......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 235213

Hollanda'nın derdi ne ola ki?!

Yazar : | Tarih : 9 ay, 2 hafta önce / | Görüntüleme : 813
 Hollanda'nın derdi ne ola ki?!Aslında bu dert sadece Hollanda’nın değil, Türkiye’nin bağımsızlaşmasını, özgürleşmesini ve güçlenmesini istemeyen, bu durumun onların sömürgeci emellerine karşı olduğunu düşünen her ülkenin derdidir ve birincil meselesidir.

Hollanda’nın yaptığı ise bu düşüncenin ahmakça tetikçiliğine soyunmaktan ibarettir. Çünkü Avrupa ülkeleri içerisinde Türk nüfus yoğunluğu en fazla olan, iki ülke arasında en fazla iş ortaklığı olan ve Türkiye'de en fazla yatırımı olan ülkelerden biridir Hollanda, belki de birinci sırada yer almaktadır. Son seçimlerde, 3 Türk milletvekili çıkarması da, Türklerin bu ülkede ne denli etkili olduklarını da göstermektedir.

Hollanda'yı mesken tutmuş, oranın vatandaşlığını Türk'e yaraşır bir şerefle temsil etmiş ve Hollandalı yurttaşlarla samimi, içli dışlı olmuş, sorun yaşamamış gururumuz Türklerle onur duyacaklarına, iftihar edeceklerine, Hollanda'nın Hollandalı’ya yakışmayan ceberut ve faşist hükümeti, anlaşılmaz bir akıl yitimi ile onlara cephe almıştır. Son olayların vahametine bakın, bir köpeğe, yerlere yatırılan bir Türk vatandaşının baldırından ısırtılıyor. Başındaki polis kılıklı cellat, ısıran köpekten de daha köpek, tam bir gözü dönmüşlükle üzerine saldırıyor ve saldırtıyor. İnsan ve köpeğin birleşmesinden neşet etmiş "Voltran köpek" marifetiyle sergilenen bu insanlık dışı hareketle dişlenen bir insan değil, adeta insanlıktır! Ve bunu, bütün dünya izliyor da ses çıkarmıyor! Aksine ısırmada köpeklerle yarışan aşağılık ruh halleriyle olanları savunmaya kalkışanlar bile olmuştur. Bunlar, faşizan dünyadaki yerlerini almak için yarışa girmiş gibi vahşetin yanında saf tutmuşlar, bir ve beraber olmuşlardır.

Bu nasıl bir zihniyet, bu nasıl bir yürek ki, gencecik bir kadın bakanın etrafına sırtlan sürüleri gibi üşüşmüşler, sizin lügatinizde mertlik kavramları yer almıyor mu? Düşmanınız bile olsa sizin yurdunuzda, sizin memleketinizde olan birine böyle mi davranılır? Neticede O, ülkenizde bir konuktur. Ama nafile! Dile getirdiğim değerler size çok yabancı! Eminim ki sizde “misafir” kavramı da yoktur. Zavallı bir kültürün sahibi, zavallı bir ülkesiniz, biliyor musunuz? Bir kadın Bakan olan Fatma Betül Sayan Kaya’nın sizden korkacağını mı sanmıştınız yamyam sürüleri! Siz ne kadar cahilsiniz ki Türk tarihinin kadın kahramanlarından habersizsiniz.

Şimdi yapılan bu muamelenin, insanlık dışı olduğundan, diplomatik teamüllere aykırı olduğundan hiç söz etmeyeceğim! Çünkü Filistin'de, Suriye'de ve dünyanın pek çok yerinde kadın, çoluk çocuk demeden yapılan katliamlara kör ve sağır olan bu Hitler bozuntularından mı sağlıklı bir tepki beklenecek? Filistin'de benzin içirtilerek yakılan çocuk, elleri çatır çatır kırılarak işkence yapılan çocuklar, babasının arkasında saklanan çocuğu, babasıyla birlikte öldüren ve orada ezanı yasaklayan; din, inanç, özgürlük ve insanlık düşmanı Yahudilere ses çıkarmak bir yana, sanki onların kamplarında eğitim görmüşçesine insanlık dışı hal ve hareketler sergiliyor bu Hollandalılar.

Şaşmamak gerekir! Yaptıkları bu kahpelik ilk değil, daha önce de sütlerinin gereğini yapmışlardı. Hatırlayın, 13 Temmuz 2013 tarihli yazımızda da yazmıştık: “Daha can alıcı bir örnek, Avrupa’nın göbeğinden… Srebrenitsa 11 Temmuz 1995’e kadar BM’nin güvenliği altında olan Müslüman bir bölgeydi. Sırp kasap Ratko Mladiç’e bağlı güçler buraya girmiş, binlerce çocuk, 8 bini aşkın Boşnak erkeği kamyonlara bindirilerek götürülmüş ve hunharca öldürülmüş, daha sonra da toplu mezarlara gömülmüştü. Geride ciğeri parçalanan, ağlamaktan göz pınarları kuruyan anneler kalmıştı… Srebrenitsa, Birleşmiş Milletler adına görev yapan Hollanda askerlerinin kontrolündeydi. O sırada hiçbir müdahalede bulunmamış, aksine zulümden kaçan Boşnakları kendi elleriyle Mladiç’e teslim ederek ölüme göndermişlerdi. Katliamın sorumluları bugün hiçbir şey olmamış gibi törenlere katılıp timsah gözyaşları döküyorlar.”

Almanya da bunlarla beraber hareket etmektedir. Tarihte sözüm ona müttefikimiz olan Almanya (!) orada da bize yapmış olduğu hainliği, sonradan deşifre olan Almanya! Türk'e, Türkiye'ye ne kadar düşman unsur varsa hepsini kucaklayan, besleyen büyüten ve bize karşı arkalayan Almanya!

 Nietzsche'nin “Seçilmiş Mektupları”ndan 198. Mektubunda; “Ben Almanları fazlasıyla bayağı insanlar olarak görüyorum ve Tanrı'ya bütün kalbimle, başka bir şey değil de Polonyalı olduğum için dua ediyorum…” diyerek insanlarını bayağı gördüğü, kendi memleketi olmasından utanç duyduğu, ne kadar aşağılık ve ne kadar kişiliksiz bir ülke olduğu ve bu yüzden Almanyalı olmaktan utanç duyduğu ülke: Almanya! Bununla da bitmiyor Nietzsche'nin söyledikleri. Kültürden ve ciddiyetten yoksun olduklarını (155. mektup) fazla aptal ve çok bayağı olduklarını (193. mektup)da belirtmektedir. Ve çok önemli bir tespitte bulunmaktadır: Almanya’nın en büyük devlet adamının, büyük devlet adamlarının var olduğuna inanmadığını anlattığını söylemektedir. (İnsanca, Pek İnsanca, s.124)

Bu itirafın üzerine daha ne söylenebilir ki! Sizce bugünkü yöneticilerin sergiledikleri tutum, Nietzsche'yi doğrulamıyor mu? Geçmişte, kafatasçı Hitler'in aşağılık ruh haliyle, bu yapıyı ne kadar yüceltmeye kalkışsa da nafile! Düşük bir yapıdan üstün bir ırkın çıkmayacağını o da biliyordu. Onun için bunu zorla gerçekleştirmek istedi, Nazi kafasıyla ve faşistçe!

Ey bu kafayı taşıyan Batının yüz karası olan ülkeler! Şairimizin sizin için "Tek dişi kalmış canavar" "Medeniyet denilen kahpe hakikat yüzsüz!" söylemlerini ne kadar da güzel doğruluyorsunuz.

Atalarımız dün, Milli Mücadele, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nı sizin açgözlülüğünüz ve canavar ruhunuza karşı yaptı! Bugün de bir millet olarak ülkemizi ayakta tutmak için biz yapacağız! Aklınızı başınıza toplayın! Dün olanlardan ders çıkarmamışsınız, bu belli. Aynı akıbeti yaşamak istemiyorsanız akıllı durun. Öncelikle kendi ülkenize, insanınıza ve sonra da bütün insanlığa kötülük yapmaktan vazgeçin!

Eğer siz bu tutumunuzla, bizim ülkemizde yapılacak olan idare şeklimizi etkileyip güdümünüze gireceğimizi sanıyorsanız, yanıldığınızın resmini 17 Nisan'da göreceksiniz. Çünkü bu millet, sizin ve size sığınan hainlerin çıkarlarının aksine, kendi istiklal ve İstikbal mücadelesi için çalışacaktır. Hem de büyük bir inanmışlık içinde ve büyük bir azimle.

Hollanda'ya, Almanya'ya, ülkemize düşman bütün ülkelere ve onların barındırdığı bütün hainlere inat "EVET", onlara inat, bu ülkenin idaresini onlara teslim etmeyecektir, etmeyeceklerine dair sözleri vardır. Siz başta olmak üzere, bütün dünya bunu böyle bilsin!