......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 235213

RAMAZAN BAYRAMI ZİYARETLERİ…

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 7 ay önce / 4.8.2014 11:44:15 | Görüntüleme : 1218


Bayramın 1. günü, AK PARTİ Dörtyol Teşkilatı olarak Erzin’den başlayarak Dörtyol, Payas, İskenderun, Belen, Kırıkhan, Hassa, Kumlu, Reyhanlı, Antakya ve Altınözü ilçelerinde bayram ziyaretlerinde bulunduk. Programların tümüne Adalet eski Bakanı ve Ak Parti Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, Milletvekilleri Hacı Bayram Türkoğlu, Orhan Karasayar, Mehmet Öntürk, Adem Yeşildal katıldılar. Bunların bir kısmı teşkilat, bir kısmı ise, Valilik ve ilçe bazında Kaymakamlıklarca düzenlenmiş toplantılardı. Her gittiğimiz yerde coşkulu insanlarımızla karşılaştık. Her partiden vatandaşlarımızla bayramlaştık. 2002 yılında olduğu gibi gözleri parlayan ışık saçan insanlarımızı gördük.

Etrafımızdaki katliamlar yüzünden buruk bir bayram yaşıyorduk. Ana gündem, Suriye, Filistin, Mısır ve dünyanın farklı yerlerinde Müslüman kardeşlerimize yapılan zulümdü. Bu geziler sırasında, halkın nabzını ölçme imkânım oldu. Konuştuğum vatandaşlar, Mahalli seçimlerden bu yana 4 ay geçmesine rağmen, Hatay Büyükşehir Belediyesinin ilçelerde, gözle görülür hiç bir faaliyette bulunmadığını belirttiler.

İlimizde sıkça meydana gelen elektrik kesintilerinin, insanlarımızı mağdur ettiği belliydi. Adalet eski Bakanı Sadullah Ergin, konunun takipçisi olduklarını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’la görüştüklerini en kısa zamanda gereğinin yapılacağını söyledi.

Diğer bir gündem ise, yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Halkımız ilk defa, kendi Cumhurbaşkanını seçecek olmanın heyecanını yaşıyordu. Vatandaşlarımız Türkiye’de devam eden istikrarın devamını istiyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda Cumhurbaşkanı seçileceğine kesin gözüyle bakılıyor. Oy oranının % 60’lar civarında olacağı tahmin ediliyor. MHP ve CHP tabanlarının, hariçten bir adaya sıcak bakmadıkları sohbetlerde belli oluyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin parti meselesi olmaktan çıktığı, geleceğimiz açısından önemli olduğu ortada. 10 Ağustos Demokrasi tarihimizde bir ilk olacak, cumhur kendi başkanını kendi oyları ile seçecek.

Seçimlerin, şimdiden Ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.


KADİR GECESİ’NİN HUSUSİYETLERİ

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 25.7.2014 10:39:24 | Görüntüleme : 1240


23 Temmuz Çarşambayı, 24 Temmuz Perşembeye bağlayan gece Kadir Gecesidir. Bu geceyi en güzel şekilde değerlendirmemiz gerekir.

Ashabı-ı Kiram, Allâhü Teâlâ’nın Kadir Gecesi hakkında “Bin aydan hayırlıdır.” mealindeki Ayet-i Kerimesine sevindikleri kadar hiçbir şeye sevinmediler. Cenabı-ı Hak, bazı kıymetli şeyleri birçok hikmetler için gizlemiştir:

Kullarının bütün ibadet ve tâatlara rağbet etmesi için rızasını ibadet ve tâatlarda; büyük-küçük günahlardan kaçınmaları için gadabını günahlarda; bütün isimlerine ta’zîm edilmesi için İsm-i A’zam’ı Kur’ân-ı Kerim’de; bütün namazların muhâfazası için salât-ı vüstânın hangi namaz olduğunu; günün tamamında duâ edilmesi için Cuma Günü’ndeki icâbet saatini (duanın kabul edilen vaktini); hiç kimseyi hor ve hakir görmemek için veli kullarını; Ramazan’ın her gecesini ibadet ve tâatla ihya edip daha çok sevap kazansınlar diye de Kadir Gecesi’ni gizlemiştir.

Bununla beraber Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Kadir Gecesi’nin bazı alâmetlerini bildirmiştir: O gece gökyüzü parlak ve bulutsuz olur. Hava ne soğuktur ne de sıcak, latif olur. O gecenin sabahında güneş ziyasız (solgun) olarak doğar.

Kadir Gecesi, içerisinde Kur’ân-ı Kerim indirilen mübarek gecedir. Bu gecenin pek çok hususiyetinden birkaçı:

1- Bu gecede ibadet (içerisinde Kadir Gecesi olmayan) bin ayda yapılan ibadetten daha hayırlıdır. Resûlullâh Efendimize (s.a.v.) kendisinden önceki ümmetlerin ömrü gösterildi. Ümmetinin ömürlerini kısa gördü. Bunun üzerine Hz. Allah bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni ihsan etti.

2- Kadir Gecesi’nde meleklerin ve Ruh’un inmesi.

Melekler bu gecenin esrarını görmek üzere inerek yeryüzünü doldurduğu için bu geceye darlık manasına olan “Kadir” ismi verilmiştir.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) Buyuruyorlar ki: “Kadir Gecesi olunca Allâhü Teâlâ, Cebrail’e (a.s.) emreder. Cebrail (a.s.) yanlarında yeşil bir sancakla melekler ile yeryüzüne inip sancağı Kâbe’nin üzerine dikerler. Cebrail (a.s.) bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta bulunana, durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verir ve onlarla musâfaha eder, yaptıkları dualara âmin derler. Bu, fecir vaktine kadar devam eder.”

3- Bu gece, fecir vaktine (imsake) kadar selâmettir.

Kadir Gecenizi en içten dileklerimle kutluyorum.


KAYIP ÇOCUKLAR VE AĞLAYAN ANNELER…

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 23.7.2014 10:26:44 | Görüntüleme : 1341


Merhaba. TV de sahur programı izliyordum. Hocamız, kayıp çocuklardan bahsederek, bulunmaları için dua ediyordu. Bu çocuklar Ülkemizin bir gerçeğiydi… Annelerin, babaların bin bir zorlukla büyüttükleri, üzerinde titredikleri o canım çocuklar… Çok kolay yetişmemişti onlar… Ben de, tuşları şakırdatarak ağlayan annelerin hislerine tercüman olayım dedim…

Bir gün gelmiş, şu veya bu şekilde ortadan kayboluvermişler. Karakollara müracaat edilmiş, çalmadık kapı bırakılmamış, yine de bir netice alınamamış. Analar gözyaşı akıtıyor, babalar üzüntülerini içlerine atıyorlar. Gözlerine geceleri hiç uyku girmiyor, her nedense bir türlü sabah olmak bilmiyor. Onlar için hayatın tadı tuzu yoktur. Geceleri gökyüzüne, ayın aydınlığına, yıldızların parlaklığına bakar dururlar. Yağmurun ve rüzgârın sesi onlara bir çeşit ninnidir. Gündüzün aydınlığı, onlar için bir umuttur. Akşam olmasını hiç istemezler.

Nice gündüzler, aylar, ne çabuk geçmiş yıllar, çocuklar nedense gelmemişler. Onlar şimdi nerdeler, ne şartlar altında yaşıyorlar. Kimi çay, kimi falan yemeği severdi, kimi de anne bana tost yap derdi. Kimi çizgi film seyrederdi, kimi ise bilgisayarda oyun severdi. Şimdi ne yiyorlar, ne içiyorlar, ne giyiyorlar, uyurken üzerlerine ne örtüyorlar. Çocuklar hep bir arada, ne güzel oynarlardı, sesleri neşe kaynağıydı. Acılı anneler, dışarıda çocukları görseler, istemeden içlerini hüzün kaplıyor. Bütün çocuklar burada, bizim çocuklarımız nerde diyorlar. Kimi kaybolalı çok yıllar geçmiş, bir kısmı genç ve bir kısmı da kocaman adam olmuştur. Onlar, annelerinin yanında hala birer küçücük bebektiler.

Kıyamadıkları fidanları içlerinde bir ukdedir. Resimler, maziden birer hatıradır. Su ve yemekler boğazlarında yumak gibi düğümlenir. Adeta bir çiçek misali resimlerde yanaklar öpülür, kâğıtlar koklanır. Ailede doğanlar, evlenenler ve vefat edenler, o garipler olaylardan bihaber dar. Ağaçlar yapraklarını döker, yeşerir ve sonra da meyve oluverirler, o güzelim çocuklar yine ortada yoklar… Allah`tan ümit kesilmez, bir gün çıkıp gelirler. Aynı kaderi paylaşan anneler, yağmur yaş, sıcak ve soğuk demezler sıkça bir araya gelirler ve birbirlerine teselli olurlar. Onlar kamuoyunda simge olmuşlardır. Çocuklarının hayatta olmaları ve bir gün aniden çıkıp gelmeleri bitmeyen umutlarıdır. Onların hayalleriyle yaşarlar. Çocukları çıkıp geldiğinde, dünyalar onların olacaktır. Ellerini semaya açarak, sürekli Allah`a dua ederler. İnançlıdırlar, azimlidirler ve dimdik ayaktadırlar. Tüm olumsuzluklara meydan okurlar. Gazeteler ve TV`ler onlar için bir beklentidir. Siyasi İstismarlara hiç tahammülleri yoktur. Çeşitli yerlere afişler asarlar, telefonlar ve kapılar her zaman çalsın diye beklerler.

Sosyal medyada, çarşıda ve pazarda, hemen her yerde kayıp ilanlarına dikkat etmeliyiz. Acıları, yüreğimizde hissederek ailelere yardımcı olmalıyız. Kayıp çocuk, kayıp gelecektir. Çocuklar kaybolmasın, anneler üzülmesin…


KAYIP ÇOCUKLAR VE AĞLAYAN ANNELER…

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 21.7.2014 11:20:00 | Görüntüleme : 1279


Merhaba. TV de sahur programı izliyordum. Hocamız, kayıp çocuklardan bahsederek, bulunmaları için dua ediyordu. Bu çocuklar Ülkemizin bir gerçeğiydi… Annelerin, babaların bin bir zorlukla büyüttükleri, üzerinde titredikleri o canım çocuklar… Çok kolay yetişmemişti onlar… Ben de, tuşları şakırdatarak ağlayan annelerin hislerine tercüman olayım dedim…

Bir gün gelmiş, şu veya bu şekilde ortadan kayboluvermişler. Karakollara müracaat edilmiş, çalmadık kapı bırakılmamış, yine de bir netice alınamamış. Analar gözyaşı akıtıyor, babalar üzüntülerini içlerine atıyorlar. Gözlerine geceleri hiç uyku girmiyor, her nedense bir türlü sabah olmak bilmiyor. Onlar için hayatın tadı tuzu yoktur. Geceleri gökyüzüne, ayın aydınlığına, yıldızların parlaklığına bakar dururlar. Yağmurun ve rüzgârın sesi onlara bir çeşit ninnidir. Gündüzün aydınlığı, onlar için bir umuttur. Akşam olmasını hiç istemezler.

Nice gündüzler, aylar, ne çabuk geçmiş yıllar, çocuklar nedense gelmemişler. Onlar şimdi nerdeler, ne şartlar altında yaşıyorlar. Kimi çay, kimi falan yemeği severdi, kimi de anne bana tost yap derdi. Kimi çizgi film seyrederdi, kimi ise bilgisayarda oyun severdi. Şimdi ne yiyorlar, ne içiyorlar, ne giyiyorlar, uyurken üzerlerine ne örtüyorlar. Çocuklar hep bir arada, ne güzel oynarlardı, sesleri neşe kaynağıydı. Acılı anneler, dışarıda çocukları görseler, istemeden içlerini hüzün kaplıyor. Bütün çocuklar burada, bizim çocuklarımız nerde diyorlar. Kimi kaybolalı çok yıllar geçmiş, bir kısmı genç ve bir kısmı da kocaman adam olmuştur. Onlar, annelerinin yanında hala birer küçücük bebektiler.

Kıyamadıkları fidanları içlerinde bir ukdedir. Resimler, maziden birer hatıradır. Su ve yemekler boğazlarında yumak gibi düğümlenir. Adeta bir çiçek misali resimlerde yanaklar öpülür, kâğıtlar koklanır. Ailede doğanlar, evlenenler ve vefat edenler, o garipler olaylardan bihaber dar. Ağaçlar yapraklarını döker, yeşerir ve sonra da meyve oluverirler, o güzelim çocuklar yine ortada yoklar… Allah`tan ümit kesilmez, bir gün çıkıp gelirler. Aynı kaderi paylaşan anneler, yağmur yaş, sıcak ve soğuk demezler sıkça bir araya gelirler ve birbirlerine teselli olurlar. Onlar kamuoyunda simge olmuşlardır. Çocuklarının hayatta olmaları ve bir gün aniden çıkıp gelmeleri bitmeyen umutlarıdır. Onların hayalleriyle yaşarlar. Çocukları çıkıp geldiğinde, dünyalar onların olacaktır. Ellerini semaya açarak, sürekli Allah`a dua ederler. İnançlıdırlar, azimlidirler ve dimdik ayaktadırlar. Tüm olumsuzluklara meydan okurlar. Gazeteler ve TV`ler onlar için bir beklentidir. Siyasi İstismarlara hiç tahammülleri yoktur. Çeşitli yerlere afişler asarlar, telefonlar ve kapılar her zaman çalsın diye beklerler.

Sosyal medyada, çarşıda ve pazarda, hemen her yerde kayıp ilanlarına dikkat etmeliyiz. Acıları, yüreğimizde hissederek ailelere yardımcı olmalıyız. Kayıp çocuk, kayıp gelecektir. Çocuklar kaybolmasın, anneler üzülmesin…


AMELLERİN EN FAZİLETLİSİ

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 15.7.2014 10:18:00 | Görüntüleme : 1231


Cenâb-ı Hak katında amellerin en üstünü sevdiğini Allah için sevmek, sevmediğini de Allah için sevmemektir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

`Cenâb-ı Hak, Musa aleyhisselâma şöyle vahyetti:

`Ey Mûsâ! Benim için bir amel işledin mi?` Hz. Musa:

`Ya Rabbi! Senin için namaz kıldım, senin için oruç tuttum, sadaka

verdim, seni zikrettim` dedi. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:

`Ey Musa! Namaz senin için burhandır (imanına kuvvetli bir delildir),

oruç senin için Cehenneme karşı kalkandır, sadaka mahşer

meydanında gölgedir, zikir de nurdur. Benim için hangi ameli

işledin?` Musa aleyhisselam:

`Ya Rabbi! Sırf senin için olan ameli bana bildir` dedi. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:

`Ya Musa! Benim dostuma dost oldun mu, düşmanıma benim rızam için düşmanlık ettin mi?` (Hilyetü`l-Evliya)

Bundan bilindi ki Cenâb-ı Hakk katında en makbûl amel, sevdiğini onun rızası için sevmek, sevmediğini de onun rızası için sevmemektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: `Muhakkak Cenâb-ı Hakk`ın kulları vardır ki kıyamet gününde onlar için minberler (yüksek kürsüler) hazırlanır, üzerlerine otururlar. Onlar elbiseleri nur, yüzleri nur olan bir topluluktur. Onlar Peygamber ve Şehit de değillerdir. Lâkin Peygamberler ve Şehitler onlara gıpta ederler.`

Ashâb-ı Kiram sordular:

`Ya Resûlallâh! Onlar kimlerdir?`

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):

“Allah için birbirlerini sevenler, Allah için birbirlerini ziyaret edenler, Allah için bir araya gelenlerdir buyurdular.” (Tebarani)


DÖRTYOL-HASSA PROJESİNDE MUTLU SONA DOĞRU…

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 11.7.2014 10:26:48 | Görüntüleme : 1359


Hatay`da bir tabir vardır, dağın öte yüzü beri yüzü. Arada uçsuz bucaksız, geçit vermeyen Amanos Dağları… Dörtyol`dan Hassa`ya gitmek ne kadar zor, 120 km yol katetmek gerekiyor. Yeni proje, bu mesafeyi 30 km ye indirecektir.

Hatay`ın Hassa ilçesinin, nüfusu 54.000 dir. Konumu itibarı itibari ile fazla gelişememiştir. Tabir caizse, kenarda öksüz kalmıştır. Aslında Hatay`ın oksijen deposudur. Eğitimde, istenilen seviyelere ulaşılamamıştır. Yeni ve önemli projelere ihtiyacı vardır. Üzümün başkentidir. Kardinal, İzmir, Uslu, Trakya ilkeren ve Yalova incisi, meşhur Hassa karası, Şamı(hatun parmağı) ve pafı üzüm çeşitleridir. Hassa karası üzümünün çekirdeğinin, doktorlar tarafından özellikle kanser hastalığını tedavi etmede etkili olduğu ifade ediliyor.

Genelde sofralık olarak yurtiçine Özellikle Rusya ve doğu bloğu ülkelerine gider. İncir ve nar üretimi de mevcuttur. Eski Hatay Valisi Abdulkadir Sarı döneminde atıl durumda olan hazineye ait leçelik arazileri belli oranda köylülere zeytin dikmek şartıyla verilmesi sonucu, ciddi oranda ilçede zeytincilik gelişti. Sonraki yıllarda da fidan desteği devam etti. Valimiz M.Celalettin Lekesiz Hassa İlçesine özel önem vermektedir.

Özlem içinde, Şirin Ferhat`ına kavuşmayı beklemektedir. Proje çalımlarında son aşamaya gelinmiş olup, yapım ihalesinin ise Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra olması bekleniyor. Hassa`nın geniş arazileri artık değer kazanacak, daha fazla insana hizmet edecek. Daha doğrusu, önemli tesislere ev sahipliği yapacak. Bu sayede işsizlik kalmayacak. Bir başka ifadeyle, taşı toprağı altın olacak.

Geçenlerde Hassa`nın tecrübeli, güler yüzlü ve çalışkan Belediye Başkanı Abdurrahman Demirel, telefonun diğer ucundaydı. Dörtyol-Hassa tünel projesinden dolayı, çok heyecanlıydı. Kazma vurulacak günü, iple çekiyoruz diyordu. Vatandaşlarına daha fazla hizmet edebilecek olmanın aşkını yaşıyordu. Diğer ilçelere yakın ve komşu olacak olmanın arzusunu içinde hissediyordu. Hassa`nın marka olmuş, çok türü olan üzüm ve yan ürünlerini pazara ulaştırmak daha kolay olacak.

Sayın Demirel: Özellikle mahallelerimiz, son yıllarda ihtiyacı olan hizmetleri büyük oranda aldılar. En büyük problemimiz işsizlik. Tünel projesine bağlı olarak leçelik diye tabir edilen araziye, 41 bin dönüm üzerine 3 ayrı etap organize sanayi bölgesi planlanıyor, bu konuda Hatay Valiliği ve Başbakanlık Yatırım Ajansı planlama çalışmalarına devam ediyor. İşsizliğin çözümü noktasında ve en önemlisi Hassa`nın gelişmesi kalkınması, sanayileşmesi konusu gelecekle ilgili ümitlerimizi yeşertiyor. Bizde belediye olarak müteşebbis ve yatırımcılara üzerimize düşen desteği sonuna kadar vereceğiz. Ayrıca ilçemize yapılacak olan OSB’nin Türkiye’deki en büyük organize sanayi bölgesi olacağı ifade ediliyor.” Dedi.

Dörtyol, narenciyenin başkenti. Sanayide önemli gelişmeler kaydediliyor. Konumu gereği, kara, deniz, demiryolu ve havadan her yere ulaşımı kolay. Fakat sanayici işletme kuracak arazi bulamıyor. Tünel sayesinde alanlar genişleyecek. Bölgede ticari faaliyet daha da hızlanacak. Körfezde hareketlilik yaşanacak. Ferhat, Şirin`ine kavuşacak. Öteyüz ve beriyüz kalmayacak. Hayali bile zor bir proje. Eskiden deseler kim inanırdı, Dörtyol`dan Hassa`ya dağları delerek tünelle gideceksin. İnsana ne diyorsun sen ya, derlerdi. Çok yakında, hayaller gerçek olacak.

Tünel, mesafeyi kısaltacak, zamandan kazandıracaktır. Hatay`ın turizmine önemli katkı sağlayacaktır. Hatay, yakında bir düğüne hazırlanıyor. Sebep olanlara ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum.


AK PARTİ KÖŞK ADAYINDA TERS KÖŞE YAPMADI

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 8 ay önce / 7.7.2014 10:33:49 | Görüntüleme : 1285


Tarihi bir Ramazan günüydü. Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezinde hareket ve heyecan vardı. Muhteşem organizasyonda, Yurdumuzun her yanından konuklar, salonu doldurmuşlardı. Başbakanın salona girişinde, adeta sevgi seli oluştu. Başbakan ve eşi, sahneye gelerek katılımcıları selamladılar. Başbakan`ın siyasi faaliyetleri ile ilgili müzik eşliğinde video gösterisi yapıldı. Nereden, nereye dedirten görüntüler…

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı M.Ali Şahin; Partisinin tüm milletvekillerinin imzasıyla sürpriz olmayan, Türkiye`nin 12. Cumhurbaşkanı Adayını açıkladı. Şahin, Ak Parti`nin Adayını ayrıntılı bir çalışmanın neticesinde belirlediğini ifade etti. Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilk defa halkın seçeceği Köşk Seçiminde aday gösterildi. Sinevizyon gösterisinde daha 18 yaşında iken Ülkeye hizmet için mücadeleye başlayan, karşısına çıkan çok engelleri aşarak bugünlere kadar gelen Sayın Erdoğan`ın renkli kişiliği tüm yönleriyle anlatıldı. Azmin ve inancın getirdiği başarılı sonuçlar…

Başbakan Erdoğan, Allah`a hamdü senalar olsun diyerek başladığı konuşmasını, uzun ince bir yolda gidiyorum gündüz gece şeklinde sürdürdü. Siyaseti mevki ve makam için yapmadığını, amacının sadece millete hizmet olduğunu belirtti. Kendisini Cumhurbaşkanlığına aday gösteren milletvekillerine, bu güne kadar kendisine destek olan yol arkadaşlarına ve ailesine teşekkür etti.

Sayın Erdoğan; “1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığım sırasında, bir küçük çocuk yanıma gelerek, elindeki 2 altın bileziği uzatarak bunları annem gönderdi, başkan seçildikten sonra bizi unutmasın dedi ve kendi oyuncak bileziğini de bıraktı gitti. O çocuğun gözlerinin parıltısı ve annesinin sözleri hiçbir zaman aklımdan çıkmadı. “ şeklindeki ifadeleri salonda duygulu anlar yaşanmasına neden oldu. Başka bir anısında ise, hizmet yolunda koştururken eve çok geç geldiğim için, eşime ve çocuklarıma fazla zaman ayıramıyordum. Kızım henüz ilkokula gidiyordu, bir gün kapıya bıraktığı notta, baba ne olur bir geceni de bize ayır demesini hiç unutamam.

Başbakan Erdoğan, “Türkiye`de her Cumhurbaşkanlığı seçiminde fırtınalar koparılıyordu. Belli güçler dayatmalarda bulunuyordu.10 Ağustos`ta, kara dönem ve vesayet dönemi sona erecektir. Halkımız, ilk defa kendi Cumhurbaşkanını seçecek. Bu konuşmam bir veda değil, bir kapanış bitiş değil, bir Fatiha`dır. Herkesin adayıyım, İnşaallah seçildiğim takdirde, her kesimin Cumhurbaşkanı olacağım.” Dedi.

Ak Parti`de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın Cumhurbaşkanlığı adaylığının hayırlı olmasını diliyorum.


RAMAZÂN-I ŞERÎF KUR`ÂN AYIDIR

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 9 ay önce / 1.7.2014 10:38:10 | Görüntüleme : 1337


28 Haziran Cumartesi günü idrâk ettiğimiz mübârek Ramazân-ı Şerîf ayı, 11 ayın sultânıdır. Ümmet-i Muhammed`in ayıdır. Gündüzleri oruçla, geceleri terâvih namazlarıyla ihyâ edilir. Ramazân-ı şerîf Kur`ân ayıdır. Bu itibarla, Kur`ân okumasını bilen herkes, bu ayda Kur`ân hatmi yapmalıdır. Kur`ân okumasını bilmeyenler bu ayı fırsat bilip öğrenmeye gayret etmelidirler. Ramazân ayının evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâddır.

Ramazân-ı Şerîfte yapılması tavsiye edilen ibâdetler:

Birinci on gün içinde, mümkünse, tesbih namazı kılınır ve hatm-i enbiyâ yapılır.

İkinci on gün içinde, mümkünse, yine tesbih namazı kılınır ve hatm-i enbiyâ yapılır.

Üçüncü on gün içinde ise tevbe-istiğfar, hatm-i enbiyâ ve 7 salât ve selâmdan sonra mümkünse hatm-i istiğfar yapılıp, yâni 1001 defa, `Estağfirullâhe`l-azîm ve etûbü ileyk` denildikten sonra da 7 veya 70 salât ve selâm okunur, duâ edilir.

İftara yakın, `Allâhümme yâ vâsia`l-mağfiratiğfirlî`,

İftarda da, `Allâhümme leke sumtü ve bike âmen-tü ve aleyke tevekkeltü ve âlâ rızkıke eftartü ve savme ğadin neveytü` veya `Zehebe`z-zameu vebtelleti`l-urûku ve sebete`l-ecru inşâallah`

Ramazan-ı Şerirfiniz mübarek olsun. Daha nice Ramazanlara ulaşmak dileğiyle…


HATAY`IN SESSİZ GÜZELLERİ

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 9 ay önce / 26.6.2014 13:15:15 | Görüntüleme : 1440


Merhaba. Başlığı okuyanlar, Hatay`da güzellik yarışması mı yapıldı diyeceklerdir. Oysa Hatay`da yetişen 2000 bitki türünden 900 ünün tanıtıldığı ve Hatay`ın sessiz güzelleri diye tabir edilen bitkilerin bir kitapta yer alması gerçekten çok önemli çalışmanın neticesidir.

Hatay Valiliği Yayınları`ndan 2014 yılında çıkan ve 996 sayfalık kitapta, Hatay`ın sahip olduğu zengin coğrafyada hangi bitkilerin yetiştiğine, tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğinin bilim dünyası dışında da tanıtılmasına yönelik çalışmalar yer alıyor.

Okuyucuya adeta görsel bir ziyafet sunan fotoğraflarla desteklenen kitap, zengin içeriği ve kaliteli baskısıyla sayısız değerlere sahip ilimizin bitkisel zenginliğini de tanımak isteyenlere güzel bir fırsat sunuyor.

Hatay Valisi Sayın M. Celalettin Lekesiz, cennet gibi ülkemizin cennet gibi illerinin kendine özgü misali sayısız güzelliklere sahip olduğunu, Hatay`ın ise, iklimi, coğrafi özellikleri ve insan dokusuyla ayrı bir hazine olduğunu kaydetti.

Lekesiz, “Hatay özellikle doğal kaynaklar ve doğal güzellikler bakımından son derece zengindir.

Bitki örtüsü çeşitliliği, endemik türler ve bunlara bağlı sanayi ve ticaret alanlarında her zaman öndedir. Hatay doğalında bugüne kadar 2000`den fazla bitki türü tespit edilmiştir ve bunlardan 300 kadarı endemiktir. Ülkemizde ise bugüne kadar yaklaşık 10.000 bitki türü yetiştiği bilinmektedir ve bunların 3.300 kadarı endemiktir. Yani ülkemizdeki endemik türlerin yaklaşık yüzde 10`u ilimizde yetişmektedir.” dedi.

Sahip olduğumuz bu zenginliğin kayıt altına alınarak bilim dünyasının dikkatine sunulması için uzun süredir bir dizi çalışma yürütüldüğünü hatırlatan Vali Lekesiz, İşinin uzmanı bilim adamları tarafından yürütülen bu çalışmalar kapsamında önce doğal bitki örtümüzün ve endemik türlerimizin tanıtıldığı Hatay Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi faaliyete geçti. Bu müzeyle birlikte hazırlanan Hatay Tabiat Şifahanesi ve belgesel filmi de insanlarımızın hizmetine sunuldu.

Hatay`ın Sessiz Güzelleri kitabında ise Hatay`ın doğalında tespit edilen yaklaşık 2000 bitki türünün 900`ü kayıt altına alınarak bir rapor haline getirildi. Uzun ve yorucu bir çalışma döneminden sonra tamamlanan kitabın oluşmasında emeği geçen herkese teşekkür ederim.” dedi.

Şimdi geleceğe, gelecekte de geçmişe ışık tutacak olan bu önemli eserin ortaya çıkmasında, başta Sayın Hatay Valisi Celalettin Lekesiz olmak üzere, tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.


YEMEK ADABINDAN BAZILARI

Yazar : Süleyman GÖKSU | Tarih : 3 yıl, 9 ay önce / 26.6.2014 13:14:33 | Görüntüleme : 1423


Merhaba. Yaşantımızın her safhasında, adap çok önemlidir. Yemek adabı ise, dikkat çekme bakımından farklı bir özellik gösterir…

Yemekte dört şey farzdır:

1- Helal olandan yemek,

2- Yediği şeylerin Allâhü Teâlâ`nın ikramı olduğunu bilmek,

3- Allâhü Teâlâ`nın verdiği rızka razı olmak,

4- Bu rızıktan elde ettiği kuvveti Allâhü Teâlâ`ya isyanda kullanmamak.

Yemekte dört şey sünnettir:

1- Başlarken besmele çekmek,

2- Sonunda Allâhü Teâlâ`ya hamd etmek,

3- Yemekten önce ve sonrasında elleri yıkamak,

4- (Yer sofrasında) Otururken sağ ayağını dikip sol ayağının üzerine oturmak.

Yemekte dört şey adaptandır:

1- Önünden yemek,

2- Lokmaları küçük almak,

3- Lokmayı iyice çiğnemek,

4- Başkasının lokmasına bakmamak.

Yemekte iki şey şifadır:

1- Sofraya dökülen kırıntıları yemek,

2- Tabağını bitirmek (sünnetlemek).

Yemekte iki şey mekruhtur:

1- Yemeği koklamak,

2- Yemeğe üşemek.

Yemeği sıcak yememek, soğumasını beklemek lazımdır. Sıcak yemek lezzetlidir. Fakat bereket soğuk yemektedir. Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalıdır. Yemeğe azıcık tuz ile başlamalı ve tuz ile bitirmelidir. Meyveleri, çekirdek ve kabuklarıyla bir tabağa koymamalı.

Yemekten sonra yemeğin kırıntılarını toplamak ve sofradan kalktıktan sonra dişlerini temizlemek müstehaptır.

Allâhü Teâlâ`nın rızasına kavuşmak isteyen akıllı kimsenin, azığını gıdasını helalden temin etmesi ve nimetleri veren Allâhü Teâlâ`ya çok şükretmesi lazımdır.

Afiyet olsun. Kalın sağlıcakla…