’y” uygulamasının kökeni olmuştur(Bakara, 2/158). (Hicaz Albümü, s. 45)

            Zemzem, Allah Tealâ’nın darda kalan kullarının imdadına nasıl yetiştiğine dair ibret alınması gereken ve mucizelerle dolu bir örnektir.

RESÛL SEVGİSİ                           

İzinden doğru yol bulunur,

Namaz üzerinde durulur!

Seni içten-yürekten sevmek

Has ibadettir Yâ Muhammed!

 

İnançsız alimler bilemez,

Kalpten kara pası silemez,

Seni içten-yürekten sevmek,

Has selâmettir Yâ Muhammed!

 

Arafatta sesin sadâsı

Sürdürür Kâinat Hüdası,

Seni içten-yürekten sevmek,

Has fazilettir Yâ Muhammed!

 

Oytan’ım zikirdedir elim,

Ayak izlerin yüz sürelim,

Seni içten-yürekten sevmek,

Has meziyettir Yâ Muhammed!



MAKAM-I İBRAHİM

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 1 ay, 1 hafta önce / 03.07.2020 11:42:32 | Görüntüleme : 1807

Kâbe’ye yaklaşık 15,40 m. mesafede bulunan, üzerinde Hz. İbrâhim’in ayak izleri olarak kabul edilen , 1 cm. arayla ve derince iki ayak izinin bulunduğu ve Kâbe’nin inşası sırasında Hz. İbrâhim’in üzerine çıkıp iskele olarak duvar örmek ve insanları Hac’ca davet etmek için kullandığı taşa Makâm-ı İbrâhim adı verilir.

 Çok hafif sarı ve kırmızı karışımı, beyaza yakın bir rengi olan taşın kalınlığı 20 cm. olup kenar uzunluklarından biri 38 , diğeri 36 şar cm. dir. Hz. İbrahim’in (a.s.)  iskele olarak kullandığı bu taşın üzerinde : 10 cm. derinliğinde, 27 cm. uzunluğunda  ve 14 cm. eninde iki ayak izi mevcuttur. Hz. İbrahim’ in (a.s.) bu ayak izleri, bir mucize olarak, o günden bugüne, 5-6 bin yıldan beri  bu taş üzerinde durmaktadır.  Tavaf esnasında Kâbe ile Makam-ı İbrahim arasından geçmek faziletlidir. Tavafı bitirince iki rekat tavaf namazını da Makam-ı İbrahim’in arkasında kılmak usulden ve önemlidir; ayrıca Kur’an’ın da emridir: “Siz de Makam-ı İbrahim’den kendinize bir namaz yeri edinin…” Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bu mevkide tavaf namazını kılmıştır ( Bahattin Akyön,a.g.e. s.127)

 

DÜNYA FANİ

Yıllar coşkun sel gibi

Hızla akıp geçiyor!

Ömür sert bir yel gibi,

Hayalleri biçiyor!

 

Yollar uzayıp gider,

Hedeflere ulaşır!

Saf inanç etki eder,

Temiz kalbe bulaşır!

 

Eller semaya açık,

Mevlâ’ya yakarıyor!

İstekleri ufacık,

Gönlünden çıkarıyor!

 

Seller gibi akacak

Akın akın gidenler!

Her can ölüm tadacak,

Müjde: Kulluk edenler!

 

Diller hep tatlı tatlı,

Tüm yolları açıyor!

OYTAN’ım, ruh kanatlı,

Lâmekana uçuyor!



HACERÜL ESVED

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 1 ay, 2 hafta önce / 26.06.2020 12:56:41 | Görüntüleme : 883

Kâbe’nin doğu köşesinde, yerden 1,5 m. yükseklikte, gümüşten bir mahfaza içinde tavafın başlangıç ve bitiş noktasını belli eden Hacerül Esved bulunur.

 Arapça’da “siyah taş” anlamına gelen Hacerül Esved yaklaşık 30 cm. çapında  ve yumurta biçiminde siyaha yakın koyu kırmızı renktedir. Hacerül Esved, Hz. İbrâhim tarafından, tavafın başlangıç noktasının belirlenmesi amacıyla yerleştirilmiştir. 605 senesinde Kureyşliler, Kabe’yi yeniden inşa ettiklerinde  kabileler arasında, Hacerül Esved’i yerine kimin koyacağı ve şerefini kimin alacağı konusunda ihtilaf çıkınca, sonunda, Kabe’ye şimdiki 22 no.lu Beni Şeybe Kapısından ilk gelecek kişinin karar vermesi için uzlaştılar ve beklemeye başladılar.Bu kapıdan Muhammedül Emin geldiğinde ise herkes rahatladı. Çünkü,   henüz Peygamberlik görevi verilmeden önce dahi “Doğru ve Emîn” lâkabıyla anılan Hz. Muhamed Mustafa’nın  doğru karar vereceğine herkes  inanıp güvenmekteydi. Efendimiz, hırkasını çıkarıp, yere serip, üzerine Hacerül Esved’i koyup, hırkanın her köşesinden bütün kabilelerin tutmasını sağlayıp, kendisi de altından tutarak bu Mübarek taşı kaldırıp yerine koymuştur. Böylece ihtilafı önlemiştir.Hacerül Esved ile ilgili bazı inanışlar da vardır: Örneğin, Hacerül Esved’e dokunan kimsenin Rahmân’nın eline dokunmuş gibi olduğu (İbn Mâce, “Menâsik, 32); Hacerül Esved’in, yeryüzünde Allah’ın sağ eli olduğu ; Hacerül Esved’e  dokunanın  Allah’a biat etmiş olacağı (Heysemî, III, 242) şeklindeki rivayetler sayılabilir. Resûl-i Ekrem bir defasında dudaklarını Hacerül Esved’in üzerine koyarak uzun uzun ağlamış, daha sonra dönüp baktığında Hz. Ömer’in de ağladığını görünce: “Ey Ömer! Göz yaşları burada dökülür !” demiştir.( Hicaz Albümü, s.27)

İYİLİK GÖTÜR!

Şu insanın benliğinde,

İyilik-kötülük de var!.

Yaşadığı günlüğünde,

Hayırlara koşmak da var!

 

Haram yemek-helâl yemek,

Dua etmek-gıybet etmek,

Nefse uymak-akla uymak,

İradeyle seçmek de var!.

 

Gideceği yolu bulmak,

Bilgi-ihlâs-takva dolmak,

Râbbe iyi bir kul olmak,

Ol Sırat’ı geçmek de var!

 

OYTAN’ım artık seçim yap,

Allah’a hep yürekten tap,

Olmayasın Orda bîtâp,

Köprüsünden düşmek de var!



KADİR GECESİ NASIL DEĞERLENDİRİL MELİDİR?

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 1 saat önce / 19.06.2020 09:16:08 | Görüntüleme : 1534

Sevgili Peygamberimiz, “Kim Kadir Gecesini sevabına inanarak içtenlikle ihya ederse, geçmiş-gelecek günahları bağışlanır” buyurmuştur.O halde, bu gecede:

 

Allah rızası için ibadet edilmeli; namaz kılınmalı, Allah’a kulluk duygusu geliştirilmelidir. Özellikle yatmadan önce 2 rekat namaz kılınması ve abdestli olarak yatılması güzel olur. 2 veya 4 rekat teheccüt namazı kılınmalıdır.

2-Kur’anı Kerim okunmalı, okuyanlar dinlenmeli, anlamı üzerinde düşünülmeli, tefekkür edilmelidir.

3-Peygamberimiz (s.a.s.)’e salât ü selâm getirilmeli, O’nun şefaati ümit edilerek sadakat tazelenmelidir.

4-Vaaz ve nasihatlar dinlenmelidir.

5- Ehil din adamlarınca, gecenin önemine dair yapılacak sohbetlere iştirak edilmelidir.

6-Hulûsi kalp ile, ihlâs ile tövbe ve istiğfar yapılmalı; ciddi bir nefis muhasebesi ile yapılmış olan hatalardan dönmeye karar verip azmedilmelidir.

7- Allah Tealâ zikir edilmeli; tefekkür edilmelidir.

8- Hulûsi kalp ile çok dua edilmelidir. Peygamber Efendimizin bu Gece: “Allah’ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet!” şeklinde çokca dua ettiği kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Hz. Aişe de, Peygamber Efendimize, Kadir Gecesinde nasıl dua edeyim diye sormuş. Resul-ü Ekrem: “Allah’ım sen affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin beni de affet !diye dua et ” buyurmuştur.Mübarek Kadir Gecesi hürmetine, Rabbimizden, bizlerin, cümlemizin ve  bütün Müslümanların, günahlarımızı bağışlamasını; fazileti büyük bu Mübarek Gecenin, hayırlara vesile olmasını, kardeşlik, sevgi ve saygı bağlarının kuvvetlenmesini; İslâm Âleminin birliğine vesile olmasını ve bütün insanlığın belâ ve musibetlerden uzak olmasını niyaz etmeliyiz.

10- Kadir Gecesinin gündüzünü de tıpkı gecesi gibi değerlendirmek büyük sevaptır.(Prof.Dr.Hüseyin Algül,Mübarek Gün ve Geceler,s. 88-92)

BEKLERİM FAKİR

Şah-ı Resûl’ün nurlu yüzünü,

Gönül gözümle bakıp göreyim!

Kavrulan çölü hızla geçerek,

Kutsal Kâbe’ye yüzüm süreyim!

 

İslâm kuralı: Muhtaç olanı,

Yüz üstü bırakıp da gidemem!

Gece-gündüz zikretmek yerine,

Bülbül gibi şakıyıp ötemem!

 

Kalpten haset, kin, kibri atarak,

Hak erenler sözün tutmalıyım,

Yoksula-yetime el germede,

Vicdanımın emrin yapmalıyım!

 

Dünyada insanın yaşamına,

Oytan’ım, esas hükmeder kader!

İslâm’da Hak’ka yürüyen her ruh,

Rab’bimin yüksek emrine gider!



KADİR GECESİNİN FAZİLETİ

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 1 hafta önce / 12.06.2020 09:27:37 | Görüntüleme : 1439


Bu gecenin, Ramazan’ın hangi gününün hangi gecesi olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Cenab-ı Allah, arayışta bırakmayı tercih etmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s.), “Ben Kadir Gecesini arayarak ilk on günde itikâfa devam etmiştim. Sonra ortadaki on günde itikâfa devam ettim. Sonra bana Melek geldi ve Kadir Gecesi son on gündedir.” dedi; “Ve benimle beraber itikâfta bulunanlar dilerlerse son on günde de itikâf etsinler” buyurdu. O insanlar da Resûlullah ile beraber itikâf eylediler. Peygamber Efendimiz, “Bana Kadir Gecesinin tek gecede olduğu gösterildi.” buyurdu.Bu bilgiler ışığında Mübarek Kadir Gecesinin Ramazan Ayının 27.ci gecesi olduğu umulmaktadır.

Rivayete göre, Hz. Ömer (r.a.), Huzeyfe (r.a.) ve ashâb-ı kirâmdan birçoğu, Kadir Gecesinin ayın yirmi yedinci gecesi olduğu hususunda hiç şüphe etmiyordu.(İbn Hibban, Tenzibût-Tezhib, s1/384)

Bu konuda bizzat Peygamberimizin de bir Hadisi vardır: İbn Ömer’den rivayet edildiğine göre Resûl-ü Ekrem: “ Kim Kadir Gecesini araştırıyorsa, onu yirmi yedinci gecede arasın !” buyurmuştur.(Ahmed, Müsned, 1/240) 

Peygamber Efendimiz, Kadir Gecesinin, içinde Kadir Gecesi bulunmayan 1000 aydan daha hayırlı olduğunu buyurmuştur. Bu süre 84 seneye yakın bir süre etmektedir.Bu gecede 6 saatlik bir ibadet süresinde, saat başına 13 yıl düşmektedir.Bir saat ibadet etmekle 13 yıl ibadet etmiş gibi sevap kazanılabileceği umulabilecektir.

Mübarek Kadir Gecesinin ölçülemez faziletlerinin bir kaynağı da bu gecede ebedî bir mucize olan Kur’anı Kerim’in Peygamberimiz (s.a.s.) e indirilmeye başlanmasıdır.Bu gecede Kur’an’ın indirilmesinin sonucu: Cebrail (a.s.) ve melekler, Cenab-ı Allah’ın emriyle, her türlü iş ve işlemler için yeryüzüne indirilirler. Sayılarının bilinemeyecek kadar çok olduğu düşünülmektedir. Bu gece, insanoğlu, Cebrail (a.s.) ve meleklerle aynı mekanı yani yeryüzünü paylaşmaktadır.

KIBLEYE DÖN

Hayatı boş geçirme,

Kıbleye dön yüzünü,

Salih ameller işle,

Tez temizle özünü!

 

Kalbin, temiz kalbe karşı,

İkisi de aşk dolu,

Dostu sevgiyle hoş tut,

Darıltma sağı-solu!

 

 

Azrail söz mü verdi?

Ne süre var elinde?

Kin, kibir, gıybet neden?

Hiç zikir yok dilinde!

 

Mevsim vakti geçmeden,

Hayat tarla, sürülsün,

Fitre, zekat vererek,

Hasat-sevap derilsin!

 

Görevi alamadı,

Rabbimin dağı-taşı!

Sorumluluk insanda,

Oytan’ım yüklen taşı!



GÜNDEM AYASOFYA!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 1 hafta önce / 11.06.2020 14:07:20 | Görüntüleme : 368

Evet değerli dostlar son zamanlarda gündem Ayasofya…

 

Ayasofya Camii deyip geçmemek lazım.. Tapudaki adıyla söyleyecek olursak “Ayasofya Şerif Camii Kebir”dir. Hamdolsun ki yakın zamanlarda nasıl ki Rumeli Hisarı için içindeki müzik sahnesine çevrilmiş olan yerler Cuma mescidinin tekrar cami olarak kullanımına yargı kanalıyla vesile olunmuştur. Aynı şekilde, Ayasofya'nın Müslümanların yüzünün, gönlünün gülmesine, sevince gark olmasına vesile olmayı, Allah bizlere nasip etsin..
 Bizler kesinlikle şunu demiyoruz “cami ihtiyacından dolayı Ayasofya camisini açalım.. Camilerimiz çoktur Elhamdülillah.. Fakat bu ibadet yerimiz, bu mabetimiz bir çağ kapatıp bir çağ açan Peygamber Efendimiz (a.s) müjdesine mazhar olmuş olan Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin onun Vakfı'nın bir mirasıdır.
  Ortada bir hak gaspı olduğu Aşikardır. Bakın aslına rücu etmesi, sahibine tekrar iadesi olmazsa olmaz bir şarttır. Ayasofya’mız Müslüman bir Türk milletinin, Türkiye’mizin namusudur, şerefidir, haysiyetidir. 
İnanın ki İstanbul Fethin bir sembolüdür, temel ve yegâne sebeplerinden birisidir.
  Vakıflara Ve Tarihi Eserlere Hizmet Derneği'nin her türlü takdire layık ısrarlı dava takipleriyle Danıştay 2017 Nisan ayında 72 seneden beri Rehine bir durumda olan Kariye camisini güzellikten tekrar Aslı haline yani camiye dönüştürmüştür. 
Yine 2016'da aynı Dernek davasını sürdürmüş ve halen de bu dava Danıştay 10. daire 2 Temmuz 2020'de de duruşması vardır. İnşallah ceddimizden bizlere miras olan vakıf olarak sahiplenmemizi istediği gözümüzün nuru Ayasofya inanıyorum ki; maddi ve manevi desteklerle tekrar Aslı hürriyetine dönüşecek ve cami olarak hizmetine devam edecektir. 
 
Birilerine rağmen…. Türkiye’de siyaset yapıp asıl medeniyetimizi, kültürel mirasımızı hep beraber siyaset üstü sahiplenmeleri gerekir iken ortak değerlerimize sahip çıkmayanlara... Sözüm onlara… Lütfen daha milli ve yerli bir duruşla söylemlerimize dikkat edelim. Yıkıcı, gayri milli değerlendirmelerle, hatta farklı taktiksel manevralarla AYASOFYA’NIN ASLINA YANİ CAMİ HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNİ ENGEL OLMAK İSTEYENLER.. Gerçekten üzülüyorum…
Şahsen Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda oldukça hassas olduğunu biliyorum. Hakeza Sayın Devlet Bahçeli'nin  bu konuda ki görüşünün yerli ve milli olduğunu yakinen gözlemleyenlerden birisiyim.
Bu memleketin bir evladı ve parçası olarak; Vatanına bayrağına milletine devletine, mukaddes değerlerine, ecdadına bağlı olan her bir bireyin bu konuda hemfikir olduğuna inanıyorum, inanmak istiyorum.
İnşallah ceddimizin, Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin vasiyetine, beklentilerine uygun bir kararı en yakın zamanda hep beraber duyacağız. 
Ne mutlu bu şerefe nail olabilenlere.. Emeği geçen tüm Ayasofya’nın ibadete açılmasını dört gözle bekleyen, samimi kendi özünden ve yerli milli medeniyetinden utanmayanlara… Selam olsun Onlara..  
Allah’a emanet olunuz efendim. 
#AYASOFYAİBADETEAÇILSIN
 


İSRAİL'İN BATI ŞERİA'DA Kİ İŞGAL PLANI!

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 2 ay, 3 hafta önce / 27.05.2020 08:49:28 | Görüntüleme : 1740

İSRAİL'İN yeni hükümeti ile batı şeria'daki yerleşim birimlerini ve Ürdün Vadisini İlhak edeceğini yakın zamanda öğrendik.

 

    Tabii dünyanın ve duyarlı Tüm kesimlerin bu terbiyesizliğe bu Pervasızlığa "dur" demesi gerektiğini düşünüyorum.
    Bizzat kendi topraklarının sahibi ve zaten hemen hemen tüm toprakları işgal edilmiş durumda olan ve Filistin halkının yok sayılmasını ve buna zemin hazırlayan plan ve girişimlerin yasal bir zemininin olmadığını, meşruiyetinin olmadığını ifade etmemiz gerekmektedir. İsrail ve avaneleri bu konuda her zamanki gibi kasti bir şekilde tün dünyanın gözü önünde zulme ve katliama devam etmektedirler.            Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Sayın İbrahim KALIN şunları ifade etmişti: "İlhak ve işgal politikalarını doğrudan ya da dolaylı olarak destekleyenler bu suçun ortaklarıdır. Filistin meselesinde problem; işgalin kendisidir. Kudüs'ün dini tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik adımları da şiddetle reddediyoruz.
#Kudüs kırmızı çizgimizdir.
#Kudüs kutsalımızdır. #Kudüs emanetimizdir. Emanete ihanet eden herkes tarih önünde hesap verecektir. #Filistin toprakları Filistinlilere aittir. Kimsenin onun bir karışımı dahi birilerine peşkeş çekmeye hakkı yoktur..
İslam bilgileri bu konuda acilen adım atmalı ve İsrail'in işgal ve İlhak politikasına karşı Filistin halkını ve topraklarını korumalıdır.
Başka bir söze gerek duymuyorum.
İsraili bu zalimce yaklaşımını, uygulamalarını, zulme sessiz kalanları tüm kalbimle kınıyor ve telin ediyorum. 
   Allah tüm mağdurların, mazlumların yar ve yardımcısı olsun. Allah'a emanet olunuz. Saygılarımla,


MİLLİ ŞUUR VE TARİHİ ŞAHSİYETLERİMİZ..

Yazar : Misafir Kalem | Tarih : 3 ay, 1 hafta önce / 14.05.2020 11:35:28 | Görüntüleme : 1361

Aziz milletimizi ayakta tutan en önemli faktör nedir bilir misiniz? İnanın ki milli birlik ve beraberlik şuur feraset ve onun ülküsüdür.

 

Eğer bugün dünyanın dört bir tarafında bağımsızlığını kaybedip işgal edilen ne kadar ülke varsa, hemen hemen hepsinin ana sebebi halkın birbirine düşüp, cebelleşip ve ortak bir akılla şuurla ferasetle hareket edememiş olmasıdır. 
Buna örnek Suriye halkı.. İçine düştüğü acziyet ve tabiki hakkıyla millet olma şuurundan yoksunluktur. Bunu örnek Orta Doğu toplumlarında ki maalesef içten içe çürümedir. Üzülüyorum! Bugün tarihi şahsiyetlerimize yönelik hakaretler ediliyor maalesef hadsizce, fütursuzca.. 
 Üniversite yıllarında Seyit Ahmet Arvasi hocamızın kitabını okumuştum. Kitabında üstad derdi ki; "Tarihine kültürüne, bayrağına, devletine ve milletine yabancılaşmış nesiller ve kadrolar teşekkül etmişse, Bizi biz yapan milli ve Mukaddes değerlerimize alenen tecavüz edilebiliyor, devletin ve milletin bütünlüğüne yönelen eylemler Pervasızlaşmışsa, bunları sadece sosyal değişmelerin tabii sonuçları olarak yorumlamak mümkün değildir. ihanetle kendini sosyal değişmenin sancıları ile maskeleyemez... "
Allah razı olsun, Allah mekanını cennet eylesin değerli hocamın.. 
Üstadın dediği gibi milletin milli bütünlüğüne yönelik faaliyetler Pervasızlaşmışsa bunun önünün aciliyetle alınması gereklidir. Zira Yarın çok geç olabilir. Hiç kimse ama hiç kimse bu devletin milli bekasını geleceğini tehlikeye atamaz halkı kin ve nefrete teşvik edemez tarihi şahsiyetleri aşağılayamaz.. 
Bu aziz milletimizin genetik kodlarında iman, ahlak, milli şuur, basiret, ariflik ve fazilet vardır. 
Aziz milletimiz Allah'ın izniyle her şeyin farkındadır. 
Kalın sağlıcakla Cengiz YILDIZ
#EvdeHayatVar
#BizBizeYeterizTürkiyem
#CeddimizeTarihimizeİnancımızaSahipÇıkalım