......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 235213

SOHBET:

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 7 ay önce / 09.06.2016 11:04:07 | Görüntüleme : 1018
(3.6.2016 CUMA GÜNÜ) ANTAKYA ÇÖKEK MAHALLESİ.

ORUÇ: Hicretten,1.5.yıl sonra Farz Olunmuştur…

Kur’andan delili (Bakara süresi ayet:183) gösterilir.

MEALİ: “Ey İman Edenler, Oruç Sizden Öncekilere farz kılındığı gibi, sizede, Allah’tan sakınasınız diye farz kılındı.” buyurur.

Farz olan oruçlar ramazan ayında tutulan oruçlardır. Kadın, Erkek her Müslümana oruç tutmak farz Olmuştur…

ORUCUN VAKTİ: Ramazan ayında imsakla başlar –iftarla biter. İmsak tutmaktır-iftarda açmak demektir. Oruç gündüzleri tutulur, geceleri oruç, tutulmaz. Kurban bayramının 1,2,3 günleriyle Ramazan Bayramının 1.günü, Allah’ın ziyafeti olduğundan Yılda 4 gün oruç tutmak haramdır.

ORUCUN ŞARTI: Müslüman olmak, kâfire oruç farz değildir. Sağlıklı olmak hastaya farz değildir. İyileşinceye kadar, ruhsat verilmiştir. Mukim olmak, yolculukta olmamak. Sahura (İmsak) Kalkmak, iftarda bulunmak. Akil baliğ olmak, küçüklere farz değildir.

ORUCUN SIHHATININ ŞARTI: Oruca niyetle başlamak. Kadınlar, hayız ve nifastan temizlenmiş olmaları lazımdır. Yoksa oruç tutamazlar.

ORUCUN RÜKÜNLERİ: İmsak vaktinin girmiş olması lazımdır. Ramazan ayında olmalıyız, sahura kalkıp niyet etmeliyiz, orucu Allah adına tutmalı. Başkaları adına oruç tutulmaz. Asla!!

ORUCUN HÜKMÜ ve HİKMETİ: Oruç tutanı takva yapar. Manevi kirlerden temizler, kalbi yumuşatır. Yardım sever yapar. Merhametli yapar. Hayır işletir. Başkalarına yardım sever eder. Allah’ın emri olduğu için oruca niyet eder orucu Allah için tutarız…

ORUCU NİÇİN TUTARIZ: Allah’ın emri olduğu için tutarız. Nefsimizi temizlemek ve terbiye etmek için orucu tutarız. Niyetsiz oruç tutmak hoş görülmemiştir. Azgın nefsi ancak oruç tutmak terbiye eder.

ORUCUN KISIMLARI: 1.Ramazan ayında tutulan oruçlar farz oruçtur. 2. Adak ve Nezir orucu tutmak vacibdir. 3.Farz ve vacibin dışında olan oruçları da nafile oruçtur. Ramazan dışında tutulan oruçlar, nafile oruçlarıdır. Her ne suretle olursa olsun oruç Allah adınadır.

Oruç tutmak: Oruç İbadeti; Ailede ve Toplumda huzur ve saadeti getirir. Bedene güç ve kuvvet verir. Oruç tutanların mideleri adeta rektefe edilmiş motor gücündedir. Oruç topluma huzur ve saadet getirir. İnsan bedenine güç ve kuvvet verir. Oruç mideyi dinlendirir. Mide hastalıklarından oruç kalkan olarak korur.

ORUCU BOZANLAR: Kasten, bile, bile orucu yemek hem bozar, hem de keffareti (oruç tutma cezası)na çarpılır.60 gün oruç tutmak, kaza, toplam 61 gün Kefferati savm tutmak mecburiyetindedir. Buna gücü yetmezse, 10 fakiri sabah-akşam doyuracaktır. Buna da gücü yetmezse, Allah adına 3 gün oruç tutar. Ona da gücü yetmezse, 3 gün Allah adına oruç tutar ve Allah’a tevbe ve istiğfarda bulunur. İstiğfar müminin günlük manevi gıdasıdır.

ORUCU BOZMAYANLAR: Unutularak orucu yemek orucu bozmaz. Ağızda biriken tükürük ve balgamı yutmak. Cünüpken olduğu gibi yıkanacak hal olması orucu bozmaz. Dışardan baskı ile zorlamalar orucu bozmaz.

HAYATTA ZOR OLAN BEKLEMEKTİR: Geliş zamanı belli olmayanı beklemek. Hayal ettiği ile evlenmeyi beklemek. Doğacak çocuğunun cinsiyetini beklemek. Doğan çocuk mütimi, Asimi olacağını beklemek. Dünyadaki kısmetinin bolmu-darmı olacağını beklemek. Amelinin mümin mi? Kafirmi ameline benzemesini beklemek. Ömrünün tamamlaması için Allahın verdiği vadi beklemek. Fani dünyadan, baki dünyaya geçişi, beklemek. Nefsin ölüm acısını tatmasını beklemektir. Hesabın kolay geçmesini beklemek. Neticede, Cenneti-Cehennemi beklemektir. Sonunda Allah’ı görebilmeyi beklemektir.

DUAMIZ: Siz isteyin ben vereyim buyuruyorsan. Ey Rabbimiz biz senden bu gece istiyoruz. Bizi rahmetinle bağışla sen dilediğini istediğin an yaparsın, Bizi de affet Rabbilalemin. Bizleri kullarına kat ve kullarım de, yeter ki sen bizden alakanı kesme… Amin

 

(Haber Merkezi)



RAMAZAN ve ORUCUN BAŞLAMASI

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 8 ay önce / 02.06.2016 10:14:04 | Görüntüleme : 1015
Bir yıl ne kadarda çabuk geldi ve geçti. Sanki gözaçıp kapanıncaya kadar gelmiş gibi geliyor. Sağlıklı yaşayanlara nice ramazanlar diyoruz. Fakat bunun yanında geçen yıllar birlikte bulunduğumuz arkadaşlarımızın çokları bugünlerde yanımızda yoklardır. Aynen gelecek yıllar ramazanında aramızda pek çoklarımız bulunmayacaklardır.

Vaidesi tamam olanlar tek tek çağrılarak bu dünyadan ilişkileri kesilmektedir. Unutulmasın ki, cennetlik veya cehennemlik amellerin hepside bu dünyada iken yapacaklardır. Ahiret kazanma yeri değildir. Dünyadaki kazanımların bir, bir tüketilme yeridir.

Kur’an-ı Kerim ramazan ayında inmeye başlamıştır.’Ramazan ayına kim yetişirse orucunu tutsun.(Bakara:185)’Ramazan sabır ayıdır, sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Kim bu oruca devam ederse, günahlarından arınıp affolunur. Oruçluyu yediren ve su içirenler, çok çok sevap kazanırlar. Kazandıkları sevap karşılığında cennete girerler.

Tutulan oruçlar, duaların karşılığında amel defteri dolar ve sağından verilirse sonuç itibariyle, Allah’ın rızasına erişir ve cennete girmeyi kazanmış olurlar. Oruç ibadeti, önceki mü’minlere farz kılındığı gibi bize de farz kılınmıştır. Akil baliğ olan erkek ve kadın herkese üzerine oruç farzıdır. Bedeni bir ibadet şeklidir. Ramazan ayında tutulan oruç farz olan oruçtur. Allah’ın rızasını kazanmak için tutulan oruç ramazanda tutulur. Mecbur kalmadan bozulmamalıdır şayet bozulursa kefaret cezası vardır.60.gün,1 o günkü oruç:60+1=61 gün aralıksız kefferat cezası olur. Aksatmadan ve ara vermeden tutacaktır. Orucun mükafatını ancak Allah bilir.Kul ile oruç arasındaki ilginin gerçeğini ancak Allah en iyi bilendir.

Oruçlu ağızların ve gönüllerin ilişkisini Allah’tan başkası bilemez. Oruç ibadeti sahurda imsak vaktiyle başlar, akşam iftar vaktiyle sona ere. Oruçlu ağızla yapılan dualar hem reddedilmezler kabul edilirler. Mükâfatı da Allah’ın katındadır. En iyisini Allah bilmektedir.6. Haziran 2016 Pazartesi günü başlayan ramazan ve oruç bütün Müslümanlara mübarek olsun. Bol manevi kazanç dileği Hayırlı Ramazanlar dileriz.



BERAT KANDİLİ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 8 ay önce / 19.05.2016 11:10:32 | Görüntüleme : 1041
Şaban ayının 15. gecesi Beraat Kandilidir.

Kur’an- ı kerimin Dühan süresi: 2-3 ayetlerinde “ Apaçık olan kitaba andolsun ki, biz onu (Kur’an-ı) mübarek bir gecede indirdik. Elbette biz insanları uyarmaktayız” (Duhan: 2-3) buyrulmuştur. Beraat gecesinde her sene her şey gözden geçirilir. Yıl içerisinde olacak olanlar, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler ve alçalmalar, hepsi; LEVHİ MAHFUZDA yazılır. Allah Resülü bu gecede çokça ibadet ederlerdi. Şaban ayının 15.nci günü oruç tutup, oruçlu geçirirlerdi. Her zamankinden daha fazla dua ederler ve ibadet yaparlar. Gündüzü oruçlu ederler ve ibadetle geçirerek değerlendirirdi. Bu gecede, Allah buyurur ki, “Af isteyen yok mu affedeyim, Rızık isteyen yok mu, Rızık vereyim. Bu hal sabaha kadar devam eder.” (İbni mace) Böyle sese kulak tıkayanlar, kendilerine YAZIK EDERLER. Beraat gecesinde, Allahın rahmeti dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksızlık yere Müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allah’u Teala’ya ORTAKLIK (şirk) koşanlar mağfiret olunmazlar, affedilmezler. Şu beş şeyde dua geri döndürülmez, mutlaka kabul görür, buyrulmuştur. Aşağıdaki beş gecede yapılan dualar geri çevrilmez, kabul edilir. 1- Regaib gecesi, 2- Beraat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi; “(Aşakir) de ifade edilmiştir. Bu gecede ne yapabiliriz. Namaz kılar, dua ederiz. Gecesi ihya edenleri Allah affeder… Yalnız; Müşrik, büyücü, falcı, cimri, kinci, bidatehlini, içkici, faizci ve zaniyi (zina edeni) tevbe edip tevbesi kabul oluncaya kadar affetmez. (Taberaini) de izah edilmiştir. Bu geceyi ganimet bilelim ve tevbe edelim. Tevbeler, mutlak kabul edilecektir. Kur’an okuyalım geçmiş namaz borçlarını kılalım. İlim öğrenelim, sevgiyi yaymak için gayret gösterelim, boşa zaman geçirmiyelim. Kendimize yapılmasını istemediğimizi başkalarına da biz yapmamalıyız ki samimi Müslüman olmuş, olalım. Günah-sevap- ne kadar olacak, sonuçta cennete mi, cehenneme mi gidilecektir? Tesbiti bu gece yapılacaktır. O yıl içinde öleceklerin hesapları yapılarak, Listeleri VAZİFELİ AZRAİLE teslim edilecektir. Vadesi geldiğinde de NEFSİ Ölüm acısını, TATACAK. Dolayısıyla dünya ile ilgisi kesilmiş olup, kulluk görevi sona erecektir. Allah Rahmet eylesin (AMİN) 



ANNELER GÜNÜ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 8 ay önce / 12.05.2016 10:51:30 | Görüntüleme : 1023
Günümüz dünyasında kutlanan, Anneler günü ile, dinimizin anladığı Anneler ve onların hak anlayışı bir değildir.

Bizim dünyaya gelişimize neden olan, dokuz ay karnında taşıyan, zahmetle dünyaya getiren, bağrına basan bize sütünü veren, geceleri uygusunu yitiren,  kendisi yemeyen bize yediren, üzerimizde titreyen ANAMIZDIR. Kur’an da ki ifadeye göre “Onlardan birisi veya ikisi, senin himayende bulunduklarında, onlara öf bile demeyiniz” şefkat ve merhamet kanatlarınızın altına alınız” uyarısı yapılmıştır… Çağımız dünyasında 8 Mayıs; 2016 günü, ANALAR GÜNÜ ilan edilmiştir. Maddenin esiri olmuş, insanlık baktığı her şeye, maddi açıdan bakmaktadır. Madden kıymetli olan, üç beş kuruşluk harcama ile vazifesini yaptığını zannetmektedir…  Hâlbuki Analık ve babalık hakkı – para ile ödenecek değildir. Sevgiyle, saygıyla ve itaat etmekle, ancak ödenecektir. Muhabbet ve sevgi para ile ALINIP – SATILAN değildir. Canı gönülden gelen ve Çocukla – Ana arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Kolayca kopan bir şey değildir. Daha dünyaya gelmeden, Ana rahminde iken başlamış bir bağdır ve sevgiyle yoğrulmuştur. Henüz:

Çocuk ana rahminde gelişirken, pek çok bilgileri, anasından dünyaya gelmeden öğrenmiştir. Ana rahmindeyken başlayan ilişkiler, gelişerek devam eder. Çocuğun İLK MUALLİMİ onun anasıdır. Kendisi her türlü yardıma ihtiyaç duyduğu zamanlarında, ANA ona en yakın olandır. Çocuğa eşi-benzeri bulunmayan SÜTÜNÜ veren ve çocuğu için dünyada yapamayacağı iş yoktur. Bu derece sağlam temeller üzerine kurulmuştur, Aradaki SEVGİ bağları, kolay kolay çözülüp-yok olmazlar. Ana – baba sevgisi sadece madde ile ölçülmemelidir. Madden yapılan hizmetlerin yanında manen yardımlarda yapılmalıdır ki, hem maddi destek ve hem de manevi destek birlikte yapıldığında daha çok anlam, ifade ettiğini görmüş oluruz. Ebeveynle, çocuklar arasındaki yakınlığın açıklaması yapılamaz, ancak yaşanabilir. Bugüne kadar, aralarındaki BAĞ çözülememiştir. İslami düşünceden uzak duran aile çocuklarından bazılarından duymak istemediğimiz şu sözlere dikkat edelim. “Kaç kilo süt emzirdiysen, onun bedelini vereyim de hakkını ödemiş olayım gibi, haddi aşan lafları duymak istemiyoruz. Buradaki “HAK” asla dünyalık değer ifade edenle; ödenmesi mümkün değildir. O, hak anlayışı bambaşka bir anlayıştır. Ana gibi yar olmaz, memleket gibi diyar olmaz, denilmiştir. Kıymetini (BİLELİM) ve (HİZAYA GELELİM) diyoruz. 



Müslümanın Vasfı

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 9 ay önce / 05.05.2016 11:11:14 | Görüntüleme : 1010
Kur’an-ı Kerimde, Alemlerin Efendisine “Festeğim kema ümirte” (Ey Habibim Emrolunduğum üzere dosdoğru ol.” Buyrulmuştur.

Allah seçtiği son peygambere bu şekilde hitap ederse, sıradan biz Müslüman kullarına nasıl hitap eder, düşünelim. Toplum içerisinde Müslüman kişi tertemiz leke sürülmemiş, hiç bir insanı incitmiyen Salih bir varlıktır. Etrafına zarar vermeden hayatını devam ettirendir. Sürekli güler yüzlü, adaletli, kimseyi incitmiyen, herkese üyülük yapan ağır başlı, olgun bir insan profili olmalıdır. Müslüman; Elinden ve dilinden kimsenin rahatsız olmadığı, ahlaklı, efendi birisidir. Herkese kendi yardım eder, Etrafa tebessümler, saçar. Asla kalb kırmaz, daim gönül alıp- hoşnut eder. Gündelik işlerinde adaletle hareket eder, yargılarında isabetli kararlar verir. Karar vermeden önce, kılı kırk yararcasına inceler, sonradan adilane olarak kararını verir. Vermiş olduğu kararlarından kimse rahatsız olmaz. Başkalarının hakkını asla üzerine geçirmez, haksızlık yapmaz, doğru yapar…

Müslüman yalan konuşmaz, ve kimseyi Aldatmaz. Asla münafıklarda bulunan üç özellik, Müslümanda bulunmaz. Konuştuğunda yalan konuşmaz, daima doğruyu konuşur. Verdiği sözden caymaz, sözünde durur… Kendisine bırakılan EMANETE hainlik yapmaz. Başkalarının hakkına Tecavüz etmez, katiyyen hakkı üzerine geçirmez… Gündelik yaşamını sürdürürken, etrafına hep aydınlıklar saçar, karanlıkları meydana getirmez. Güzel davranışlarıyla numune olur. Her gören keşke bende o, Müslümanca yaşayana kıbda ile bakarak iç geçirenler bulunur. Arzuladığımız Müslüman hayatı böyle bir hayattır. Giyiminde, oturuş, kalkışında, alış-verişlerinde asla haksızlık etmez, adaletle işini görür. Tertipli, temiz, düzenli, bir şekilde davranışlarına dikkat ederek hareket eder. Başkaları kendini parmakla gösterirler. Tam arzu edilen dört dörtlük bir müslümandır. Derler, Adeda imrenirler… İçinde yaşadığı toplumda etrafına güzel Ahlak kurallarını saçarlar. Sözle cihadın yanında fiilen, davranışlarıylada hizmetini yapmış olurlar. Gönül adamıdır, Müslüman gönülleri fethederler. Cihad ve Tebliği fiilen sözden daha fazla, fiilen örnek davranışlarıyla NUMUNE olurlar, ve kazanırlar… Müslümanın vasfı saymakla bitmez… Yaşadıkcada bereketlenir, çoğalırlar. Sonuç olarak müslümanca dirilip hesabı kolayca verip imtihanda BAŞARILI OLMAK ÜZERE yarışmaktır. VAZİFEMİZ yaşamamız.

- MUTLU SON - 



MİRAÇ KANDİLİ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 9 ay önce / 28.04.2016 11:33:44 | Görüntüleme : 1039
3 Mayıs 2016 Salı günü akşamı Miraç Kandilidir. Bu gece; peygamberimizin (sav) mekandan ve bütün eksikliklerden münehzeh olan cenabı Hakkın (cc) yüksek huzuruna kabulü anlamına gelen MİRAÇ GECESİDİR. Efendimizin göğe yükselerek, Allah’ın huzuruna kabul edilmesidir.

Bu hadise Recep ayının 27. gecesinde meydana gelmiştir. Ve iki aşamadan oluşmuştur. Birinci aşamada peygamber efendimiz (sav), Mekkeden kudüse götürüldü. Mescidi Aksa’da, Hz. İbrahim ve bazı peygamberler tarafından karşılandı. Efendimiz orada onlara İmamlık yaparak namaz kıldırdı.

İkinci aşamada; peygamber (sav) Mescidi Aksa’dan yanında Cebrail (as) olduğu hale göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. İbrahim ile görüştü.

Cebrail ile birlikte yükseliş sitretül-müntehaya kadar sürdü. Cebrail sitretül-müntehada kaldı. Efendimiz buradan Refref ardındaki binekle yükselmişi devam ettirdi.

Yükselişte, cennet ve nimetlerini, cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allahın huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allaha şirk koşmayanların cennete gideceği müjdelendi. Bakara süresinin son ayetleri verildi ve Beş vakit namaz farz kılındı. Yeniden RefRef ile sitretül müntehaya oradan BURAKLA Kudüs’e, oradan da Mekke’ye döndürüldü.

Mekke’den – Mescidi Aksaya gidişi İsra suresindeki ayetle sabit olduğundan inkarı küfürdür. Mirac, Efendimize verilmiş bir peygamberlik mucizesidir. Her şeye gücü yeten Allah dilediğine istediğini verir, kimse müdahale edemez. Kendi mülkünde, dilediği şekilde kullanabilme yetkisine sahipdir. Bir şeyin olmasını istediğinde “kün” ol, der, hemen oluverir.” Güç ve kudred sahibi olan ALLAHU TEALADIR.

Miraç kandiliniz mübaek olsun…



EMANET

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 9 ay önce / 21.04.2016 15:30:56 | Görüntüleme : 1179
Kişinin kendine ait olmayan bir malı korumak üzere, geçici olarak emaneten verilen mala emanet denilir.

Duyarlı bir kimse kendine korunmak üzere verilen malın korumasını daha titizlikle yapan, şuurlu bir Müslümandır. O, asla hainlik yapmaz, malı sahibine verinceye kadar korumakla kendini sorumlu tutmuştur. Gerçek Müslüman o, kişidir ki, onun elinden ve dilinden başkaları zarar ve ziyan görmeyen kimsedir. Emanete hıyanet etmek, münafıklık alametidir. Münafık; konuştuğunda yalan konuşur, verdiği sözünde durmaz ve kendine emanet edilene hainlik eden, zarar veren kimsedir. İmanı açıdan da Müslüman değil, kâfirde değil, ikisinin ortasında zararlı olan bir kimsedir. Münafık kâfirden daha tehlikelidir. Müslüman görünür, fakat Müslüman değildir. Kâfirde görünmez, ne olduğu belli olmadığından tehlikeli görülmüştür. Müslüman cennete gider, kâfirde cehenneme gider, fakat münafığın gideceği yeri belli değildir. Yaptıklarından dolayı sevap mı alır, günah mı kazanır belirtilmemiştir…

Emanete sahip çıkmak, emaneti korumak, peygamberlik sıfatlarındandır. Emin, güvenirlik olmayan birisine peygamberlik vazifesi verilmez. Nübüvvet gibi kutsi bir görev, ancak emaneti koruyan ve ihanet etmeyene verilmiştir…

Samimi Müslüman o, kimsedir ki elinden, dilinden başkaları zarar görmeyen kişidir. O, emindir, güvenilirdir, asla zararlı değildir. Malını, canını ve namusunu çekinmeden emanet edebilirsiniz. Çünkü şuurlu Müslüman Allah’tan korkar, kimseye zarar vermez. Bir gün yaptıklarının hesabının sorulacağına inanır ve kimseye ihanet etmez. Allah’tan korkar ve çekinir. Emaneti korumak Allah’ın emridir. Emanete hıyanet etmek ise, Allaha isyandır. Allaha ve onun emirlerine isyan etmek ise Allaha küfretmektir. Allaha haşa küfreden de kafir olmuştur. Kâfirin yeri ise cehennemdir. Emanete ihanet etmenin bedeli nerelere varıyor, bakınız ve görünüz…



ÇOCUK EĞİTİMİ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 9 ay önce / 14.04.2016 10:38:49 | Görüntüleme : 1247
Çocuk insanlığın en küçük bireyidir. İnsan ki, yaratılmışların en güzeli, yeryüzünün halife adayından bahsediyoruz.

Çünkü Allah Teala; “Yeryüzünün idaresini, onun emrine amade kıldım ve onu sorumlu tuttum. Bu kadar yükü de onun omuzlarına yükledim. Hiçbir canlının sorumluluğunu, kabul etmediği yükün altına giren halife adayından bahsediyoruz. Cismi çok küçük, ana, rahminde, minnacık ama üzerine yüklenen sorumluluk yükü, oldukça büyüktür. Çocuk ki, ana rahmine düşer, düşmez, Allah, hem anayı, hem de babayı rahmetleriyle onun korunup himayesine, şefkatleriyle birlikte emrine, seferber etmiştir. Her ikisi de üzerine tir tir titrerler, aman bir zarar gelmesin diye. Tabir yerindeyse el bebek, gül bebek büyümesine yardımcı olurlar…

Rabbim dilerse, her türlü kolaylığı sağlar, dilediğinde ol der, oda hemen oluverir. Allah için hiçbir güçlük yoktur. Mülkün tamamı onundur, dilediği gibi sarfeder. Kimini zengin eder, zenginlikle; kimini de fakir ve yoksul eder, onu da yoklukla imtihan eder. İnsanı yaratma maksadı kendine kulluk yaparak, hizmet için yaratmıştır…

Allah;  “İlmi çalışana, zenginliği de dilediğime veririm.” Buyurmuştur. Kur ’anda mealen; “Mal ve mülk Allah’ındır, dilediğime veririm, dilediğimi aziz eder, yükseltirim, dilediğimi de zelil eder, alçaltırım. Hayır Allah’ın elindedir,  o Allah ki, her şeye gücü yeter.” Buyrulmuştur. Yaptıklarından da sorumlu değildir. Bu derece ağır yükün altına girmeye talip olan, insanların çocukken eğitimleri çok önemlidir. Atalarımız, ağaç taze ve yaşken, eğilir demişlerdir. İnsanda çocukken ana rahminden başlayan bir eğitimle, mezara kadar devam eden, eğitimden sorumlu tutulmuştur. Çünkü yaradan insanı yeryüzünün sorumlu halifesi seçmiştir, yükü fazladır. Bu kadar yükün altında ezilip yok olmaması için de, merhametiyle kuluna yardımını esirgememiş, yardımcı olmuştur. Ey çocukluktan kurtulup olup büyümüş kardeşlerim. Dikkatlice dinleyiniz, kimse ibadetiyle ve ameliyle cennete giremez. İlla ki Allah’ın yardımı ve dilemesiyle girer. Her şey Allah’ın kudretindedir, o diler cennete giriniz der, insanda girer. Rabbini bilmeyen, kendini bilemez, kendini bilmeyende rabbini bilemez ve cennete de giremez. Çünkü cennet, bedava değildir, biline…



REGAİB KANDİLİ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 10 ay önce / 07.04.2016 10:55:27 | Görüntüleme : 1118
Allahın yanında bütün zamanlar eşittir.Bir vakit diğer vakitten üstün değildir.Fakat bazı vakitler içinde meydana gelen önemli olaylar içinde bulunduğu vakit ve günü önemli kılmıştır, ve farklılık olmuştur.Recep, şaban ve ramazan aylarıda bu önemli aylardandır.

Bu aylar içinde bulunan Regaib, Miraç, Beraat ve Kadir geceleri rabbizimizin, rahmetinin, affının yağmur gibi coştuğu zamanlardır. Allah Resulü efendimiz bu üç aylarda, her zamandan daha fazla ibadet ederlerdi. “Allahım Recep ve Şaban ayını bize bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına kavuştur.” diye dua ederlerdi.Bu ayda iki kandil vardır. İlk perşembeyi cumaya bağlayan gece, Regaib kandilidir. Düşünen müslüman böyle kıymetli geceyi gaflet içinde geçirmez. Regaib gecesine melekler bu ismi vermişlerdir. Gecede bütün semayı melekler doldurmuşlardır. Allahu Tealada; “Ey meleklerim!. Dileyin benden ne dilerseniz yerine getireceğim” buyurur. Bütün melekler, “Yarabbi senden Recep ayında, çok oruç tutanları affetmeni istiyoruz, diye niyaz ederler, Cenabı Hak” İstediğinizi kabul ettim ve onları affettim.” Buyurur.(Nüzhetül Mecalis Cüz1, Syf.155)

Recep ayı ile ilgili hadis meallerinden, örneklerden birkaç tanesinin mealini yazalım.

 “Allah, Recep ayında oruç tutanların oruçlarını kabul eder. Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında, bir günde sonunda, oruç tutana, Recep ayının hepsini oruç tutmuş gibi sevap verilir.” (Miftahül-Cenne)

“Recep ayı; Allahın ayı, Şaban benim ayım, Ramazanda ümmetimin ayıdır.” (Keşful-Hafa 1/423)

“Allahım Recep ve Şabanı bize mübarek kıl, ve bizi Ramazana ulaştır.(Ahmed B. Hambel,Müsned 1/259)

Recebin ilk Cuma gecesini ihya edene Allahu Teala kabir azabını yapmaz, dualarını kabul eder. Yalnız yedi kimsenin duasını kabul etmez, buyurmuşlardır. Onlarda:

1-Faiz alıp veren ve faizle geçinenlerin,

2-Müslümanları aşağı görenlerin,

3-Ana ve babalarına eziyet edenlerin,

4-Müslüman kocasını dinlemeyen hanımların,

5-Fuhşuyatla ömür tüketenlerin

6-Livata ve zina edenlerin,

7-Beş vakit namazı kılmayanların,

Duaları kabul edilmez…

Bir, mümin için duanın kabul edilmemesi gibi başkada ağır suç yoktur…



GÜVEN

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 10 ay önce / 31.03.2016 10:45:48 | Görüntüleme : 1046
Dünyada, GÜVEN çok önemlidir. Aile ve Toplum hayatında, Güvenme olmazsa, yaşamak güçleşir. İnsanlar, arasındaki Güvensizlik pek çok huzur bozucu davranışların başlamasına, samimi ahlak kurallarının aşınmasına neden olacak ve pek çok kez uygulamalarda görülmüştür.

Güvensizlik, münafık alametlerindendir. Konuştuğunda yalan konuşan, sözünde durmayıp, vazgeçen. Kendine emanet edilene ihanet edip hainlik yapan, güvenilmeyene, müslüman denilmez. Cemiyet içinde dışlanırlar, kimse onlara güvenmez, uzaklaşırlar.

Peygamberlerin sıfatlarından birisi de, güvenilir (Emin) olmalarıdır. Emin olmayan birisi, peygamber olamaz. Güvenilir olmak, peygamberlikle eşdeğer görülmüştür.

- Ailede, toplumda ve cemiyette, Güven en başlarda gelmektedir. Kabul görmenin baş şartıdır, güven duyulması. Güven duyulmayan birisi, kimse tarafından sevilmez ve de sayılmaz. Herkes ondan uzaklaşır. Kimse ona emanet, Teslim etmez. Toplum içersinde, adeta onlar dışlanırlar. Güven yitirmek gibi ahlaken kötü tanınan birisinin durumu hiçte kolay olmasa gerektirir.

Güven; deyip geçmeyelim. Oldukça önemli ve Toplumun temel şartlarındandır. Güven duyulmayana, mal, can, ve namus asla teslim edilemez. Herkes ondan uzaklaşır, yaklaşmaz. İnsanlar arasından TECRİD edilmişlerdir. İş verip, yardımcı da olmazlar, uzaklaşırlar. Günler geçtikçe, kendilerine olan güvenlerini de yitirmiş olurlar. İçmeden sarhoş olmuşlar gibi ne yaptıklarını bilmeden dolaşıp dururlar.

Eğer, sevilmek, sayılmak istiyorlarsa, kendi gidişatlarını mutlaka düzeltmeleri lazımdır. Sil baştan yeni düzgün yamukluk yapmadan yaşamak mecburiyetinde olduklarını bileceklerdir.

Tevbe kapısı daima açıktır. Dua etsinler, Allah’a yalvarsınlar, ki. Onların bu hallerinden Allah hoşlanacak ve onları affedecektir. Böylelikle umduklarına kavuşmuş olacaklardır.

İnananların, Allaha güvenmekten başka çareleri de yoktur. Ümitsizlik haramdır, ümidimizi kesmeden yeniden güven kazanmaya devam edilmede kurtuluş vardır.