......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 234769

YALAN KONUŞMAK AİLE TEMELİNİ YIKAR

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 ay, 2 hafta önce / 08.06.2017 09:49:02 | Görüntüleme : 850
Yalan konuşmak, karşındaki kandırmak, aile ve toplumu temelinden sarsar. “Yalan konuşup, aldatan bizden değildir.” Buyuran Allah Resulü yalan üzere hiçbir şeyin bina edilmeyeceğini bize bildirmiştir.

Atalarımız “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” yalanla-dolanla bir yere varılamaz. İnsan arasında güven çok önemlidir. Yalana başvurmak gösterilen güveni yok eder. Güvenirliğin zedelenmesi ise kişinin şahsını onurunu kaybetmiş olur. Halk arasında onursuz yaşamak ölmekten beterdir.

Ölünceye kadar başı önüne eğik dolaşmakta işin cabasıdır. Zilletle yaşamaktansa ücra bir köşeye çekilmek daha şerefli olsa gerektir.

Allah Resulü efendimiz “Aldatan bizden değildir” buyurmuştur. Efendimizin huzurundan dışlanmaktan daha erzel bir durum olabilir mi? Bilemiyorum. Yalancının ne Allah yanında ve ne de Resulullah huzurunda bir payesi yoktur. Kendi yalnızlığında gömülüp gitmiştir.

Yalanla yatıp kalkanların tek çıkar çaresi tevbe ve istiğfar etmesidir. Gözyaşı dökerek pişmanlık göstermesidir. Belki Cenab-ı Allah günahlarını bağışlar da affeder. Anasından yeni doğmuş gibi kendine döner. Çaresiz hiçbir dert yoktur. Mutlaka bir devası vardır. Yeter ki, nedamet duy.   



ORUCUN ŞARTLARI

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 ay, 3 hafta önce / 01.06.2017 09:00:28 | Görüntüleme : 497
Oruç ile mükellef olmak için İslam’da akil Baliğ olmak şarttır. Akil olmamışsa oruç tutmak farz değildir. O yaşta tutturulan oruç varsa asla boşa gitmez. Nafile oruç olarak değerlendirilmiştir.

Orucun edasının şartı da vardır ki o da (sıhhat ve İkamet şarttır). Bundan dolayı hasta ve seferde olanlara sonradan tutmak şartı ile oruç tutmama ruhsatı tanınmıştır.

Oruç Vakti: İkinci fecrden başlar, güneş batıncaya kadar devam eder. Fecrde ve güneşin doğuşunda ve batışında şüphe edilmemelidir. Kendi gücü nisbetinde araştırma yapılmalıdır. Bu açıdan Ramazan ayındaki Hilal’in görülmesi önemlidir. Hilal görülür oruca başlanır ve yine Hilal görülür Bayram edilir, denilmiştir.

Ramazan ve diğer aylarda Hilal’in görüntülenmesi oldukça önem taşır. Ramazan ayı bazen 30 olurken bazen de 29 olduğu bilinmektedir. Havanın kapalı olduğu anlarda çıplak gözle görülme imkanı bulunmadığı gün ve aylarda astronomi bilgilerinden faydalanmak hiç yoktan yeterli olur, görüşündeyim. Fakat asıl olan Hilal’in çıplak gözlerle gözlemlenmesidir.

Havanın kapalı olması halinde ise bir önceki aya bakılır. Ondan faydalanılır. Niyeti sağlam olanlara Allah bir çıkar kapı yol gösterir.



ORUÇ TUTMAK

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 7 ay, 4 gün önce / 25.05.2017 09:50:23 | Görüntüleme : 507
İslam’ın beş şartından biriside Ramazan ayındaki farz orucu hakkıyla tutmasıdır.

Kur’an-ı Kerimde Bakara Suresi ayet:83 de “Kutibe Aleykumüssiyemu” (Oruç size farz kılındı) ayeti kerimesiyle bu farz ilahidir. Farz olan oruç Ramazan ayında tutulur. İmsak ile başlar iftar ile sone erer. İmsak tutmak demektir, İftarda açmaktır.

Orucun nev’ileri:

1-Farz Oruç (Ramazan’da tutulan oruçtur)

2-Vacip Oruç (Başlanmış nafile oruç borcudur)

3-Nafile Oruç (Allah için ve sevabı için tutulur.

4-Mekruh oruç olmak üzere Nev’ileri vardır.

Ramazan Bayramının 1. Günü ile Kurban Bayramının ilk 3 günü oruç tutmak haram kabul edilmiştir. “Savmi Behr:Yılboyu oruç: Bayram günleri iftar edilirse böyle oruç ta sakınca yoktur, denilmiştir.

Aşağıda mealini verdiğimiz Hadis-i Şerifte “Her şeyin bir zekatı vardır. Bedenin zekatı da oruç tutmaktır. Hadisin Ravisi “oruç sabrın yarısıdır” ıda ilave etmiştir.

İnsan oruç sayesinde hayvani ve şehvani duygularını frenlemiş olur. İnsanın zalim nefsini terbiye etmek için oruç en etkili ibadet şeklidir.

Orucun şartları olduğunu belirttikten sonra gelecek hafta da şartlardan bahsedelim. Şartlar yerine gelmezse oruç tutulmaz. (Oruç faz değildir.)



RAMAZAN AYI YAKLAŞIRKEN

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 7 ay, 1 hafta önce / 18.05.2017 09:11:49 | Görüntüleme : 512
Müslüman madden ve manen kendini Ramazan ayına ve oruca hazırlamalıdır.

Peki nasıl bir hazırlık içine girmelidir. Madden etrafını, üstünü başını düzeltmeli ve kendine çeki düzen vermelidir ki, hazırlık yaptığı belli olsun. Nasıl bir toplantıya veya düğüne gideceği zaman hazırlanıyor da özen gösteriyorsa aynen daha fazlasını gayret ederek hazırlık yapmalıdır.

Allah Resulü buyurur: “Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız. Oruç tutmak Allah’ın emri. Farz oruç, ayla ve günle sınırlıdır. Ramazan ayının dışında farz oruç yoktur. Sağlığı ve sıhhati yerinde olan her Müslüman üzerine borçtur. Hileye kaçmadan samimiyetle Allah için orucunu tutanlar, Allah’a kulluk ederler.

Şuurlu müslümanın yapması gereken iç temizliği de şarttır. Kalbini kötü düşüncelerden arındırmalıdır. Tevbe ve istiğfar yapmalıdır. Allah Resulü Efendimizin günde en az 70 defa istiğfar ettikleri haber verilmiştir. O, bu kadar yaparsa bizim ne kadar yapmamız gerektiğini siz düşününüz. Günahlardan korunmuş ve Allah tarafından Peygamber seçilmiş biri bunca tevbe ve istiğfar ederse sıradan ve günahkar birisi ne kadar tevbe ve istiğfar etmelidir? Sayısını ve yapılışını siz düşünün artık.

Hiçbir Müslüman İslam’ın beş şartını kendi kendine konuşmasın. Onların hepsi bizim içindir. Allah’ın bizim yaptıklarımıza ve kıldıklarımıza ihtiyacı yoktur. Çünkü Allah muhtaç değildir. İşlediklerimizin faydası ve zararı bizedir. Muhtaç olan müminlerdir. Haşa Allah ihtiyaçtan beridir. Bu düşünce içerisinde hazırlık yapılmalıdır.  



BAŞARMAK

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 7 ay, 2 hafta önce / 11.05.2017 10:19:26 | Görüntüleme : 537
Kainattaki bütün varlıkları yaratan, yaşatan, sonunda hesaba çekecek olan Yüce Allah Tin usresinde “İnsanı en güzel surette yarattığını, yaratılış gayesine uygun davranmadığında da, Esfelessafiline “En alçak yere” attığının haberini vermektedir.” Demek oluyor ki, İnsan, en üstün ile en alçak yere layık olandır. Allah’a kulluk yaptığında, Eşreful mahlukattır. Kulluk yapmadığında da, en alçak yere layıktır.

Halk arasında melek gibi adam, şeytan gibi insan denilmesinin sebebi de bu olsa gerek. İnsan denen varlık hem meleklerin yaptığını yapar ve hem de şeytanın işlediğini yapabilendir.

Kötülük işleme gücü olmasına rağmen işlemeyip de uzak durduğunda melekten üstün görülmüştür. Şeytanın yaptıklarını yapma gücü olmasına rağmen de ondan uzak durup yapmadığında da haliyle şeytandan üstün görülmüştür.

O halde insan denen varlık melekle şeytan arasındadır. Yani hem şeytani davranışları hem de meleklerin işlediği ameli işlediğinde haliyle üstünlük ortaya çıkıyor.

Samimi bir tarzda kulluk vazifesini yaparda üstün sayılmıştır. Üstün olduğunda haram işlemez, yalan konuşmaz, hile yapmaz, isyan etmez, daima itaat eder. Emri Bil Maruf, Nehyi Anil Münker de bulur. İyilikleri işlerken kötülüklerden kaçınır. Yani Müslüman yaşar.

Kur’anda “İnsan için çalıştığında başkası yoktur” buyrulmuştur. İlahi adalette haksızlık yoktur. Çalışıp üretmek kuldan, yaratmak da Allah’tandır. Özetle toparlamak gerekirse, kul ister Allah da yaratır.

O halde istemek kuldan, yaratmak Allah’tandır. Vesselam.



MÜBAREK GÜNLER, GECELER VE AYLAR

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 7 ay, 3 hafta önce / 04.05.2017 09:37:33 | Görüntüleme : 599
Allah’ın yarattığı her varlık muhteremdir, kutsaldır. Varlıklar içinde insanı en güzel surette yarattım buyurmuştur Cenab-ı Allah. Fazladan akıl nimetini ve konuşma nimetini de vermiştir. İlaveten dünyayı da onun emrine vermiştir.

Mülk Allah’ındır. Kendi mülkünde dilediği gibi idare eder. İstediğini aziz eder, yükseltir. İstediğini zelil eder, alçaltır. Allah’ın her şeye gücü yeter. Adildir, asla haksızlık yapmaz. Çalışana hakkını fazlasıyla verir. Kullarına da huzuruma kul hakkıyla gelmeyiniz uyarısını da yapmıştır.

Üç aylar dediğimiz Recep, Şaban ve Ramazan ayları içinde kandil geceleri toplanmıştır. Ramazan ayı içinde bulunan Kadir Gecesi “Bin aydan daha hayırlıdır” buyrulmuştur Kur’an da. Miraç Kandili, Mescid-i Haram’dan-Mescidi Aksay’a gidilmesi, ayete tespit edildiğinden, inkârı insanı küfre götürür. Mirac’ın sonunda Allah 5 vakit namazı farz kıldı. Bakara Suresinin son iki ayeti indirilmiştir. Üçaylar müminlerin manen arınma aylarıdır. Allaha dua etmek faydalıdır. “ Ey Allah’ım, recep ve Şabanı bize mübarek kıl ve bizi ramazana ulaştır. (Amin)

Ümmetinden şirk koşmamış olanların cennete gireceklerini ve cennet nimetlerinde faydalanacaklardır. Allaha kulluk yapanların hepsine Allah yardım edecektir. Ahiret ise, mümin doğdu, mümin yaşadı, mümin öldü ve mümin dirildi ve cennete girdi. Allaha tevekkül etti, onun yardımıyla, cennete doğrudan girdi. Allah için kulların tamamı da cennete gireceklerdir. Unutulmasın ki, cennet müminler içindir. Cehennem de kâfirler için hazırlanmıştır. Konuyu toparlamak gerekirse, samimi bir Müslüman Allah ile antlaşma yapmıştır. Cennet karşılığına cihad ve şehadeti satın almıştır. Mübarek olsun. (Amin)



YARATILIŞ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 8 ay, 4 gün önce / 27.04.2017 09:53:28 | Görüntüleme : 603
İnsan olarak yaratılış nedenimizi dünyadaki vazifemizi düşünüp bilmemiz lazımdır. Ceneb-ı Allah gücünü göstermek için insan oğlunu yaratmıştır. Daim ve baki olan Allah tek güç ve kudret sahibidir.

Allah’ın dışındakilerin hepsi fanidir. Hem de muhtaçtırlar. Allah’tan başka hepsi bir gün fani dünyadan baki ahiret hayatına intikal edecektir. Fani ömür, baki ömürle yer değiştirmiş olacaktır.

Dünyada ne varsa hepsinin sahibi Allah’tır. Bütün mülk sahibi Allah’tır. Allah’ın eşi ve benzeri yoktur. Varoluşu kendi varlığındandır. Mekandan münezzehtir. Anılan her yerde vardır. Kendisi için ayrılmış bir mekan yoktur.

Allah tek güç, tek otorite, tek kuvvettir. Allah’tan başka güç ve kuvvet sahibi yoktur. Her türlü ihtiyaçtan beridir. Zerre kadar da olsa muhtaç olsa ilah olmaz. Varlığı kendi varlığındandır. Hesaba çeker, çekilemez.

Allah ilim sıfatıyla açıktan veya gizliden ne varsa hepsini bilir. Allah’a göre gizlilik yoktur. Eskiden bilinmesi gerekenleri bildiği gibi sonradan olacakları da kesinlikle bilendir.

Allah olmasını istediğinde; “ol” der, her şeyde olur, onun için zorluk yoktur.Saltanat sahibi Allahdır, Kendi mülkünde , istediğini aziz eder, yükseltir, dilediğini de zelil eder alçaltır. Her şeye gücü yetendir. Adildir. Asla haksızlık yapmaz. Bilinen-bilinmeyen-yerin üstünde ve altında olan- karada-havada-görünen-görünmeyen ne varsa, hepsinin ihtiyaçlarını gideren Allahtır. Allahın bulunmadığı bir nokta yoktur, ki nerede anarsan ordadır. Sakın ha, dünyada gördüklerinizden birine benzetmeyiniz. Aklınıza getirdiğiniz , Allah değildir. Onun mekanı da yoktur. Varlığı kendi varlığındandır. Kendisine şurada diyemeyiz. Fakat Allahın bulunmadığı bir noktada yoktur. Mekandan-münezzeh olduğundan, senin andığın yerdedir. Allahuteala canlı-cansız ne kadar varlık varsa, hepsinin rabbidir, Allah.

Daha öncede melekleri yaratan Allah, bu kez , Ademoğlu insanı yarattığı haberini bildirdi. Melekler, bizler ki, sana karşı gelmeyen bizler yetmez miyiz? Rabbimiz. Kavga edecek, kan dökecek, fitne fesat çıkaracaklarını yaratacaksın. Dediklerinde, Allah buyurdu, sizin bilmediklerinizi ben bilirim. Ademoğlu eşya isimlerini öğretti ve Ademoğlu insanı yarattı ve büyüklüğünü göstermiş oldu. Melekler endişe ve korkularını dillendirdiler, Allaha teslim olarak Ademoğluna gerekli saygıyı da gösterdiler. Faket meleklerin arasında bulunan şeytan asi oldu Ademoğluna saygı göstermedi. Beni ateşten yarattı, Ademi balçıktan yarattın. Ateş balçıktan üstündür dedi. Allaha karşı geldi. Asi oldu. Allahta şeytanı huzurunda kovdu, kovulmuşlarından oldu. Arkasından yetmiyormuş gibi, Ademoğlu insanı kandırmak ve şaşırtmak üzere Allahtan mehil istedi. Allah da şeytana mühledi verdi.

Allah rasülü efendimiz nefsi büyük düşmanı kabuletmiş Cihad-ı Asgardan( küçük savaştan) Cihad-ı Ekbere (büyük savaşa) geldik buyurmuşlardır. İnsandaki nefis azılı düşmandır , hem öyle bir düşmen ki insanın dışından değil için girmiş bir düşmandır. Savunulması çok zor bir savaştır. Allah kullarına güvendi şeytana istediği mühledi verdi. Şeytanadedi ki; sen benim kullarımın yanına bile yaklaşamasın dedi. Kulumun yanına yaklaşamayan birisi onu nasıl kandıracaktır ? Allah takva sahibi kullarına güvenerek şeytana hodri meydan dedi. “Allah affetsin sözünün ardına sığınarak şeytana askerlik yapan ve peşine taklınan müslamanların kulakları çınlasın, bir kere ile bir şey olmaz diyenlere yuhlar olsun. Allah hakkıyla-kul hakkı bir araya geldiklerinde kul hakkı tarafında bulunanlara da yuhlar olsun demek yakışır sanırım. Suçla (haramla) karşı karşıya kalındığında etrafına bakarak taraf değiştirenlere , neler demeliyiz i onu da siz içinizden deyin.

 Özet yazımızı da bir dua ile sonlandıralım ;

“ Yarabbi bizim Müslüman olarak doğmayı nasip ettin,Müslümanca yaşat , Müslüman olarak öldür ve dirilt. Hesabımızı kolay getir. Son-ahir nefeste ; kelime-i şehadetle çene kapamayı nasip eyle Allahım. Unutulmasın ki dünyamız, ahretin tarlasıdır. Amelimizin bedelini inşallah ahirette toplayacağız. Allaha emanet olunuz. 



İNSANIN YARATILIŞI VE ÇOCUKLUĞU

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 8 ay, 2 hafta önce / 13.04.2017 10:25:00 | Görüntüleme : 663
Allah’u Teala insanı en güzel surette yaratmıştır.

Çocuk dediğimizde, yardıma muhtaç, güçsüz, kuvvetsiz, takatsiz bir durumda iken Allah ona merhametinden en büyük payeyi ikram etmiştir. Küçük yaşta ne kadar muhtaçsa, fazlasıyla sevilmeyi ve korunmayı vermiştir. Dünyada henüz daha faydalısı bulunmayan ana sütü çocuğa ikram edilmiş, sevgi bakımından da en güzeli ana tarafından gösterilmiştir. Yerine göre ana canı pahasına olsa küçükleri koruduğu görülmüştür.

Allah mülkün sahibidir. O, mülkünde dilediğini aziz eder, yükseltir. Dilediğini de zelil eder, alçaltır. Kendi mülkünde tasarruf etme hakkına sahiptir. Fakat yaptıklarında adildir. Haşa asla haksızlık yapmaz. Bütün insanlar eşittir. Hepside Allah’ın kullarıdır. Aralarındaki eşitlik bir noktada bozulur. O da takvadır, takva Allah’tan korkmaktır. O halde Allah’tan kim daha çok korkarsa, az korkandan üstündür. Ancak çok korkan, az korkandan üstün görülmüştür.

Allah merhametlidir. Her kuluna kaldırabileceği yükü (sorumluluğu) yüklemiştir. Fazlasını istememiştir. Yapamayacağı işlerden mesul tutmamıştır. Bütün insanlar Allah’ın koruması altındadır. Allah yolunda gidenlere Allah’ın yardımı mutlaktır. Allah’ın yanında bulunanlara Allah yardım edecektir. Çünkü yardım etmeyi vaat etmiştir.

Sevgi bir bağdır. Çocukla ana arasında, aile bireyleri arasında kopmaz, eksilmez, güçlü birleştirici unsurdur. Ancak Allah sevgisi ona üstün gelebilir. Sevgiden uzak büyüyen çocukların merhametleri de az olduğu görülmüştür. Atalarımız “Acımayana acınmaz” demişlerdir. İnsanın karşısına yaptığı ne ise o çıkacaktır.

Hadiste “Dünya ahretin tarlasıdır” burada ekilen ahirette hasılatı yapılacaktır. Cennetlik amellerde, cennetlik ameller de bu dünyada iken kazanılacaktır. Kazanma yeri dünya hayatıdır. Ahiret hayatı, dünyada biriktirdiklerini tüketme yeri olacaktır. Ahirette çalışma yok, terleme yok, yorulma yok. Elinde hazır ne varsa karşında (önünde) o olacaktır. Orada önünde hazır olanları yemek zorundasın. İlahi adalet gereği böyle olacaktır.

Günümüzdeki uygulamaların bazıları ters yapılmaktadır. Çocuk doğduğunda seviniliyor, adeta bayram yapılıyor. Aslında sevinilme yerine üzüntü duyulması lazım. Nedeni: başına neler gelebilecek, ne gibi tehlikelerle karşılaşacağını bilemiyoruz da, onun için endişe duymalıyız. Üzüntümüzün sebebi belirsiz dünya içine dalmasıdır. Hele bir de dünyanın sahte cazibesine aldanıp kendinin kaybedenler helake düşeceklerini unutmasınlar.

Unutulmasın ki dünya ve içindekiler bir hayaletten ibarettir. Sabun köpüğü gibidir, elimizden kayıp gidecektir. Gerçek ahiret hayatı varken yok olup gidecek olan dünyaya bunca sarılmaya bir neden yoktur.

Geleceğimizin ümidi, ailemizin taze gülleri olan çocuklarımızın üzerinde gereğince duralım. Görevimizi noksansız yapalım. Fi emanillah (Allah’a emanet olunuz)

  



İMAN VE SABIR

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 8 ay, 3 hafta önce / 06.04.2017 10:05:25 | Görüntüleme : 682
Müslüman olmanın en önemli unsurlarından biridir.

İman; Kalben tasdik, dille ikrar etmekten ibarettir. Kainatta bilinen ve bilinmeyenleri hepsini Allah yaratmıştır. Yaratan, yaşatan, öldüren ve tekrar dirilten Allah’tır. Şehadet kelimesini okumayan iman etmiş sayılmaz. Şehadet kelimesi (Eşhedü enlailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resuluhü) “Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed Allah’ın elçisi ve kuludur.”

Şehadet kelimesi Müslüman olmanın anahtarıdır. Anahtara sahip olabilmenin tek şartı kalben tasdik, dille de ifade ermektir. Allah’ın varlığı kendi varlığındandır. Allah muhtaç değildir. Akla gelenlerin hiçbirisi de değildir. Her varlık O’na muhtaçtır. O muhtaç değildir. Sonradan yaratılmışların hiçbirisine benzemez. Mekandan da münezzehtir. Nerde anarsan Allah oradadır. Ne gökte, ne yerde, nerede anarsan orada.

Allah Malikil mülktür. Kendi mülkünde dilediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Kendi mülkünde dilediğine verir, aziz eder. Dilediğine de vermez zelil eder. Hayır Allah’ın yetkisinde, o her şeye gücü yetendir. O ala külli şeyin Kadir’dir. (Her şeye gücü yetendir.)

İman manevi güç demektir. O’nun için imanlı kişi, imansız kişiden güçlüdür. Hem de sabırlıdır, sabırlı olanları Allah sever ve onlarla birliktedir. Nefis, herkeste varlığı kesin olandır ve İnsanın en acımasız düşmanıdır. Doyumsuzdur, doymak bilmez. Ancak onun gözünün bir avuç kara toprak doldurur demişlerdir. İman kalbin cilasıdır, nurudur, ışığıdır. Cehalet karanlığından kurtulmanın tek çaresi imandır. Mü’min ve Mü’minelerin tek ışığı iman nurudur.

İman olmadan manevi nur (ışık olmaz), ışık olmadan cehalet karanlıklarından yolunu (sıratı Müstakimi) bulup hidayete kavuşamazsın. İman sebattı, sabırdır. Allah sabredenlerle beraberdir. (İnnallahe maassabirin) sabreden umduğuna kavuşur. Sabrın sonu selamettir. Dünyadaki bütün meyveler sabırları sayesinde hem renklerine ve hem de tadlarına kavuşurlar, olgunlaşırlar. Olmaları gereken hale dönerler. Mü’minin yeri cennettir, oraya kavuşmanın yolu da önce iman ve sabırdır. Sabır imanın korunmasına yardımcı olur. 



ALLAH KORKUSU

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 9 ay, 3 gün önce / 30.03.2017 13:11:56 | Görüntüleme : 712
Aslında Allah’ı “Beynal Hafa vereca” korku ve ümitle sevmektir. Günümüz yoplumlarında üsrekli Allah yakar, Allah çarpar, Allah kahreder gibi Allah’ı hep öcü ve öç alan birisi gibi göstermek suretiyle korku İmparatorluğu kolayınıza geliyor. Halbuki Allah Resulü Efendimiz korkutmayınız sevdiriniz, zorlaştırmayınız kolaylaştırınız, korkutmayınız müjdeleyiniz.

Allah'ın Gadab  sıfatı olduğu gibi Rahmet sıfatı da vardır. “Benim Rahmetim Gadabımı geçmiştir” denilmiştir. Allah fiilinde adildir. Adaletten şaşmaz, merhametlidir, herkese acır, asla tek taraflı olmamalıdır. Allah'ım hem seveceğiz hem de O’ndan korkacağız. Çocuklarımıza Allah’ı tanıtırken “kullarının çok seven, acıyan, merhamet eden, rızık veren Rab olarak ve hem de hak edenleri Kahhar sıfatı ile adilane cezalandıran olarak tanıtalım.

Bir tanıtım eksikliğimiz de dua ederken, Allah’a yalvarırken, hep yukarıda gibi gösteriliyor. Allah’ın bir mekanı yoktur. Nerde anarsan oradadır. Her yerde ve mekana vardır. Çünkü Allah mekandan uzaktır. Allah anılan her yerde vardır. Allah’ın olmadığı hiçbir nokta yoktur. Doğrusu budur.

Allah’ı sevgi, saygı ve aşkla karışık bir sevgiyle sevip, sayacağız. O’na hakiki kul olabilmek için yarışacağız. Maksadımız O’nun rızasını kazanmaya yönelik olmalıdır. Cennet ehline denilecek ki, “siz Allah’tan hoşnut, Allah da sizlerden hoşnut olarak giriniz cennet’e” denilecektir. Duamız odur ki, inşallah Cennete girenlerden oluruz.

Özetle “El Hubbu Lillahi, El Buğzu Lillahi” Allah için sevmeli ve Allah için sevmemelik olmalıdır. Allah bizi özene, bezene en güzel yarattım buyurur. Ve bizlere sayılmayacak kadar çok nimet vermiştir. Bunca ikrama bedel kendine kulluk yapmaktır. En büyük sevgi Allah’a kul olabilmektir, kul olunuz. Dört başı mamur adam olunuz ki, vazife yapılmış olsun!

Sonuç itibariyle en samimi Allah korkusu ve sevgisi karışık olan sevgidir. Hem Allah’tan korkacağız ve hem de Allah’ı Allah olduğu için seveceğiz. Sevgiyle korku arası, tatlı-acının birlikte bulunması gibidir. Kendine has buruk bir sevgi olsa gerektir. Ancak tadan ve yaşayan bilir.

Atalarımız ne demişler. “Kork Allah’tan korkmayandan” Allah’tan korkmayan korkulmalıdır. Üzerinden Allah korkusu kalkan kişiden her türlü korku ve zulüm, haksızlık beklenebilir.