......

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 256940

ŞEHİD

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 3 ay önce / 03.01.2013 11:52:58 | Görüntüleme : 1804


Hiçbir dünyevi karşılık (çıkar) gözetmeden Allah`ın rızasını kazanmak düşüncesiyle mücadele ederken canını feda edendir. Kur`an-ı Kerim`de: “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler. Fakat siz farkında değilsiniz.” (Bakara:154)

Mücadele ederken “Niyet” çok önemlidir. Kimin niyeti ne ise kazancıda o olacaktır. Allah rızası ise kazanç Allah Rızası olacak, makam, mevki ve kahramanlıksa karşılığı da onlar olacaktır. Mücadele ederken ortaya konan niyete göre manevi kazanç meydana getirecektir.

Kur`an-ı Kerim: “And olsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah`ın mağfiret ve rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır.” (Ali İmran suresi:157)

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayınız. Bilakis diridirler, rableri katında rızıklandırılırlar.” (Ali İmran suresi: 169) buyrulmuştur.

Hakiki şehidler, yıkanıp kefenlenmeden elbiseleri ile defnedilirler. Mecazi şehidler yani şehid sevabı alanlar ise yıkanır, kefenlenir ve öyle defnedilirler kanuni şehitlere de ayni işlem uygulanır. Şehitlik sevabı verilecek ölüm çeşitleri çoktur. Dini, canı, namusu ve rızkı uğruna ölenler, ilim tahsil ederken, gurbette ölenlere, iş kazasında ölenlere, vatan korunmasında ölenlere, terörle mücadele ölenlere vs. can feda edenlere şehitlik sevabı verilir.

Ölenlerden haklı olan şehittir ve cennetliktir. Haksız olan katilde cehennemliktir. Haksız yere cana kıymıştır.

Günümüzde şehitlik, kişilere, zümrelere ve anlayışlara göre değişmektedir. Her görüşün şehitlik anlayışı farklı farklıdır. Her ideolojinin bir şehitlik anlayışı vardır.

İmamı Gazali`nin görüşüne göre; insanın bütün azaları ve hisleri kalbin emrine verilmiştir. Onları yöneten kalp`tir. Allah onları böyle yaratmıştır. Uzuvlar kalbin emrindedirler. Akıl da kalpten emir alır. Kalben birbirinizi seviniz, buğz etmeyiniz, sizler birbirinizin din kardeşlerisiniz. Aranızda kardeşlik hukuku bulunmaktadır. Bu nedenle kardeşçe yaşayınız.

Konumuza dönecek olursak; hakiki şehitlikle ilgili üç ayet mealini yazdık. “Onlara ölü demeyin, diridirler fakat siz bilemezsiniz” bilgisi verilmiştir. Geri kalan bütün şehitler mecazi yani şehitlik sevabı verilenlerdir. Gerçek şehitlik ise derece ve makam bakımından en yüksek olandır. Herkese nasip olmaz.


HZ. MUHAMMED (SAV)`İ İNKÂRIN NETİCESİ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 3 ay önce / 27.12.2012 11:08:23 | Görüntüleme : 1624


Kur`an`da Allah`ın bildirdiği haber, kim veya kimler olursa olsun inkarın neticesi onlara vaat edilmiş ateş (cehennem)dir. Kastedilenler Hristiyanlar, Yahudiler, Mecusiler ve dinsizlerdir. Hangi toplumdan olursa olsun peygamberin geldiğini duyarda inanmazsa, cehennemliktir uyarısı yapılmıştır.

(Hud Suresi:17)`de “yalnız dünya ziynetini isteyen o kişi, rabbinden bir belge üzerinde olan gibi olur mu? Onu Allah`tan bir şahit takip eder. Ondan önce önder ve rahmet Musa`nın kitabı vardır. İşte onlar o Kur`an`a iman ederler. Bu guruplardan kim onu inkar ederse, onun vaat edilen yeri ateştir. Bundan hiç şüphe olmasın. Çünkü o Rabbin tarafından bir haktır. Ancak insanların bir çoğu buna inanmazlar.”

Ogün inanmadıkları gibi günümüzde de inanmazlar. Küfür artarak devam eder, Hakk`la-Batıl mücadelesi sürüp kıyamet kopuncaya kadar çatışmalar devam edecektir ki, Cennet de, Cehennem de ins ve cinden nasibini almış olsunlar.

Haşa Cenab-ı Allah hiçbir şeyi lüzumsuz yaratmamıştır. Mükellef olan her varlığa akıl nimetini vermiş ki, Hakk`la-Batılı, güzelle-çirkini, doğru ile yanlışı, cennetlik amelle-cehennemlik ameli ayırt edebilmiş olsun. Dünyadaki yaşayışını Allah`ın razı olacağı şekilde tanzim etmiş olsun da kurtuluşa erenlerden sayılsın. Başka kurtuluş yolu da yoktur.

Dünya hayatındaki amellerimizden Allah`ın hoşuna gitmeyenlerden bize fayda değil, zarar gelecektir ve Ahiret de karşılığı cennet değil, cehennem olacaktır.

Unutmayınız ki şeytan Allah`ın huzurundan bilgisizliğinden dolayı kovulmuştur. Gururlanma ve itaatsizliğinden dolayı Hz. Adem`e secde etmediği için kovulmuştur.

Hz. Adem topraktan yatıldı, ben ise ateşten yaratıldım. Ondan üstünüm dedi, kibirlendi ve Allah`ın emrine isyan etti de Allah da onu huzurundan kovdu.

Bilgi, mal, mülk, makam ve mevkiinin hiçbir faydası olmayacağı hesaplaşma günü gelmeden önce aklımızı başımıza alalım ki, Allah`ın hoşuna gidecek amelleri yapmaya çalışalım.

(Ali İmran Suresi ayet: 31)`de “Deki; “Eğer Allah`ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Allah affedicidir, rahmet edicidir.” buyurmuştur. Dikkat edilirse Allah`ı sevmenin yolu, Peygambere tabi olmaktan geçiyor. Netice itibariyle Peygambere tabi olmak Cennet`e ve Allah sevgisine, affına ve mağfiretine götürürken O`nu inkar ise doğrudan cehenneme götürmektedir. Tercih kişilere aittir.


KONUŞMA ADABI

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 4 ay önce / 13.12.2012 10:40:42 | Görüntüleme : 2080


İnsan: konuşan, düşünen ve isteklerini başkasına anlatan bir varlıktır. Yaratılmışların en üstünü ve en şereflisi olarak var edilmiştir. Ayni zaman yeryüzünün halifesi görevi de kendisine verilmiştir. Üzerindeki yükü ağır ve sorumluluğu çoktur.

Allahu Teala; insanlar arasından bazılarını peygamber seçmiştir. İnsanların en mükemmeli olmasına rağmen kendi hevasından bir şey söylememişlerdir. Kur`anda Allah şöyle buyurur. “O hevasından bir şey söylemiyor. Konuştuğu şey bir vahiyden başka bir şey değildir.(necm:3-4)”

Zaten peygamberi insandan özel kılan durumda Allahtan vahyin gelmesidir. Kur`an-ı kerimde; Ey Raulü Ekrem sen insanlara hitaben de ki; “ancak ben sizin gibi bir beşerim. Aramızdaki fark; risalet ve vahiyle Rabbim bana lütfetti. Binaen aleyh Rabbim tarafından sizin mabudunuz ancak birdir, taaddüdü yoktur.(kehf=110)”

Bu ayetten anlaşılıyor ki, peygamberlik istekle olmuyor. Doğrudan bizatihi Allahın seçmesiyledir. Son peygamberin geleceğini bilen ehli kitaptan Yahudi ve Hristiyanlar, kendilerinden bir peygamber gelmesini arzu ediyorlardı. Gelmeyince de iman etmediler. Allah ve Rasulüne savaş açtılar. Şüphesiz bir peygamberi üstün kılan; onun seçilmiş olması ve vahiy gönderilmesidir.

Dünya üzerinde iyi ve kötü, haram ve helal, ancak Allahın bildirmesiyle bilinebilir. Çünkü her varlığın sahibi odur. Neyin haram ve neyin helal olduğunu ancak o bilir. Kimse ondan hesap soramaz, ama o kullarından hesap soracaktır. Çünkü her türlü nimeti lütfü kereminden bol bol vermiştir. Nimeti veren Allah, verdiği nimetin hesabını sorması haktır.

İnsan ağzından çıkan her bir konuşma, namludan çıkan mermi gibidir. Hedefine ulaşır, sahibini bulur…

(Ben öyle demek istememiştim demenin bir anlamı olmaz. Baştan hesabını iyi yapmalısın ve konuşma adabına uymalısın ki; konuşmaların sana geri dönmesin.) Çok defa düşünmelisin, bir kez rahat konuşmalısın. Sonradan seni üzecek sözleri ağızdan çıkarmayacaksın ki, toplum ve aile içinde itibarın olsun. Konuşma adabından kastımız sonradan rezil ve rüsva olmamaktır.


SÖZÜN EN GÜZELİ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 4 ay önce / 06.12.2012 10:20:05 | Görüntüleme : 2036


Sözün en güzeli olan Allah kelamına ittiba edenleri müjdele ki onlar dünya ve ahirette kurtuluşa ve saadete erenlerdir. Saadetin başı bütün hayırların toplanması ve Allah`a itaattir. Kur`an`ın emir ve yasaklarına titizlikle uymak yaşayışını, alış-verişlerini, helal ve haram ölçülerine göre ayarlamak sözün güzeline uymak ve yaşayabilmektir.

Sözün en güzelinden maksat, Allah kelamı olan Kur`an ayetlerinin tamamıdır. Kur`an dışındaki sözlerle karşılaştığında seçimini Kur`an`dan yana koymasıdır. İlahi hakkın yanında beşerin hakkı söz konusu bile edilmemelidir.

Ayıplama ve yasaklamalarda, öncelikle Allah ne diyor bu hususta denilmelidir. İnsanların demeleri önemli değildir. Sizin anlayacağınız helal, haram noktalarında helalden tarafa yönelinmelidir. Elalem hatırı için haram içine girilmemelidir. Amca-dayı, hala-teyze, komşu ve akrabalar elalem ne der, değil Allah ne diyor denilmelidir. Hakla-batıl karşı karşıya gelince Haktan yana olmaktır.

Müminler ferasetli kişilerdir. Hakla-batılı seçerler. Doğru ve yanlışı bilir, güzel olanla çirkini ayırt ederler. Samimi davranışlarıyla hiçbir kimseye haksızlık yapmazlar. Kendi haklarına rıza gösterirler, başkaların haklarına göz koymazlar, güzel yaşarlar, güzel konuşurlar, günah olan işlerden uzaklaşırlar. Allahın rızasını kazanmak için, madden ve manen gayret sarfederler. Öncelikleri Allahın istekleridir. Kişilerin isteklerine önem vermezler.

İnsanlar arasında da konuşurken sözün güzeline dikkat edilmelidir. Gündelik hayatımızdaki bütün uygulamalarda güzel ve tatlı konuşmaların kazandırdıklarını görürüz. “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.” Atasözü boşuna konuşulmamıştır. Söz vardır ki; insanı çileden çıkarır, söz vardır ki; çileden çıkmış birisini yatıştırır. Sözle birlikte davranış da çök önemlidir. Edep- haya ve huy güzelliği parayla-pulla alınıp-satılacak şeyler değildir. Önemli olan Kal ve Hal ilmidir.(söz ve davranış biçimidir.)


ÖLÜYÜ HAYIRLA ANMAK

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 4 ay önce / 29.11.2012 11:46:25 | Görüntüleme : 2040


Allah Resulü efendimiz; “Mü`min ölülerinizi hayırla yad edin(anın)” buyurmuştur. Enes (r.a.)`dan rivayet olunduğuna göre; sahabiler bir cenazeye rast geldiler. Onu hayırla yad ettiler. Nebi (s.a.v.) vacib oldu buyurdu. Sonra bir başka cenazeye rast geldiler. Onu da şerle yad ettiler. Nebi (s.a.v.) vacib oldu buyurdu. Ömer b. Hattab (r.a.), “ne vacib oldu” dedi.

Nebi (s.a.v.); “Şu hayırla yad ettiğiniz kimseye cennet vacib oldu ve şerle andığınız kimseye de cehennem vacib oldu. Sizler yeryüzünde Allah`ın şahitlerisiniz.” buyurdular.” (Buhari ve Müslim)

İhlaslı Mü`minlerin bir Müslimi övmesi onun iyi olduğuna delildir. Samimi müminlerin şehadetleriyle inşallah makamı cennet olacaktır ve o Allah`ın izniyle cennet ehlinden sayılacaktır. Onun için daima hayırla anmak iyidir.

Yine bir kimsenin için ve dışının bozukluğuna şahitlik yapılırsa o kimsenin de cehennem ehlinden olduğuna delildir. Samimi müminler yeryüzünde Allah`ın şahitleridirler. Allah onların doğru söylemelerini ilham eder. Fasık kimselerin hayır ve şer ile şahitlikleri muteber değildir, kabul edilmemiştir.

Kötü ve açıktan günah işleyen kimselerin kötü amellerini anmak, ondan sakındırmak için haram değildir. Asla gıybet görülmemiştir.

Allah Resulü (s.a.v.) efendimiz hadislerinde “Gökte melekler yeryüzünde de müminler Allah`ın şahitleridir.” buyurmuşlardır.

Her ne kadar hadisin söylendiği kimseler sahabiler ise de müminler de onların yolundan ve Allah Resulü efendimizin izinden gitmektedirler. Hayatında Müslüman yaşayan ve Müslüman olarak ölen cenaze geçerken ayağa kalkarak hayır duada bulunmanın sünnet olduğu hükmü Riyazüs Salihin`de geçmektedir. Ölen mümin hakkında Allah`tan af dilemek ve hayır duada bulunmak güzelliktir.


ÇOCUK ALLAH`IN NİMETİDİR

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 5 ay önce / 22.11.2012 10:48:07 | Görüntüleme : 2015


Yüce Allah(cc) göklerin ve yerin, bütün kainatın malikidir, dilediği gibi yaratmak ve vücuda getirmek suretiyle onlar üzerinde tasarruf sahibidir.

Kur`an-ı Kerim; Şura suresinde “göklerin ve yerin mülkü Allah`a aittir. Dilediğini yaratır. Dilediğini kız bağışlar, dilediğine erkek çocuklar bağışlar. Yahut onları erkekli kızlı ikizler yapar, dilediğini de kısırlaştırır.(49-50)

Allahın kulu, insanoğlu kendisi hakkında hangisinin hayırlı hangisinin hayırsız olduğunu bilemez. Ona düşen görev ise rabbinden hakkında hayırlı olanı vermesini istemesidir.

Doğacak evladın: kız mı, erkek mi, tek mi, ikiz mi ve yahut hiç birisi, yani kısır mı bilmesi mümkün değildir. Hakkında hangisi hayırlıysa, onu nasip etmesini istemesi doğru olandır.

Ayette hitap peygambere ise de, manası umüm ümmetedir. İnsanlık tarihinde örnekler çoktur. Kimine sadece erkek verilmiş kız vermemiştir. Kimine sadece kız verilmiş, erkek vermemiştir. Kimine hem kız hem erkek çocuk verilmiştir. Kimine de hiç çocuk vermemiştir.(kısır kılmıştır) hikmetini ancak Allah bilir. Çocuk aynı zamanda imtihan edilme sebebidir.

Lut(a.s)`a kızlar bahşetti, erkek evlad verilmedi, İbrahim(a.s)`a oğlan çocukları verdi, kız çocukları verilmedi. İsmail(as) ve İshak(as)`a hem oğlan hem de kız çocukları verdi. İsa(as)`ı akim, çocuksuz kıldı.

Rasulullah(sav.) efendimizde dört kız ve dört erkek çocuğu olmuştur. Allah kimisi de çocuksuz bırakmıştır. Zekeriya oğlu Yahya(as) gibi, kimisine kız-erkek karışık verilmiştir. Hz. Adem(as)`a ikiz olarak biri kız, biri erkek evlad vermiştir. O günün şeriatına göre ikiz doğan kardeşler sonradan doğan ikiz kardeşle evlilik yapmışlardır. Ta ki Nuh`un şeriatındaki değişikliğe kadar devam etmiştir. “Kimini malla kimini de evladla sınamaktadır.”

Bu fani dünya hayatımız geçicidir. Bizlerde faniyiz. Ömür denilen süre çok kısadır, adeta bir soluklanmadır. Ahiret hayatı ise ebedidir. Yani; süresizdir. O halde bu dünyada kalacak kadar azık temin ederken ahirette de kalacak kadar, maneviyata önem vermemiz gerekmektedir.

Allah`ın her nimetinin hesabı olduğu gibi, çocuk nimetinin de hesabı bizden sorulacaktır. Tıpkı: güttüğü sürüden sorumlu çoban misali; aile reisleri de aile fertlerinden sorumlu tutulacaktır. Neticede; ya cennet ya da cehenneme gönderileceklerdir. Herkes ona göre amelini yapmalıdır.


CEHENNEM ve KAFİRLER

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 5 ay önce / 15.11.2012 11:30:07 | Görüntüleme : 1976


Cenab-ı Allah dünyada yarattığı kulların, dünyalık rızıklarını eksiksiz vermeyi üzerine almıştır. Hatta isyan edip karşı gelen insanlara daha da çok nimetini vermiştir.(darlık ve sıkıntı yüzünden isyan ettim dememeleri için…) Kafirler, peygamberlerine dediler ki; “Elbete biz, sizi yurdumuzdan çıkaracağız veya siz bizim dinimize geri döneceksiniz.” Rableri onlara(peygambere) şöyle vahyetti. “Elbette biz zalimleri helak edeceğiz.”(İbrahim:13) Allahy kafirleri Helak etmekle uyarmıştır…

Allahın helak etmesi; “Kafirlerin amelleri, fırtınalı bir günde rüzgarın savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeye güçleri yetmez.işte bu, uzak bir sapıklığın ta kendisidir.”(İbrahim:18) Kazandık zannettiklerinden boş dönecekler.

Bu sapıklık içinde yollarını şaşıranları, yani o suçluları siz görürsünüz. Suçlular, o gün “Birbirlerine yaklaştırılmış, zincirlere vurulmuş gömlekleri(kaynamış) katrandandır. Yüzlerini de ateş bürümüştür.”(ibrahim:49-50)

Cehennemde bulunacakları durumlarını kur`an böyle anlatırken; oradaki gıdalarını da şöyle anlatıyor. “De ki: O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kafir olsun. Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, duvarları onları kuşatmıştır. Eğer su isterlerse yüzlerini haşlayan erimiş maden gibi su ile yardım edilirler, o ne kötü içecek ve ne kötü bir sığınaktır.”(Kehf:29) Cehennemde; insan için ölüm bir kurtuluş olacak, fakat eline geçmeyecektir. Cehennem ehlinin gıdası: kan-irin ve sıcak su olacaktır. Cehennemin yakacağı insanlar ve taşlardır. Kur`an bunu bize haber vermiştir. “Sizden herkes oraya varacaktır. Bu, Rabbinizin kesinleşmiş bir hükmüdür. Sonra müttefikleri kurtarırız ve zalimleri diz üstü bırakırız.”(Meryem:71-72)

Cehennem ehlinin oradaki çirkin ve çeşitli bağırışmaları vardır.(enbiya suresi:98) ayetinde bu çirkin sadaları kimse duymaz. Onların inlemelerini kaderlerini, pişmanlıklarını, hasretlerini kimseler duymaz. Çünkü herkes kendi derdine düşmüştür. Ve kendi dertleriyle meşguldür. Artık bundan sonra bağırsalar da feryad-ü figanda etseler kurtuluş yolu yokrtur. Kafirler Ebedi cehennemde kalacaklardır. Müminlerde ebedi Cennette yaşayacaklardır. Dilediğini sen seç. Burada iken.


KURTULUŞ

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 5 ay önce / 01.11.2012 10:17:57 | Görüntüleme : 1852


Cenabı Allah her insanı kendine kulluk yapmak üzere yaratmış ve dünyaya getiriliş nedeni budur. Bundan dolayı, insan başıboş bırakılmamış daima kontrol altındadır. Hayatında yaptıklarının zerresine varıncaya kadar kendisinden hesabı sorulacaktır. Bundan kurtuluş yoktur.

Kur`an-ı Kerim`de “Her kim Kur`an-ı okur, içindekilere tabi olursa, Allah onu sapıklıktan hidayete erdirir ve kıyamet günü kötü azaptan kurtarır. Her kimde benim zikrimden yüz çevirirse yani Kur`an-ı tilavet etmekten ve içindekilerle amel etmekten uzak durana da dar bir geçim vardır.” (Taha:123-124)

Taberi tefsirinde: “Her kim benim zikrimden yüz çevirirse ona dar, zor ve sıkıntılı bir geçim vardır.” İfade edilmiştir.

İbni Abbas (Ra): “ Her kim benim zikrimden uzaklaşırsa” ayeti hakkında şunları söylemiştir.

“Kullarımdan birine ne zaman mal verdimse bana karşı takvasını azalttı veya takvadan uzaklaşmayı artırdı. Onda hayır yoktur, onlar maişette darlık içerisinde kalacaklardır. İşte kötü maişet budur. Dünyalık rızkı değişmediği halde geçim sıkıntısı şiddetinin artmasıdır.

Ebu Hureyre (RA)`dan rivayet edilen bir hadiste; Resulullah (sav) buyurdular: “Bilir misiniz bu ayet kimin hakkında indi. Allah Resulü (sav) daha iyi bilir. Dedi ki; “Kafirin Kabirdeki azabıdır. Nefsim elindekine yemin ederim ki, ona doksan dokuz tinin musallat olur, tinin nedir bilir misiniz? Doksan dokuz yılandır. Her bir yılanın yedi başı vardır. Musallat olduklarını ısırır ve sokarlar, ta ki kıyamet kopuncaya kadar devam eder. Halbuki kıyamet azabı daha şiddetli ve devamlıdır. Ne kadar şiddetli bir azap olduğunu düşünelim. İbret alarak yaşamımızı sürdürelim.

Eğer dar geçim sadece dünya hayatında olsaydı, Allah`ın zikrinden itaatinden çıkan her bir kimsenin maişetinin dar olması gerekirdi. Yaşadığımız dünya hayatında kafirlerin maişeti daha geniştir. O halde üçüncü bir şık kalır ki, o da berzahta, yani kabirde olmasıdır. Sahih olan budur. Onlar kıyamete kadar azap çekeceklerdir kabirlerinde.

Tek kurtuluş; İslam fıtratı üzere doğan bütün insanların Müslüman yaşamaları, iman üzere ölmeleri ve Müslüman olarak dirilmelerine bağlıdır. Başka bir kurtuluş yolu yoktur. Herkes yaratılış maksadına uygun bir ömür sürdürmelidir ki, kurtuluş bundadır.


İBADET

Yazar : Selim DEMİRLİ | Tarih : 6 yıl, 6 ay önce / 04.10.2012 10:43:58 | Görüntüleme : 1916


Allah kur`anda <> buyurmuştur.

Allah canlıları ve insanları yaratırken, Onlar; üzerinde kendi azametini göstermiştir. İns ve cinslerini mahlukatın en üstün ve en şereflisi olarak yarattığı haberini vermiştir.

Rahmen sıfatıyla bütün canlıların dünyadaki rızıklarını üzerine almış, rahim sıfatıyla da ahirette sadece Müslümanlara acıyacaktır. Kafirlere asla acımayacaktır. İlahi adalet gereği.

“Ey insanları, sizi ve sizden öncekileri yaratan rabbinize ibadet edin ki, takva sahibi olasınız.” “O sizin için yeryüzünü döşek, gökyüzünü bina(tavan) yaptı. Gökten yağmur indirerek O su ile rızık olarak meyveler çıkardı. O halde bile bile Allah`a ortak koşmayın.(bakara21-22)

Hiçbir insan Allah`a ibadet ediyorum diye aklına bir şey getirmesin. Çünkü Allah ihtiyaçtan beridir, muhtaç olan bizatihi insanın kendisidir. Kılınan namazlar, tutulan oruçlar, verilen sadakaların tamamı kul olmanın vazifelerindendir.

Her kim ki; mükellef olduğu kulluk vazifesini hakkiyle yerine getirirse, cennete girecektir.

Bu dünyada da; sayısız nimetlere kavuşurken ahirette, akla ve hayale sığmayacak derecede çeşitli cennet nimetlerine, Allahın izniyle ulaşacaktır.

Fakat bir tehlike var. o da; iblis önünde, nefsin sağında, hevan solunda, dünya arkanda, Allahın kudreti üstünde iken; gafil olursan; şeytan seni günahlara çağırır, hevan seni şehvete, dünya seni ahiret üzerine kendini beğendirmeye çalışır, bütün uzuvların seni günahlara doğru davet edecektir. Cebbar olan Allah`ta seni cennete ve mağrufiyete çağırır.

Bu halde, şeytana uyanın ruhu gider, hevasına uyanında ahreti gider, uzuvlarına uyanında cenneti gider, Allahın isteklerine uyanlarında bütün kötülükleri gider ve bilunumum hayırlara kavuşmuş, Allahın yardımı onun yanındadır.

Akıllı bir insan iki şeyden sakınmalıdır:

1-Allah`a ve kullarına kötü zanda bulunmaktan.

2-Allahın emirlerine karşı gelip isyan etmekten.

Ömrümüz boyunca yapmaya çalıştığımız ibadetlerimizi, bedenen(namaz kılıp oruç tutmak), madden(zekat ve sadaka vermek), hem madden hem bedenen(hacca gitmek) her üç ibadeti yerine getirirken ihlası(samimiyeti) asla bırakmamak gerekir, bu ibadetlerin hepsi bizim içindir. Haşa Allahın bunlara ihtiyacı yoktur. Allah ibadetlerimizi makbul etsin.(amin)