......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 338580

ALLAH’A ŞÜKRETMEK :

Yazar : | Tarih : 4 ay, 2 gün önce / | Görüntüleme : 442
ALLAH’A ŞÜKRETMEK :

Yüce Tanrı, Câsiye Suresi’nin 13 cü ayetinde buyurduğu gibi: Göklerde ve yerde olanların hepsini, kendinden bir lütuf olarak insanlara amâde kılmıştır. Allah’a şükür, her türlü nimetin tek sahibinin Allah olduğunun ve yalnızca O’ndan geldiğinin bilincine varmaktır. Bizleri insan olarak yaratıp akıl nimeti ile donatıp diğer canlılardan üstün kılan ve ilâhî kitaplar göndererek yolumuzu aydınlatan Allah’a şükretmek en önemli kulluk görevimizdir

 BİR AYET.

“ Dünya hayatı bir oyundan, bir oyalanmadan başka bir şey değildir. Elbette ahiret yurdu, sakınan muttakiler için daha hayırlıdır. Halâ akıllanmayacak mısınız? (En’am,6/32)

BİR HADİS

Ölüm, mü’minin armağanıdır”; “ Ölüm, her Müslüman için kefarettir!”.(İmam-ı GAZALİ, Kalplerin Keşfi,)

ALLAH’A ŞÜKRETMEK :

Yüce Tanrı, Câsiye Suresi’nin  13 cü ayetinde buyurduğu gibi: Göklerde ve yerde olanların hepsini, kendinden bir lütuf olarak insanlara amâde kılmıştır. Allah’a şükür, her türlü nimetin tek sahibinin Allah olduğunun ve yalnızca O’ndan geldiğinin bilincine varmaktır. Bizleri insan olarak yaratıp akıl nimeti ile donatıp diğer canlılardan üstün kılan ve ilâhî kitaplar göndererek yolumuzu aydınlatan Allah’a şükretmek en önemli kulluk görevimizdir

“…Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye lâyıktır.”(Lokmân,31/12)

Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin.(Nahl,16/114)

 İnsanın; sağlık, sıhhat, afiyet, evlât ve bunca nimetleri kendisine ihsan eden Rabbine şükretmemesi nankörlük olur. Şükür, nimeti vereni bilerek onun bütün emir ve yasaklarına uymakla gerçekleşir. Bahşedilen nimetlerin devamı ve bereketlenmesi için de şükür gereklidir. Allah Teâlâ; “…Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azâbım  çok şiddetlidir.”(İbrahim,14/7) buyurmaktadır.

Her nimetin şükrü de kendi cinsindendir: Malın şükrü zekât vermek, ilmin şükrü insanlara doğru bilgileri aktarmak, bedenin şükrü de Allah’a ibadet etmek ve insanlığın yararına iyi işler yapmaktır.

HZ. PEYGAMBER’İN CUMA NAMAZININ ÖNEMİNE DAİR HUTBESİ.

 

İbn Mace, Hz. Câbir’den şöyle rivayet etmektedir: “Hz. peygamber, bize şöyle hutbe verdi: ‘ Ey insanlar ölmeden evvel Allah’a tövbe edin, henüz meşgul olmadan salih amellerle uğraşın, Allah’ı çok zikrederek gizli ve aşikar çok tasadduk ederek aranızdaki bağı güçlendirin ki size rızık verilsin, size yardım edilsin, açıklarınız kapatılsın. İyi bilin ki Allah, Cuma namazını, size, burada, bugün, bu ay, bu yıldan kıyamete kadar farz kılmıştır. Kim, ben hayatta iken veya benden sonra yönetimde bulunan adil veya zâlim devlet başkanını tanımayarak, onu küçümseyerek bu namazı terk ederse Allah, onun işini rast getirmez, işlerini bereketli kılmaz. İyi bilin ki onun namazı, zekâtı, haccı, orucu ve yaptığı hiçbir hayır kabul edilmez. Ancak tövbe ederse durum değişir. Kim tövbe ederse Allah da onun tövbesini kabul eder…”İbn Mace, 108)

TEVAZU (ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK)

Tevazu, rütbe bakımından alt seviyede olan kimselere karşı böbürlenmemek, kendini öz değerinden yukarı göstermemek anlamlarına gelir. Zıddı kibir ve gururdur.

Tevazu, Allah katında ne kadar yüksek bir haslet ise, gurur ve kibir de o kadar düşük bir duygudur. Peygamberimiz: “ Allah tutumlu olanı zengin eder; savurganlık edeni ise fakir düşürür. Tevazu göstereni yükseltir; kibirlenip böbürleneni de alçaltır, aşağıların aşağısına indirir!”  buyurmuştur.

Örnek olaylar:

1-Mevlâna, halkın yanısıra Konya’daki papazlarla da görüşmekte ve onlarla da sohbet etmektedir. Bir gün Konya çarşısından geçerken bir papazla karşılaşır. Papaz, Mevlâna’ya saygıyla başını eğerek selam verir. Mevlâna, papazın bu davranışına biraz daha fazla eğilerek karşılık verir. Papaz başını kaldırdığında bu davranışı görür. Mevlâna ile konuşur ve ayrılırlar. Bu sırada Mevlâna, “ Hazret, acaba papazı neden daha fazla eğilerek selamladı” şeklindeki şaşkınlık içinde olan çevresindekilere şöyle seslenir: “ Allah’a şükürler olsun, alçak gönüllülükte papazı geçtik.!”

2-Mevlâna hazretlerinin huzuruna iki adam gelir. Bunlar birbirleriyle kavga etmişlerdir ve dargındırlar. Mevlâna onlara barışmalarını söyler ve Nurettin adındaki adama şöyle söyler: “ Ey Nurettin, arkadaşın toprak hükmünde görünüyor. Sen su gibi yumuşak ve alçak gönüllü ol. O’na git ve anlaş. Hem herkes de bilir ki, iki dargın insandan hangisi barışmak için daha önce davranırsa, cennete de önce girecektir; daha çok sevap alacaktır!”

 

MELEKLERİN DOSTLUĞU.

Melekler, Allah’ın emir ve yasaklarına asla karşı gelmeyen, Allah’ı öven, O’na secde eden ve asla kibirlenmeyen nuranî varlıklardır. İnsanlar için dua ederler, ölüm zamanı gelen insanların canlarını alırlar, cennet kapılarında müminleri karşılayıp onları selamlarlar ve müminleri cennetle müjdelerler. “Rabb’imiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler iner, (onlara) ‘korkmayın, üzülmeyin, siz va’dolunduğunuz cennetle sevinin, biz dünya hayatında (olduğu gibi) ahiret hayatında da sizin dostlarınınız, orada size canlarınızın çektiği her şey var, orada size istediğiniz her şey var’ derler.”(Füssilet,41/ 30-31) .(İsmail Karagöz, Sevgi ve Dostluk, s.214)

 

KİM İYİDİR-KİM KÖTÜDÜR ?

Peygamberimiz(s.a.s.) , bir gün sahabeye: “Hanginizin iyi, hanginizin kötü insan olduğunu size haber vereyim mi?” diye sordu ve ardından şöyle buyurdu: “iyi olanınız , kendisinden herkesin hayır umduğu ve şerrinden emin olduğu kimsedir.Kötü olanınız ise kendisinden hiç kimsenin hayır ummadığı ve şerrinden emin olmadığı kimsedir.” (Tirmizî, Fiten,76) .

Resulallah(s.a.s.)in dilinde mümin kişi, her şeyden önce teslimiyet ve sadakat sahibidir.O, tıpkı altın gibi değerlidir; hayatı boyunca İbrahimî bir duruş sergiler ve vakarını korur.Resul’ü Ekrem’e göre mümin, bal arısı gibidir: Hep güzel, temiz, helal şeyler yer, hep güzel şeyler üretir. Kimseyi kırıp incitmez. Müminin gönlünde kötüye değil iyiye, zararlıya değil faydalıya, olumsuza değil olumluya yer vardır.

Peygamber Efendimize (s.a.s.) göre mümin, hurma ağacı gibidir. Her daim imanından aldığı kuvvetle canlılığını, diriliğini korur. Yaratılış gayesini unutmadan insanlığa yararlı olur(Buharî, Edep,89).

Mümin, türlü musibetlerle imtihan edilse bile yıkılmaz, ayakta kalır. Bilir ki kula düşen, imtihan ve musibetleri Eyüp misali sabır, metanet ve vakarla kabullenmek ve karşılamaktır.Yüce Allah’tan gelene: “lütfun da hoş, kahrın da hoş” diyebilmektir.

Resulü Ekrem’e göre mümin, feraset, basiret ve itidal sahibidir.Hayata ve olaylara tefekkür, hikmet ve ibret nazarıyla bakar. Ancak bile bile hataya da düşmez: “Mümin, bir delikten iki dafa ısırılmaz.!” (Buharî, edep, 8). İnancının, duygu ve düşüncelerinin istismar edilmesine izin vermez; gönlünü, zihnini başkalarına esir etmez.

ÜRPEREN YOK ARTIK

Kâinattaki sırları

Görüp ürperen yok artık!

Çiçek bezenmiş kırları

Görüp ürperen yok artık!

 

Bülbülün öttüğü bağı,

Örümcek: Ördüğü ağı,

Resûl’ün gördüğü dağı

Görüp ürperen yok artık!

 

Şu yağan yağmuru-karı,

Meyve, sebze yeşil, sarı

Hayret uyandıran narı

Görüp şükreden yok artık!

 

Resûl’ün sevdiği gülü,

Meyve yüklü yeşil dalı,

Arının yaptığı balı,

Görüp şükreden yok artık!

 

Rabbin gücünün ögesi,

Yer, Güneş, Ay’ın dengesi,

Hiç değişmez yörüngesi,

Görüp şaşıran yok artık!

 

Allah kelâmı Kur’an’ı,

Hûşuyla namaza duranı,

Aşkla secdeye varanı

Görüp şükreden yok artık!

 

Melek gibi nurlu yüzün,

Arşı görür gönül gözün,

Kur’an’ın ilâhî sözün,

İşitip ürperen yok artık!

 

Oytan’ımın tatlı dili,

Arşa açık iki eli,

Gökten inen azgın seli,

Görüp ürper yok artık.