......

SPOR HABERLERİ

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 298447

BATI’DA SOSYOLOJİ

Yazar : | Tarih : 1 ay, 6 gün önce / | Görüntüleme : 710
 BATI’DA SOSYOLOJİ

Cemil Meriç, Batı’daki sosyolojinin vaziyetini şöyle anlatır:

 

 “Sosyoloji buhranların çocuğu. Comte, ihtilalin ölüme mahkûm ettiği Katolikliği, ‘insanlık dini’ ismi altında horlatan bir yarı deli. Le Play, sürüyü şer kuvvetlerine kaptırmak istemeyen kiliseyi temsil eder; şer kuvvetlerine, yani Sosyalizme. Durkheim, sarsılan düzeni rasyonalizm rayına oturtmaya çalışan bir haham torunu. Ortak vasıfları kötü birer nasir olmaları. Dava: Hristiyan Batı toplumunu istikrara kavuşturmak, dördüncü sınıfın ataklıklarını önlemek. Bir Fransız yazarı ‘çoban köpekleri’ diyor üstatlara. Fransa 1958'e kadar liselere almıyor sosyolojiyi. Bizde 1914'ten beri kürsü var.”1

Avrupalıya göre, Sosyolojinin iki düşman kardeş oldukları belirtilen Marx'la Weber’in, Doğu söz konusu olduğunda bu rakipler anlaşmazlıklarını unuturlar. Marx’ın coğrafi kaderciliği ‘bilimsel’ bir hakikat gibi sergilediğini belirtir. Dahası, ‘ülkedaş’larının Doğu'yu sömürürken vicdan azabı duymamaları için, bir kurt masalı uydurduğunu, bunun da; A.T.Ü.T. (Asya Tipi Üretim Tarzı) oluğunu söyler.

Weber'in hareket noktasının da ondan geri kalır tarafı olmadığı anlaşılmaktadır: “Avrupa dünyanın kalbgâhı; insan bütün büyük fetihlerini Avrupa'nın kılavuzluğunda gerçekleştirmiştir. Öteki medeniyetler, birer emekleme, birer başlangıç, birer müsvedde. Avrupa'nın ayırıcı vasfı: akılcılık. Çağdaş tarihin mimarı: burjuvazi. Dünyanın başka ülkelerinde burjuvazi olmadığı için, Avrupa'nınkine benzeyen bir medeniyet de yok. Birçok ülke kapitalizmin eşiğine kadar gelmişler, fakat kapitalizme geçememişler. Sınai kapitalizm, Protestan ahlakının eseri.”

Cemil Meriç bu hileli açıklamaları görür ve itirazını yapar:

 “Acaba öyle mi? Weber'in Protestan ahlakına yamamak istediği rasyonalite, irrasyonalitenin ta kendisi değil mi? İnsanı eşyalaştıran, insan haysiyetini sıfıra indiren bir ahlak, kapitalizmin cinayetleri ve adilikleri üzerine örtülen bir şal.

Tarih bir Avrupa ilmidir, Weber'e göre. Oysa, ‘Mukaddime’ 1860'larda Fransızca’ya çevrilmiş. Geniş tecessüslü bir ilim adamının bu büyük kitaptan habersiz oluşu düşünülebilir mi? Ne çirkin samimiyetsizlik!”

Olaylara olan yaklaşımını bu şekilde değerlendirdikten sonra, Weber’in duruşunu ve çalışmalarından hâsıl olan faydayı değerlendirir:

 “Weber, Protestan insanın yani Hristiyan Avrupa'nın destancısıdır. Asil bir davranış! Ama, o âteşîn Alman milliyetçisinin Türk insanına ifşa edeceği hakikat ne? Marksizm’in tek büyük faydası olmuştur: dikkatimizi liberal Avrupa'nın yalanlarına çekmek. Yani, içtimai ilimlerin birer ideoloji olduğunu öğretmek. Weber de ‘bir nevi Marksizm’in panzehri olarak tavsiyeye şayan.”2

Diğer taraftan Batı, maddi ilimlerde olduğu gibi toplumsal bilimlerde de masum değildir. Batı’nın Doğu merakının temelinde mutlak olarak kapitalizmin var olduğunu, bunun saf bir ilmi tecessüsten ileri gelmediğini, gelişen bir sınıfın ihtiyacından kaynaklandığını ileri süren Cemil Meriç bunu, “Demek Batı’nın sanıldığı gibi sadece madde ilimlerinde değil, toplumları incelerken de kılavuzu habis bir ihtirastır: Doğu’yu talan etmek”3 şeklinde açıklamıştır.

Üstat Cemil Meriç elbette haklı, yalan ve sömürü üzerine kurulu bir ilim ve tarih… Vahşi Batı'nın sömürü düzeni başka türlü nasıl işlesin ki?

Son olarak, toplumcu bir düşüncenin gerçek temsilcisi sayılabilecek, bu toprakların düşünürü olan Cemil Meriç’in sosyolojiyi neden okuduğumuza dair kanaatini zikredebiliriz, der ki:

 “Sosyoloji ile uğraşmanın tek faydası iliklerimize kadar işleyen ideolojileri bir dereceye kadar söküp atabilmek”tir.4

 “Sosyoloğun ilk vazifesi bütün sosyal sınıfları dolaşmak, onları bütünüyle yaşadıktan sonra sosyal hayatı tasvir etmektir”5