......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 235213

Bir hukuk adamının siyasi şovu
Dünden devam

Yazar : Nizamettin DURAN | Tarih : 3 yıl, 10 ay önce / 21.5.2014 10:00:16 | Görüntüleme : 1415



Mensubu olduğu meslek birliğinin eksikliklerini, ihtiyaçlarını ve sorunlarını mı dile getiriyor?

Hayır!

Türkiye`yi dünyaya rezil eden ihanet şebekelerinin, tele kulak çetelerinin şu kadar kişiyi dinlemiş olmalarının vahameti konusunda hukuksal öneriler mi getiriyor?

Hayır!

Danıştay`ın kuruluş yıldönümünde, nezaketen de olsa onlara yönelik bir güzel söz mü söylüyor?

Hayır!

Öyleyse ne konuştu bu zatı muhterem, bir saat boyunca?

Hukuk, yargı ve adaletin dışında her şeyi; siyasilerin konuştukları ve birbirine laf yetiştirdikleri her şeyi…

Yargının tarafsızlığı ilkesine gölge düşüren ve baştan sona kadar siyaset içerikli bir konuşma. Van depremi ile hukuk arasında nasıl bir bağlantı kurdu? Van depreminde yapılan çalışmalar konusunda, hukuksal olarak nasıl bir aykırılık tespit etti de dile getirdi?

Olayları inkâr ederek, ters yüz ederek, tahrif ederek sonuç çıkarmak, bir hukuk adamının yapacağı iş mi, Allah aşkına?

Hatırlayın Van depremini! “Helal olsun!” dedirtecek çabuklukta, devlet tüm varlığı ve gücüyle depremzedelerin yanında oldu… Bırakın Türkiye`yi, Yurt dışından da, ta Japonya`dan, depremzedelerin dertlerine ortak olmak ve acılarını paylaşmak üzere insanlar akın akın geldi…

Ancak Van depremi üzerinden hükümete yüklenmek isteyen bu zat-ı muhteremi o günlerde Van`da gören olmadı. Ona en güzel cevabı da, Van Valisi, Van Ticaret Borsası Başkanı ve Vanlılar verdi.

Danıştay Başkanı Sayın Zerrin Güngör, Türkiye Barolar Birliği Başkanının bugünkü törende yaptığı konuşmaya ilişkin değerlendirmede bulunarak, “Arzu etmezdik böyle bir şeyi. Ülkenin yararına olan her şeyde biz varız, zararına olan hiçbir şeyde yokuz” dedi.

Bir gazetecinin “Feyzioğlu`nun konuşması Danıştay`ı rahatsız etti mi?” sorusuna Güngör, “Kendisi 1 saat konuştu, 20 dakika konuşacaktı. Bu bile yeterli değil mi?” cevabını verdi.

***

Yukarıdaki yazıda sözü edilen Profesör, Turhan Feyzioğlu`dur. Barolar Birliği Başkanı`nın annesinin babası, yani dedesi… Başkan, doğum esnasında annesi vefat edince, dedesi onu yanına alıp yetiştirdi. Nüfusuna geçirdiği için de soyadını aldı.

Tam dedesine yakışır bir eğitimle yetişen torun, dedesi gibi Türkiye`nin Başbakanı`nın huzu-runda parmak sallayarak tehdide yelteniyor; siyasi-lere ayar çekmeye kalkışıyor, dedesine öykünerek.

20 dakikalık konuşma süresini geçeli çok olmuştu ama, kimse ona dur demediği için de ayağını gazdan çekmiyordu. Tam da havaya girmiş sallıyordu ki, onu bu rüyadan uyandıran sesle irkildi!..

Ve devrin o devir olmadığını, köprünün altından çok suların aktığını o sesle anladı. Bir şeyi daha çok iyi anladı: Karşısındaki Başbakan`ın başkasına benzemediğini… “dikleşenler”e anladıkları dilden konuşan bir Başbakan olduğunu ve onda, o kişiliğin, o inancın ve cesaretin olduğunu…

Ancak bu konuda torunun bir günahı yoktu; çünkü dedesinin dersinde bu bölüm yoktu ki! Torun ne yapsın?

Önemli değil, zamanla öğrenecektir… Zaten dedesinin de bu dersi görmediği ve bilmediği ortada!.. Bunların bilmedikleri çok önemli bir husus daha var: Bu millet O`nu, Başbakan`ı bu yüzden çok

seviyor ve bağrına basıyor. Şerefini, haysiyetini ve onurunu koruyup kolladığı için… İçeride ve dışarıda milletini şerefle temsil ettiği ve kendisine verilen emanetin hakkını verdiği için…

Son söz: Kendi değerleriyle kavgalı oldukları müddetçe geçmişte dedesine pirim vermediği gibi, kendisine ve onların yolundan gidenlere de bu Aziz Millet, metelik prim vermeyecektir. Ve onlara itibar etmeyecektir. Bunu böyle bilsinler. Başbakan Erdoğan`ın karşısında neden varlık gösteremediklerini bu noktada arasınlar, başka yerde değil.

Ve bir dua: Allah`ım, Mazlumların sesi olan Başbakanımızı, mazlumlar adına, garip gurabalar adına kalbine güç, bedenine derman, beynine sağlık ver, basiretini aç, ayaklarını muhkem kıl ve tökezletme, Allah`ım onu düşürme, onun yar ve yardımcısı ol! “Kulumu sevince gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum. Artık o benimle duyar, benimle görür, benimle tutar, benimle yürür.” buyruğunu onun için tecelli ettir, Allah`ım! Âmin.

Nizamettin Duran