......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 235213

PEYGAMBER EFENDİMİZİN BİR MUCİZESİ

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 8 ay, 3 hafta önce / 14.04.2017 10:03:28 | Görüntüleme : 512
Bedevilerde misafirden hoşlanmayan bulunsa bile adap ve örfe riayet edip fikrini açığa vuramazdı. Resulüllah (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri böyle bir bedevinin çadırına misafir olmuştu.

Bedevînin hanımı, misafirin teşrifine çok sevinip kocası için hazırlamış olduğu mercimek çorbasını getirerek yemesini rica etti. Gelenin kim olduğunu bilmeyen bedevi, çorbasının misafire verilmesine fena halde canı sıkıldı. Lakin sesini çıkaramadı. O anda çadırın önündeki hayvanı hastalanıverdi. Bu işe şaşıran bedevi, içinden Aleyhis-salâtü ves-selâm Efendimizden yardım istedi. Âlemlere rahmet olan Efendimiz, bedevinin zevcesinden memnuniyetini ve bedevinin misafir sevmediğini ifade buyurup onu ıslah etmek için:

“Güler yüzlü kadın, ekşi yüzlü adam, pişen mercimek, misafir Muhammed Mustafa'dır. Ey sancı bu hayvandan çık” buyurup nefes etmesiyle hayvanın sancısı kesildi ve bedevî misafirinin kim olduğunu anlayıp kendisini affetmesini istedi.

 

 



NEZİR (ADAK) YERİNE GETİRİLMELİDİR

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 8 ay, 3 hafta önce / 13.04.2017 10:22:16 | Görüntüleme : 463
Nezir, Allâhü Teâlâ'ya tazim için mübah bir fiilin yapılmasını kendisine vacip kılmaktır.

Nezrin Türkçesi adaktır. Sırf Allâhü Teâlâ'nın rızası için ibadet sayılacak bazı şeyleri nezretmek makbuldür, sevaba vesiledir. Nezrim olsun yarın Allah rızası için oruç tutayım veya fakirlere şu kadar para vereyim yahut nezrim olsun Allâhü Teâlâ'nın rızası için bir kurban kesip fakirlere dağıtayım, denilmesi gibi.

Filan işim yoluna girerse üç gün oruç tutayım veya fakirlere para vereyim diyerek dünya işleri için yapılacak nezirler makbul değildir. Çünkü ibadet ve taatların sırf ihlâs ile Allah rızası için yapılması esasına aykırıdır.

“Allah rızası için şu fakire şu kadar para vermek nezrim olsun” veya “Allâhü Teâlâ hastama şifa verirse Hak rızası için sadaka vereyim” veya “Kurban kesip etini sadaka vereyim” diyerek nezredilebilir.

Nezirlere riayet lâzımdır. Çünkü nezreden, Allâhü Teâlâ ile ahitleşmiş demektir. Mâide sûresinin 1. Ayet-i kerimesinde (meâlen) “Ey îman edenler! Akidlerinizi ifa ediniz... " buyurulmaktadır. Binaenaleyh nezrine vefa etmesi yani adadığı şeyi yerine getirmesi icap eder. Allâhü Teâlâ Hazretleri nezirlerine vefa edenleri İnsan suresinin 7. Ayet-i kerimesinde (mealen) “Adaklarını yerine getirirler...” diye övmüştür.

Nezrin riayet icap eden bazı şartları:

Nezredilen şeyin cinsinden namaz gibi, oruç gibi, sadaka gibi, bir farz veya vacip bulunmalıdır. Binaenaleyh bir tavuk keseyim veya filan hastayı ziyarette bulunayım diye yapılacak bir nezir muteber olmaz.

Muayyen gününde yapılmayan bir nezir, başka bir günde kaza edilir. Meselâ: Bugün fakirlere sadaka vermek nezredildiği halde bugün yapılmazsa başka bir günde yapılması bir kaza olarak icap eder.

Şunu da bilmelidir ki, bir şarta bağlanan bir nezir, (Hanefi mezhebinde) o şartın yerine gelmesinden evvel ifa edilemez.

Nezir kurbanının etini, nezreden yiyemeyeceği gibi hanımı ile usul ve füruu da -yani: Babası, anası, dedeleri, evladı, torunları da yiyemezler. Bunu fakirlere sadaka vermek lazımdır. Şayet yemişlerse yediklerinin kıymetini sadaka vermeleri icap eder.

Allah, nezirlerinizi (adak) kabul eylesin.



CÖMERT OLMAK

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 8 ay, 3 hafta önce / 12.04.2017 10:03:06 | Görüntüleme : 498
Zekat, fitre, kurban, nezir, öşür vermemek cimriliktir. Geçindirmekle mükellef olduğu kimselerden malı esirgemek de cimriliktir.

Kalbin hastalıklarındandır. Cimriliğin ileri derecesi malı; yeme, içme ve giyme gibi kendi ihtiyaçlarına harcamamaktır. Hırsla birleşen bu cimriliğe şuh denir.

Al-i İmran suresinin 180. Ayet-i kerimesinde şöyle buyuruldu -mealen- “Allâhü Teâlâ'nın kendilerine lütfundan verdiği şeyde cimrilik edenler, bunun kendileri için bir hayır olduğunu sanmasınlar. Hayır, bu cimrilik onlar için bir şerdir. O cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır...”

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

“Üç şey helâk edicidir: Heva ve hevesin ardından gitmek, aşırı cimriliğe boyun eğmek ve kişinin kendini beğenmesi.”

“Cömertlik kökü cennette, cimrilik kökü cehennemde olan bir ağaçtır.” Zira cömertlik, rızkı takdir eden Allâhü Teâlâ'ya itimadın, cimrilik ise Cenâb-ı Hakk'ın kullarının rızkına kefil olduğuna itimatsızlığın ve îmân zayıflığının alâmetidir.

İbn-i Ömer (r.anhüma) buyurdu ki: “Cömerdin yemeği deva, cimrinin yemeği hastalıktır. Zira o misafirine memnuniyetle değil de kalbine ağır gelerek (gönül hoşluğu olmaksızın) yedirir. Bu sebepten onun yemeği kalbe zulmet verir.”

Cimriliğin sebebi; mal-mülk sevgisi, dünya ziynetine ve süsüne meyletmek, hiç ölmeyecek gibi dünyada hırslı olmak ve tul-i emel yani gerçekleştirilmesi bir ömre sığmayacak uzun emellerdir. Hadis-i şerifte: “İnsan yaşlandıkça ondaki iki haslet (huy) gençleşir. Onlar: Hırs ve tul-i emeldir” buyurulmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Muhakkak cömert, Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cehenneme yakındır.” buyurdular.

al'>

 



KİMİNLE ARKADAŞLIK EDİLİR…

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 9 ay, 2 gün önce / 06.04.2017 10:06:22 | Görüntüleme : 485
Resul-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Siz, mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz, öyle ise onları güler yüz ve güzel ahlâk ile memnun etmeğe çalışın.”

“Sizden biriniz, bir kardeşini sevdiği zaman, bunu ona bildirsin.” (Tirmizi)

“Kim, din kardeşinin ayıplarını örterse, Allâhü Teâlâ dünya ve ahirette onun kusurlarını örter.” (İbn-i Mace) Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), ashabından biriyle bir ormana girdi ve iki misvak kesti. Biri eğrice, diğeri düzgün idi. Düzgün olanı ashabına verdi. O sahâbî:

“Ya Resulallah! Vallahi sen doğrusuna benden daha layıksın” deyince, buyurdular ki:

“Gündüzün pek az bir vaktinde de olsa bir kimse ile arkadaşlık eden kimseye, arkadaşlık hakkına riayet edip etmediği sorulur.”

Bayezid-i Bestami'ye (k.s.):

“Kim ile arkadaşlık edilir?” diye sordular, buyurdu ki: “Senin, Allâh’ü Teâlâ’nın bildiği kusurlarını bilen, sonra da Allâhü Teâlâ’nın örttüğü gibi o ayıplarını gizleyen kimse ile arkadaşlık edilir.”

Zünnun-ı Mısri (k.s.) dedi ki:

“Seni masum (günahsız, hatasız) görmek isteyenin arkadaşlığında hayır yoktur. Kızdığı vakit sırrını ifşa eden, ne fena kimsedir. Hakiki dost, senden hoşnutken sırrını sakladığı gibi sana kızdığı zaman da sırlarını saklayandır.”

Hikmet ehli bir zat dedi ki:

“Bir kimse öfkelendiği veya senden hoşnut olduğu veya bir şeye aşırı hırslandığı zaman sana farklı davranıyorsa onunla arkadaşlık etme. Hakiki dost her halinde sana karşı arkadaşlığın icabını yerine getirendir.”

(İhyau Ulumiddin)

>

 



HUZEYFE BİN YEMAN

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 9 ay, 3 gün önce / 05.04.2017 09:52:33 | Görüntüleme : 425
Huzeyfe (r.a.), “Yeman” lakabıyla bilinen Hisl bin Cabir'in (r.a.) oğludur. Her ikisi de Sahabe'nin büyüklerindendir.

Huzeyfe bin Yeman Hazretleri, Resulullah'ın (s.a.v.) mahrem-i esrarı (sırdaşı) olup münafıkları ve ileride olacak fitnelerin tafsilatını en ziyade bilen zat idi. “Kıyamet gününe kadar olmuş ve olacak şeyleri Resulullah (s.a.v.) bana söyledi.” buyurmuştur. Hazret-i Ömer (r.a.) Medine'de bir cenaze olsa Huzeyfe'yi (r.a.) gözetler ve onu cemaat arasında görmezse ölenin münafık olmasından şüphe ederek namazını kıldırmazdı.

Resulullah'a (s.a.v.): “Ya Resûlallah, bir halife tayin buyursanız.” denilince: “Eğer ben bir halife tayin etsem, siz de ona itaat etmezseniz azaba uğrarsınız. Lâkin size Huzeyfe ne söylerse sözüne inanınız, Abdullah bin Mesud da Kur'ân'ı nasıl okutursa öylece okuyunuz” buyurmuşlardır. (Sünen-i Tirmizi)

Huzeyfe (r.a.), Nihavend Harbi'nde kumandan Numan bin Mukarrin'in şehit olması üzerine sancağı aldı, Hemedan, Rey ve Dinever onun kumandasında fethedildi. Hazret-i Ömer'in (r.a.) halifeliği zamanında -Selman-ı Farisi'den (r.a.) sonra- ömrünün nihayetine kadar Meda-yin Valiliği yaptı. (Kısas-ı Enbiya)

Bir adam, Hazret-i Huzeyfe'ye: “En şiddetli fitne hangisidir?” diye sordu, “Hayır ve şer ile karşılaşıp da hangisini işleyeceğini bilememendir” buyurdular.

Huzeyfe Hazretleri vefat etmeden önceki hastalığında çok inleyip ağladı. “Neye ağlıyorsunuz?” dediler.

“Dünyadan ayrıldığıma üzülmüyorum. Bilakis ölüm bana daha sevimlidir. Lakin Allahü Teala'nın huzuruna, rızasını kazanarak mı yoksa gazabına müstahak olarak mı çıkacağımı bilmediğime ağlıyorum” dedi.

Vefatı esnasında: “İşte bu dünyadaki son anımdır. Allah'ım sen bilirsin ki ben seni severim. Sana kavuşmamı bana mübarek kıl” dedi ve ruhunu teslim etti. (Radıyallahü Anh) (Üsdül-Gabe)

 



ALLAHÜ TEALA’NIN EN SEVDİĞİ AMEL

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 9 ay, 5 gün önce / 03.04.2017 11:58:48 | Görüntüleme : 482
Hasam kabilesinden bir zat anlattı:

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Ashabından bazılarıyla beraber iken yanına geldim ve:

“Resulullah siz misiniz?” dedim.

“Evet” buyurdular.

“Yâ Resûlallah, Allâhü Teâlâ’nın en sevdiği amel hangisidir?” dedim.

“Allâhü Teâlâ'ya iman etmektir.” buyurdular.

“Sonra hangisidir?” dedim.

“Sonra sıla-i rahimdir (yakın akraba ile alakadar olmaktır.)” buyurdular.

“Yâ Resûlallah, Allâhü Teâlâ’nın hiç sevmediği amel hangisidir?” diye sordum.

“Allâhü Teâlâ'ya şirk koşmaktır.” buyurdular.

“Sonra hangisidir?” dedim.

“Sıla-i rahmi terk etmek (yakın akraba ile alakayı kesmektir.” buyurdular.

“Yâ Resûlallah, sonra hangisidir?” dedim.

“Münkeri (İslam'a aykırı olanı; günahı) emretmek, maruf (Allâhü Teâlâ'nın razı olduğu fiil ve söz)den de nehyetmektir.” buyurdular.

Allâhü Teâlâ'ya iman edenlere ne mutlu…



RECEP AYINDA KILINACAK NAMAZ

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 9 ay, 1 hafta önce / 30.03.2017 13:12:31 | Görüntüleme : 550
Recep'in 1'i ile 10'u arasında 10 rekât, 11'i ile 20'si arasında 10 rekat ve 21'i ile 30'u arasında 10 rekat kılınacak Hacet Namazı vardır. Bunların üçünün de kılınış şekli aynıdır. Yalnızca namazların sonlarında okunacak dualarda fark vardır

Bu 30 rekat namazı kılanlar, hidayete ererler. Bu namazı kılanın kalbi ölmez. Bu 30 rekât namaz Resulullah Efendimizin (s.a.v.) berberi Selman-ı Pak (r.a.) Hazretleri tarafından rivayet edilmiştir.

Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat, cuma ve pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüt vaktinde kılınması daha faziletlidir.

Kılınışı: Hacet Namazı'na şu niyetle başlanır:

“Yâ Rabbi, teşrifleriyle dünyayı nura gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i Şerif hürmetine, beni feyz-i ilâhine, afv-ı ilahine, rızâ-yı ilâhine nail eyle, abid, zahid kulların arasına kaydeyle, dünyâ ve ahiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-yı şerifin için” Allâhü Ekber.

Her rekatta 1 Fatiha, 3 Kul yâ eyyühel-kafirun, 3 İhlâs-ı şerif okuyup 2 rekatta bir selâm verilir. Böylece 10 rekat tamamlanır.

İlk on gün içinde kılınan namazdan sonra, 11 defa “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerike leh, lehül-mülkü ve le-hül-hamdü yuhyi ve yümit, ve hüve Hayyün lâ yemûtü bi-yedihil-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadir” okunup dua edilir.

İkinci on gün içinde yani Recep'in 11'i ile 20'si arasında kılınan 10 rekattan sonra, 11 defa: “İlâhen Vâhıden Ehaden Sameden Ferden Vitran Hayyen Kayyûmen dâimen ebedâ” okunup dua edilir.

Üçüncü on gün içinde, yani Recep'in 21'i ile 30'u arasında kılınan 10 rekattan sonra da 11 kere: “Allâhümme lâ mânia limâ atayte, velâ mutıye limâ menate, velâ râdde limâ kadayte, velâ mübeddile limâ hakemte, velâ yenfeu zel-ceddi minkel-ceddü. Sübhâne Rabbiyel-Aliyyil-alel-Vehhâb, Sübhâne Rabbiyel-Aliyyil-alel-Vehhâb, Sübhâne Rabbiyel-aliyyil-alel-Kerimil-Vehhâb, Yâ Vehhâbü yâ Vehhâbü yâ Vehhâb” okunur ve dua edilir.

Allah kabul eylesin.



REGAİB KANDİLİ ve YAPILACAK İBADETLER

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 9 ay, 1 hafta önce / 29.03.2017 10:52:15 | Görüntüleme : 501
Receb-i Şerifin ilk Perşembeyi Cumaya bağlayan gecesi Regaip Kandili'dir. Bu geceye Regaip denilmesi, melekler bu geceye çok rağbet ettikleri içindir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:

“Recebin ilk cuma gecesinden gafil olmayınız. Çünkü bu geceye melekler Regaip ismini vermiştir. Bu gecenin üçte biri olduğunda gökyüzünde ve yeryüzünde hiçbir melek kalmaz, hepsi Kâbe’de ve onun etrafında toplanır.

Cenâb-ı Hak hallerine muttali' olur ve ‘Ey meleklerim! Dilediğinizi benden isteyiniz.' buyurur. Onlar da: ‘Ey Rabbimiz! Senden Recep ayında oruç tutanları bağışlamanı istiyoruz.' derler. Allâhü Teâlâ “Bağışladım” buyurur.

Bu gece, Hz. Amine'nin alemlere rahmet olan ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e hamile olduğunu anladığı gecedir.

Bu gecenin feyiz ve bereketinden istifade etmek için bu geceyi ibadet ve taatla ihya etmelidir. Bu geceyi oruçlu olarak karşılamalıdır.

Regaip gecesi, akşamla yatsı arasında 12 rekât Hacet namazı kılınır. İki rekatta bir selam verilerek kılınan bu namazda, Fatiha'dan sonra her rekatta 3 İnnâ enzel-nâhü... ile 12 İhlâs-ı şerif okunur.

Namazdan sonra, 7 Salât-ı Ümmiyye okunup secdeye varılır. Salât-ı Ümmiyye şudur: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin-Nebiyyil-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.”

Secdede 70 defa:

“Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbül-melâiketi ver-Rûh” okunur. Secdeden kalkıp bir defa:

“Rabbiğfir verham ve tecâvez ammâ talem. İnneke entel-eazzül-ekrem.” okunur. Tekrar secdeye varılıp yine 70 defa:

“Sübbûhun Kuddûsün Rabbünâ ve Rabbül-melâiketi ver-Rûh” okunur.

Secdeden sonra duâ edilir. Duada Allâh'a şu şekilde iltica etmelidir:

“Allâhümme bârik lenâ Recebe ve Şabâne ve belliğnâ Ramazân.”

Regaip Gecesi'nin gündüzünde, yani Cuma günü öğle ile ikindi arasında 2 rekatta bir selâm verilerek 4 rekat teşekkür namazı kılınır. Her rekatta 1 Fâtiha, 7 Ayetü'l-Kürsi, 5 İhlâs-ı şerif, 5 Kul eûzü birabbil-felak, 5 Kul eûzü birabbin-nâs sureleri okunur. Namazdan sonra:

25 defa “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azimil-kebiril-müteâl”,

25 defa “Estağfirullâhel-azim ve etûbü ileyk” diyerek istiğfar ve sonra da dua edilir.

Regaip Kandiliniz mübarek olsun.



RECEB-İ ŞERİF

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 9 ay, 1 hafta önce / 28.03.2017 10:09:43 | Görüntüleme : 517
Recep Ayı, 29 Mart Çarşamba günü başlıyor.

İdrak edeceğimiz mübarek Recep ayı, üç ayların başlangıcı olup, kameri ayların yedincisidir. “Eşhür-i hurum”dan olan bu ay, Şehrullah yani Allâhü Teâlâ'nın ayıdır. Bu aya oruçlu girmeli ve bu ayda çok iltica etmelidir.

Recep ayının 1'inci günü oruç tutanlara 3 senelik, 2'nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3'üncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nafile oruç sevabı verilir. Bu, Hadis-i şerif ile sabittir. Üç günden sonra her gününe birer ay oruç sevabı verilir.

Bu ay Cenâb-ı Hakk'a mahsus bir ay olduğu için yalnız Zat-ı İlahi’yi bildiren İhlas suresini çok okumak lazımdır. Bilhassa bu aya hürmet olarak, ayrıca günde 11 defa İhlas-ı Şerif okumalı, tevhit, istiğfar ve salevat-ı şerifeyi ihmal etmemelidir.

Bu ayda 2 kandil vardır:

1. İlk cuma gecesi “Regaip Kandili”,

2. Yirmi yedinci gecesi “Miraç Kandili”dir.

Bu ayın birinci gecesi bir tespih namazı veya Receb-i Şerif’in ilk onu zarfında bir defaya mahsus olmak üzere kılınan on rekat namaz da kılınabilir. Önümüzdeki günlerde bu namazların kılınış şekli anlatılacaktır.

Recep ayında her gün, -başında ve sonunda 7'şer Fatiha ile- 100 İhlâs-ı Şerif okumak da çok sevaptır. Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i enbiya yapılmalı ve oruç tutulmalıdır.

Bu orucu 13, 14 ve 15'inci günlerinde tutanlar, Eyyam-ı Bıyz'da oruç tutma sünnetini de yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifa bulurlar.

Mübarek üç aylarınızı tebrik ediyorum. Mevlam, ibadetlerimizi kabul eylesin.



DUA İBADETTİR

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 9 ay, 1 hafta önce / 27.03.2017 10:00:29 | Görüntüleme : 482
Dua, lügatte çağırmak demektir. Sonra dua, küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya karşı yapılan niyaz ve temenni manasına kullanılmıştır.

Dua, aciz olan kulun her şeye kadir olan Allahü Teala’dan ihtiyaç ve arzusunu, fiili, sözü ve hâli ile yalvararak, ihlas ve ciddiyetle istemesidir.

Dua, Allahü Teala’dan af, mağfiret, lütuf ve yardım istemektir ve Allahü Teala’ya imanın en büyük ve en güzel delillerindendir.

Dua ile Allah’ın kulu olduğumuzu ve ona karşı ihtiyacımızı göstermiş oluruz.

Dua, kulun Rabbi’nden yardım istemesi ve onun merhametine müracaat etmesidir.

Dua, kulun Cenab-ı Hakk’ın varlığını, azametini, her şeye kadir olduğunu; kendisinin de aciz ve Rabbi’ne muhtaç olduğunu itiraf etmesidir.

Dua, birçok belâyı kaldırır ve düşmanların şerrinden kurtarır.

Dua bir ibadettir. Kur’ân-ı Kerim’de dua lafzı çok kere ibadet manasında kullanılmıştır. Mü’min suresi, 60. Ayet-i kerimede (mealen): “Hâlbuki Rabbiniz buyurdu: Bana dua edin, yalvarın ki size karşılık vereyim. Çünkü benim ibadetimden kibirlenenler yarın hor hakir olarak cehenneme gireceklerdir.” buyurulmuştur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de “Dua ibadettir.” buyurmuştur.

Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’e uyarak her mühim işte kalp huzuru ile kabulüne inanarak ve son derece tevazu’ içinde yalvararak dua etmek gerekir. Her hayırlı işte yalvarmak ve dua etmekle emrolunduk. Zira mümin, samimi dua ile yardıma, hayır ve berekete nail olur.

Mevlam, dualarımızı kabul eylesin.