......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 338582

Kâbe-i Muazzama

Yazar : | Tarih : 4 ay, 1 hafta önce / | Görüntüleme : 494
Kâbe-i Muazzama
Kur’an-ı kerim’in ifadesiyle, “Şüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’ de hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir.(Âl-i İmrân,3/96). Kâbe, Cenab-ı Allah’ın ‘Evim’ dediği tek yerdir, tek yapıdır

 BİR AYET

“De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.!(Zümer, 39/53).

BİR  HADİS

: “Günahından tövbe eden sanki hiç günah işlememiş gibidir.!”( İbn

:“…Rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) temiz tutun”(Bakara, 2/125),  Müminlerin Kıblesi olan Kâbe-i Muazzama, Cenab-ı Hakkın, Kur’an’da, “secde et ve yaklaş !” buyruğu ile ikamesini emrettiği namaz ibadetinin istikamet hedefidir. Aynı zamanda, bütün Müslümanların müştereken teveccüh ettiği nokta, yani İslam dünyasının nabzının attığı yerdir.   Hz. İbrâhim ve oğlu Hz. İsmail Kâbe’yi harçsız olarak üst üste konulan taşlardan, üstü açık olarak inşa etmişlerdi. Kâbe, dört köşeli, üstü kapalı, penceresiz, yüksekçe bir binadır.Bu sadeliğiyle en süslü saraylardan, en güzel mimariye sahip evlerden bile daha cazip görünür.Kâbe, asırlar boyunca bir çok kez inşa ve tamir edilmiştir. Bunların en önemlisi, Mekke ve Kâbe’nin tarihi açısından olduğu kadar, Hz. Muhammed (s.a.s.) ’in şahsiyeti bakımından da büyük ehemmiyet taşıyan ve 605 yılında Kureyşliler tarafından gerçekleştirilmiş olanıdır. Hz. Muhammed bu inşaatta, amcası Abbas ile birlikte taş taşıyarak bu faaliyete bizzat katılmış ve Hacerül Esved’i yerine koyma şerefini paylaşamayan Kureyş kabileleri arasında hakemlik yaparak muhtemel bir çatışmayı önlemiştir. Yaklaşık 1,5 m. genişliğindeki temeller üzerine inşa edilen Kâbe’nin dıştan dışa 10,70 x 12 m. ölçüsünde ve 15 m. yüksekliğinde, duvarları 1,25 m. kalınlığında, üzeri çatısız, düz tavanla kapalı olup, dış yüzlerinde Mekke’nin çevresindeki dağlardan getirilen bazalt parçalardan oluşan değişik boyutlarda 1614 adet taş yer alır (Hicaz Albümü, s.22-23).Bir ilahî aşk şiirimizde Kâbe hakkındaki duygumuzu şu şekilde ifade etmiştik:

 

Kâbe’de tekbirler Arş’a dek ağar,

Yirmi dört saat üstüne nur yağar,

Milyarlarca gönül bu Eve sığar,

Hacer- ül Esved’e yüzler sürülür

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Üç mescid dışında herhengi bir mescidde ibadet yapmak için yolculuk yapılmaz: Benim Mescidim, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa…” buyurmuştur.

            Kâbe’ye, Allah (c.c. ), her gün 120 rahmet indirir. Bu rahmetin yeryüzünde bu kadar sayıda indiği tek şehir Mekke’dir. İnen bu rahmet-i İlâhinin 60’ı tavaf edenler, 40’ı namaz kılanlar, 20’si ise Kâbe-i Muazzamayı seyredenler içindir.(Kenzül Umman.)

            Hz. Peygamber Efendimiz, Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

Her kim Allah teala’nın beyti Kâbe’ye iman ederek, ecrini Allah’tan (c.c.) bekleyerek ve tasdik ederek bakarsa, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır. Kıyamet gününde Allah’ın (c.c.) azabından güvende olanlar arasında haşrolur.” (Diyanet İslam Ansiklopedisi.)

Mescid-i Haramda namaz, yüz bin namaza mukabildir. Şayet o namazı cemaatle kılarsa o namaz bir milyon kat namaza mukabildir.”

“Yeryüzünde, kendisinde tavafın, haccın, umrenin bulunduğu Mekke’den başka mekân yoktur.”(Diyanet Ansiklopedisi)

“Kim Mekke’de bir gün hastalanırsa, Allah Teala, O’na diğer beldelerde işlenen 60 yıllık salih amel yazar.”( Diyanet Ansiklopedisi)

Kim Mekke’de hastalanırsa, Allah Teala, O’nun bedenini, etini Cehenneme haram kılar.” (Diyanet Ansiklopedisi)

           

ADALETLİ DAVRANMAK.

Adaletli davranmak; alış-verişte, ölçüde, tartıda muhatabını aldatmamak;  terazi kullanmada hile yapmamak demektir. Kur’ân-ı Kerim, terazinin doğru kullanılması konusuna çok büyük önem arz etmektedir. Adaletli davranmak düsturu en çok da alış-verişte, tartıda-terazide kendini göstermekte, önem arz etmektedir. Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın”(Rahmân,55/9). “… Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin…”(Hûd,11/85). “…Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın…”(En’am,6/152)

Kişinin malî haklarının korunması, aldanmaması için ölçü ve tartının doğru yapılması gerekmektedir. Çünkü karşılıklı olarak hakkın zâyi olmaması karşı tarafa duyulan kin ve öfke duygularının yok edilmesi bu iki hususa riayet etmekle mümkün olur. Toplum içinde teraziyi doğru ölçenler daima takdir toplamıştır; doğru ölçmek-tartmak hayırlı bir iştir; dünyada zengin olmaya, ahrette de sevap kazanmaya vesile olur. Ölçü ve tartıyı doğru yapmak dinî bir emir, eksik yapmak ise büyük bir günah sayılmıştır.Cenab-ı  Hak, ölçüyü eksiksiz, tam yapmamızı, tartıyı da zulüm ve haksızlığa sapmadan adaletle yapmamızı emretmiştir. İnsanları doğru ölçü ve tartıya riayet edip hileli davranışlardan alıkoyacak en büyük faktör ise, hiç şüphesiz ahiret inancıdır. Ahrette hesap, ceza ve mükâfata kesin olarak inananlar  asla böyle aldatmalara cesaret edemezler.(Dr.Ercan Eser, Ölçü ve Tartıyı Doğru Yapmak Hayırlı İşlerdendir, Kur’ân’dan Öğütle 2, D.İ.B.Yayını , s.237). “…Allahın bıraktığı helâl kazanç sizin için daha hayırlıdır…”(Hûd,11/86).  “Ölçtüğünüzde ölçüyü tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.” (İsrâ, 17/35)

 

İNSANA ŞEYTANIN MUSALLAT OLMASI

Beybazıd-ı Bestami Hz. Mekke’ye hacca gider; Kâbe-i Muazzama’yı tavaf eder, Hac farizesini tamamlar; Kâbe’nin duvarına dayanmış dua etmekte iken, elinde bir çok yular ile bir kişiyi görür. Bunun şeytan olduğunu  anlar ve :

-Sen ne arıyorsun burada; Allah’ın evinde ne işin var? diye sorar. İblis:

- Ben tekkede de Mekkede de bulunurum; benimkiler tavaf ediyorlar da onları bekliyorum der. Beyazıd-ı Besatami Hz. :

- Ben de var mıyım onların içinde?  diye sorar.Şeytan gülümseyerek, küçümseyerek bakar ve :

- Sen onların içinde yoksun; ben sana yularsız da binerim der.

            Beyazıd-ı Bestami Hz., Haccını ifa ettikten sonra köyüne gitmek üzere yola revan olur. Bir yerde konaklar, akan suyun kenarında dinlenir. Bakar ki yan tarafta bir ağacın altında oturan ak sakallı, ihtiyar birisi oturuyor. Selam verir ve burada ne yaptığını sorar. Yaşlı adam:

- Hacdan geliyorum, köyüme dönüyorum, fakat gözlerim iyi görmüyor, şu dereyi geçemiyorum  der. Beyazıd-ı Bestami kendisine yardım edebileceğini söyler ve sırtına bindirip dereyi geçirmeye başlar. Tam derenin ortasına geldiği zaman, sırtındaki seslenir:

- Ben sana yularsız da binerim dememiş miydim ?.

 

KİBİRLİ, GURURLU OLMAK

            İnsan ahlâkını oluşturan huylar iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır. Güzel ve iyi huyların arasında tevazu, doğruluk, sabır, cesaret, emanete riayet, nimete ve iyiliğe karşı şükür, yumuşaklık, sevgi, merhamet, cömertlik gibi övülen tavır ve davranışlar sayılabilir. Kötü huylar arasında ise kibir, gazap, zulüm, gaflet, haset, yalancılık, iki yüzlülük, iyiliği başa kakma, riya, kendini beğenme gibi yerilen duygu ve tavırlar sayılabilir. Yüce Kitabımızın yerdiği kötü huylardan birisi de “kibir ve gururdur”.(Dr.Zafer Koç, Kibir ve Gurur, İnsanı Helake Sürükler, Kur’ân’dan Öğütler 2, D.İ.B.Yayını, s. 98)

            Kibir; büyüklenmek, gururlanmak, kendini başkasından üstün görmek ve başkasına itibar etmeyip onu yok saymak anlamına gelmektedir. Kutsal Kitabımız, kötü duygu ve düşüncelerin ruhu bozup insanı iyiliklerden ve doğru yoldan saptırdığından sıkça bahseder. Hatta bu kötü duyguların, demirin paslandığı gibi kalbi paslandırdığını ve bir zaman sonra gerçeği göremez hale getirdiğini belirtir.Eğer Yüce Allah’ın sevgisine ulaşmak istiyorsak, kalbimizdeki tüm kötü duygu ve düşüncelerden sıyrılmamız ve arınmış bir kalple Allah’ın huzuruna çıkmamız gerekir ( Dr.Zafer Koç, a.g.m.,s .99-100). İnsanlara surat asmak, kendini büyük, başkalarını küçük görmek, küçümsemek, övünmek iyi bir şey değildir.Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez.”( Lokmân, 31/18)

-“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın boyca da dağlara asla erişemezsin.”(İsrâ,17/37)

 

PEYGAMBERİMİZİN BİNDİĞİ HAYVANLAR.

Hz. Peygamber(s.a.s.), ata binmeyi çok severdi. Bunun dışında deve, katır ve merkebe de binmiştir. Peygamberimize ait atın adı “Lahif”, merkebin adı “Afîr”, katırınki “Düldül” ve “Tiyye”, deveninki ise “Kusva” ve “Adba” idi. (Mevlâna Şiblî, a.g.e. s.23)

 

TAPTUK EMRE’den BİR SÖZ.

Yunus Emre Hazretlerinin Şeyhi Taptuk Emre Hazretleri şöyle buyuruyor:

Aşkla yürüyen sırtında dünya taşır; aşksız yürüyen, beden diye ceset taşır !”

 

LÂ İLÂHE İLLALLÂH DEMENİN FAZİLETİ:     

      Taberânî, el-Evsat adlı eserinde Zeyd b. Arkam’dan şöyle rivayet etmektedir: “Hz. Peygamber, “Kim ihlâslı şekilde lâ ilâhe illallâh derse cennete girecektir.” dedi.

İhlâslı demekten kasıt nedir?” diye sorulduğunda: “Kelime-i tevhidi getirmesi, onu haramlardan koruyorsa ihlâslı şekilde demiş olur.buyurmuştur.(Hayatü’s Sahabe, s.99)

                Ebu Sa’id el Hudrî, Hz. Peygamber’den şöyle aktarmıştır: “Hz. Musa dedi ki: “Ey Rabbim, bana öyle bir şey öğret ki, onu zikredeyim, onunla sana dua edeyim! Allah da O’na, Lâ ilâhe İllallâh demesini söyledi. Hz. Musa, “Ya Rabbim tüm kulların bunu söylüyor, bana özgü bir şey söylemeni istiyorum” dedi. Allah(c.c.), “Ey Musa, şayet yedi sema ve yedi yer terazinin bir kefesinde olsa, Lâilâhe illallâh ayrı bir kefede olsa, lâilâhe illallâh daha ağır gelir.” buyurdu. (Nesâî, Amelu’l-yevm, s.834)

HUZURLU OL

Ömür geçsin doğru yolda,

Helal lokma aşın ile!

Yoktur gözün haram malda,

Huzurlu ol başın ile!.

 

Gönülden silelim kini,

Uzaklaştır şeytan-cini,

Yüceltelim kutsal dini,

Huzurlu ol eşin ile!.

 

Gözler daim ufka bakar,

Gönüller Kâbe’ye akar,

Kötülük hep yürek yakar,

Huzurlu ol işin ile!.

 

Sır tutmaya sırdaş gerek,

Yol gitmeye yoldaş gerek,

OYTAN için kardaş gerek,

Ara gözün-kaşın ile!.

 

KITA

İnsanı Allah için sevmek,

Râb rızası kapısın açar!

Allah rızası yüklü ruh,

Burak’la cennete uçar!