......

RESMİ İLANLAR

PİYASALAR

altın fiyatları

Online Ziyaretçi

Günlük: 83
Haftalık: 849
Aylık: 4975
Toplam: 234769

Bu feryadı kim duyacak?

Yazar : | Tarih : 1 yıl, 4 ay önce / | Görüntüleme : 1107
 Bu feryadı kim duyacak?Cumhurbaşkanımızın meydanlara "çıkın" talimatından önce, abdestini alarak Kızılay Meydanı'na doğru yola koyulmuş bir hanım kadından bahsedeceğim size.

Can pazarının kurulduğu ve ölümle burun buruna gelindiği 15 Temmuz gecesi… O meşum gecenin 23.30'ndan sabahın 08’ne kadar süren direnişte, 50 küsur yaşına rağmen, elindeki bayrakları hiç yorulmadan sallayan, sloganları heyecanla ve aralıksız olarak tekrarlayan ve en önemlisi o alçakların saldırıları karşısında korkusuzca direnen o gecenin kahraman kadınlarımızdan birisinden söz edeceğim:  

"Korkusuzca" diyorum, bunun anlamını ancak meydanlarda olan ve o anı yaşayanlar bilir. O gece yaşanan bu olay, ABD’li ikiyüzlü yöneticilerinin, “Biz, bilgisayar oyunu sandık” dediği cinsten değildi asla! Yaşananlar, tam bir ölüm kalım mücadelesinin adıydı. Satılmış hainlerin, sömürgeci güçlerin uşaklığına soyunarak,  kendi ülkesine, kendi insanına karşı başlattıkları haince ve kalleşçe kalkışmanın adıdır. 

Kalabalığı korkutmak ve dağıtmak niyetiyle hain pilotların, F16'ları binaları yalayacak kadar alçaktan uçurması ve çıkan seslerin binaların camlarını zangır zangır titretmesi ve neredeyse kulak zarlarının patlayacak noktaya gelmesi, o gecenin ürkütücü sahneleriydi.  Bütün bunlara rağmen hainler, bakıyorlar ki kimsenin buna aldırış ettiği yoktu, alçaklıklarını, efendilerini memnun edecek boyuta çıkararak halkımızın üzerine kurşun yağdırmaya başladılar...  Çoluk çocuk demeden, genç ihtiyar ayrımında bulunmadan...

Bu satılmış zalimlerin yaptığı, ancak bir ülkeyi istilaya kalkışan düşman askerlerinin yapacağı şeydi. Yağdırdıkları mermilerle halkın gözünü korkutup sindireceklerini sanan gafiller, bu necip milleti de kendileri gibi korkak ve satılmış sanmışlardı. Be hey gafiller! Bilmeliydiniz ki, bu alnı öpülesi insanlar, dönmek gibi bir niyetle çıkmamışlardı evlerinden; abdestlerini almış ve teröristlere karşı durmak üzere, şehadeti isteyerek ve ölümü göze alarak meydanlara koşuşmuşlardı…

Allah'ın izniyle bu işi başarmışlardı da... Ancak kimisi gazi olarak ve kimisi de şehadeti yudumlayarak… Bütün meydanlar, aynı ruh ve aynı gaye ile donanmış bu vatanseverlerle doluydu. Bir ayı geçen süre içerisinde teyakkuz nöbetlerini aksatmadan da sürdürmüşlerdi. Allah’ım bu nasıl bir inanmışlık ki, içlerinden hiç kimse bu nöbetleri yüksünmeden meydanlara severek ve isteyerek koşmuştu.

Fakat kahrolası hainlerin, tuzakları hiç bitmiyordu ki! Bu tuzakların en adisi ve en alçakçası, tankla ve uçakla sindiremedikleri ve dağıtamadıkları bu halkı, hile ile, oyunla birbirine düşürmek, devletiyle yekvücut olmuş halkı, devletine düşman etmekle gerçekleştireceklerdi pis planlarını.

A planı, yani darbe girişimi tutmazsa (ki tutmadı), Devletle milletin arasını açmak olan B planını devreye sokacaklardı... Bu planın nasıl gerçekleşeceğinin işaretlerini, son günlerde yaşanan hadiseler, bize açıkça göstermiştir: 

Sözünü ettiğimiz; 15 Temmuz gecesi ve onu takip eden gecelerde Nene Hatunların ruhuyla, darbecilere karşı kahramanca direnen o hanım kardeşimiz; ne acıdır ki, 10 Ağustos günü, çalıştığı kurum tarafından çağrılıp "Fetöcü" olmak gibi kahredici bir yaftayla, görevden alındığı kendisine tebliğ ediliyordu! Mağdur kardeşimiz, yüreğinin derinliklerinden gelen acıyla diyordu ki, "Bana atılan bu iftirayı devletimin yetkililerinin ağzından duyacağıma, keşke o gece, o hainlerin kahpe kurşunlarından birisiyle can verseydim! Ancak ben şimdi, kendimi aklama utancıyla baş başa kalmış durumdayım! Feryadımı da kimseye duyuramıyorum, dönüp mazlumların ve mağdurların sahibi ve kefili olan Yaradanıma arz edeceğim ama, korkum odur ki, sesimi duyduktan sonra O’nun kızgınlığının Devletimi yöneten yetkililere ulaşmasıdır. İç ve dış düşman karşısında amansız bir mücadeleye girmiş olan yetkililerimin, bu konudaki titiz olma halini gevşek tutmaları ve bu mağduriyete neden olmaları sebebiyle, benim yüzümden bir zafiyete uğramalarıdır...”

Gelin de siz, bu hissiyat ve düşünce sahibi kardeşimizin bu söylediklerinden duygulanmayın. Bu milletin ruhunu dile getiren, vatan ve millet sevgisi ile dolu insanımızdan sadece biridir bu hanım kardeşimiz! 

Hakikaten, iftiraya maruz kalan bu insanlarımızın sesine kim kulak verecek ve onları kim duyacak? Mağduriyetlerini kim giderecek? Hem de vakit kaybetmeden ve adil bir şekilde… Adl-i ilahi, Dicle kenarında kaybolan bir koyunun hesabını kimden soracağını bilmeyen kimse var mı aramızda?

Allah için, dosdoğru bir emri, sorgulamadan kendini meydanlara atan, vücudunu kurşunlara karşı siper eden kahraman insanımızı dinlemek bu kadar zor olmasa gerek! Bilmeliyiz ki, mazlumların sesine kulak vermeyenleri Allah'ın kendilerini dinleyeceğini akıllarına getiriyorlarsa, büyük bir yanılgı içerisinde olduklarını söyleyebiliriz!

Biz, zalimlerin ve hainlerin yanında olmadan, devletimizi de zafiyete düşürmeden, tez elden mağduriyetlerin giderilmesini ve hakkın yerini bulmasını diliyoruz.

Yetkililerin de, Sayın Cumhurbaşkanımızın “At izi ile it izinin birbirine karıştığı…” şeklinde dikkat çektiği konuya titizlikle eğilinmesini diliyor ve bekliyoruz.