......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 234770

MEHMET GÜNEŞ`İN ARDINDAN

Yazar : Ali PARLAK | Tarih : 5 yıl, 1 ay önce / 12.03.2013 11:07:54 | Görüntüleme : 2308


9 Mart akşamı Antakyalı şair Mehmet GÜNEŞ`i anma programı için Mehmet TEKİN hocamla birlikte Antakya Oda Tiyatrosu salonundaydık.

1995 yılında aramızdan ayrılan Antakyalı şairin 18. Ölüm yıldönümü nedeniyle Öğretmen kızı Zerrin ve Gazeteci oğlu Şevki tadımlık bir program hazırlamışlardı. 18 yıl sonra yeniden “Antakyalı Bir Adam” dan şiirler dinledik. Aramızda gibiydi, görüntüler donuk olsa da sesi canlıydı.

“Şimdi ne gurbet acısı ne sıla

Kulağında dostların bir bir göçtüğünü duyuran

Minarelerdeki selâ,

Ve dilinde Saadettin Kaynak`ın büyük şarkısı;

Bir ömür harap oldu- Onu bilmiyor Leyla...”

Evet daha dün gibi Antakya Ticaret Ve Sanayi Odası`nda düzenlenen Şiir şölenlerinde okuduğu şiirler gibi canlı, titrek sesli ve heyacanlı; yüreği kıpır kıpır bu adam Mehmet Güneş`ten başkası değil.

Rahmetli Mehmet Güneş`in ardından Antakya`da sanata ve edebiyata gönül vermiş ne kadar insan varsa gitti sanki; Arif Coşkun, Kemal Karaömeroğlu, Cevher İhsan Miskioğlu, Recep Balcı...



Adına şiir şölenleri düzenleniyordu eskiden Güneş`in.Şimdi ne şair,ne şiir, ne de şölen kaldı..Sadece Betonsan`da adının verildiği park kaldı geriye.

18 yıl olmuş üstad bizleri terkedeli... Torunları büyümüş ve dedelerinin en güzel şiirlerini okumuşlar özel gecede.

Tek kelimeyle mükemmeldi. Emeği geçenlerin yüreklerine sağlık.

“Antakyalı Bir Adam” adlı tek şiir kitabının Antakya Belediyesi tarafından yeni baskısı yapılarak dağıtılması da oldukça manidardı.

Geride yürek dolusu şiirler bırakan Mehmet Güneş`i, rahmetle anıyor;

“Bu Vatan” adlı şiiriyle selamlamak istiyorum;


“Burda bir mübarek aziz vatan var

Onu bizim için bir yaratan var

Sen varsın, ben varım,yerde yatan var

Bu vatan kimsesiz değil!”


YORUM`un 21.Kuruluş Yıldönümü nedeniyle
Sadullah ERGİN`e muhabbetlerimle…

Yazar : Ali PARLAK | Tarih : 5 yıl, 3 ay önce / 06.02.2013 11:22:40 | Görüntüleme : 1576



Sabırla, sadakatle tam yirmi bir yıl,

Antakya`nın sesi, soluğu olmak;

Derdine deva olabilmek için dertlilerin,

Usanmadan, bıkmadan tam yirmi bir sene

Liyakatten ödün vermeden,

Layıkıyla yapmak görevini.

Aça aş, açığa bez…


Hastaya ilaç olabilmek.


Eli olmak elsizin, dilsizin dili…

Resmini çizmek sevdanın en güzel resmini,

Güneş gibi doğmak her sabah Habib-i Neccar`ın üstüne

İadeyi ziyarette bulunmak dostlara,

Nadide bir çiçek gibi açmak sonra gönüllerde…


KIYAFETİN ZERAFETİ

Yazar : Ali PARLAK | Tarih : 5 yıl, 5 ay önce / 14.12.2012 12:01:03 | Görüntüleme : 1836


27.11.2012 tarihli ve 28480 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik ile getirilen “Kılık kıyafet serbestliği” hakkında yapılan yorumlar evlere şenlik.

Her kafadan bir ses… Seslerin kimisi kulak tırmalayıcı, kimisi kafa ütüleyici kimisi de mide bulandırıcı cinsten. Bazı yorum ve eleştirilerin altında inadına muhalefet, bazı övgülerin altında da körü körüne destek yatıyor. Birileri “O ne derse doğrudur.” Derken, Diğerleri “O diyorsa yanlıştır.” Tezini doğruluyor adeta.

Şairin dediği gibi; “Bir kördüğüm baştan sona tamamı, Çözemedim çözülmüyor…”

Aslında çözüm basit; Biz ne dersek o olur!

Okullarımız ve çocuklarımız… İlim irfan yuvaları ve geleceğimiz, gözbebeğimiz…

Göz göre göre kendi ellerimizle gözlerimizi oyuyoruz!

Birileri hala göz boyama telaşında.

Yıllar evvelinden söylemiştim; Ziller bozuk çalıyor diye… Duyan kim?

Arızaları ve çözüm yollarını göstersen de boşuna…

Kural koyucular ve uygulayıcılar en iyisini bilirler.

Dört artı dört artı dört…

Cahit Kulebi`nin dediği gibi;

Bir artı, bir eksi, hikâye hepsi…

Şimdi 4+4+4 nakaratıyla kafası dönen çocuklara bir de kılık kıyafet terennüm ettirerek dillerini dolaştırmaya çalışıyoruz. Yırtığı yamamak yerine, yama üstüne yama yaparak cila boya ve aksesuar işleriyle iştigal ediyoruz cümleten…

Koro halinde “Evet-Hayır” diyoruz sesimizin yettiğince… Ne gariptir ki hiç kısılmıyor sesimiz. Oysa bir susmayı becerebilsek… Belki de çocuklar kendi kendilerine çözecekler kendi sorunlarını…

Zorunlu eğitimin sorunlarıyla uğraşmak yerine hala kılık kıyafet tartışıyoruz. Ve sorunlar büyüyor, büyüyen çocuklarla birlikte…

Sahi ne diyorduk?

Kılık kıyafet…

Yeni uygulamayla yarın okul bahçesine girecek yabancı şahışları nasıl tesbit edeceğiz?

Ben mavi önlüklü çocuklarımı özledim…


GÖLGE`NİN GÖLGESİ VE 24 KASIM

Yazar : Ali PARLAK | Tarih : 5 yıl, 5 ay önce / 26.11.2012 10:51:04 | Görüntüleme : 1667


Bugün 24 Kasım; Öğretmenler günü…

Literatürlere öğretmenlere özel gün diye geçmiş sıradan bir gün.

Gölge`nin gölgesi düşünce sıradanlığı bozuldu günün.

Özel bir gün oluverdi bir anda…

O bir öğretmendi…

Yıllardır yuttuğu tebeşir tozlarının, çaldığı Ud`un, üflediği Ney`in, söylediği türkülerin ve unutulmaz anılarının kaldığı Öğretmenler odasında; Sesinin kısıldığı tozlu sınıflarda ,mesai saatlerinin yetmediği müdür odasında biriktirdiği acılarını son yıllarında Hastahane koridorlarında dindirmeye çalışan,son günleri Sılaya hasretle geçen İsmail Gölge`nin salası verildi bu sabah…

Günlerden 24 Kasım`dı yani…

Bir öğretmen için sıradan da olsa İsmail GÖLGE için özel bir gündü.

Ticaret Lisesi`nin bahçesinde yapılan anma töreninin ardından son yolculuğuna uğurlanmak üzere doğum yeri Hassa`ya götürüldü. Binlerce seveni uğurladı bu özel günde Gölge`yi…

GÖLGE`nin gölgesinde bir 24 Kasım daha bitti bugün…

Yakınlarına, dostlarına ve öğretmen camiasına başsağlığı diliyorum.

Allah rahmet eylesin…

Aynı sahnede çaldığı ezgi eşliğinde şiir terennüm ettiğim üstadıma “Öğretmenim” adlı şiirimden uyarladığım bir dörtlüğü armağan etmek istiyorum.

“Memleket sevgisi, vatan aşkını

O`nun gibi yoktur Bayrak düşkünü!

24 Kasım`da soğuk kış günü;

Veda etti bize İsmail GÖLGE.”