......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 234770

KUR’AN-I KERİM

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 9 ay, 1 hafta önce / 23.03.2017 09:11:27 | Görüntüleme : 670
Bizzat Allah’ın, Cibril vasıtasıyla indirilmiş ve bize kadar da Tevatür ile gelmiş ilahi bir kitaptır. (kısa-uzun) cümlelere ayet denir.

En az üç ayetten oluşan bölümlerin her birine de Sure denir. Kur’an da 114 Sure vardır. Kur’an-ı Kerim Arapça dışındaki harflerle yazılması caiz değildir. Kur’an-ı Kerim, Sırat-ı Müstakim, dosdoğru yoldur. Aydınlık ilahi bir yoldur. Mü’minleri Allah’ın helal kıldıklarına ileten, haram kıldıklarından uzaklaştıran uyarıcı kitaptır.

Hidayete götüren ilahi bir Hablül-Metin kopmaz iptir. Hidayete muhtaç olanlar için nurlu aydınlık bir ışıktır. Kur’an düşmanları Kur’an-ın nurunu söndürmek istemişlerdir. Fakat muvaffak olamamışlardır. Asla olamayacaklar da. Çünkü Kur’an-ı bizzat Allah koruyor. “Kur’an-ı biz indirdik ve onu biz koruyacağız.” (Hicr:9)

Kur’an-ın tamamı Allah kelamıdır. Şimdiye kadar bir harfi, hatta bir noktası bile değiştirilememiş, değiştirilemez de çünkü onu bizzat koruyan Allah’tır.

Kur’an Arapçadır: Kur’an-ı Kerim Arapça indirilmiştir. “Biz O’nu (Kur’an-ı) Arapça bir Kur’an indirdik.” (Yusuf:2) Kur’an Allah kelamıdır, mahluk değildir. Kalplerde gönüllerde mahfuzdur.

Kur’an’dan önceki ilahi kitaplar bir defada inerlerken Kur’an-ı Kerim, 23 yılda uzun zamanda inmiştir. Bazı ayetler Mekke inmişler, onlara Mekki ayetler denir. Bazıları da Medine indiklerinden medeni denilir.

Kur’an-ın ilk inan ayeti Alak Suresi “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku” ayeti kerimesidir. Tertibe göre ilk sure de Fatiha Suresi’dir. Son suresi de Nas Suresi’dir.

Kur’an Hz. Ebu Bekir zamanında kitap haline getirilmiştir. Hazreti Osman zamanında nüshaları çoğaltılmıştır. Yeni fetih edilen yerlere gönderilmiştir.

Efendimiz Veda Haccında “Ey Mü’minler bir emanet bırakıyorum. O’na sımsıkı sarıldıkça asla sapıklığa düşmezsiniz. Bu Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’dir.” buyurur.

Bu sohbetimizde Kur’an-ı Kerim’in ne olduğunu öğrendik.

Kur’an-ı güzel okumanın yanında asıl olan anlamasını iyice anlaşılacak şekilde künhüne vakıf olacak şekilde düşüne düşüne okumaya çalışılmalıdır. Kur’an hem güzel okumak için, hem de anlamak için üzerinde durulmalıdır.

Allah Resulü efendimiz Veda Hutbesinin sonun size üç emanet bırakıyorum. Onlara sahip çıkıp sarıldığınızda yolunuzu şaşırmazsınız.

Kur’an-ı Allah dirilere (insanlara) göndermiştir. Günümüzde dirilerden çok ölülere okunmaktadır. Ölüler duymazlar, dirilerde üzerlerine almazlar. Yaşayış böyle devam ettikçe de bed bereket yok olup gider. Bereket kalkar, yokluk ve kıtlık ortalığı kaplar.

Yanlı tedavi uygulanarak zararı Müslümanlar görür. Kur’an ilahi emir ve yasaklarla doludur. Uyanlar sonuçta Allah’ın rızasına ulaşıp cennete gireceklerdir.



SELAMLAŞMAK “ESSELAMÜ ALEYKÜM”

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 9 ay, 2 hafta önce / 16.03.2017 09:28:25 | Görüntüleme : 611
Esselamü Aleyküm ve Rahmetullah (Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun) ve Aleykümselam demekle de, Allah’ın iyilikleri de sizin de üzerinize olsun demektir.

İki kişinin birbirlerine ilk kez selam vermeleri birbirlerine dua etmeleri çok önemlidir. İlk selam veren karşısındakine, benden sana zarar gelmez diye teminat oluyor. Ve aleykümselam demekle de benden de sana zarar gelmez demektir. Selam niyetiyle yapılan hareketler hepsi de selamlaşmadır eme anlamı itibariye farklıdır.

Dünya üzerinde selamlaşma demek paroladır. Allah’ın selamı üzerine olsun demekle ben müslümanım sana zararım olmaz, karşıdaki de ve aleykümselam derse bende müslümanım benden de sana zarar gelmez demektir. İki kişi inanışlarını ve niyetlerini ortaya koymuş olurlar. Oturduktan sonra merhaba denilir.

İnsanlar arasında sözle ve şekille selamlaşma yapılmaktadır. Günaydın, Tünaydın, Gudmorning, Gudbay, Merhaba, Hello, Bonjur, başla, topukla, eğilmek suretiyle daha aklınıza gelebilecek şekilde selamlaşmalarda niyetin önemi çoktur. İçlerinde bulunan selamlaşmaların en anlamlısı ve manen en derini “Selamun aleyküm”dür. Onu kullanmak faydalıdır. O selamlaşmayı kullanmak en akıllıca bir davranıştır. Eskiler ne demişler mü’minin ferasetinden kaçının çünkü Allah’ın nuruyla bakar ve de yakar.

Toplumlarda Müslüman Müslüman selamlaştıklarına aralarında bir paroladır ve işarettir. Her iki tarafta selamlaşmaları sayesinde birbiriyle tanışırlar. Kendine bir zarar gelmeyeceğini bilir, kendisi de ona zarar vermez.

Böyle bir ailede ahenk be dinçlik vardır. Ana ve baba huzurlu ve mutludur. Kardeşler arasında sevgi bağı eksik olmaz.



ŞUURLU MÜSLÜMAN KİMDİR

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 9 ay, 3 hafta önce / 09.03.2017 09:27:24 | Görüntüleme : 603
ŞUUR: Ne dediğini ne yaptığını bilendir. Dünyadaki işlerinin kar ve zararını bilen ve karlı işlere sarılan, zararlı işlerden de uzak duran kimsedir. Şuurlu demek yaptığı işin farkında olmak demektir.

Her işte niyet şarttır. Kişinin yaptıklarının tamamı işin başındaki niyete göre değerlendirilir. Niyetsiz ibadet bile kabul edilmez. Allah katında en son hak din İslam dinidir. Şuurlu Müslüman bunu bilmek zorundadır.

Namazın, zekatın, orucun yani İslam’ın beş şartını bilecek ve yaşayacaktır. Yaşamadan sadece bilmek kafi değildir.

Hele tevbe ve istiğfarı dilinden eksik etmeyecektir. Niçin yaratıldığını bilen kişidir şuurlu kimse. Ağzından çıkanların farkında olmak ve Allah Resulünün: “Ya hayır konuş ya da sus” uyarısını kulağına küpe taşıyandır. Asla unutmayacak, ölçülü davranacak.

Kur’an-ı Kerimden (Ali İmran:29) “içinizdekileri gizleseniz de açıklasanız da Allah bilir. Göklerde olanları da yere olanları da bilir.” mealindeki gerçeğini unutmadan aklından çıkarmayan ve düşürmeyen insandır, şuurlu Müslüman.

Allah Resulü Efendimiz mealen Hadis’te buyurur ki; “Şüphesiz Allah sizin ne şekillerinize ne de dış görünüşünüze ve ne de yaptığınız işlerinize bakar. O ancak sizin kalbinize bakar. Halkın arasında benim kalbim temizdir. Sen benim kalbime bak demek cesaret işidir. Kalp temizse bütün vücut temizdir. Kalp temiz değilse bütün vücut temiz değildir. Şişede ne varsa dışa o yansır. Onada dikkat edelim. Kalp insanın kıblesidir. Unutulmasın ki, kalbi bozuk olanın kıblesi de bozuktur. Kıblesi yanlış olanın namazı da yanlıştır. Aynı zamanda kıble istikamettir. İstikameti yanlış olanın kıblesi de yanlıştır. Duanız olmasaydı siz ne işe yarardınız? Sualine dikkat edelim.

TEVBE İSTİĞFAR: Pişmanlık duyulan ölçüsüz davranışlardan dolayı pişmanlığımızın itirafı ve haddi aştığımızdan dolayı Allah’tan af dilemektir. Tevbe ve istiğfar daha açık bir ifadeyle Allah’a karşı haddini bilmenin itirafıdır.

Akıllı Müslüman üzerindeki nimetlerin farkında olur da ona göre şükrünü yerine getirir. Kur’anda buyrulur ki, “Sayamayacağınız kadar üzerinizde Allah’ın nimetlerini de unutmayınız.”

Sabahın seher vaktinde gözyaşı ile tevbe ve istiğfarda bulun bakalım da o kalbin nasıl da parıldar. En kuvvetli ışık olur. Yolunu asla kaybetmezsin. Sırat-ı Müstakim’den ayrılmazsın inşallah. Sırat-ı Müstakim cennete giden doğru yoldur.

Şuur sahibi olan akıllı insan sen Cennete gitmek istemez misin? Evet istiyorum dersen Sırat-ı Müstakim’e devam etmelisin. 



DİNİN YILDIZLARI ÖNDEN GİDENLEER VE ARKADAN GELENLER

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 10 ay, 3 gün önce / 03.03.2017 09:01:22 | Görüntüleme : 594
Yazımızın başlığına dikkat ediniz. Yazıların tamamı milli görüş lideri muhterem hocam Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefatının 6. seneyi devirmesiyle ilgilidir.

O nedenle pek çok kalemden dökülen inci gibi yazıları zevkle ve keyifle okurken yorulma nedir bilmeyiz. Yazanların kalemlerine kuvvet ola, ömürleri bereket dola, yazarlara sıhhat ve afiyet olmasını dilerim.

Allah hizmet eden sevgili kulunun yerine onun hizmetini yürütecek birini yetiştirmeden sevdiği kulunu yanına almasını geciktirir. Ne zaman onun yerini dolduran biri yetişmiştir o zaman sevdiği kulunu yanına çağırır.

Seçilmiş yazıları okurken; 26.02.2017 Pazar günü Milli Gazeteyi okurken, Yard. Doç. Dr. Necmettin Çalışkan’ın hocamla ilgili yazısını zevkle okudum. Kalemine ve eline sağlık. Zevkle yazıyı okurken bu yazının hazırlığını yaptım. Bahsedilen her iki Necmettin’i yakınen tanıyordum. Önden giden Necmettin Erbakan hocam 1966 yılında İzmir’de bir toplantıda 3,5 saat devam etti. Dinlemiştim bundan 51 yıl önceydi. O toplantıda benim kalbimi kapmıştı, geri de vermedi helal hoş olsun. Arkadan gelen Necmettin’i de 2000 yılından beridir tanıyorum. Yazdığı yazı akıcı ve aydınlatıcıydı. Necmettin’in anlamı “Dinin Yıldızı” demektir. Önden gideni de sonradan giden Necmettin’i de yakınen tanıyorum. Her ikisi de şuurlu ve mücahid müslümandır. Çekinmeden şahitlik yaparız ki, mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten geri durmazlardı. Önden giden Necmettin’e rahmet dilerken, arkadan gelen Necmettin’e de sağlık ve afiyetleri birlikte dileriz.

Dualarımız odur ki arkadan gelenlerin sayıları artmasıdır. Yazımızı çok uzatarak bıkkınlık vermek istemedim. Bu çağda dinin yıldızları adı taşıyarak yaşamak kolay değil. Onlar kazandılar amel defterini doldurdular. Biz ne yaptık.

Not: Yorumun sağlıkla yaşlanmasını kutluyorum. Daha nice yıllara ulaşmak temennisiyle uzun yayınlar dilerim.



MERYEM SÜRESİ (Mekkidir, 98 ayetten ibarettir.)

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 10 ay, 4 gün önce / 02.03.2017 08:58:11 | Görüntüleme : 468
Zekeriyya aleyhisselam rahmele Allah’ın anmasıdır.

Ey Rabbim yaşlandım. Kemiklerim dayanmaz oldu. Saçlarım ağardı. Üstelik karım kısırdır. Senin dinini yaymak olarak Yahya adında bir oğul müjdeliyorum, buyurdun. Nasıl olabilir? Ey Rabbim dinini yayacak bir çocuk ver bana gerçi ben yaşlıyım, hanımım da kısırdır nasıl olurda çocuk olabilir. Allah için bu doğum olayı kolaydır. Zekeriya işaret bekledi. Sağlam olduğun halde üç gün konuşamayacaksın. İşaret ver ver dedi. Zekeriya bana bir işaret ver dedi. Meryem ben Allah’tan korkarım. Cebrail sen temizsin, iffetlisin, sana bir erkek dokunmadı. Ahlaksızlıkta yapmadım. Kahpe de değilim. Nasıl olur da oğlum olabilir?

Cebrail ben Allah’ın elçisiyim. Allah için bu işlem yapıldı. Bu ilahi bir emirdir. Meryem oraya girdi. Keşke ölseydim dedi. O’na hurmanın dalını kendine doğru çek, ondan düşen taze hurmaları ye, iç ve gözün aydın. Birini görürsen “ben oruçluyum de ve konuşma dedi. Etraftan fazla soruşturma ve sıkıştırma olunca “beşikteki çocuğa işaret etti. Nasıl konuşabilir? dedi. Çocuk dedi ki, “Haberiniz olsun ki ben Allah’ın Resulüyüm. Allah bana kitap verdi ve peygamber yaptı. Rabbim beni mübarek kıldı. Doğduğum gün, öleceğim gün, dirilip kalkacağım günde bana selam olsun. Haşa Allah çocuk edinmesine muhtaç değildir. Allah bir şeyin olmasını dilediğinde “ol” der o da hemen oluverir. Allah için olayın olması basittir. Allah herkesin Allah’ıdır. Sonra gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Çekecekleri azabı artık siz düşününüz. Yeryüzünde bulunan herkesi mirasçı kılacağız. Gaflet içinde olup da iman etmeyenlere, hesap vermenin dehşetinden haber verende biz olacağız.

Kitapta İbrahim’i de an, çünkü İbrahim çok doğru idi. Hz. İbrahim: Ey babacığım emin ol sana gelmeyen bir ilimle bana geldi. Fakat zalimler, Ey babacığım emin ol şeytana dost olup, şerrinden azaba düçar olacağından korkarım.

Ey babacığım şeytana tapıp dost olmandan korkuyorum. Babası sen benim ilahlarımdan yüz çeviriyorsun. Yemin ederim ki, seni taşlarım. Selam olsun, senin için Rabbinden bağışlanmanı dileyeceğim. İbrahim sizi Allah’tan başkasına taptıklarınızla baş başa bırakıp çekildiğinde bizde ona İshak ve Yakub’u lütfettik ve her birini peygamber yaptık ve Rahmetinden ikram ettik. Kitapta Musa’dan da an çünkü samimi bir elçi ve peygamberdir.

Adem’in soyundan namazı ziyan eden ve şehvetlerinin peşinde giden bozuk bir güruh geldi. Bunlar Cehennemin Gayya çukuruna düşerler. Ancak tevbe ve istiğfar eden, imana gelen, hayırlı işler yapan müminler hariç.

Amelleri düzgün olanlarda cennete gideceklerdir. Cennette boş sözler yoktur. Dünyada söz verilen müminlere, Allah’ın verdiği Adn Cennetlerinde boş sözler yoktur. Rabbimin emri olan Rahat ve huzur vardır.

Allah göklerin ve içindekilerin Rabbi ve Allah’ıdır. İnsan hiçbir şey değilken yarattığımızı, düşünmüyor mu? yemin olsun ki biz onları, şeytanları muhakkak toplayacağız ve cehenneme komşu olacaklar. Cehenneme daha layık olanları biz biliriz. En çok isyan edenleri ayıracağız. Allah’tan korkmayanları da yüzüstü bırakacağız.

Biz daha önceleri onlardan daha fazlasını hidayet verir, sonuç itibariyle böyle daha hayırlıdır. Şimdi şu ayetlerimizi inkar edip de muhakkak mal ve evlad verilecek diyen, adamı gördün mü? Biz onun söylediklerini yazacağız. Kendisinin azabı artıracağız. Kedilerine şeref sağlamak için, Allah’tan başka ilahlar edindiler.

Takva sahiplerini guruplar halinde rahmanın huzurunda toplayacağız ve suçluları da suçsuzları da Cehenneme süreceğiz. Rahman çocuk edindi dediler. Yemin olsun ki, çok ağır ve çirkin bir cürette bulundular.

Göklerde ve yerde hiçbir kimse yoktur ki, o Rahman’a kul olarak gelmiş olmasın. Yemin olsun ki, hepsini saymışız. İman edip de iyi işler yapanlara gelince Rahmanın muhakkak onlar için bir sevgi verecektir. Onlardan önce nice nesilleri yok ettik, ibret almıyor musunuz?



ANA VE BABA HAKLARI

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 10 ay, 1 hafta önce / 23.02.2017 09:04:10 | Görüntüleme : 596
Dinimiz İslamiyet ana ve baba haklarını ön planda tutmuştur.

Bu hususta Kur’an buyurur ki, ana-babanın birisi veya her ikisi birden sana muhtaç olup da yanında kalırlarsa, onları incitme, üzme ve öf bile denilmemesini emreder. Ana-baba hakları ödenmesi zor olan haklardandır. Cennetin yolu önce Allah’ın rızası sonrada ana-babanın rızasını almaktan geçer. Rıza kazanılmadan cennet yoktur.

Dünya ahretin tarlasıdır, kazanma yeridir. Burada yaptıklarının karşılığını ahirette önünde hazır bulacaksın. Sevap getiren davranışları yapmışsan sevap karşına çıkacaktır. Günah kazandıran davranışlar yapmışsan da günah ve onun cezasını önünde hazır bulacaksın.

Unutulmasın ki, kazanma yeri dünyadır. Hayrı da şerri de dünyada kazanır insan. Ahiret kazanma yeri değildir. Dünyada kazandıklarının tüketilme yeridir. Cennette cehennem de dünyada iken kazanılmaktadır. Ana-baba haklarını kazanmakta dünyada iken elde edilecektir. Bizim var olmasına sebep olan muhterem ana-baba hakkı ödenmesi zor olan haklardan biridir.

Hayatlarında üzerimize titrediler, yemediler yedirdiler, giymediler giydirdiler, bizim için uykusuz kaldılar. Üzüldüler, sevindiler, bizleri akıllarından çıkarmadılar. Gün oldu mutluluk duydular, gün geldi bizim yüzümüzden acı çektiler.

Allah haklarından sonra ana-baba hakkı gelir. Unutulmasın ki, ana-babaların duası da bedduası da çok önemlidir. Bu açıdan üzüp ah ettirmeyelim. Ana-babayı el üstünde tutalım.

Allah Resulü efendimiz “Cennet anaların ayakları altındadır. Başta Allah, ana-babanın rızası olmadan cennete girmek yoktur. Cennette buluşmak ümidiyle hoşça kalın. 



MÜKELLEF VE GÖREVLERİ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 10 ay, 2 hafta önce / 16.02.2017 09:24:20 | Görüntüleme : 655
Mükellef olabilmek için akil baliğ olmak şarttır. Allah’ın emir ve yasaklarına sorumlu olabilmek için akil-baliğ (ergenlik) çağına ermesi lazımdır. Bu iki şart olmadan mükellef olmaz.

Farz: Dini açıdan yapılması kesin olana farz denir.

Kati Farz: Yapılması kesin olana Kati Farz denir.

Kifaye Farz: Mükelleflerin bir kısmı yapmasıyla diğerlerinin üzerinden düşen farzdır. Kimse kılmazsa hepsi de borçlu kalırlar. (Cenaze Namazı gibi)

Farz-ı Ayn: Bütün mükelleflerin yapmak mecburiyetinde olan Farzdır. Vacip: Yapılması kesinlik derecesinde olmayan Vitir ve Bayram Namazları gibi hükmü vacip’dir. Kılana sevap vardır. Kılmayana azabı gerektirir. İnkar edilmesi bitat ve günahtır, zarardır.

Sünnet: Peygamberin farz ve vacibin dışındaki yaptıklarına denir. Müekked (kuvvetli sünnet) sabah, öğle, akşamları kılınan sünnete kuvvetli sünnet denir.

Müstehap: Efendimizin bazen terk ettiği sünnetlerdir.

Helal: Dinimizce helal görülen her şeydir.

Mekruh: Yapılması doğru ve iyi görülmeyendir.

Mübah: Yapılması hoş görülen her şeydir.

Kerahat: Her şeye rıza göstermemektir.

Haram: Dinimize göre kesin yasak haramdır.

Haram-ı Liaynihi: (Kan-domuz eti) eşyanın kendindeki haramdır.

Haram-ı Ligayrihi: Çalıntı ve başkasına ait olan mallardır.

Sahih ve Caiz: Dinde yasak olmayan, caiz, dine uygun olan.

Fasit ve Müfsit: Benzerlikten dolayı Fasit, meşruluğu kaybettiğinden dolayı müfsittir denilmiştir.

Duamız: Bize hayırlı, uzun ömürler ver Allah’ım senin rahmetin geniştir. Bize hisse ayır Allah’ım. Bütün mal, mülk senin elindedir. Sen dilediğini aziz eder, dilediğini de zelil edersin. Bizleri de aziz eyle Allah’ım. Bize merhametinde muamele et Allah’ım. Gadabınla muamele etme Allah’ım.     



ÇOCUK SEVGİSİ VE SABIR

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 10 ay, 3 hafta önce / 09.02.2017 09:35:25 | Görüntüleme : 621
Kur’an’daki ifadesine göre Yakup (as) “Fesabruncemil” “Bana bundan daha güzel sabır lazımdır.” Bu ilahi emirle sabrın önemi ortaya çıkmıştır.

Sabır pek çok derdin ilacıdır. Sabır sayesinde dertler ortadan kalkmıştır. Sabrın sonu selamettir, sabredenler muratlarına ermişlerdir. Şimdiye kadar konuşulan sözler boşuna konuşulmamıştır. Dünya üzerinde bulunan meyvelerin tamamının olgunlaşması sabırla olmuştur. Zamanla ve sabırla bütün meyveler hem olgunlaşırlar ve hem de tatlılaşırlar. Bu uğraşmalar için beklemek ve sabretmek lazımdır.

Sabır ve çocuk; her canlının ana rahminde geçirdiği denem vardır. İnsanlarda aynı meyveler gibi sabır dönemi geçirirler. Kadının ve erkeğin dölleri birlikte rahimde dölleşme olur. Önce dölleşirler sonra da Alak’a (pıhtılaşırlar) sonra da 4. ayda ona ruhundan ruh üflenir. Artık çocuk canlıdır. Dünya hayatı başlamıştır. Artık rahimde yaşayan bir insandır. rahimde yaşayan insanın çok küçük bir modelidir.

Ruhun üflenmesiyle dünya hayatının başlangıç noktası rahimdeki özel hayattır. Ruhu üflemek, ruh üfledik ve can kattık, artık insan hakları açısından hakkı başlamıştır. Ruh bedeni terk edinceye kadar hakkı bakidir. Ne zaman ruh bedeni terk ederse, bu aşamadan sonra insanın hem maddesi ve hem de ruhu canı vardır. Madde ile ruh birlikte hayatı oluşturur. Biz buna kulun dünya hayatı diyoruz. Azrail gelip ruhu alıncaya kadar devam eder fani hayat. Vade tamam olup ahrete intikal başlayınca fani hayat biter, ebedi ahiret hayatı başlar.

(Küllü nefsin zeikatül mevt) her nefis ölüm acısını çekecektir. Ve Allah’ın huzurunda toplanacaktır.

Ayetin anlamında ölüm acısını tadacaktır denilmiştir. (ölecektir denilmemiştir.) Hayatın bir yarısı olan ruh ölmez, o Allah’tan bir parçadır. Allah’tan geldi yine Allah’a dönecektir. O ölmez, ebedidir.

İnsanın bedeni de balçıktan geldi, dönüşü de balçığa olacaktır. Ayetteki emre göre ruh (can) geldiği yer (ruh)a gidecek, beden de toprağa dönecektir.

Çocuk sevgisi beşeridir.



HZ. EBUBEKİR’İN HALİFE OLARAK İLK KONUŞMASI

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 3 ay önce / 22.09.2016 11:55:51 | Görüntüleme : 1226
Dini İslam zarar görmesin diye halifeliği kabul etmiştir, istek ve arzusu olduğundan dolayı değil. Hz. Ebubekir’e biat edildikten sonra halifelik meselesi çözülmüş oldu. Hilafet, dimdik ayaktadır.

HALİFE OLARAK: Dini İslam’ın korunmasını ön plana almış, münafıklar tarafından fitne sokmalarına izin verilmemiş, birlik ve kardeşlik sağlanmıştır.

HZ. EBUBEKİR’E BİAT ETMEYENLER

1-Hz. Ali

2-Hz. Amr

3-Fadl Bin Abbas

4-Halid Abbas

5-Halid Bin Said

6-Mikdat B. Amr

7-Selmani Farisi

8-Selman B. Farisi

9-Abuzer Gifari

10-Amr B. Yasir

11-Zübeyr B. Kaab

Yukarıda adları yazılı sahabeler biat etmemişlerdir. Ebubekir’e sitemde bulunmuştur. Halife ile Hz. Ömer, oradan ayrıldıklarında halife konusu tamamen çözülmüştü. Allah Resulü elbisesiyle birlikte gömülmüştür. Fitne ateşi söndürülmüştür.

KEFEN VE KEFENLEME

KEFEN:

1-LİFAFE, uzunlamasına serilir

2-Lifafanın üzerine izar yayılır

3-Varsa ölüye gömlek giydirilir

4-Ölünün başının saçına, sakalına koku sürülür

5-Ölünün secde azaları göz, alın, burnuna, ellerine, dizlerine, diz kapaklarına ve ayaklarına kafur konur.

6-İzarın sol tarafı da sağ tarafa doğru atılarak sarılır

7-İzarın sağ tarafı da sol tarafa doğru sarılır

8-Lifafede böyle sol taraftan sağ tarafa sonra da sağ taraftan sola sarılır

9-Kefenin açılmasından korkulursa bir kuşak bağlanır fakat kabirde kuşak açılır

GÖMÜLECEĞİ YERİN KARARLAŞTIRILMASI

Hz. Ebubekir hadiste “Allah bir peygamberin ruhunu gömülmesini istediği yerden başkasında olmaz” buyurduğunu söyledi. Onun üzerine vefat ettiği yere gömülmesi kararlaştırılmıştır. Önceden ezan okumaya başlayan Bilali Habeşi defin bitince ezana son vermiştir. Kabrin altına eski örtü serilmiş, üzerine de su dökülmüş ve etrafı tuğlalarla örülerek çevrilmiştir.

Bu dersimizde vefat ve defin işlerini anlatıp bitirmiş olduk. Allah’ın izni keremiyle geceniz hayırlı olsun.



NEBİNİN SON UYARISI (İKAZI):

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 1 yıl, 4 ay önce / 08.09.2016 12:25:23 | Görüntüleme : 1007
1-Mescidde şehadet kelimesi getirerek Allah’a hamdetti ve yanıma geliniz dedi. Mescide en son namaz kılınmasını Resulullah (sav) kapıdan seyretmiştir. Pazartesi sabahı da sabah namazında Hz Ayşe'nin oda kapısının perdesini açıp mesciddeki cemaate son kez bakmışlardır. Yüzü sararmış gibiydi.

Son gününde hastalığının hafiflemesinde Usame izin istedi ve ordunun başına döndü.

Resulullah’ın kendi ev halkına son seslenişi: Kuran'ın haram kıldığını haram, helal kıldığını da helalkıldım.

Bana güvenmeyin makbul (kabul edilmiş) amellerinize güveniniz. Üzerinde bulunan 6-7 dinarı da dağıtmadan gözüne uyku girmemiştir. Erkenden ilk onu dağıtmak olmuştur.

Peygamberin vefatı: Hz Fatma'yı ağlatan ve güldüren gizli haberler. Tutulduğu hastalıktan vefat edeceği haberini işitince ağladım kendinden sonraki kendine ilk kavuşacak olanın da ben olduğumu öğrenince güldüm demiştir.

Son sözleri: Kadınlarınız ve erlerinize ve kölelerinin hakkında Allah'tan korkunuz buyurmuştur.

Azrail'in izin istemesi: Üç gün istedi ve üç günden sonra son kez izin istedi. Selamlaştılar ehlibeytin ağıtları devam ederken ses geldi. Her can ölüm acısını tadacaktır. Bu sesin hızıra ait olduğunun söylentisi bildirilmiştir.

Yapılan ağıtlar: Mescidde ağlamalar ve hüzün devam ederken Hz Ömer'in konuşması Muğire b. Şübe, Hz Ömer'e ya Ömer, Resulullah vefat etmiştir dedi. Boş durmayan munafıklar, “Eğer Muhammed peygamber olsaydı ölmezdi” diyorlardı. Hz Ömer de münafık ve yandaşlarını susturmak için, “Hiç kimse Peygamber öldü demesin yoksa kılıcım onun boynundadır, vururum” demekle bugünkü ifade habere sansansür koymak istemiştir. Hz Ömer den korkan münafıklar faaliyetlerini askıya alınmak zorundadır.

Hz Ömer konuşma devam ederken Ümmü Mektum “Şimdi o ölür veya öldürülürse ökçenizin üzerinde gerisin geriye döneceksiniz? Kim böyle iki ökçesi üzerinde dönerse Elbette ki Allah'a hiçbir zarar ve yapmış olmaz Allah'a şükür ve sabır-sebat edenlere mükafat edecektir. (Ali İmran 144)

Hz Abbas; Ey kavim biliniz ki Hz Resulullah vefat etmiştir. Çünkü o da bir beşerdir, insandır, dedi.

Hz. Ebubekir; Otur ya Ömer dedi ve cemaattan da susmasını söyledikten sonra yüce Allah'tan hem Resulüne ve hem de bizlere hepimize hayatta öleceğimizi haberdar etmiştir.